İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 28447

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8033

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6532

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4784

İstanbul

Sezer Emlik

5 / Puan: 4501

Bartın

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4250

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3849

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3631

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2370

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2114

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1830

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1687

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1604

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1394

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1352

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1019

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1016

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 975

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 940

İstanbul

Yamanduruş

20 / Puan: 886

Sakarya

Ahmet Demir

21 / Puan: 870

İstanbul

Müsemma Şahin

22 / Puan: 855

İstanbul

Mesut Toprak

23 / Puan: 843

Ankara

Ahmet Lalbek

24 / Puan: 838

Erzincan

Reşit Akpınar

25 / Puan: 834

Erzurum
İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 791

Ankara

Muharrem Morkoç

28 / Puan: 753

İstanbul

Alpay Gökçe

29 / Puan: 728

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 694

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 21 dakika kaldı.

Zihni Yıldız yazdı, 508 kez açıldı, 6 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
9 Eyl 15 14:00
Fitne Üzerine

Fitne ateşinin içimizi dışımızı yakıp kavurduğu zamanlara kaldık dostlar. Ne yapmalı, ne etmeli, nere gitmeli? “Aşk adamı ağlatır, dert adamı söyletirmiş” ya, biz dertliyiz, derdimizi söylemekten başka ne yapabiliriz ki? Allah’tan ümit kesilmez; belki bir tabip çıkar, belki de iklim değişir, Akdeniz olur birden, kim bilir?

Bizim memlekette “meraklanmak” aynı zamanda “kederlenmek” anlamında da kullanılır. Merak makamında devam edelim inşallah.

Abdullah İbnu Mes’ud (r.a)’dan dan rivayet: “Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şöyle söylediğini işittim: “İleride fitne çıkacak, o zaman uyuyan yatandan hayırlıdır; yatan oturandan hayırlıdır; oturan ayakta durandan hayırlıdır; ayakta duran yürüyenden hayırlıdır; yürüyen koşturandan (atlı) hayırlıdır. Fitnede savaşanların hepsi ateştedir.” Ben: “Ey Allah’ın Rasulü, bu söylediğin fitne ne zaman olacak?” dedim. “Bu, dedi, eyyamü’l herç’tir (dahilî kıtal zamanıdır). “Ben tekrar: “Eyyamü’l herç ne zaman olur?” diye sordum. Buyurdu ki: “Kişi arkadaşına itimat etmediği zaman.” O güne erişecek olsam bana ne emredersin?” dedim. “Nefsini, elini geri tut ve mahallene gir” dedi. Tekrar sordum: “Ey Allah’ın Rasulü, eğer mahalleme de girerse ne yapayım?” “Evine gir” buyurdu.

Sa’d İbnu Ebi Vakkas (r.a)’dan dan gelen rivayette Sa’d: “… Ey Allah’ın Rasulü, düşman evime kadar girip beni öldürmek için elini kaldıracak olursa ne yapayım?” diye sorar. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Hz. Adem’in oğlu (Habil) gibi ol” der ve Hz. Adem’in oğulları Kabil ile Habil arasında geçen hadiseyi hülasa eden -ve Habil’in söylediği sözleri nakleden- şu ayeti okur:

“Andolsun ki, beni öldürmek için elini bana uzatırsan ben seni öldürmek için elimi sana uzatıcı değilim. Çünkü ben, kâinatın Rabbi olan Allah’tan korkarım. Şüphesiz dilerim ki, sen kendi günahınla birlikte benim günahımı da yüklenesin de o ateşe atılacaklardan olasın. İşte zalimlerin cezası budur” (Maide 28-29)

Bir başka rivayette bu duruma düşecek olan bir kimseye Hz. Peygamber (s.a.v.), daha açık bir ifade ile şu emri verir: “Elini tutsun, Allah’ın öldürülen kulu (Abdullahi’l-Maktul) olsun, Allah’ın öldüren kulu (Abdullahi’l-Katil) olmasın. Zira kişi, İslam cemaatinde bulunur da, kardeşinin malını yer, kanını döker, Rabbine isyan ederse cehennem kendisine vacip olur.”

Ölçümüz bu! Ümmetin içine düşen fitne ateşini söndürmenin en emin yolu. Paramparça olduğumuz şu zamanda hadiselere biraz da bu zaviyeden bakmamız gerekiyor diye düşünmekteyim.

Yazımızı rahmetlik Fethi Gemuhluoğlu’nun dostluk üzerine yaptığı sohbetin konumuzla ilgili bölümü ile bitirelim.

“…. Büyük Osmanlı, kurduğu fütüvvet düzeninde, bazı meslekleri fütüvvet düzeninin içine almamış. Sayyâdları almamış, -avcıları-. Kassâbları almamış, -kasapları-. Her mahalleye bir kasap lâzımdır beyefendiler, o siz olmayın. Kan dökücü olmayın. Maktûl olun, katil olmayın. Mazlûm olun, zâlim olmayın. Size kassâb olmak, sayyâd olmak, dellâk ve dellâl olmak yakışmaz. Dellâkler, vücudumuzdaki kiri önümüze koyarlar, Allah’ın Settârü’l-Uyûb vasfını rencîde ederler. Dellâller, iki kişinin mâbeyninde bir kişiyi iltizâm etmek durumunda kalırlar. Dellâl olmayın, dellâk olmayın, kassâb olmayın, sayyâd-ı bî-insâf olmayın. Bazı mesleklerin de, mesleklere sülûk da… Onlara düşmanlık ilân edilmemiş, cem’iyyette onların da bir fonksiyonu var. Cem’iyyet, onları da bu edebin dışında olanlara bırakmış yahut bunu bilmeyenlere bırakmış. Buradaki cehl, cehl dolayısıyla makâm-ı aftadır. Cehl bir nevi sebeb-i afdır. Seyr-i sülûkda, cehl, makâm-ı mâzeret sebebi değildir. Öyleyse bazı mesleklere sülûk edemezsiniz. Bazı meslekler de dost meslekler değildir….”

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..