İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38846

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8854

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6943

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5721

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5508

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5262

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3477

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2613

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2505

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1660

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1491

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1399

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1364

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1276

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1081

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1074

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 985

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 06 saat 51 dakika kaldı.

Fatma Nur Sarı yazdı, 555 kez açıldı, 7 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
31 Tem 15 16:00
Bi̇n Ri̇vâyet Bi̇r Hi̇kâye

Gözümüzü acıya açtık. Göğümüze masallar değil, kederler dizdik. Ne çok şey yaşamıştı bizden öncekiler, ne çok zulme şâhit tutulmuştu! Onlar bu şehâdetin verdiği yetkiyle anlattıkça, biz ezildik, küçüldük. Toy dimağlarımız evvelâ korkuyu bildi. Onlar yenilmişti ya bir defa; biz de kafadan yeniktik!

Dinledik, dinledik, dinledik. Anlatacak çok şey vardı. Çok acı birikmişti. Bir neslin güç yetiremeyeceği kadar çok. Biz de omuz verdik geçmişin acılarına. Öyle sandık. Geçmişin geçtiğini sandık. Acıların, zulümlerin geçmişte kaldığı sandık. Çünkü, hani bizden öncekiler o kadar çok acı çekmişti ki; bunca acı bizim bile acıdan yana hakkımızı doldurmaya yeterdi.

Çok ezilmiş, çok horlanmıştık bundan önce. Herkes böyle söylüyordu. Öyleyse, sevinme sırası bize gelmiş olmalıydı. Sonunda gelmiş olmalıydı ve biz o zamana erişecek kadar talihli olmuş olmalıydık. Tamı tamına böyle olmalıydı ama böyle olması gerektiği böyle olacağı anlamına gelmezmiş işte!

Her neslin acıdan yana nasibi ayrıymış meğer. Her nesil kendi acısıyla sınanırmış. Herkesin sırası varmış sadece ve sıra bize gelmiş nihâyet. Duyduklarımız göreceklerimize delâlet; şimdi, biz de, çaresiz, acı feleğinden geçiyoruz çemberin. Şâhitlik sırası bizde.

Oysa, şâhit olduğumuz ve olacağımız acılardan daha acısı, bizden çocuklarımıza ne çok acı kalacağı. Zira, tahayyül dahi edemiyorum. Geçen zaman, yalnızca müstakbel evlatlarımızın sırtındaki yükü çoğaltıyor. Bir köşede yığılan bu acıları bir gün sırtlanmak mecburiyetinde kalacaklarından bîhaber, dünyaya gelmeyi bekliyorlar. Ne yazık! Böylece onların yerine de ben üzülüyorum. Ben ki onca dert dinledim yıkılmadım; anlatmak mecburiyetinde kalacağım tek bir hakîkatin yükünü taşıyamıyorum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
31 Tem 22:02

O kadar net söylemiş ki içerledim. Herkesin bildiği ama bilmezden gelmek istediği şeyler vardır. Benim bilmezden gelme hakkımı elimden almış zât-ı âlileri.

31 Tem 18:27

Schopenhauer "dünya çocuk getirilmeyecek kadar kötü biryerdir." Diyordu,anımsadım...

Bunlar da ilginizi çekebilir..