İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara
Hi̇lye yazdı, 50 kez açıldı, 8 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
10 Kas '15 16:00

Hi̇lye

Puan: 73

Ela Lale Talat Üçlüsünün Aydınlanmaya Etki̇leri̇

Sabah erken kalkması gerektiği için erken yatması gerekli, ama ödevlerini bitiremedi. Üstelik kardeşi ve kuzeni deli gibi kahkahalar atarak oyun oynarken o masa başında oturup ela lale talat yazmaya çalışıyordu bütün akşam. Ve o da bir çocuk daha, 6 yaşında sadece.

Çocuğunun ödevlerini takip eden hatta yapan bir veli olamayacağım diye kendime baştan söz verdiğim için başında beklemiyorum. Kendisi de çocuk olduğu için oyun oynamak istiyor ödev yapmak değil. Bu sebeple de sürekli oyalanacak bir şey buluyor ve yatma saati geldiğinde ödevler hala bitmemiş oluyor.

Bu akşam sınıf öğretmeninden gelen “çocuklarınızın ödevlerini özenle yapmasına dikkat edin, ödevlerini yap(a)mayan çocuklar sınıfın gerisinde kalacaklar” temalı bir mesajın beni tetklemesiyle bir değişiklik yapıp çocuğun yanında oturuyorum ve takip ediyorum. Onun yerine ödevini yapmıyorum tabii ki ama yardım etmeye çalışıyorum ve en önemlisi yanındayım mesajım ile ona destek oluyorum, çünkü hayatı çok zor. Çocuk –ki hatırlayalım kendisi sadece 6 yaşında- yazamadığı bir kıytırık kelime yüzünden içlenip ağlamaya başlıyor ve kalemi elinden kayarken dilinden “anne yapamıyorum, bilmiyorum ben” sözleri dökülüyor.

“Yavrucuğum zaten okula bilmediğimiz için gideriz, bilmediklerimizi öğrenmek için. Öğreniyorsun ve bak yapabiliyorsun” diye moral vermeye çalışıyorum. Ama o hala ağlıyor, öyle şımarıklık değil ağlaması, içli derin bir keder yüklü. İşte bunu farkettiğim an öfkeleniyorum. 6 yaşındaki çocuğa kendine güvenini yitirme pahasına, yapamıyorum, bilmiyorum yüzleşmelerini yaşatma pahasına öğretmeye çalışılan şey ne diye bakıyorum; sağa eğik, başlangıç ve bitiş çizgilerine dikkat edilerek yazılması gereken ‘talat’.

Okuma yazma öğrenmek, bir eğitimden geçmek elbette önemli ve gerekli. Amma velakin çocuk kendine güvenini yitirmek ile karşı karşıya kalacak ve mutsuz olacaksa gerekirse 5 ay sonra öğrensin, gerekirse 1 yıl sonra. Sınıfın gerisinde kalabilir. Okuma yazmayı en son öğrenen kişi olabilir. Hiç önemli değil zira bir süredir yaşadığım ‘aydınlanma’ sonucu akademik başarıyı öncelemenin yanlış olduğunu, akademik başarısı olmasa da kişinin ‘başarılı’ olabileceğini, en önemli başarının ise ‘mutlu olabilmek’ olduğunu düşünüyorum.

Mutlu olan iyi bir insan olur, iyi bir kul olur, iyi bir evlat olur, iyi bir öğrenci olur, iyi bir x olur. X yerine ne isterseniz koyun, mutlu olan olduğunun en iyisi olur. Çünkü mutlu olmak kendini sevmekle başlar ve bunun akademik başarıyla hiçbir ilgisi yok. Olmamalı.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..