İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38780

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8828

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6911

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5707

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5249

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3475

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2606

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2036

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1657

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 43 dakika kaldı.

Sai̇d Naci̇ Çamdalı yazdı, 1073 kez açıldı, 5 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
30 Tem 15 16:00
Algı Yönlendi̇rme Örneği̇: Uçurtma Avcısı

Giriş

Afganistan dünyanın en mazlum coğrafyalarından birisidir. Hemen hemen her devirde farklı devletlerin mücadelerine şahit olmuş, savaşlar yaşamış kısacası kanla yoğrulmuş bir coğrafyadır.

Emperyalizm denen illet tüm dünyaya tırnaklarını geçirince Afganistan’da bu illetten payına düşeni almıştır. Kuzey Hindistan’da İngiliz hakimiyeti artınca bu hakimiyet Afganistan’a da sıçramış, yapılan savaşları kaybeden Afganlar, İngiliz boyunduruğu altına girmişlerdir. Bölgede sık sık İngiliz ve Rus emperyallerin hakimiyet mücadelesi yaşanmıştır. 1919 yılında ise İngilizler tarafından göstermelik olarak bağımsızlıkları tanınmıştır. Bağımsızlığın tanınmasından sonra genelde İslami gelenekten uzak, batıcı ve modernist yöneticiler tarafından yönetilmiştir. 1979 yılında Sovyetler tarafından işgal edilmiştir. Sovyetlere yaşatılan hezimete rağmen bir türlü iki yakası bir araya gelmeyen coğrafya iç karışıklıklar yaşamış ve nihayetinde 11 Eylül saldırıları bahane edilerek Amerika ve haçlı müttefikleri tarafından işgal edilmiştir.

Kalemşörler ve Oynanmış Algılar

Modern savaşlar hiçbir zaman tek boyutlu olmamıştır. Geçmiş çağların aksine savaşlar meydanlardan ekranlara, kalemlere hemen hemen insanın olduğu her yere sıçramıştır. Yapılan savaşların altyapısını hazırlamak, algıları bu savaşlara hazır hale getirmek emperyal orduların bir başka neferleri olan kalemşörlere düşmüştür. Bu kalemşörlerden birisi de yazımıza mevzu bahis olan kitabın yazarı; Halid Hüseyin…

Halid Hüseyin 1965 yılında Afganistan’da doğmuştur. Etnik olarak Taciktir ve Şia mezhebine mensuptur. Elit bir ailenin çocuğudur. Önce İran’a (1970), ardından Paris’e (1976) ve son olarak Amerika’ya (1980) göç etmiştir. Amerika’da tıp eğitimi almış ve doktor olmuştur. İranlı bir Şii ile evlidir ve Amerika’da yaşamaya devam etmektedir.

Halid Hüseyin’in popülerlik kazanmasına sebep olan kitabı olan Uçurtma Avcısı’nı (orijinal adıyla Kite Runner) 2004 yılında yazmıştır. Kitap birazdan bahsedeceğimiz şekilde Batı dünyasında popüler olmuş ve derin yankılar uyanmıştır. Yazar bu kitaptan sonra –yine aynı muhteviyata sahip- 2007 yılında Bin Muhteşem Güneş (A Thousand Splendid Suns) ve 2013 yılında ise Ve Dağlar Yankılandı (And the Mountains Echoed) adlı iki kitap daha yayınlamıştır.

Madalyonun Sevimli Yüzü

Gel gelelim Uçurtma Avcısına… Yazar bu kitabı 2004 yılında yazmıştır. Aynı yıl İngilizce olarak kitap basılmıştır. Püren Özgören tarafında Türkçe’ye çevrilen kitap aynı yıl Everest Yayınları tarafından ülkemizde basılmıştır.

Yazar kitapta Afganistanlı Emir’den ve Amerika’ya kadar uzanan yolculuğundan bahseder. Emir, aslen Peştun ırkına mensuptur. Babası başkent Kabil’in önde gelen simalarından birisidir. Annesi, Emir doğarken ölmüştür ve bu durum Emir ile babasının arasında asla kapanmayacak olan bir yara haline gelmiştir. Emir’in en iyi ve tek arkadaşı evlerinde çalışan hizmetçi Hasan’dır. Annesizliğin ve babadan mahrum olmanın verdiği sevgisizlik ile büyüyen Emir, en yakın arkadaşına iftira atar ve yanlarından ayrılmasına sebep olur. Daha sonra Sovyet işgali ve komünizm gelir. Önce Pakistan’a, ardından Amerika’ya iltica ederler. Günlerden bir gün bir mektup ile Hasan’ın, babasının, gayrı meşru çocuğu olduğunu öğrenir. Hasan’ın bir oğlu olduğunu ve bu çocuğun Taliban’ın elinde bulunduğunu duyan Emir üstün fedakarlıklar ile(!) çocuğu Taliban’ın elinden kurtarır.

Kitap, yayınlandığı 2004 yılında best seller olmuş ve New York Times'ın en çok satanlar listesinde bir numaraya kadar yükselmiştir. Yine kitabın uyarlamasının yapıldığı ve Marc Forster'ın yönettiği 2007 ABD yapımı bir film mevcuttur ve bu film ödüllere aday gösterilmiştir.

Madalyonun Karanlık Tarafı

Şimdi sırada kitabın arka planı var. Halid Hüseyin her şeyden önce etnik olarak Tacik’tir ve Şiidir. Kitabın temelinde ise ezilen bir Şia (hizmetçi Hasan) algısı vardır. Kitapta Emir Sünni/Peştunları ve hizmetçi Hasan ise diğer etnik grupları ve Şiileri temsil eder. Kitabın kahramanı olan Emir etnik olarak Peştun’dur. Peştun’lar Afganistan’ın yerli halkıdır ve tarih boyu yöneticisi olmuşlardır. Kitap, kurulan mağduriyet ilişkisinin arka planında, yüzyıllardır devam eden Peştunlar ile diğer etnik kökenlerin ve Sunniler ile Şiilerin çekişmesini konu almaktadır.

Kitapta çizilen Peştun-Sunni algısı hep zalimdir. Dindarlığı savunurlar ama dinle alakaları pek olmaz. Mağdur edilenlerse Şiilerdir. Peştun geleneğinden gelen ve katı Sünni görüşe sahip Taliban Hareketi de bundan payını almıştır. Yazar bu etnik nefreti Peştunlara eşcinsellik isnat edecek kadar ileri götürmüştür.

Aslında yazar Halid Hüseyin Afganistan’daki bu savaş ortamını hiç yaşamamıştır. Önce İran’a ardından Avrupa’ya ve final olarak Amerika’ya kaçmış ve dünyanın geri kalanı gibi ülkesinde yaşanan vahşete sadece izleyici olmuştur. Ülkesi zulüm altında inlerken en lüks okullarda eğitim almıştır ve rahat bir yaşam sürmüştür.

Fakat birden bire ne olduysa bu rahat yaşantılı yazar 2004 yılında ülkesinin ve Taliban zulmünü (!) tüm dünyaya duyurma ihtiyacı hissetmiş ve böyle bir kitap yazmıştır. Bu kitap ve film türünün tek örneği değildir. Aynı yıllarda hem edebiyat alanından hem sinema alanında bir çok algı operasyonları yapılmıştır, bu operasyonlar hala da devam etmektedir.

Sonuç

İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük vasfı akledebilmesidir. Bize bahşedilen bu akletme yeteneğimizi perdelemek için emperyal güç odakları tarafından bir çok oyun oynanmakta ve sahnelenmektedir. Akleden insana yakışan ve akletmenin gereği olansa bu algı oyunlarından sıyrılıp büyük resmi görmektir. Akleden insan olmamızın gereğini yerine getirebilmek dileğiyle…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
31 Tem 22:21

Yazıdan epeyce faydalandım. Teşekkürler.

Bunlar da ilginizi çekebilir..