İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38780

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8828

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6911

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5707

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5249

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3475

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2606

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2036

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1657

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 04 saat 37 dakika kaldı.

Sai̇d Naci̇ Çamdalı yazdı, 493 kez açıldı, 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
1 Eki 15 02:00
İslam Dünyası ve Si̇lahlı Mücadele - 2

Bir önceki yazımızda kısaca 20.yy’da İslami tandanslı silahlı mücadele hareketlerinin tarihsel süreci hakkında kısaca bilgi vermiştik.Bu yazımızda ise olaya biraz eleştirel olarak yaklaşacağım.Ama şunu özellikle belirtmek isterim.Eleştirilerim İslam Dünyasının bugünkü mahvolmuş haline sebep olan Batı/Modern dünyanın bakış açısı olarak değil de ; bir Müslümanın başka bir Müslüman kardeşinin hakkında değerlendirme yapması olarak okumanızı rica edeceğim.Zira bu hareketlerin karşı cephesi olan Batı/Modern dünya olabildiğince çirkef bir şekilde karalama kampanyaları düzenlemekte.Yine bu yazı dizisinde kimseyi haklı çıkarmak ya da yermek gibi bir amacım yok.Sadece konunun daha iyi anlaşılması için ufak bir katkıda bulunmaya çalışıyorum.Bundan ötürü değerlendirmelerim doğrudan şahıslar ya da gruplar üzerine olmayacak.

Önceki yazıda iki sınıflama yapmıştık ;

Yaşama savaşı veren Müslümanlar ve savaşı meslek haline getirenler.

İnsanların olaylara yaklaşması , o olayın insanlardaki konumu ile alakalıdır.Hayattan bir parça olarak gördüğümüz , hobi olarak gördüğümüz ya da mesleki beklentiler ile yaptığımız işler , bünyemizde farklı olarak konumlanır.İşte bu ayrım yukarıda yaptığımız sınıflandırmanın temel ayrılma noktasıdır.Yaşamak için savaşmak zorunda kalan Müslümanlar varken aynı şekilde yine Müslüman olup savaşı meslek haline getiren kişiler/gruplar mevcut.Bu iki grubunda durumu ve olaylara bakış açısı çok farklı.Yaşamak için savaşan Müslümanlar , sadece yaşama haklarının elinden alınmasını engellemek için savaşırken savaşı meslek haline getirenler bu işi daha büyük boyutlara taşımaktalar.

Burada ikinci grubun/meslek haline getirenlerin tamamen yanlış yolda olduğu izlenimini vermek istemem zira İslam dünyası büyük oranda işgal altında iken savaşacak bir gücün olmaması imkansız.İllaki bu küresel saldırılara cevap verecek küresel gruplar olacaktır ve olmalıdır da…

İlk olarak cihad-sadece savaş manasına yormamak lazım- Allahın açıkça bir emridir ;

Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. ( tevbe /41)

Ama Allah c.c açıkça bunun sınırlarını da çizmiştir ;

Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez. ( bakara/190)

İşte burada Allah açıkça “aşırılıktan” kaçınmayı emretmiştir.İster fetih amacıyla olsun ister müdaafa olsun hiçbir şekilde aşırıya kaçmamak açık bir şekilde emretmiştir.İşte savaşı meslek edinenlerin hataları bu noktada başlamaktadır.İnsan bir işi meslek olarak gördüğü vakit , zamanla gösterdiği hassasiyet ve ölçülü olma durumu hızla azalmaktadır.Yaşamak için yapmak zorunda olduğumuz bir iş için gösterdiğimiz azami dikkat , meslek edindiğimiz , hatta geçimimizi sağladığımız bir iş gösterilmez.Gösterilse dahi bir süre sonra “meslek körlüğü” dediğimiz bir illet bize bulaşır.Şimdi oturup bir seçim yapmalıyız ; İslamı ve kendimizi yaşatmak için mi savaşıyoruz ? Yoksa savaşmak bizim mesleğimiz mi ?

Bu birinci husus gelelim daha da önemli ikinci hususa ;

İslama giren bir kişinin en temel görevi Allah c.c istediği biçimde bir iman inşa etmektir.Ardından ibadetler ve muamelatlar bu iman üzerine kurulur.Sağlam bir iman olmadan sağlıklı bir amel olamaz.”Yabancı savaşçılar” dediğimiz grupların problemi burada başlıyor.Avrupa’da büyümüş ama İslami seçmiş , yaşadığı topluma nefretini , en sert eylem olan cihad ile ifade eden bir gencin , sağlam bir imanı olduğundan nasıl bahsedebiliriz ? İmanını sağlam inşa edememiş insanın cihadı nasıl sağlam olacak ?

Bir diğer konu ise “uzmanlaşma”.

Her yapılanma kendi iç mekanizmasında bir uzmanlaşma müessesi yapmak zorundadır.İşler bu uzman aracılığı ile yürürler.İslam dünyasında önemli yer tutan bu yapılanmalar –özellikle son zamanlarda- ne kadar uzman ? Oraya “cihad” etmeye giden –maalesef- vasıfsız Müslümanların bölgeye yararı mı daha fazladır , yoksa zararı mı ?

Bu sorular dağ olur gider ;

Cihad , İslamın ve insanın yaşaması için , Allah ve insan arasındaki engellere karşı verdiğimiz bir savaştır.Bu savaşı verirken her şeyden önce Allah’ın rızası gözetilmelidir ki cihadımız cihad olsun.

Dileğimiz İslam milletinin alyuvarları olan cihadi grupların basiretli ve ferasetli olmasıdır.

Dileğimiz İslam milletinin her türlü işgalden kurtulup , hür bir millet olmasıdır…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..