İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 32 dakika kaldı.

Ömer Poyraz yazdı, 17 kez açıldı, 11 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
27 Eki '15 14:00

Ömer Poyraz

Puan: 7460

Kadıköy

Çocukken halamlar bize gelip giderlerdi. Dedem vefat ettiğinde 5 yaşlarında olduğumdan ölümünden önce mi sonra mı bilemiyorum, hayal meyal hatırlarım geliş gidişlerini. Kamyonumuz vardı, abim şofördü. Halamlar geldiğinde gece geç saat olunca, abimin anahtarı enişteme verdiğini hatırlıyorum. Çoluk çocuk eve gitmek için arabanın anahtarını vermek, iyi bir fikir olabilirdi ama kamyonun anahtarını vermek nedir? O zaman komik gelmiyordu gerçi, herkesin de arabasının olmadığı düşünülürse.

Neyse mesele o değil! Derken geliş gidişler azaldı, çok da iyi konuşulmamaya başlandı haklarında. Soğukluk başlamıştı arada. Sebebini bilmiyor ve anlamıyordum doğal olarak. Miras paylaşımının sebep olduğu sorunlar varmış! Babam ne istiyorsan gel konuşalım demiş, fakat bu tür durumlarda aradaki fitne ve hasetçilerin kol gezmesi durumundan mütevellit, aracılarla iş görülünce soğukluk giderek artmış. Dedemin bakkal dükkanındaki malların dahi bölünmek istenmesi, babama ağır gelmiş ve kendince silmişti kardeşini.

Dedem hayattayken, bir kısmı köyde annemlerle bir kısmı şehirde dedemlerle yaşamış bir aile hayatımız varmış.Yine hayal meyal hatırlarım, şehirden ayrılıp köye evimize giderken dedemin o zaman bana çok büyük gelen bir poşet içinde her türlü nevaleyi (leblebi ve ülker çokomel iyi hatırladıklarımdandır) düzdüğünü.

Ailesinden uzak yaşayan çocuklar içinse, doğal olarak şehirdeki akrabalarla daha sıkı ilişkiler mevcut. Dedemin hayatta olması ve torunları arasında ayrım yapmamasının da verdiği bir garantörlükle. Ama abimi hep ayrı tutar derlerdi. Ailede ve köylüler arasındaki lakabı "Torun" dur. Torun diyince anlaşılır kimden bahsedildiği. Torun'la aralarındaki bağ hep devam etti halamların, eski sıcaklıkla olmasa da köprüydü iki aile arasında. Tabii bu soğukluk yıllarca devam etti. Hâlâ da devam ediyor. Bu bir çocuk için zor bir durum, bahse konu akrabandan ve çocuklarından daha samimi ahbaplar komşu çocukların varsa vicdanı kanatan bir durum. Hâlâ öyle olması da çok kötü. Bunu düzeltebilecek bir karaktere sahip olmak ayrı bir meziyet zirâ.

Meselenin özü ise sahip olduğumuz değerlere, mensup olduğumuz dinin emirlerine uyulmaması. Miras taksimi ile ilgili husus zaten unutulmuş, artık kimseden "kardeşlerden kadına erkeğin yarısı kadar verilir" hükmüne razı olmasını beklemiyoruz. Dul ya da kimsesiz kaldığında ise dinen kadına bakmakla yükümlü olanın da o erkek kardeş olduğu da kimseyi ilgilendirmemeye başladı. Herkes kendi menfaati peşinde ve kendi kendine zulmediyor.

Bizim burada dikkat çekmeye çalıştığımız husus ise mirasın hemen taksim edilmesi gerekliliğidir. En dindar muhafazakâr ailelerde dahi sorun olan bu durum insanların eline bırakıldığında sosyal dokuyu zedeleyen dostu dosta, hısımı akrabaya düşman eden meseleler doğuyor.

Bir bayram ziyaretinde bir büyüğümüz anlattı. Kadıköy ismi bir çok ilde bir çok yerde kullanılır. Neden var bu kadar "Kadıköy"?. Kadıköy demek kadının bulunduğu yaşadığı köy demektir. Osmanlı'da bir kimse vefat ettiğinde daha hiç bir işlem yapılmadan, yani gömülmeden kadıya haber verilir miras taksimi hallledilir mevta öyle defnedilirdi. Kadı devlet adına işlem yaptığından ve devlet müslüman için islam hukukunu uyguladığından yapılan iş, hem hukuki hem de dini bir vecibenin yerine getirilmesi ile noktalanır ve ölen mezarında, kalan da dünyada rahat ederdi. Bunun devlet eliyle yapılması ise meselenin hallinde caydırıcı ve etkili bir güç olmasına sebep idi. Allahualem Osmanlı'da miras davalarının formatı çok farklı seviyelerde ve az olsa gerektir.

Sosyal meselelere bu kadar vakıf bir mükemmel din ve bunu uygulamada çok mahir bir devlet.

Ve bir tavsiye. Gücünüz yetiyorsa miras sahipleri olarak ölmeden taksimi yapınız, yine dinin emrine göre adaleti gözetmek zorundasınız nasıl olsa! Vasiyetinizi yazın!

Ve mirasçılar babanız ananız hayattayken bu işin çözülmesine ön ayak olun! Teşvik edin. Babam gibi yıllar sonra gözyaşı dökmeyin, geçen yılları hatırlayıp.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

28 Eki '15 00:49

Şahsen mal-mülk mücadelesinin olmadığı aile görmedim şimdiye kadar. Mahkemelik olanlar biliyorum, hiçbir şey olmasa bir sürü lafı sözü oluyor. Vazgeçilmez bir cazibesi var maddiyatın, kardeş falan tanımıyor.

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..