İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34863

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8218

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7153

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7023

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5986

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5031

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4895

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4481

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2947

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2452

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2164

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1795

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1464

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1384

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1234

İstanbul

Ali Turan

18 / Puan: 1149

İstanbul

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1149

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1026

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1001

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 933

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 901

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 886

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 879

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 26 dakika kaldı.

Kürşat Koyuncu yazdı, 743 kez açıldı, 7 misafir olmak üzere 16 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
28 Ağu 15 18:00

Kürşat Koyuncu

Puan: 34863

Karınca ile Ağustos Böceği

La Fontaine’nin iftiralarını cevaplar…

Yağmur ormanlarından çöle, dünyanın neresine giderseniz gidin sosyal böcekler merkezde, yani çevrenin istikrarlı, zengin kaynaklı bölümlerinde yer alır. Bir karınca kolonisi beslenme alanını yorgan gibi örter, yiyecek toplar, düşmanları yuvaya yaklaşamadan meşgul etmek için akıncılar gönderir. Aynı zamanda kraliçeyi ve onunla birlikte yuvada duran olgunlaşmamış karıncaları kollarlar.

Karınca toplulukları, tüm hayvan grupları arasında en savaşçı olanlarıdır. Çoğu karınca sık sık bölge savaşlarına tutuşur ve bu esnada kısır işçilerin intihar saldırıları sonucu belirler. Karınca sosyal hayatının başarılı olmasının başka sebebi kolonilerin yuvayı, bir kale içindeki klimalı bir fabrika gibi muhafaza etmek için çalışmalarıdır. Yuvanın içinde kraliçe ve bakıcı işçiler yavruları büyütmek ve nüfusu artırmak için hummalı bir faaliyet yürütürler.

Yuva düşmanları uzak tutacak şekilde inşa edilmiştir. Genellikle çok saldırgan bir işçi kuvveti tarafından korunur. Her kolonide sadece bir tane ana kraliçe vardır. Ona kızları refakat eder. Koloni sadece dişilerden oluşan bir toplumdur. Erkekler kısa süreliğine yetiştirilir ve yuvada tutulur, varlık sebepleri evlilik uçuşlarında bakire kraliçeyi döllemektir. Bu görevi yerine getirdikten hemen sonra ölürler.

Karıncalar, yuvalarının içindeki bahçelerde bazı özel maya ya da mantar türlerini yetiştirirler. Bazı karıncalar ürünlerini tırtıl dışkısı üzerinde, bazıları böcek ya da bitki kalıntıları üzerinde ve yaprak kesici karıncalar olarak adlandırılan bazıları da taze yaprak, kök ve çiçekler üzerinde yetiştirir. Örneğin yaprak kesici karıncalar, yaprakları kırpıp küçük parçalara ayırmakta, yaprakların üzerindeki yabancı mantar ve bakterileri temizlemekte ve bunları yuvalarına götürmektedirler. Yaprak parçaları, yuvada macun kıvamında ıslak topaklar haline getirilmekte, karınca tükürüğü ve dışkısı kullanılarak gübre yapılmakta ve bunu üzerine, karıncanın tercih ettiği, tek ve temel besin maddesi olan mantar türleri ekilmektedir.

Buraya kadar her şey tamam. O zaman artık “Gücün Karanlık Tarafı” geçebiliriz.

Kölelik kurumu yalnızca insan toplumlarına özgü değildir. 35’ten fazla karınca türü varlıklarının devamı için, kölelerin emeğine bağımlıdırlar. İşgüçlerini kuvvetlendirmek için başka karınca kolonilerine yaptıkları saldırılarda kullandıkları teknikler, böcekler dünyasında bulunabilecek en incelikli davranış biçimleri arasındadır. Köleci karınca türlerinin çoğu akın yapma konusunda öylesine uzmanlaşmıştır ki, kölelerini kaybettiklerinde açlıktan ölürler. Karıncalardaki köleliğin insanlardaki kölelikten bir diğer farkı da, köle karıncalar hep kendileri köleci olmayan, özgür türlerin üyeleridir. Bu açıdan köle karıncalar daha çok evcil hayvanlara benzerler. Ancak, karıncalarda kölelerin üremesine izin verilmez.

Bu köleci karıncalara en iyi örnek, Amazonlarda yaşayan Polyergus cinsi karıncalardır. Bu karıncaların minyatür kılıç şeklinde olan altçeneleri diğer karıncaların gövdelerini delmek için ideal bir silah şeklindedir. Ancak bu karıncaların yuvadayken yaptıkları tek iş kölelerinden yiyecek dilenmek ve kendilerini temizlemektir. Bu karıncalar yuvadan düzenli bir şekilde çıkıp köle türün yuvasına yürürler. (ARA BİLGİ: İnsanoğlu savaşa genç erkekleri gönderirken, karıncalar daha çok yaşlı kadınları gönderir.) Direnen karıncaları, gövdelerini parçalayarak bertaraf ederler. Daha sonra karıncaların pupalarına el koyup kendi yuvalarına götürürler. Pupalardan çıkan karıncalar, kendilerini kaçıran karıncaları kardeşleri zannederler. Dolayısıyla bu köle karıncalar, kendilerini işçi kastını üyeleri oldukları için üreyemezler. Bu nedenle de, köleci karıncalar yeterli iş gücünü koruyabilmek için düzenli akınlar yapmak zorunda kalırlar.

Ayrıca birçok böcek türü ve başka eklembacaklılar da karıncalarla hareketli bir asalak ilişkisi geliştirerek onlarla birlikte yaşarlar. Bu karıncaseverlerin bazıları karınca yuvasını kendi evleri gibi kullanır ve yuvanın tüm nimetlerinden yararlanırlar. Her yere burunlarını sokan bu asalakların zaman zaman konakçı karıncanın yavrularını yediği görülse de, karıncalar konuklarını şaşırtıcı bir dostlukla karşılarlar. İşgalci türü yuvalarına kabul etmekle kalmaz, konukların larvalarını kendi yavruları gibi besler, bakar ve büyütürler.

Karıncalar koloni ilişkileri bu kadar bilinmesine rağmen bu ilişkileri komuta eden bir merkez bulanamamıştır. Hiçbir birey kraliçe dâhil koloninin tümü için plan hazırlamaz. Örneğin kimse hangi karıncaların depolama kastının üyesi olacağını, hangilerinin yuva muhafızlığında uzmanlaşacağını belirlemez. Bir karınca kolonisinin ya da arı kovanının faaliyetleri, tek tek karıncaların çok sayıda kişisel tercihlerinin toplamıdır. Herkesin midesinde kabaca eşit ölçüde yiyecek olduğunda bireysel tercihler benzeşir ve daha uyumlu bir kitle faaliyeti doğar.

İyi de bu çılgınlar gibi çalışan karınca imajı nereden geliyor? Antropolog Marshall Sahlins: “On yedinci yüzyıldan beri bir kısır döngüye yakalandık, önce kapitalist toplum modelini hayvanlar âlemini yorumlarken kullandık, sonra da burjuvalaştırılmış hayvanlar âlemini insan toplumunun yorumlanmasında yeniden kullandık.” Diyor ve devam ediyor: “Burjuva kıtlık ideolojisi, serbest bir hareket alanı bulduğunda ve kaçınılmaz olarak daha önceki kültürü değersizleştirdiğinde, insanın mutsuz kaderini düzeltebilmesi için işlemesi gereken ideal modeli doğada aradı ve buldu: karınca, çalışkan karınca.” Ancak 1971 yılında yayınlanan bir haberde, Dr. George ve Jeanette Wheeler “Karıncalar hiç de aktarıldığı ve ünlü oldukları gibi çalışkan değil, biraz tembel olduğunu” söylemişler. Çalışkanlık hakkındaki masalların kahramanı olan bu mahlûkatı incelemek için yıllarını veren Wheeler’lar, haberin devamında hayalleri yıkan şu ifadeleri kullanmışlar: “Bir karınca yuvası gördüğümüzde, korkunç bir faaliyet olduğu izlenimine kapılırız. Fakat bunun nedeni yalnızca çok fazla karınca olması ve hepsinin birbirine benzemesidir. Bireysel karınca zamanın önemli bir kısmında aylak aylak gezer. Ve daha kötüsü, hepsi dişi olan işçi karıncalar süslenmeye bir sürü zaman harcarlar.”

Buraya kişisel olarak ben de bir katkı yapabilirim. Arılar üzerine çalışmış ve tez yazmış biri olarak, arılar içinde aynı durumun geçerli olduğunu söyleyebilirim. Yani çılgınlar gibi çalıştığı düşünülen arıların, kovanın en fazla yüzde onunu oluşturduğunu gördük. “Kanıtın var mı?” derseniz. Kanıtım yok ama eminim…

Ağustos böceğine gelecek olursak, o konuda şair her şeyi söylemiş zaten.

“…

Bir başka ağustosta yeniden doğacaktır

Ağaçların tepelerinde güneşe en yakın yerde

Tanrı’nın sırrıyla bir mucizeyle

–Oysa nesli kesilmeliydi size göre–

Ama hiç bir zaman hiç bir yerde

Sönmez tanrının yaktığı meşale

İstersen bir böcekte olsun o meşale

…”

(Sezai Karakoç - Ağustos Böceği Bir Meşaledir)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..