İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 28447

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8033

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6532

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4784

İstanbul

Sezer Emlik

5 / Puan: 4501

Bartın

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4250

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3849

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3631

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2370

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2114

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1830

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1687

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1604

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1394

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1352

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1019

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1016

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 975

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 940

İstanbul

Yamanduruş

20 / Puan: 886

Sakarya

Ahmet Demir

21 / Puan: 870

İstanbul

Müsemma Şahin

22 / Puan: 855

İstanbul

Mesut Toprak

23 / Puan: 843

Ankara

Ahmet Lalbek

24 / Puan: 838

Erzincan

Reşit Akpınar

25 / Puan: 834

Erzurum
İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 791

Ankara

Muharrem Morkoç

28 / Puan: 753

İstanbul

Alpay Gökçe

29 / Puan: 728

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 694

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 21 dakika kaldı.

Fatma Nur Sarı yazdı, 474 kez açıldı, 7 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
31 Tem 15 16:00
Bin Rivâyet Bir Hikâye

Gözümüzü acıya açtık. Göğümüze masallar değil, kederler dizdik. Ne çok şey yaşamıştı bizden öncekiler, ne çok zulme şâhit tutulmuştu! Onlar bu şehâdetin verdiği yetkiyle anlattıkça, biz ezildik, küçüldük. Toy dimağlarımız evvelâ korkuyu bildi. Onlar yenilmişti ya bir defa; biz de kafadan yeniktik!

Dinledik, dinledik, dinledik. Anlatacak çok şey vardı. Çok acı birikmişti. Bir neslin güç yetiremeyeceği kadar çok. Biz de omuz verdik geçmişin acılarına. Öyle sandık. Geçmişin geçtiğini sandık. Acıların, zulümlerin geçmişte kaldığı sandık. Çünkü, hani bizden öncekiler o kadar çok acı çekmişti ki; bunca acı bizim bile acıdan yana hakkımızı doldurmaya yeterdi.

Çok ezilmiş, çok horlanmıştık bundan önce. Herkes böyle söylüyordu. Öyleyse, sevinme sırası bize gelmiş olmalıydı. Sonunda gelmiş olmalıydı ve biz o zamana erişecek kadar talihli olmuş olmalıydık. Tamı tamına böyle olmalıydı ama böyle olması gerektiği böyle olacağı anlamına gelmezmiş işte!

Her neslin acıdan yana nasibi ayrıymış meğer. Her nesil kendi acısıyla sınanırmış. Herkesin sırası varmış sadece ve sıra bize gelmiş nihâyet. Duyduklarımız göreceklerimize delâlet; şimdi, biz de, çaresiz, acı feleğinden geçiyoruz çemberin. Şâhitlik sırası bizde.

Oysa, şâhit olduğumuz ve olacağımız acılardan daha acısı, bizden çocuklarımıza ne çok acı kalacağı. Zira, tahayyül dahi edemiyorum. Geçen zaman, yalnızca müstakbel evlatlarımızın sırtındaki yükü çoğaltıyor. Bir köşede yığılan bu acıları bir gün sırtlanmak mecburiyetinde kalacaklarından bîhaber, dünyaya gelmeyi bekliyorlar. Ne yazık! Böylece onların yerine de ben üzülüyorum. Ben ki onca dert dinledim yıkılmadım; anlatmak mecburiyetinde kalacağım tek bir hakîkatin yükünü taşıyamıyorum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
31 Tem 22:02

O kadar net söylemiş ki içerledim. Herkesin bildiği ama bilmezden gelmek istediği şeyler vardır. Benim bilmezden gelme hakkımı elimden almış zât-ı âlileri.

31 Tem 18:27

Schopenhauer "dünya çocuk getirilmeyecek kadar kötü biryerdir." Diyordu,anımsadım...

Bunlar da ilginizi çekebilir..