İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 28789

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8054

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6553

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4792

İstanbul

Sezer Emlik

5 / Puan: 4605

Bartın

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4295

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3877

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3646

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2385

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2157

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1842

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1693

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1606

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1396

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1353

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1025

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1017

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 986

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 940

İstanbul

Yamanduruş

20 / Puan: 889

Sakarya

Ahmet Demir

21 / Puan: 870

İstanbul

Müsemma Şahin

22 / Puan: 857

İstanbul

Reşit Akpınar

23 / Puan: 847

Erzurum

Mesut Toprak

24 / Puan: 844

Ankara

Ahmet Lalbek

25 / Puan: 840

Erzincan
İstanbul

Emre Keleş

27 / Puan: 792

Ankara

Muharrem Morkoç

28 / Puan: 753

İstanbul

Alpay Gökçe

29 / Puan: 728

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 699

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 12 dakika kaldı.

Said Naci Çamdalı yazdı, 602 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
1 Ağu 15 10:00
Terör Algısı

Medya teknolojilerinde son 25 yılda yaşadığımız gelişmeler dünyamızı adeta küçülttü ve ceplerimize sığar hale getirdi.Bir zamanların ileri teknolojisi olan gazeteler yerini internet haberciliğine bıraktı.Televizyon ve gazete haberciliği bile gündemi geç takip eder hale geldi.Bütün bu gelişmeler biz insanlardaki merak duygusunu da zirveye çıkarttı.İnsanlar sürekli bilmek ve öğrenmek için yeni yollar aramaya başladılar. Bundan 25 yıl önce belki ayda bir defa sinema gören insanlar artık bir gecede birden fazla film izler hale geldiler.İnsanlarda zirve yapan bu merak duygusunu egemen küresel güçler her zaman olduğu gibi kendi çıkarları için kullanmaya başladılar.Taktik ise basit ; “Modern çağların meraklı insanını yönlendirmenin en kolay yolu “medya”yı kullanmaktır”

Günümüzdeki “terör algısı” hayatımıza 20.y y da girmişse de bu algının oluşumu bu yüzyılın son yıllarında gerçekleşmiştir.Bu yazımızda egemen güçler tarafından basından sinemaya , edebiyattan siyasete oluşturulmak istenen algıyı dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışacağız.Amacımız herhangi bir iddiayı doğrulamaktan ziyade “büyük resmi” görmeye çalışmaktır.

Algının Temeli

Öncelikle “terörizm” kavramını incelerken 2 farklı tarihsel süreçten bahsetmek lazımdır.Terörizm bu iki süreçte tekrardan yorumlanıp kalıp değiştirmiştir.Bu süreçten birincisi II.Dünya Savaşından Sovyetler Birliğinin yıkılmasına kadar uzanan “Anti-Komünizm” dönemi ikincisi ise 1990’lı yıllardan günümüzde uzanan “Doğu Kökenli Terörizm” dönemidir.Bu iki dönemden birincisi “ideolojik” kökenli iken ikinci süreç daha tarihsel ve dinsel kökenlidir.Birinci sürecin en fazla 50 yıllık bir mazisi varken yaşadığımız ikinci süreç binlerce yıllık temele dayanmaktadır.

Bu iki süreçte de algıyı oluşturan taraf “Batı/West” tarafıdır.Hem elindeki medya imkanlarının güçlü olması hem de ulaşabildiği kitlenin çok daha büyük olması Batı’nın kendi terörizm algısını oluşturmasını kolaylaştırmıştır. Yani her ikisinde de uygulanan taktik aynıdır.

Hollywood Silahlı Kuvvetleri

Terör algısının oluşmasında en önemli rolü kuşkusuz televizyon ve sinema oynamıştır.Amerikan sinema sektörü –ki bunaAvrupa sinemasını da rahatlıkla dahil edebiliriz- yani Hollywood hem Anti-Komünizm” hem de sonrası dönemde üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirmiştir.11 Eylül saldırıları ile Hollywood bu durumda zirveye ulaşmıştır.Bu durumu örnekler ile açıklarsak daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.

“James Bond” filmleri Hollywood’un oluşturmaya çalıştığı terör algısının en güzel örneğidir.1962 yılından 2012 yılına kadar toplamda 25 film olarak çekilen James Bond serisi yukarıda bahsettiğimiz hem Anti-Komünist hem de Doğu Eksenli terör algısını işlemiştir.1962 yılında çekilen serinin 2. filmi olan “From Russia with Love/Rusyadan Sevgilerle” filmi Anti-Komünist terör algısını işler ; kahraman Batı/West ajanı bir kez daha komünistleri alt edip tüm dünyası kurtarır.Serinin 2012 yılında -bir kısmı ülkemizde çekilen- 25.filmi olan “Skyfall” da ise James Bond bu sefer Orta Doğu kökenli bir terör problemini halletmeye çalışmaktadır.Aynı şekilde “Rambo” seri filmi de bu duruma örnek gösterilebilir.

Hollywood filmleri sadece algı oluşturmak için değil aynı zamanda propaganda amaçlıda kullanılmaktadır.Bu duruma en güzel örnek 2001 yılında gösterime giren “Black Hawk Down/Kara Şahin Düştü” filmidir.1993 yılında Amerika’nın Somali topraklarında düzenlediği fakat direniş karşısında fiyaskoya dönüşen bir operasyonu temizlemek için Hollywood Silahlı Kuvvetleri devreye girmiş ve fiyaskoyu bir zafere çevirmişlerdir.

Her ne kadar sinema sektöründeki bu durumu hoş görmeyen birkaç cılız ses olsa da maalesef egemen güçler sinema sahnesinde istediği gibi at koşturmaktadır.

Basının Gücü

İnsanın sürekli olarak çevresinde olup bitenleri öğrenmek istemesi sonucunda “basın sektörü” ortaya çıkmıştır.Önce kısıtlı ve yerel olan basın teknolojiye paralel olarak güçlenmiş ve küresel boyuta ulaşmıştır.

Peki bir çok konuda zihnimizi şekillendiren ve küresel güce sahip bu basın ne kadar özgür ve objektiftir ? Bu konuya şöyle bakalım ;

Dünyanın en büyük basın şirketi “News Corporation/Haber Şirketi” dir.Multi-Milyoner Rupert Murdoch ve eski İspanya başbakanı José María Aznar’ın ortağı olduğu bu şirketin onlarca ülkede yüzlerce gazete,dergi ve bültenler çıkartır.Onlarca TV ve yapım şirketine sahiptir.Yani tüm dünya basını neredeyse tek elden yönetilir.Şirketin sahip olduğu medya araçlarının en bilinenlerine örnekler verelim ;

• The Sun,The Sunday Times,The Times,The New York Post,The Wall Street Journal,The Brooklyn Paper,Times-Herald Record gazeteleri bu şirkete aittir.

•FOX TV kanallarının tamamı,SKY TV kanallarının tamamı,National Geographic TV Kanallarının tamamı bu şirkete aittir.

•20th Century Fox gibi dünyanın en büyük ve komplike film yapımcısı bu şirkete aittir.

Neredeyse dünya basının en büyük gücü olan ve bir çok farklı birimi yöneten böylesi şirketlerin hakim olduğunu bir dünyada ne özgür basından ne de objektiflikten bahsedilebilir.Özellikle 11 Eylülsaldırıları sonrası zihnimize yerleştirilen terör algısının ne derece sağlıklı olduğu derin bir tartışma konusudur.

Uluslararası Siyasi Arena

21.yy siyasi arenasının en çok kullanılan argümanlarından birisidir ; “terör” .Ülkeler hem iç siyasetinde hem dış siyasetinde hamleler yaparken “terör” kavramını daima ön planda tutmuştur.Hele ki 11 Eylül saldırılarından sonra Batı’nın ortaya attığı küresel terörle mücadele fikri siyasi olarak en belirleyici unsur haline gelmiştir.Fakat küresel terörle mücadeleden bahseden Batı devletleri bu söylemlerine ya da siyasetlerinde ne derece samimiler?Tam tersine Batı’nın desteklediği ve silah olarak kullandığı terör örgütlerinin mevcudiyeti herkesçe bilinen bir gerçektir.Bir yandan tüm dünyayı terörle mücadeleye davet eden fakat bir yandan da terörü bir maşa olarak kullanan Batı dünyası ne derece samimi olabilir ki ?

Bu duruma en güzel örneği kendi ülkemizden verebiliriz.Maalesef 30 yıldır ülkemizin başına çöreklenmiş ve ülkeyi kardeş kanına boğan bir beladır terör yine maalesef ülkemizdeki bu terörün en büyük destekçileri Orta Doğuyu “terörist avı” adı altında kana bulayan Batı dünyasıdır.Dünyanın öbür ucundaki Afganistan’a terörist avına giden Batı bizim topraklarımızdaki teröristleri özgürlük savaşçısı(!) statüsünde görmektedir…Uluslar arası siyaseti yönetenler maalesef terörü bitirmek istemekte ve sürekli kullanabileceği bir silah olarak mevcudiyetini devam ettirmesini istemektedir.

Sonuç

Biz insanları diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik düşünebilmemiz ve olayları yorumlayabilmemizdir.Bize bahşedilen bu özellikleri en iyi şekilde kullanmamız gerekir.Birilerinin bizi yönlendirmesi ve büyük resmi görmemizi engellemesine karşın bizim herhangi bir şey yapmamız insanlığımızın doğasına aykırıdır.Düşünen bireyler olarak bize düşen görev yıllardır önümüze konan sulandırılmış ve lastik gibi kim tutarsa o yöne giden “terör” algısı yerine , ayakları yere basan ve sağlam düşüncelere dayandırılmış bir algı oluşturmaktır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..