İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 28447

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8033

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6532

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4784

İstanbul

Sezer Emlik

5 / Puan: 4501

Bartın

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4250

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3849

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3631

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2370

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2114

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1830

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1687

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1604

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1394

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1352

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1019

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1016

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 975

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 940

İstanbul

Yamanduruş

20 / Puan: 886

Sakarya

Ahmet Demir

21 / Puan: 870

İstanbul

Müsemma Şahin

22 / Puan: 855

İstanbul

Mesut Toprak

23 / Puan: 843

Ankara

Ahmet Lalbek

24 / Puan: 838

Erzincan

Reşit Akpınar

25 / Puan: 834

Erzurum
İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 791

Ankara

Muharrem Morkoç

28 / Puan: 753

İstanbul

Alpay Gökçe

29 / Puan: 728

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 694

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 23 dakika kaldı.

Meyzen Ruha yazdı, 545 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
20 Ağu 15 10:00

Meyzen Ruha

Puan: 327

Sancılar ve Jean Valjean

Ortalık yangın yeri, ortalıkta yanan bir şeyler de yok. İçimizde sadece kendimizi kandırdığımız yanan bir şeyler var ve tarifi de çok mümkün...

Ve dalıyorsun bitmek bilmeyen düşüncelere; dalıyorsun dalıyorsun ölmek bilmeden ve hesap vermeden...

Sorgulamak geliyor insanın içinden; hüzünlerini, bakışlarını hatta talihini sonra diyorsun neme lazım neme lazım.

Her gün aynı şeyleri düşünüp, sonra farklı şeyleri yapamamak, sonra başını iki elinin arasına alıp kambur seanslarına başlamak; evet hep böyle amansız duygulara kapılıp, sonra sonra kafanı mengeneye sıkıştırmak. Ne tuhaf bir iç sancısı ne tuhaf...

İç sancısı demişken aklıma Jean Valjean geliyor, bilmiyorum yoksa mide sancısı mı, açlık mı, siyah mı, Afrika mı?

Deri koltuklar üzerinde nasıl bir sancı gelir de Victor Hugo’dan bir alıntı yapıyorsun...

Sonra eski zamanın Fransa’sı, şimdiki zamanın ve geniş zamanın da Afrika’sı ve sancılar sancılar,

Hiçbiri Jean ValJean gibi sancılı değil ve ortalıkta bir ekmek de yok; ortalıkta ölen ve bir sürü sancılı var. Ama hiç biri Jean Valjean gibi seküler bir sancı değil...

Biraz daha deri koltuğa yerleşiyorsun, haber bültenlerini es geçiyorsun. Yemek programları eşliğinde bir talk show programına denk geliyorsun ve saat 11’e doğru geliyor.

Artık yeni şeyler düşünmek istiyorsun, ahh! Yine bir sancı, yine yeni düşünceler mi diyorsun?

Ahh klasikler klasikler, sizler hala karanlıkta olan dünyanın birer sancı sevicilerisiniz ve hala kurgusal metinler arasında, ruhumuzu okşar durursunuz.

Sonra akşama doğru kitap aralarında uyumaya çalışıyorsun. Yataklarda batar kimseyi okşamış ruhuna ve iç acıları, acılar, kurgusal sancılar...

Ve hesap vermiyorsun, ölmek bilmiyorsun, çıldıracak şekle geliyorsun.

Neme lazım, neme lazım deyip düşünüyorsun; sıkılgan ruhumuz bize her şeyi unutturuyor,

Afrika siyah ve aç

Afrika aç ve aç

Jean Valjean kurgusal bir aç, sonrası dünyada olmayan adelet üzerine, ruhumuzu kandıran ayetler hükmünde acılar, iç acılar ve sancılar...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..