İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 05 saat 08 dakika kaldı.

Meyzen Ruha yazdı, 17 kez açıldı, 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
20 Ağu '15 10:00

Meyzen Ruha

Puan: 385

Sancılar ve Jean Valjean

Ortalık yangın yeri, ortalıkta yanan bir şeyler de yok. İçimizde sadece kendimizi kandırdığımız yanan bir şeyler var ve tarifi de çok mümkün...

Ve dalıyorsun bitmek bilmeyen düşüncelere; dalıyorsun dalıyorsun ölmek bilmeden ve hesap vermeden...

Sorgulamak geliyor insanın içinden; hüzünlerini, bakışlarını hatta talihini sonra diyorsun neme lazım neme lazım.

Her gün aynı şeyleri düşünüp, sonra farklı şeyleri yapamamak, sonra başını iki elinin arasına alıp kambur seanslarına başlamak; evet hep böyle amansız duygulara kapılıp, sonra sonra kafanı mengeneye sıkıştırmak. Ne tuhaf bir iç sancısı ne tuhaf...

İç sancısı demişken aklıma Jean Valjean geliyor, bilmiyorum yoksa mide sancısı mı, açlık mı, siyah mı, Afrika mı?

Deri koltuklar üzerinde nasıl bir sancı gelir de Victor Hugo’dan bir alıntı yapıyorsun...

Sonra eski zamanın Fransa’sı, şimdiki zamanın ve geniş zamanın da Afrika’sı ve sancılar sancılar,

Hiçbiri Jean ValJean gibi sancılı değil ve ortalıkta bir ekmek de yok; ortalıkta ölen ve bir sürü sancılı var. Ama hiç biri Jean Valjean gibi seküler bir sancı değil...

Biraz daha deri koltuğa yerleşiyorsun, haber bültenlerini es geçiyorsun. Yemek programları eşliğinde bir talk show programına denk geliyorsun ve saat 11’e doğru geliyor.

Artık yeni şeyler düşünmek istiyorsun, ahh! Yine bir sancı, yine yeni düşünceler mi diyorsun?

Ahh klasikler klasikler, sizler hala karanlıkta olan dünyanın birer sancı sevicilerisiniz ve hala kurgusal metinler arasında, ruhumuzu okşar durursunuz.

Sonra akşama doğru kitap aralarında uyumaya çalışıyorsun. Yataklarda batar kimseyi okşamış ruhuna ve iç acıları, acılar, kurgusal sancılar...

Ve hesap vermiyorsun, ölmek bilmiyorsun, çıldıracak şekle geliyorsun.

Neme lazım, neme lazım deyip düşünüyorsun; sıkılgan ruhumuz bize her şeyi unutturuyor,

Afrika siyah ve aç

Afrika aç ve aç

Jean Valjean kurgusal bir aç, sonrası dünyada olmayan adelet üzerine, ruhumuzu kandıran ayetler hükmünde acılar, iç acılar ve sancılar...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..