İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38177

Ankara
İstanbul

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8578

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7369

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6814

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5660

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5490

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5188

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3291

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2589

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2446

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2014

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1820

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1652

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1561

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1442

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1378

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1349

İstanbul

Yamanduruş

22 / Puan: 1255

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1251

Erzincan

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1188

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1072

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1069

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1060

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1040

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1011

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 982

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 971

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 12 saat 12 dakika kaldı.

Zi̇hni̇ Yıldız yazdı, 546 kez açıldı, 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
18 Eyl 15 14:00
Dımeşk'e Ağıt

Dostlarım, gelin biraz dertleşelim. Hızla akan zaman ırmağında bir kuytu bulalım. Akışı seyredeceğimiz hakim bir dağ başına çekilelim. Mesela Kasiyun Dağı’nda biraz duraklayalım mı ne dersiniz? Yeryüzünde yaratılan ilk topraklara ayak basalım. Bilâd-ı Şam’ı tepeden seyr edelim. Kadim Kasiyun Dağı’na kulak verelim. Taşın, toprağın hâl dili ile “Ey İnsan, aradan geçen binlerce yılın ardından neden hâla aynı noktadasın? Nedir sendeki bu hırs?” haykırışı ile kendimize gelelim. Eteklerinde cereyan eden Kabil-Habil hadisesini anlatsın bize. İlk cinayeti, Kabil’in katil oluş nedenini, Habil’in teslimiyetini fısıldasın gönlümüze. Biz Ademoğullarının dünya sürgünündeki aldanış hikayemizi özetlesin bize Kasiyun Dağı.

Allah-u a’lem, dünyanın sonu geldi dostlar. Somon balıklarının hikayesini bilirsiniz. Yumurtadan çıkar çıkmaz hızla uzaklaştıkları nehrin gözesine ömürlerinin sonunda tekrar dönüşleri vardır hani. Ölümüne bir yüzüştür bu. Her türlü tehlikeyi göze alıp akıntıya karşı yüzerler. Kaynağa geldiklerinde ömürleri de bitmiştir artık. Adem(asm) atamızın ayak bastığı topraklar, aynı zamanda ilk cinayetin işlendiği topraklar nihayet bugün son cinayetlere de sahne oluyor. Dara, Hama, Humus, Halep ve eski ismi Aşk Demi anlamında “Dımeşk” olan Şam-ı Şerif harabeye döndü tüm dünyanın gözü önünde.

Necip Fazıl üstadın kendi hayatını veciz bir şekilde özetlediği şu beyite bakar mısınız:

Çocukken gün battı mı bir köşede ağlardım

Nihayet döne döne aynı noktaya vardım

Evet biz insanlar da nihayet döne döne aynı noktaya geldik. Dünya Savaşları, Yüzyıl Savaşları, Hun Akınları, İskender’in Seferleri, Kuzey Güney Savaşları, Balkan Harbi, Normandiya Çıkarması, Atom Bombaları, Halepçe, Çanakkale, Mercidabık, Sırp Sındığı, Paerl Harbor… Ne bileyim, aklımıza gelen veya gelmeyen bütün savaşları yaptıktan sonra başlangıç noktasına geldik. İlk mazlum, ilk mağdur, ilk şehid Habil’in kabrinin yanıbaşında birbirimizi boğazlamakla meşgulüz bugünlerde.

Yukardaki fotoğrafı internetten buldum. Habil’in Şam yakınlarındaki mezarı olduğu rivayet ediliyor. Savaştan önce çekilmiş. Bugün "Yerinde mi acep ölü ve mezar?" diye haykırsak da bizi duyacak kimse kalmadı oralarda.

İlk cinayete dağlar, taşlar ve kuşlar (karga) şahitti yeryüzünde. Şimdi, yedi milyar kişiye yaklaşan insanlık ailesinin neredeyse tamamı şahit oluyor bu vahşete. Ama kimsenin kılı kıpırdamıyor. Her kavmin ayrı hesabı var. Ölen de insan, öldüren de insan; ama herkes bunu seyrediyor. Durum öyle bir hal aldı ki, komşu delikanlılarının ağız dalaşında bile araya girip ayıran biz Türk’ler, hemen yanıbaşımızda, komşumuzda cinayetler işeniyor, kardeş kanı akıyor, elimiz kolumuz bağlı bekliyoruz, çaresizlik içinde seyrediyoruz. Akıl tutulması gibi bir şey.Dünya dengeleri imiş, şu imiş bu imiş, hepsi hikaye. İnsanlar ölüyor kardeşim, daha ilerisi var mı. Allah sonumuzu hayr eylesin. Dedim ya, sona yaklaştık galiba a dostlar…

Duygularımıza tercüman olması için imdada çağırdığımız Üstad’ı bırakmayalım bir beyitle. Yazımızı O’nun Çile’sindan bir ızdırab çığlığı ile hitama erdirelim, vesselam…

Kazanda su kaynasa sanki ben pişiyorum

Bir kuş bir kuş öldürse ben can çekişiyorum

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..