İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Sai̇d Naci̇ Çamdalı yazdı, 13 kez açıldı, 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
27 Eyl '15 17:00
İslam Dünyası ve Silahlı Mücadele Üzerine - I

20 yüzyıl , Dünya çapında siyasal arenada bir çok şeyin yerinin değiştiği , neredeyse dönüm noktası denebilecek bir yüzyıldır.Bu değişimin en temek noktalarında birisi ; insanları bir arada tutan toplumsal birliktelikler –devletler,imparatorluklar vesaire- zayıflamış ve bu birliktelikler daha minimalize bir hale gelmiştir.Bunu somutlaştıracak olursak ; birden fazla ırkı aynı şemsiye altında toplayan imparatorluklar yerine daha küçük çaplı ulus devletlere bırakmıştır.Aslında biraz irdelersek bu değişim Avrupa/Hristiyan/Modern medeniyetin dünyanın geri kalan yerlerindeki rakiplerini egale etmesi manasına gelir.Amerika kıtasının yerli imparatorlukları , Osmanlı İmparatorluğu , Orta Asya Hanlıkları , Hint-İslam Devletleri , Güneydoğu Asya Devletleri ve Uzakdoğu –Kore,Japon- İmparatorlukları hızla güç kaybetmiş ve parçalanmışlardır.

Dünya sathında bu durumdan en fazla İslam Coğrafyası etkilenmiştir.Zira en doğudan en batıya Müslümanların hakkını arayan bir hami durumundaki Osmanlı çınarı çökmüş , yerine ulus-devlet modeli ile Batıcı bir devlet kurulmuştur.Bu durum tabiri caiz ise Müslümanları neredeyse yarım asır bocalamasına ve kendilerini savunamamasına sebep olmuştur.Bu zamana kadar bütün farklılıklara rağmen tek zihin olarak yaşayan İslam milleti bir anda ulusçuluk fitnesi ile paramparça hale gelmiş , bu keşmekeş Emperyalist Batı’nın tırnaklarını coğrafyamıza iyice geçirmesine sebep olmuştur.Özellikle II.Cihan Harbinden 1960’lı hatta 70’li yıllara kadar İslam dünyasında bir direniş hareketi görmek neredeyse imkansız hale gelmiştir.(Tabii bu süreçte yer alan silahlı mücadeleler İslami mücadeleden ziyade ulusçu mücadeleler olduğunu belirtmek gerekir.Bkz:Arap-İsrail Savaşları)

Ama bittabi zulüm ve eziyet arttıkça İslam dünyasındaki öfke hızla yükselmiş , silahlı mücadeleler kaçınılmaz hale gelmiştir.İmparatorluklar çağının bitişi –II.Cihan Harbinden sonra- modern çağda ilk silahlı İslami mücadele Güneydoğu Asya’da başlar.Batı destekli Filipinler,Hindistan gibi vahşet kültürlerinin zulmüne dayanamayan Müslümanlar bölgede başkaldırırlar.Bunu hemen Pakistan ve Bangladeş özgürlük mücadelesi takip eder.Bundan sonra tüm dünya sathına İslami direniş hareketleri yayılıverir.

60’lardan 80’li yıllara kadar mücadeleler genelde lokal karakterlidir.Fakat İslami direniş açısından bu dönem sonrası iki önemli “direniş havzası” ortaya çıkar ; Filistin ve Afganistan.Yeni dünya düzeninde payına Filistin düşen Siyonist Yahudilere karşı önce bölgede ulusçu FKÖ kurulur.Fakat ulusçu/sosyalist FKÖ İslami tabanın beklentilerini karşılamaktan uzaktır.Bu beklentileri karşılamak için bölgede hızla yeni İslami tabanlı örgütler kurulmaya başlar ; Hamas,İslami Direniş vs…70’lı yılların sonuna kadar ulusçu/sosyalist örgütler üzerinden yürüyen mücadele bu yıllardan sonra İslami tandanslı örgütlere devrolur.

Emperyalist Batı’nın Sosyalist yüzü olan Sovyetlerin Afganistan’ı işgali bir başka mücadele cephesini açar ; Afgan Cihadı.Uzun yıllar sonra Müslümanlar ilk kez topluca tepki verirler bu işgale.Dünyanın dört bir yanından Müslümanlar , Müslümanları savunmak için gelirler bölgeye.Her ne kadar acı tecrübeler ile bitse de Afgan Cihadı modern dünyada İslami silahlı mücadelenin ilk göz ağrısıdır.

Afganistan’ı sonrası Sovyetler çöküşe uğrar ve Emperyal Batı’nın diğer yüzü olan NATO yeni hedef olarak Yeşil Dünyayı/Müslümanları seçer.(bkz: Margaret Thatcher’ın meşhur NATO konuşması.)Bu yılları Bosna ve Çeçenistan Mücadeleleri takip eder.Afganistan’da elde edilen tecrübeler buralarda kullanılır.

Yirminci yüzyıl bu şekilde biter.

Emperyalist Batı , 21.yy’da kendine yeni bir misyon biçer “Dünyaya demokrasi ihraç etmek.” Bu sırası ile –nedense hep İslam coğrafyasına- uygular.Sırası ile Afganistan,Irak fiili işgal edilir.Tüm İslam coğrafyasında terörler mücadele operasyonları/haçlı seferleri başlar.Aslında kendini savunmak gibi en temel hakkını kullanan Müslümanlar zorla terörize edilir.

“Arap Baharı” dediğimiz ve tamamen Batı tandanslı olmasına rağmen yine –Allah’ın hikmeti- ellerinde patlayan süreç silahlı İslami mücadeleye yeni bir boyut kazandırır ;

Nefsi müdafa yapan Müslümanlar ve savaşı meslek edinen gruplar.

Doğu Türkistan çöllerinden Afrika’nın çöllerine kadar İslam Coğrafyası fiili,siyasi,ekonomik ve kültürel işgal altında.Bu işgale karşı Müslümanlar kendilerini savunmak gibi en temel haklarını kullanıyorlar.Tabii bu hakkımızı kullanır iken bir çok olumsuzluk yaşanmakta.Bu konudaki eleştiriler ve tespitler ise bir sonraki yazının konusu inşallah.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol