İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 32738

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8151

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6870

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 6222

Bartın

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5112

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 4936

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4452

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4140

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2561

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2347

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1938

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1764

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1622

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1442

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1367

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1123

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1103

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1031

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1022

Erzurum

Yamanduruş

20 / Puan: 979

Sakarya

Ali Osman Rothschild

21 / Puan: 952

Ankara

Mücahid Cesur

22 / Puan: 942

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 921

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 902

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 883

Ankara

Müsemma Şahin

26 / Puan: 877

İstanbul
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 838

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 788

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 02 dakika kaldı.

Cemil Koç yazdı, 535 kez açıldı, 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
10 Eyl 15 18:00

Cemil Koç

Puan: 268

Neyin Hürriyet'i?

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kanalda 400 vekille alakalı, özellikle sistemin tıkandığı ve bu sistemin tıkanıklığın gitmesine dair yaptığı açıklamalarını devam ettirirken anayasal anlamda, sistem anlamında yeni bir düzenleme olması gerektiğini belirtirken sözleri tamamen çarpıtıldı ve bir kısım medya tarafından açık açık "400 vekil olsaydı Dağlıca olayı olmazdı" olarak başka bir noktaya çekildi ve manipule edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan 400 vekille alakalı bambaşka bir şey söylerken, bunu alçakça “400 vekil olsaydı Dağlıca olmazdı”ya çevrilmesinden bir grup insan rahatsız oldu ve artık sabırları taşan bu insanlar Hürriyet binasının önüne protesto etmek için toplandılar.

Her şeyden önce insanlar neden böylesine bir patlama noktasına geldi öncelikle bunu tartışmak gerekiyor. 7 Haziran'dan itibaren sürekli olarak bu medya devamlı yalan atarak, yalan haberlerle şiddeti aklayan tavırlarıyla insanların sabırlarını ciddi anlamda zorlamaya başladı. İlk olarak 7 Haziran'da direkt olarak kendilerine bağlı haber ajansında "Diktatörden hesap sorun oyunuzu Hdp'ye verin" şeklinde açık bir yönlendirme yaptılar ve ondan sonra sildiler hemen bunu. Aynı şekilde en son Dağlıca olayı hakkında yaptıkları alçakça haberde de hemen tweet attıktan sonra silme girişiminde bulundular. Diğer yandan bu dönemde sürekli olarak Hdp'yi ve terör örgütünü destekleyen, bölücüleri meşru bir şekilde savundukları bir süreci yaşadık. Bunun üzerine insanlar 'artık yeter' diyerek Hürriyet'i protesto ettiler.

Gezi’de sabah akşam şiddeti destekleyen, İstanbul’un göbeğinin yanıp tutuşmasına göz yuman, üstüne bunu teşvik eden, buna doğal bir protesto ve eylem gözüyle bakan adamlar, 16 şehidin olduğu bir yerde, küçük çaplı bir protestoyu, bir cam kapıyı bütün mevzunun gündemine yerleştirdiler. Bu inanılmaz, insanların aklıyla dalga geçme halidir.

Şehit savcımız Mehmet Selim Kiraz Dkhp-c’liler tarafından öldürülüyor, onunla alakalı sizin gazete yazarınız o teröristlere “Biz de sizi seviyoruz” diyor. Çıkıyorsunuz, baştan sona kadar şiddeti makul gören Dhkp-c’lileri terörist değil, 'eylemci' olarak veriyorsunuz. Sizin kanalınızda bu şiddet eylemlerinin tamamına meşruiyet sağlayacak şeyler konuşuluyor. 7 Haziran bitiyor, her türlü terör eylemi yapılıyor, onlara bir kılıf bulabilmek için canınız çıkıyor. Pkk bile diyemedikleri gibi, insanlar kendiliğinden hayatlarını kaybetmiş gibi bir haber dili kullanıyorlar. Şehit edilen askerlerimizi, polislerimizi görmezden geliyorsunuz. Mayın üzerinden paramparça olan 13 yaşındaki Fırat Simpil’in katilleriyle ilgili tek kelime etmiyorsunuz. Üzerine bir de “mayın erken patladı” diyerek insanların aklıyla dalga geçiyorsunuz. Canlı yayında ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı konuşurken onun hakkında yalan haber yapıyorsun. Sonra siliyorsun bunu, sildiğin zaman da bunun yok olacağını düşünüyorsun. Sonra da çıkıp “Olur böyle şeyler, kimse bana dokunamaz” diyorsun. Sürekli olarak şiddeti meşru gören onlar, şiddet yapan başkaları gibi gözüküyor. Her türlü rezillik onlarda, her türlü şiddeti besleyen tavır onlarda. İnsanlar da çıkar, “Yeter artık” der. “Bu kadar aklımızla oynamayın” der.

Ufacık bir şekilde kendilerine dokunulduğu zaman ortalığı ayağa kaldırıyorlar; her türlü alçaklığı, ahlaksızlığı ve dahasını yapıp 'basın özgürlüğü'ne sığınıyorlar. Böyle bir özgürlük dünyanın hiç ülkesinde ve hiçbir medya kurumunda yok. Gürsel Tekin “seçimden sonra ilk işimiz bizim gibi düşünmeyen gazetelerin tamamına el koymaktır” dediğinde, hiçbir şey söylememişlerdi. İşlerine geleni görüp, işlerine gelmeyeni görmeyen bir yapı var ortada. Hürriyet’e dokunuyorsun, Paralel yapı yerinden zıplıyor. Paralel yapıya dokunuyorsun, Chp zıplıyor. Hepsine birden dokunuyorsun, Pkk zıplıyor.

Biri de ekrana çıkıp canlı yayında Hürriyet'i protesto edenler hakkında "Sen kimsin?” filan diyor. 16 tane şehit var. Çık, Demirtaş’a “Sen kimsin?” de. Çık, Pkk’ya “Sen kimsin?” de. Madem bu kadar vicdanın sesisin, çık kendi medyandaki insanlara dönerek “Siz kimsiniz?” de. Şiddeti bu kadar meşru görüp, ülkeyi bu kadar kana bularken, hiç mi canınız acımıyor. Bir tane cam çatlayınca niye sahibinin sesi olarak gelip seni protesto edenlere saldırıyorsun, sen kimsin?

Doğan Grubu, Hürriyet gazetesi ilk defa böyle bir tepkiyle muhatap oldu. Bu zamana kadar karakter suikasti yaptılar, teröristlerin reklamını yaptılar, Türkiye Cumhuriyeti'nin seçilmiş Cumhurbaşkanı'nı idamla tehdit ettiler, şehitlerimiz üzerinden provokasyon yaptılar, fakat hiçbir toplumsal tepki görmeyip, basın özgürlüğünün arkasına sığınmanın verdiği rahatlıkla hareket ettiler. Artık böyle değil. Olmamalı. Askerimize, polisimize, masum insanlarımıza kurşun sıkan bölücüleri koruyup kollamak için yayınlar yapanlar şunu iyi bilin ki; Bu ülkeyi size böldürtmeyeceğiz!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..