İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 29710

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8068

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6634

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 4838

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4820

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4398

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3981

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3696

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2415

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2220

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1866

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1710

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1612

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1410

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1355

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1039

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1023

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 1012

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 941

İstanbul

Ali Osman Rothschild

20 / Puan: 909

Ankara

Reşit Akpınar

22 / Puan: 901

Erzurum

Yamanduruş

21 / Puan: 901

Sakarya

Ahmet Demir

23 / Puan: 878

İstanbul

Müsemma Şahin

24 / Puan: 862

İstanbul

Ahmet Lalbek

25 / Puan: 855

Erzincan

Mesut Toprak

26 / Puan: 846

Ankara
İstanbul

Emre Keleş

28 / Puan: 804

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 763

İstanbul

Alpay Gökçe

30 / Puan: 729

İstanbul

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 15 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 494 kez açıldı, 5 misafir olmak üzere 18 kişi beğendi, 5 yorum yapıldı.
10 Eyl 15 22:00

Bulut Sever

Puan: 4820

Milletin Bayat Hafızası: Ayniyle Değil Misliyle

Gripten çıkmaya doğru insan artık iyi olduğunu düşünüp, ilaçlarına devam etmek istemez, etmez de çoğunlukla. Epey süredir günde ancak iki tas çorba içebilmiş bu insan, artık önüne ne gelirse yiyebileceğini düşünür. Ama yiyemez. ‘Biraz daha yatayım öyleyse’ diyerek bir miktar daha istirahat etmesi gerektiğini anlar. Bünye yeteri kadar güçlenememiştir, tam sağlığına kavuşuncaya dek sahip çıkmak gerekmektedir.

*

İkinci Abdülhamid Han, 30 küsur senelik idaresinde milletine özenle sahip çıkmıştır. Bu sürecin sonunda millet, milletini sarıp sarmalayan bu insanın şahsında idareye sırt çevirmiştir. Önce İkinci Abdülhamid Han’ın hal edilişine karşı durmayan halkın, sonra İttihad ve Terakki’nin (Rahmetli Turgut Özal’ın bir konuşmasındaki üslubu ile diyelim bizde: “Birlik ve Gelişme, öyle mi?!”) herkese ‘özgürlük’ diye gün be gün kendisinin ezilişine bir söz etmemesinin sonu pek hazin olmuştur. Hazindir; sonra bir gün o büyük Padişah ‘dörtkollu’ üzerinde kabrine götürülürken, İstanbul halkı pencerelerden “Bize ekmek yediren Padişahımız! Bizi bırakıp nereye gidiyorsun!” diye ağlamışlardır da, keşke sadece bununla kalacak olsaydı yaşayacakları…

*

Aradan yıllar geçmiş sonra… Ezil ezil ezil… Kendi kendine ettiklerinin sonucunda, ödeyecekleri diyeti bitmemiş bu milletin. Bu sefer de bir Adnan Menderes çıkagelmiştir. Yaşantısı ve kabahatleri şahsını bağlar fakat milletin senelerce çektiği o mukaddes zulmü minarelerden söküp atmış; milletin hislerine tercüman olmaya çalışmış fakat rehavet dersek cümlenin bu kısmına, oturur mu bilemiyorum, olmamış yine.

*

Yine yıllar geçiyor sonra… Darbeler darbeleri takip ediyor. Heyecanlı gençler ‘vatanı biz kurtaracağız’ diye aynı karanlık ellerin silahından bir ona bir ona denilerek genç yaşta sokaklarda yitip gidiyor. Fabrika yorgunluğunu akşam kahvede iki çay içip atmak isteyen suçsuz-günahsız insanların ölümü ise cabası…

Bir insan daha sonra… Turgut Özal diyorlar adına. Vizyon sahibi, yaptıkları ve yapmak istedikleri ile milli olduğu her halinden kısa sürede anlaşılıyor. Yine bu millet tarafından müthiş bir teveccüh. Kısa sürede milletin zihnindeki zillet silinip atılsın diye olabildiğince çomak sokmaya gayret ediyor çarka. Kısmen başarılı da olmuyor değil. Sonra yine aynı olan oluyor. Sırt çevirme. Yapılanları görmezden gelme. Ve sonunda şehit edildiğine inandığım Turgut Özal, aramızdan göçüp gidiyor.

*

Recep Tayyip Erdoğan’a dair çok şey yazılabilir elbette. Hatalarıyla sevaplarıyla halen karşımızdadır. Gözlerinin önündeki sis perdesiyle senelerce yol alırken, iyi niyetinden şüphe etmedik. O sis perdesi biraz olsun dağılınca gerçekler görülüp, saflar sıklaşmaya başladı birkaç senedir. Eski yoğunluğunda olmasa da, halen o sis perdesi yerinde durmuyor da değil ayrıca.

*

Biz millet olarak rikkatliyiz. Hafızamız hep taze değil, çok bayat. Rikkatli oluşumuzdan sebep, dün yapılanın bugün de yarın da süregeleceğini zannediyor; az bir günyüzü görmeyelim, rehavetin o yumuşak kollarına atıveriyoruz kendimizi hızlıca. Hâlbuki bu topraklarda yaşayanlar tarihte her zaman aksiyon halinde olmuş, rahatsızlığı ve temkini kendilerine en güzel konfor bilmişlerdir. “Su uyur, düşman uyumaz!” atasözümüz ne de güzeldir oysa ki.

İttihad ve Terakki iktidara geldikten sonra gazetelerde sansürü kaldırmış; basın, İkinci Abdülhamid Han’ın şahsına ve dönemine mütemadiyen ağza alınmayacak ‘tenkit’lerde bulunmuştur. Zamanın ‘aydın’ları da bundan gayrı olmamıştır. Şimdi ise İkinci Abdülhamid Han’ı çok sevdiğini söyleyip, aynı zamanda Mehmet Akif Ersoy’a methiyeler düzenler için bir zamanlar kaleme aldığımız yazının linki de işte buradadır. (link)

Millet işte o dediğimiz rehavetin neticesinde basın yolu ile alttan alta hazırlanmış; daha önce her şeyin pek kötü, bundan sonra geleceğimizin çok güzel olacağı zihinlere pompalanmış, bunun neticesinde ise bir önceki idareye burun kıvırmalar genele yayılmıştır.

50-60 / 83-93 arası da bu böyle olmuştur. Ülkemizde basının büyük bir kısmı hiçbir zaman milli olmamıştır. Sermeyesinden zihni altyapısına kadar her bir unsuru devşirilerek inşa edilmiş bu sektör, mütemadiyen milletin karşısında yer almıştır. Bunu ustalıkla gizlemeyi iyi bilen çorap örücüler, zaten zihinleri tarihinden/talihinden çalınmış bu milleti yaptıkları haberler ve yazdıkları köşelerle manipüle etmesi zor olmamıştır.

7 Haziran öncesinden ve akşamından bu yana medyada var olan bu hal, çirkinlik dozunu artırarak devam ediyor. Ve ne yazık ki bu millet zannımız odur ki, yine aynı tuzağın kollarına kendini gönül rızasıyla atmaya meyyal gözüküyor.

Meselemiz tabii ki şahıslar ya da partiler değil. Ölüm gerçeğini idrak edenler için partilerin de şahısların da belli bir yaşam süresi olduğu gerçeği aşikârdır.

Seyyidlerden büyük bir Âlimin cumhuriyetin ilk yıllarında yakınlarına buyurduğu rivayet edilen bir cümle ile yazımızı bitirelim: “Bu millet daha Sultan Abdülaziz Han’a yapılanların bedelini ödememiştir!”

Ya diğerleri…

Peki, ya doğru çıkarsa?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
11 Eyl 10:37

Bulut Sever

Puan: 4820

Meyzen Ruha ve Emre Bey teşekkür ederim. Bu süreç, dediğiniz hususların ivedilikle gündeme alınmasına vesile olacak mı göreceğiz Ömer Bey.

11 Eyl 09:35

Ömer Poyraz

Puan: 6634

Millet dediğimiz şeye kafa yormayıp, kültürüyle ilgilenmeyip, salıp çayıra olmuyor işte. Ya siyasetin kuvvetli olacak, ya milletin.

Bunlar da ilginizi çekebilir..