İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 31704

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8138

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6809

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 5595

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4883

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4830

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4313

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4004

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2507

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2305

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1895

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1739

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1621

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1426

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1361

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1093

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1085

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1026

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 980

Erzurum

Ali Osman Rothschild

20 / Puan: 945

Ankara

Mücahid Cesur

21 / Puan: 942

İstanbul

Yamanduruş

22 / Puan: 941

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 900

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 895

İstanbul

Müsemma Şahin

25 / Puan: 876

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 870

Ankara
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 792

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 757

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 29 dakika kaldı.

Açık Mavi yazdı, 601 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
13 Eyl 15 06:00

Açık Mavi

Puan: 38

Hükmedenlere Yenilme Ey İnsanlık!

Sevgili dostlarım, ilk yazımda insanlığın egosundan bahsetmiştim. İnsanların kendisini diğer canlılardan üstün gördüğüne değindim. Bu yazımda ise bazı insanların kendilerini diğer insanlardan üstün görmelerine ve bunun doğurduğu bazı sonuçlara değinmeye çalışacağım.

Öncelikle hükmetmekten bahsedeceğim. Hükmetmenin sözlük anlamlarından birisi şu: "Bir kimseye ya da bir topluluğa sözünü geçirmek." Peki bir insan bunu neden yapar? Yani neden bir insan, varoluşu kendisiyle aynı olan bir varlığa söz geçirmek ister?

Bana göre bu bir ihtiyaç olmadığı sürece -ki ihtiyaç bile olsa farklı çözüm yolları bulunabilir- çıkarcılıktan başka bir şey değildir.

Gözü aç, egoist insanlar hükmetmekten zevk alırlar. Emirler yağdırmaktan, insanları kölesi yapmaktan rahatsızlık duymayı bırakın bundan mutluluk bile duyarlar. Dikkat ederseniz hükmedenlerle, liderleri bir tutmuyorum. Evet, kimi zaman liderler de hükmediyor olabilir fakat bunları birbirinden ayıran şey şudur: birisi toplum için kendini feda edebilecekken diğeri kendisi için toplumu feda eder.

Peki hükmedenler olmasaydı nasıl olurdu? İlk olarak belirtmek istediğim şey şu ki, bugün yöneticisiz olmaya kalksak ortada büyük kaos çıkar çünkü artık toplum hükmeden zihniyetine alışmış ve her bir birey kendisini bu mertebeye yakın konuma ya da direk olarak bu mertebeye getirme ihtimalini öğrenerek büyüyor. Dolayısıyla çıkarcı bir insanlık gelişiyor.

Benim isteğim ise yöneticilerden kurtulamıyorsak bile en azından onların sisteminden, tabularından, ve çıkar gözeten kurallarından kurtulmak. Ya da mükemmel bir yönetici bulmak ki bulabilme ihtimalimizin %0.1 olduğunu bile düşünmüyorum.

Bir çok yönetici kendi uğruna, temsil ettiği insanları hiçe sayıyor. Kendisine inanan güvenen insanları sömürüyor, onlardan faydalanıyor. Sanki insanları değil de toprağı görüyor sadece. Parayı yani.

Bakın dünyada ne kadar çok ayrım var. Din, dil, ırk... Bizi birbirimizden ayıran şey hükmedenlerdir. Hüküm sürmek için insanları ve onların ihtiyaçlarını sömürürler.

İnanç bir ihtiyaçtır, dil bir ihtiyaçtır, giyim bir ihtiyaçtır. İnsanlar umutsuzluğa kapıldıklarında inanmaya, birbirleriyle anlaşabilmek için dile, kötü hava şartlarından korunmak için ise giyinmeye ihtiyaç duyarlar. Hükmetmek isteyenler ise bu ihtiyaçları insanların zaafları haline getirip onların masumiyetlerini bir güzel sömürürler.

Onları birbirlerinden bu farklılıklarla ayırıp farklı yerlerde yaşayan insanları birbirlerine düşman ederler. Öyle bir zaman geldi ki farklı ülkelerde yaşayan insanlar birbirlerini farklı birer canlıymış gibi görüyorlar sanki. O kadar unutulmuş aynı amaçla, aynı şekilde dünyaya geldiğimiz.

Biz insanlar bu dünyaya yaşamaya geldik. Yaşamaya, sonra ölmeye. Her şey bu kadar basit aslında. Hepimize yetecek kadar yemek ve su vardı, barınacağımız yer vardı, bazılarımız ihtiyacından fazla istemeseydi. Öyle güzel, basitçe yaşayıp ölecektik. Acıktığımız zaman yiyecek, susadığımız zaman içecektik. Çoğalacaktık utanmadan. Sonra ailemizle yaşlanıp ölecektik. Oldukça basit ama bir o kadar mutlu yaşayacaktık.

Fakat sonra onlar çıktı ortaya. İhtiyaçlarından fazlasını isteyen insanlar. Peki ne oldu? Gözü aç insan başkasının yemeğini elinden aldı. Sonra başkasının toprağını elinden aldı. Yetmedi başkasının hayatını elinden aldı. Bunu gören bazı insanlar onu kutladı, ona destek oldu. Kendisine destek veren kişiler hep yaşadığı çevredendi. Sonra destekçilerini kullanarak başka yerde yaşayanlara saldırmaya başladı. Onları kıskandı. Ellerindekilere göz dikti. Ne var ne yok yakıp yıktı, insanlarını kendisine aldı. Bunu gören başka çıkarcılar da aynı yolu izlediler. Sonra küçük küçük topluluklar oluştu. Sonra büyüdü bu topluluklar. Hükümdar bir toplumu diğer topluma ateşlerken dili, dini, giyimi kullandı. Farklılıklarını düşmanlığa çevirdi. Oysa çok doğaldı farklılıkları. Birbirlerinden on binlerce kilometre uzaktaki insanların aynı dili konuşması, aynı şeye inanması, aynı şeyleri giymesi beklenemezdi.

Konuyu çok uzattım farkındayım. Sonuçta işte bu durumdayız. Şimdi aynı ülkenin insanları bile dil yüzünden, din yüzünden birbirlerini katlediyorlar. Hükümdar duyarsız, bütün hükümdarlar gibi çıkarları doğrultusunda hareket etmeye devam ediyor. Toplum perişan, yıkımlardan yorgun, ölümlerden durgun...

Bu durumda söyleyebileceğim bir tek şey var:

Hükmedenlere yenilme ey insanlık!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..