İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 07 saat 05 dakika kaldı.

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re yazdı, 17 kez açıldı, 6 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
13 Eki 15 14:00
Şi̇ddete Eği̇li̇m

Geçen gün arabamla caddede ilerlerken park halindeki bir kamyonun arkasından bana 90 derece dik açıyla bir araba önüme fırladı. Sert frenle zor durdum. Adamın benim geldiğim yönü görerek çıkmış olması mümkün değil. Belli ki kamyona sinirlenip bu şekilde kontrolsüz bir manevra yapmış.

Ben tabii zor bela durmuş olmanın etkisiyle sağ elimi kaldırıp “ne yapıyorsun ya” diye bağırdım. Adam sert bir şekilde el frenini çekip, elini kapının koluna attı. Bu hani kavgaya inme şekli var ya, böyle o el freni çekiş biçimi, ondan. Sonra inmeyip bana “öldün mü” diye bağırdı. Camlar filan açık olduğundan birbirimizi rahatlıkla duyabiliyoruz.

Ben tabii bunu duyunca nasıl bir vakayla karşı karşıya olduğumu anladım. Ulan ölmediysen ne diye adama "ne yapıyorsun ya" dedim ki, yoksa gerizekalı mıydım ben?

Belli ki adam tam bir öküz; kavgacı, hak, hukuktan anlamayan biri.

Bu arada yazının başından beri kendisine farkında olmadan adam demişim, pardon, öküz olacak o.

Böyle 25-30 yaş arası bir şey. Tabii ben “ölebilirdim de, sen de ölebilirdin. Hem haksızsın hem de kızıyorsun” filan deyince bu bir afalladı. Alıştığı prosedür "ne diyon lan sen" deyip benim de el frenini çekmem gerekirdi. Satrançta var ya hani ispanyol açılışı filan. Bu durumun da böyle kalıp hamleleri var. İşte baktı ben öyle kavga edilecek biri değilim, beklenen tepkileri vermiyorum “la havle” hareketi yapıp gitti.

Ne kadar tanıdık bir tip değil mi bu vatandaş? Minibüsçüler, taksiler hep aynı. Sadece trafikte değil her tarafımız bu insanlarla dolu. Ağabeyimiz, babamız, kavgacı dayımız, deli raporu olduğu kulaktan kulağa fısıldanan amcamız, gözü morarmış ama esas karşı tarafı görmemiz gerektiğini söyleyen arkadaşımız... Küçük bir kesim hariç en ufak bir anlaşmazlıkta karşı tarafı döve döve sindirmeyi hak gören bir toplumuz biz. Dayağın büyüğünü bizden olmayan yedikten sonra sorun da etmiyoruz.

Bu eğilimimiz dünya çapında da meşhur üstelik; Türklerle birlikte yaşamak durumunda olan toplumlar bu dayağı, şiddeti tecrübe ediyorlar.

Almanya’da mesela, alman çocuklar okulda türklerden dayak yerler. Neredeyse yemeyen yoktur. Almanlarla yabancı düşmanlığı hakkında konuşurken “bu küçüklükten gelen bir şey, çocukken Türklerden az dayak yemedik” sözünü duymak mümkün olabiliyor.

Arda Turan’ın Atletico Madrid’de oynarken bir maçta, ayağından fırlayan kramponu, sinirlenip saha kenarına fırlatmasını hatırlıyorsunuzdur. Youtube’da o görüntünün altına yabancı birinin yazdığı “Türkler işte” yorumu da bu imaja iyi bir kanıt. Devamında bu yoruma gelen hakaretler de öyle.

Peki biz niye böyleyiz? neden hayatımızın her alanında bu kadar şiddet var? genetik, ırsi bir şey olamayacağına göre bunun anca yaşayış, yetiştiriliş biçimimiz ile bir ilgisi olabilir.

Evde, büyük kardeşlerden, ebeveynlerden başlayan şiddet okulda öğretmen ile devam ediyor. Belki eskisi kadar öğretmenler öğrencileri artık dövemiyor ama yıllarca bu dayakla büyümüş insanlar toplumu oluşturuyor.

Okulda, bu şiddet eğilimine karşı herhangi bir eğitim de verilmiyor. Rehabilitasyon, aileden gelen bu damara bir düzeltme yok. Aynen devam ediyor süreç.

Sonrası da malum; öfke patlamaları, birbirine saygısı olmayan şoförler, tekme tokata dönüşen meclis tartışmaları, hatta öldürerek hak arama mücadeleleri ve bu öldürmeyi meşru gören yığınlar.

Kimse dayak atılacak, öldürülecek kadar haksız olamaz. Hiçbir şey yaşama hakkından kıymetli değil. Bunu bilmeyen çocuklar yetişiyor okullarımızdan. Bir sürü de yetişti ve toplumun içinde varlar.

Bunu düzeltmenin de tek yolu var, şiddetin kötü bir şey olduğunu çocuklarımıza öğretmek. Haklı veya haksız, nerden gelirse gelsin her türlü şiddet eylemine tepki göstermek. Özellikle de ait olduğumuzu düşündüğümüz kesimlerden gelecek şiddete verilecek tepki etkili olacaktır. Polisin de göstericinin de şiddet uygulamasına sessiz kalmamalıyız.

Çünkü bu şiddet bir gün hepimizi yok edecek.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

14 Eki 17:25

Sonunda "âmin, inşallah" diyerek bitirdim. Ayrıca bunun genetik olamayacağıyla ilgili bir veri mı? Psiko-sosyal eğilimler genetik olabilir diye hatırlıyorum.

CEVAPLA
13 Eki 21:51

Özellikle öğretmenlerden görülen şiddet, dönüp bakınca akıllara zarar geliyor bana. Koskoca, yetişkin dediğimiz, nesil yetiştirmekle görevlendirdiğimiz insanlar hep çocuk dövdüler. Bu gün biri çıkıp senin benim çocuğumun sırtında sopa kıracak...?

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..