İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 28789

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8054

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6553

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4792

İstanbul

Sezer Emlik

5 / Puan: 4605

Bartın

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4295

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3877

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3646

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2385

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2157

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1842

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1693

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1606

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1396

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1353

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1025

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1017

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 986

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 940

İstanbul

Yamanduruş

20 / Puan: 889

Sakarya

Ahmet Demir

21 / Puan: 870

İstanbul

Müsemma Şahin

22 / Puan: 857

İstanbul

Reşit Akpınar

23 / Puan: 847

Erzurum

Mesut Toprak

24 / Puan: 844

Ankara

Ahmet Lalbek

25 / Puan: 840

Erzincan
İstanbul

Emre Keleş

27 / Puan: 792

Ankara

Muharrem Morkoç

28 / Puan: 753

İstanbul

Alpay Gökçe

29 / Puan: 728

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 699

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 13 dakika kaldı.

Mustafa Karayel yazdı, 449 kez açıldı, 7 misafir olmak üzere 16 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
23 Eki 15 18:00
Hazret-İ Hüseyn (Radiyallahü Anh)

Hazret-i Hüseyin “radıyallahü anh” oniki imâmın üçüncüsü

ve imâmların atasıdır. Şehîd ve seyyiddir. Hicretin dördüncü senesinde Şaban

ayının dördünde, Salı günü, Medîne'de doğdu. İsmini Resûlullah“sallallahü aleyhi ve sellem” koymuştur.

Ibni Abbâs “radıyallahü anhümâ” rivayet etmiştir;

Bir gün Eshâb-ı kirâmdan “radıyallahü anhüm ecma’în”

bir cemâ’at ile Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” huzûrunda oturuyorduk. Bir kişi gelip, Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” bir elma verdi. Resûlullah elmayı mübârek elinde tutuyordu. Hazret-i Hasen ve Hazret-i Hüseyn “radıyallahü anhümâ” oradaydılar ve elmaya bakıyorlardı. Serveri Kainat Efendimiz (aleyhisselatü vesselam) elmayı birine verip, diğerini mahzûn etmek istemedi.

O sırada Cebrâîl aleyhisselâm gelip,

- Yâ Muhammed “aleyhisselâm”, emret güreşsinler, hangisi gâlip gelirse elmayı ona verirsin, dedi.

Resûlullah Efendimiz, güreşmelerini emretti.

Ve güreşmeye başladılar. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve

sellem”

_ Tut yâ Hasen, diyordu.

Ben dedim ki,

- Yâ Resûlallah, Hasen'e mi tut diyorsunuz? İşte Cebrâîl aleyhisselâm da, Hüseyn'e tut diyor, buyurdu.

Güreş uzadı ve birbirlerine gâlib gelemediler. Cebrâîl aleyhisselâm Cennetden bir elma dahâ getirdi. İkisine birer elma verip, onları sevindirdiler.

Ümmü Seleme “radıyallahü anhâ” şöyle anlatmışdır:

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” bir gece benim

evimde idi. Dışarı çıktı ve uzunca bir müddet sonra geri

geldi. Mübârek saçları dağılmıs ve tozlara bulanmıştı. Mübârek elinde bir şey tutuyordu.

- Yâ Resûlullah! Bu ne hâldir ki, sizi böyle görüyorum, dedim.

Bu gece beni, Irak'ta Hüseyn'in ve evlâtlarından bir gurubun şehîd edileceği Kerbelâ denilen bir yere götürdüler. Onların kanını topladım, elimde tuttuğum odur, buyurdu.

Mübârek elindekini bana verdi ve bunu sakla, buyurdu. Onu aldım, kırmızı renkli bir toprak idi. Bir şişeye doldurup, ağzını sıkıca kapattım.

Hazret-i Hüseyn “radıyallahü anh” Irak seferine

çıkınca, her gün o şişeyi çıkarır, bakardım ve ağlardım. Muharrem ayının onuncu günü sabâhleyin baktım, şişedeki

toprak tâze kan olmuştu. Hazret-i Hüseyn'i sehîd ettiklerini anladım ve çok ağladım. Fakat düşmanlar karışıklık çıkarmasınlar diye kendimi zabtettim. Şehâdet haberi geldi. O gün şehîd edilmiş. Hicretin altmışbirinci senesi Muharrem ayının onunda, “aşûre” günü, Cumartesi günü idi.

Hazret-i Hüseyn “radıyallahü anh” elli yedi sene beş ay yaşadı.

Büyüklüğünü anlatan o kadar çok rivayet vardır ki satırlara sığmaz. Cennet gençlerinin efendisi şerefine nail efendimizin ciğerparesidir.

Rûm diyârı gâzîlerinden biri şöyle demiştir. Rûm ahâlisinin kiliselerinden birinde şu manâda beyti yazılı gördüm.

Nasıl umarlar sehîd edenler Hüseyni,

Yevm-i kıyâmetde dedesinden sefâ’ati.

Abdüllah bin Abbâsdan “radıyallahü anhümâ” bildirilen başka bir rivayette ise;

Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” peygamberliğinin bildirilmesinden üçyüz sene önce, dört yüzünde yazı olan, bir taş bulundu. Bir yüzünde yazılı beyit yukarıdaki beyittir.

...........

Allahü teala şefaatlerine mazhar eyler inşaallah. Aşure gününüz mübarek olsun.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..