İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 28447

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8033

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6532

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4784

İstanbul

Sezer Emlik

5 / Puan: 4501

Bartın

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4250

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3849

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3631

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2370

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2114

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1830

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1687

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1604

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1394

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1352

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1019

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1016

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 975

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 940

İstanbul

Yamanduruş

20 / Puan: 886

Sakarya

Ahmet Demir

21 / Puan: 870

İstanbul

Müsemma Şahin

22 / Puan: 855

İstanbul

Mesut Toprak

23 / Puan: 843

Ankara

Ahmet Lalbek

24 / Puan: 838

Erzincan

Reşit Akpınar

25 / Puan: 834

Erzurum
İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 791

Ankara

Muharrem Morkoç

28 / Puan: 753

İstanbul

Alpay Gökçe

29 / Puan: 728

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 694

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 20 dakika kaldı.

Emre Keleş yazdı, 643 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
4 Eki 15 14:00

Emre Keleş

Puan: 791

İçinde Uçurtma Uçmamış Çocukluk

Bir pazar sabahı hava açık. Mevsim yaz sonu, sonbahar başlangıcı. Sabahın sessiz ve güneşin havayı yavaş yavaş ısıtmaya başladığı saatler. Elimdeki dergiyi bırakıp hava almak için balkona çıkıyorum. Kuşlar çoktan cıvıltılarıyla güneşten nasiplenmeye başlamışlar. Şöyle bir havayı soluduktan sonra etrafıma göz gezdiriyorum. Balkonunda kahvaltı eden birkaç komşu ile yoldan geçen tek tük araba dışında pek bir hareket yok. Az sonra esamesi okunmayacak bu ortamın tadını çıkarırken birden bir rüzgar esmeye başlıyor. Neden bilmem birden uçurtma uçurmak geliyor aklıma. Rahmetlik babam ilk uçurtmamı yaparken nasıl da sabırsızlanmıştım. Sonraki yıl aynı mevsim geldiğinde farkedecektim; onu izlerken nasıl yaptığını öğrenivermişim. Çıtaları birbirine tutturup etrafından dolaştırdığı ipi çerçevelemesi, terazisi, kuyruğu, naylon kaplaması derken uçmaya hazır bir uçurtma çıkmıştı ortaya. Nasıl uçurulacağını az çok öğrenmiştik abilerimizden. Bir iki kez havadayken ipini tutturmuşlar bikaç selam çaktırmamıza müsaade etmişlerdi sağolsunlar. Selam çakma işini böyle öğrenmiştik.(Ayşe Hatun Önal ablamız çocuktu o zamanlar) Bu bize ipi kendi başımıza tutup koşturmadığımız ip salıp rüzgar çıktığında birden çekerek diklendiremediğimizden sanırım o heyecanı yaşatmıyordu. Öyle hemen de diklenmiyordu bi uçurtma. Bu işin çıraklığı önce baş tutmaydı. Kuyruk kısmından tutup yukarı doğru kaldırıp ipi tutanın "rüzgar var mı?" sorusuna defalarca yok demek, rüzgar geldiğinde telaş ve heyecanla "rüzgar geldiiii " diye bağırarak uçmaya kalkan uçurtmanın peşinde düşerse yakalarım diye koşuşturmakla çıraklıktan ustalığa safhalar birer birer geçiliyordu.

Defalarca düşüp onca ağaca takmaların ardından kazanılan deneyimler sonrasında uçurabildiğin uçurtmanın ardından kazanılan ustalıkla övünmenin tadı paha biçilemezdi. Bütün bunlar aklımdan saniyelik bir hızla geçiyordu. Bu rüzgar sayrsinde babamı bir kez daha rahmetle andım. Çocukluğumun hatırladım. Bir babanın çocuğuyla uçurtma yapıp uçurması ne büyük nimet. Tatlı bir gülümseme eşliğinde bu duygunun vermiş olduğu mutluluğu yaşıyordum. Bir anlık rüzgar neler yaşatıyor, insan bu yüzden Allah'a ne kadar şükretse azdır.

İşte şimdi şehir tamamen uyandı. Kalabalık ve gürültülü bir gün daha. Beton yığınlarının içine hapsolmuş insanlar. Ekranların demir parmaklıklara döndüğü ve çocukların arkasından baktığı bir zindana benziyor sanki. Sokakta oyun oynamanın uçurtma uçurmanın tadını çıkarmadan, böyle bir anısı olmadan yaşanan çocukluk yılları. Öylece gelip geçen ne garip bir çocukluk...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..