İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 30807

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8110

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6707

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 5182

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4848

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4593

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4138

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3799

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2460

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2266

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1878

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1725

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1617

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1416

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1357

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1072

İstanbul

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1057

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1026

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 943

Erzurum

Mücahid Cesur

20 / Puan: 941

İstanbul

Ali Osman Rothschild

21 / Puan: 933

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 917

Sakarya

Ahmet Demir

23 / Puan: 885

İstanbul

Ahmet Lalbek

24 / Puan: 883

Erzincan

Müsemma Şahin

25 / Puan: 865

İstanbul

Mesut Toprak

26 / Puan: 849

Ankara
İstanbul

Emre Keleş

28 / Puan: 819

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 771

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 735

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 36 dakika kaldı.

Fatma Nur Sarı yazdı, 489 kez açıldı, 7 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
31 Tem 15 16:00
Bin Rivâyet Bir Hikâye

Gözümüzü acıya açtık. Göğümüze masallar değil, kederler dizdik. Ne çok şey yaşamıştı bizden öncekiler, ne çok zulme şâhit tutulmuştu! Onlar bu şehâdetin verdiği yetkiyle anlattıkça, biz ezildik, küçüldük. Toy dimağlarımız evvelâ korkuyu bildi. Onlar yenilmişti ya bir defa; biz de kafadan yeniktik!

Dinledik, dinledik, dinledik. Anlatacak çok şey vardı. Çok acı birikmişti. Bir neslin güç yetiremeyeceği kadar çok. Biz de omuz verdik geçmişin acılarına. Öyle sandık. Geçmişin geçtiğini sandık. Acıların, zulümlerin geçmişte kaldığı sandık. Çünkü, hani bizden öncekiler o kadar çok acı çekmişti ki; bunca acı bizim bile acıdan yana hakkımızı doldurmaya yeterdi.

Çok ezilmiş, çok horlanmıştık bundan önce. Herkes böyle söylüyordu. Öyleyse, sevinme sırası bize gelmiş olmalıydı. Sonunda gelmiş olmalıydı ve biz o zamana erişecek kadar talihli olmuş olmalıydık. Tamı tamına böyle olmalıydı ama böyle olması gerektiği böyle olacağı anlamına gelmezmiş işte!

Her neslin acıdan yana nasibi ayrıymış meğer. Her nesil kendi acısıyla sınanırmış. Herkesin sırası varmış sadece ve sıra bize gelmiş nihâyet. Duyduklarımız göreceklerimize delâlet; şimdi, biz de, çaresiz, acı feleğinden geçiyoruz çemberin. Şâhitlik sırası bizde.

Oysa, şâhit olduğumuz ve olacağımız acılardan daha acısı, bizden çocuklarımıza ne çok acı kalacağı. Zira, tahayyül dahi edemiyorum. Geçen zaman, yalnızca müstakbel evlatlarımızın sırtındaki yükü çoğaltıyor. Bir köşede yığılan bu acıları bir gün sırtlanmak mecburiyetinde kalacaklarından bîhaber, dünyaya gelmeyi bekliyorlar. Ne yazık! Böylece onların yerine de ben üzülüyorum. Ben ki onca dert dinledim yıkılmadım; anlatmak mecburiyetinde kalacağım tek bir hakîkatin yükünü taşıyamıyorum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
31 Tem 22:02

O kadar net söylemiş ki içerledim. Herkesin bildiği ama bilmezden gelmek istediği şeyler vardır. Benim bilmezden gelme hakkımı elimden almış zât-ı âlileri.

31 Tem 18:27

Schopenhauer "dünya çocuk getirilmeyecek kadar kötü biryerdir." Diyordu,anımsadım...

Bunlar da ilginizi çekebilir..