İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 28789

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8054

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6553

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4792

İstanbul

Sezer Emlik

5 / Puan: 4605

Bartın

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4295

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3877

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3646

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2385

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2157

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1842

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1693

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1606

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1396

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1353

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1025

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1017

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 986

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 940

İstanbul

Yamanduruş

20 / Puan: 889

Sakarya

Ahmet Demir

21 / Puan: 870

İstanbul

Müsemma Şahin

22 / Puan: 857

İstanbul

Reşit Akpınar

23 / Puan: 847

Erzurum

Mesut Toprak

24 / Puan: 844

Ankara

Ahmet Lalbek

25 / Puan: 840

Erzincan
İstanbul

Emre Keleş

27 / Puan: 792

Ankara

Muharrem Morkoç

28 / Puan: 753

İstanbul

Alpay Gökçe

29 / Puan: 728

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 699

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 12 dakika kaldı.

Ali Osman Rothschild yazdı, 10663 kez açıldı, 110 misafir olmak üzere 127 kişi beğendi, 23 yorum yapıldı.
13 Eki 15 10:00
Nasıl Aktrol Oldum

Twitter hesabımı 2010 yılında arkadaşlarımın baskısı sonucu açtım. İlk başta çok ısınamasam da yavaş yavaş ortama uyum sağladım. Artık ben de fikirlerimi insanlara duyuruyor, Türkiye ve dünya gündemini mevcut en hızlı şekilde takip ediyordum. Tabii o zamanlar işlerin bu noktaya geleceğinden habersizdim...

Murat Soyer'le de Twitter aracılığıyla tanıştım. Yüzyüze ilk görüşmemiz de Balgat'ta meşhur bir nargilecide oldu. İlk başlarda çok canayakın, babacan, iyi bir adam olduğunu düşündüm, başıma geleceklerden habersizdim... Zaman geçtikçe Soyer'le daha sık görüşmeye başladık. Bana yemek ısmarlıyor, oturduğumuz yerlerde hesap ödememe müsaade etmiyordu, "sen öğrencisin, öğrenci hesap ödemez" diyordu.Gittiğimiz yerlerde arkadaşlarıyla da tanışıyordum. Bir gün beni tanıştırdığı bir arkadaşı "Ali Osman da bizden mi?" diye sordu. Soyer ona sinsi bir gülüşle "değil ama olacak" şeklinde cevap verdi. "Abi siz kimsiniz, ben ne olacağım?" diye sordum. "Önemli bir şey değil, aramızda bir şaka" dedi, inandım, belki de hayatımın en büyük hatasıydı.

2013 Haziran'ydı, Gezi Olayları patlak vermişti, Ankara Hukuk son sınıf ve öğrencisiydim ve okuldan artakalan zamanlarımda bir hukuk bürosunda çalışıyor, harçlığımı bu şekilde çıkarıyordum. Murat Soyer o zamanlarda çok değişti, artık kendisini tanıyamamaya başlamıştım. O eski babacan adam gitmiş, yerine agresif, mezhepçi ve sinirli biri gelmişti. Bu zamanlar, aynı zamanda Soyer'in ilk defa benden bir şey istediği zamanlardı; siyasi içerikli bir tweetini retweet etmem... İstemedim, "abi ben düz trollüm, eğlencesine burdayım" dedim. "Bir kereden bir şey olmaz, ortalık sakinleşince tekrar eski formatına dönersin" dedi. Kabul etmedim ve Soyer'in çirkin yüzünü ilk defa o zaman gördüm. Bana söylediklerini kelimesi kelimesine aktarıyorum:

"Kaç aydır yediğin önünde yemediğin arkanda, çay içiyorsun hesap ödemiyorsun, nargile içiyorsun hesap ödemiyorsun, oralet içiyorsun hesap ödemiyorsun. Her yemeğin yanına kola söylüyor, üzerine sigara içiyorsun. Bu değirmenin suyu nereden geliyor zannediyorsun. Senden bir retweet istiyorum ve bunu gerçekleştirmek senin bana borcundur"

Çok ağır konuşmuştu ve söylediği şeyler doğruydu. Birkaç gece düşündükten sonra, üzerimde bu kadar emeği olan abimin basit bir ricasını kırmamın saygısızlık ve nankörlük olacağına karar verdim. Söylediği tweeti retweetledim.

Temmuz ayının ortalarıydı, ayın 5'ine kadar ödemem gereken kirayı ödeyememiş ve evsahibinin taciz telefonlarına maruz kalır bir haldeydim. Bu çıkmazdan nasıl çıkacağımı düşünürken aklıma Murat Soyer geldi, o benim abimdi ve beni sever, bana yardım ederdi, aradım, durumu anlattım. Bana "Gezi konusunu sahiplenmedim, hiç tweet atmıyorsun, bu konuyu sahiplenirsen senin problemini çözerim" dedi. Mecburdum, sahiplenmesem de öyleymiş gibi yaptım, hükümet lehine tweetler attım. Bir anda evsahibi telefon etmeyi bıraktı, bankaya gittiğimde kredi kartı borcumun ödenmiş olduğunu gördüm, aylardır kesik olan internet bağlantım da açılmıştı. Teşekkür etmek için Soyer'i aradım, telefonda bana "sen böyle takıl, bir daha hayatın boyunca çalışmak zorunda kalmayacaksın" dedi ve o günün akşamına beni Balgat'ta çağırdı. Balgat'a gittiğimde kalabalık bir masayla karşılaştım, o gün o masada olanları belki sizler de tanırsınız; Fahreddin isminde sakallı bir genç, Esat isminde sakalsız bir genç, Zakkumcu Ziya isminde tonton bir ihtiyar ve Esko Bey isminde yakışıklı olmayan fakat yakışıklıymış gibi davranan orta yaşlı bir bey...

O gün Soyer hiç konuşmadı, Esat bana 30 bin kişilik bir sosyal medya ordusundan bahsetti, eğer onlara katılırsam günde 10 tweet atarak ayda 5 bin lira kazanabileceğimi söyledi. Masadan kalmak istedim, Soyer kulağıma "içtiğin oraletlere böyle mi karşılık veriyorsun" dedi, sustum ve geri oturdum. "Hem kötü bir şey yapmıyoruz ki, vatandaşlarımızın olayları doğru anlayabilmesi için yalanları ifşa ediyoruz" dedi. İnandım. Aylık 5 bin lira da o anki maddi durumum için inanılmaz bir meblağ idi. Hukuk bürosunda günde 12 saat çalışıp sadece 500 lira kazanıyordum. Mecburen kabul ettim. Ayrıca masadan kalkmaya çalıştığımda Soyer ceketini hafif yana sıyırarak silahını görmemi sağlamıştı. 22 yaşındaydım ve çok korkmuştum, ayrıca paraya da çok ihtiyacım vardı, kabul ettim. Devamını zaten herkes biliyor, şimdi size bilmediğiniz bazı şeyler anlatacağım...

Son yayınlanan aşırı bilimsel görsel bizlerin tüm foyasını ortaya çıkardı. Bütün algı operasyonu tekniklerini öğrenmiştik fakat bilimin yanılmayacağını öğrenmemiştik. Görseli gördüğü anda Keçiören'deki hücre evimizde Esat "Hayır, olamaz, mahvolduk, hakkımızda her şeyi biliyorlar" dedi. Çekyata uzandı ve ağzından şu sözcükler döküldü; "Reis'i de biliyorlar..." O anda başlayan sessizlik, sonraki üç saat boyunca bozulmadı, hiçbirimiz konuşmadık, konuşacak bir şey kalmamıştı çünkü, helalleştik.Aramızda Reis diye hitap ettiğimiz kişi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dı. Sanılanın aksine Aktroller talimatları Erdoğan'dan almıyordu, çünkü Erdoğan'ın kendisi de Aktroldü ve o da bizim gibi Esat'tan talimat alıyordu. Erdoğan'ın da Aktrol olduğunun ortaya çıkması, yapıyı lağvetmemiz için yeterli bir sebepti ve biz de öyle yaptık. Bilim, Aktrolleri yendi.

Zorla içine çekildiğim bu karanlık topluluktan bu sayede kurtulabildim, bilim sayesinde kurtulabildim. Buradan gençlere sesleniyorum, bu hikayeden ibret alın. Buradan anne babalara sesleniyorum; çocuklarınızı takip edin, benim oğlum kızım yapmaz demeyin, benim anne babam da Twitter kullandığımı hala bilmiyor. Bedava oralet ilk başlarda tatlı gelse de sonrasında böyle büyük bedeller ödetebiliyor. Ve son olarak, ümitvar olun güzel insanlar, bilimin ortaya çıkaramayacağı hiçbir sır yoktur, bilimi linç edemez, bilimi spamlayamazsınız, ESKİ Aktrol, Ali Osman Rothschild...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
06 Oca 21:21

Ya cok yasa emi ne guldum ama :)

14 Eki 21:14

Göklerden gelen bir karar vardır Ali Osman Rothschild xd