İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 35005

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8219

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7207

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7026

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 6013

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5034

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4923

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4488

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2955

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2455

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2175

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1797

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1465

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1384

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1239

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1153

Erzurum

Ali Turan

19 / Puan: 1151

İstanbul
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1026

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1003

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 934

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 901

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 888

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 880

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 43 dakika kaldı.

Emre Keleş yazdı, 719 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
4 Eki 15 14:00

Emre Keleş

Puan: 934

İçinde Uçurtma Uçmamış Çocukluk

Bir pazar sabahı hava açık. Mevsim yaz sonu, sonbahar başlangıcı. Sabahın sessiz ve güneşin havayı yavaş yavaş ısıtmaya başladığı saatler. Elimdeki dergiyi bırakıp hava almak için balkona çıkıyorum. Kuşlar çoktan cıvıltılarıyla güneşten nasiplenmeye başlamışlar. Şöyle bir havayı soluduktan sonra etrafıma göz gezdiriyorum. Balkonunda kahvaltı eden birkaç komşu ile yoldan geçen tek tük araba dışında pek bir hareket yok. Az sonra esamesi okunmayacak bu ortamın tadını çıkarırken birden bir rüzgar esmeye başlıyor. Neden bilmem birden uçurtma uçurmak geliyor aklıma. Rahmetlik babam ilk uçurtmamı yaparken nasıl da sabırsızlanmıştım. Sonraki yıl aynı mevsim geldiğinde farkedecektim; onu izlerken nasıl yaptığını öğrenivermişim. Çıtaları birbirine tutturup etrafından dolaştırdığı ipi çerçevelemesi, terazisi, kuyruğu, naylon kaplaması derken uçmaya hazır bir uçurtma çıkmıştı ortaya. Nasıl uçurulacağını az çok öğrenmiştik abilerimizden. Bir iki kez havadayken ipini tutturmuşlar bikaç selam çaktırmamıza müsaade etmişlerdi sağolsunlar. Selam çakma işini böyle öğrenmiştik.(Ayşe Hatun Önal ablamız çocuktu o zamanlar) Bu bize ipi kendi başımıza tutup koşturmadığımız ip salıp rüzgar çıktığında birden çekerek diklendiremediğimizden sanırım o heyecanı yaşatmıyordu. Öyle hemen de diklenmiyordu bi uçurtma. Bu işin çıraklığı önce baş tutmaydı. Kuyruk kısmından tutup yukarı doğru kaldırıp ipi tutanın "rüzgar var mı?" sorusuna defalarca yok demek, rüzgar geldiğinde telaş ve heyecanla "rüzgar geldiiii " diye bağırarak uçmaya kalkan uçurtmanın peşinde düşerse yakalarım diye koşuşturmakla çıraklıktan ustalığa safhalar birer birer geçiliyordu.

Defalarca düşüp onca ağaca takmaların ardından kazanılan deneyimler sonrasında uçurabildiğin uçurtmanın ardından kazanılan ustalıkla övünmenin tadı paha biçilemezdi. Bütün bunlar aklımdan saniyelik bir hızla geçiyordu. Bu rüzgar sayrsinde babamı bir kez daha rahmetle andım. Çocukluğumun hatırladım. Bir babanın çocuğuyla uçurtma yapıp uçurması ne büyük nimet. Tatlı bir gülümseme eşliğinde bu duygunun vermiş olduğu mutluluğu yaşıyordum. Bir anlık rüzgar neler yaşatıyor, insan bu yüzden Allah'a ne kadar şükretse azdır.

İşte şimdi şehir tamamen uyandı. Kalabalık ve gürültülü bir gün daha. Beton yığınlarının içine hapsolmuş insanlar. Ekranların demir parmaklıklara döndüğü ve çocukların arkasından baktığı bir zindana benziyor sanki. Sokakta oyun oynamanın uçurtma uçurmanın tadını çıkarmadan, böyle bir anısı olmadan yaşanan çocukluk yılları. Öylece gelip geçen ne garip bir çocukluk...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..