İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38811

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8839

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6931

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5713

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5256

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3476

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2609

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1658

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1488

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 11 saat 33 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 1401 kez açıldı, 23 misafir olmak üzere 40 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
11 Kas 15 17:00

Bulut Sever

Puan: 5507

Satrancı Urefa

Bir mevzuyu hakkıyla ve kolayca öğrenmenin birinci şartı, o mevzuya duyulacak olan muhabbettir. Bu muhabbetin neticesinde mevzu hakkında uyanacak merak duygusu öğrenmenin keyfini ziyadeleştirir. Oyun ile bir konuyu öğretmeye çalışmak, hem öğretmeyi hem de öğrenmeyi kolaylaştırır.

Din eğitiminde de oyunun önemli bir rolü vardır. Eski zamanlarda medreselerdeki ciddiyet asla ceberut bir hali ifade etmez. Zaman zaman ilgili derslerin eğlenceli hale getirilmesi talebelerin dersleri severek öğrenmesine sebep olmuştur.

*

Gündemin hararetinin bir miktar düşmesinin ardından, bir tasavvuf oyunu olan Satranc-ı Urefa yani Ariflerin Satrancı’ndan bahsedelim.

“Rivayete göre Muhiddin Arabi Hazretleri ya da Mevlid’in yazarı Süleyman Çelebi Hazretleri ortaya çıkarmıştır bu oyunu. Bu oyunu ortaya çıkaran zatın tasavvuf talebelerine insanın yaşadığı, başından geçmiş çeşitli halleri/yaşanmışlıkları, idrak seviyelerini ve tasavvuf yolunun basamaklarını öğretmeyi amaçladığı düşünülmüştür.

Satranc-ı Urefa bir adet zar ve oyuncu sayısı kadar piyonla oynanır. Oyun tahtasında 10’a 10 + 1 adet, toplam 101 kare bulunur. Amaç, gelen zardaki kadar basamağı ilerleyerek 101. basamağa yani “Visale” varabilmektir. Bazı basamaklar sizi daha aşağıdaki basamaklara gönderirken, bazıları da daha ileriye götürür.

Oyuna başlamak için muhakkak 6 atmak gerekir. Böylece Zillet (hor görme, alçalma, aşağılık, alçaklık), Teessüf (acınma, yazıklanma), Rica (yalvarma), Kavga, Adavet (düşmanlık, hınç, kin) gibi hallerden geçilip, pişman olunarak Nedamet basamağına gelinerek oyuna başlamaya hak kazanılır. Bu İslam tasavvufunda Allah-ü Teâlâ’ya ulaşmak için mutmaine olmaya başlayan nefsin ilk uyanış derecesi olan nefs-i levvame'ye (günahlarından pişman olan nefs) karşılık gelmektedir. Yaptıklarından ve kötü hallerinden pişmanlık duyan (levm eden) insan tasavvuf yoluna girer. 6. basamaktan sonra sırayla Hicran (ayrılık, acı), Gurbet (yabancı yer), Karar basamakları geçilerek ilk 10 basamakta fazla zorlanmadan ilerlenir ve 10. basamak olan Rıza'ya (hoşnutluk, memnunluk, razı olma, istek) ulaşılır fakat 11. basa¬makta Sohbet-i Sek'e (biriyle köpek tabiatıyla, yani köpeklerin havlaması, hırlaması gibi kavga ederek görüşmek) gelindiğinde 2. basamağa, Teesüf'e geri dönülür. Eğer bu basamağı geçebilirseniz karşınıza Mihnet (sıkıntı, dert), Duzah (cehennem), Zeval (alçalış, sona erme), Zahmet (zor, yorgunluk), Meşakkat (güçlük) gibi dereceler çıkar. 21. basamakta karşılaşılan İstiğna (ihtiyaçsızlık taslama) sizi neredeyse en başa, 3. basamaktaki Rica'ya (yalvarma) geri götürür. Ödüllü basamaklardan ilkiyle 23'te karşılaşırsınız: Cefa (ayrılıkta bırakma, eziyet etme). Cefa çeken daha sonra Sefa süreceğinden doğrudan 31. basamağa gönderilir. Benzer bir şekilde 26. basamakta Fırsat'ı yakalayan kişi Tecrübe kazanmak için doğrudan 56. basamağa yollanır.

Oyun 26. basamaktan sonra zorlaşır: Rakip (başka birisiyle aynı şeye istekli olma) olunursa, ayrılık acısının çekildiği 7. basamaktaki Hicran sizi beklemektedir ya da birilerinin arasına Nifak (ayrımcılık) sokuyorsanız, 6. basamaktaki Nedamet (Pişmanlık) sizi kabul (!) buyurur. 39. basamağa kadar devam eden cezalar kısmını geçmek çok zordur, fakat bu aşamaları bir geçerseniz işiniz kolaylaşır ve maneviyat basamaklarında ileri doğru hızla yol alırsınız. Bu arada karşılaşabileceğiniz haller olan 43. basamaktaki Kemâl (olgunluk, tamlık, bilgi, fazilet) 5. basamaktaki Adavet'e (düşmanlık, hınç, kin), 91. basamaktaki Gurur (boş, beyhude şeye güvenip aldanma, boş şeylerle övünme) en başa gönderir ve neredeyse bitiriyorken sizi Rıza'ya yollayan 100. basamaktaki Kazâ insanı aşağılara çekmek için bekliyordur.

Yukarıdaki basamaklarda sonuca yaklaştıran hâller de vardır. Örneğin 89'daki İzzet (yükseklik, aziz olmak, saygı, ikram, yücelik, kudret) 98'deki Bad-ı Aşk'a (aşk fırtınası), 90'daki Vahdet (birlik, bir ve tek olma, kendi kendine kalış) 99'daki Halet'e (takdir, hal olmanın ve bulunmanın türlüsü) kadar gitmenizi sağlar. Bunların arasında en ilginci 87'deki Muhabbet’tir (sevme, sevgi, dostluk, dostça konuşma). Bu basamağın altında “BUYRUN VİSALE” yazmaktadır ve sizi doğrudan oyunun bitiş noktası olan VİSAL'e (dosta ermek, sevgide kavuşmak) taşımaktadır.”

Tasavvuf yolunun akıl ile anlaşılamayacağı buyurulmuş Ehl-i Sünnet İslam Âlimleri tarafından. Batını manevi haller ile süsleyerek zahir ile bir bütün halinde Allah-ü Teâlâ’ya hakiki manada ‘kul’ olmanın anahtarıdır tasavvuf. Halden hale geçip, renkten renge boyanırken ve tam kavuştum derken, ‘ötelerin ötesinde ve yine ötelerin ötesine…’ hicran yarası ile devamlı surette ayrılık acısının yaşanmasıdır…

*

Oyunun zorluğuna bakılırsa ve bu oyun gerçek ise, Tasavvuf yoluna adım atmış taliplerin, bu yolda halden hale gireceklerini ve tasavvuf basamaklarında ilerlemenin bıçağın keskin tarafında yürümek gibi olduğunu göstermek adına ortaya çıkarılmış bir oyun olduğu düşünülebilir.

Bu oyunun ne olduğunu okuduktan sonra şu soru sorulabilir: Zaman tasavvuf ile iştigal etme zamanı mı? Yoksa birinci vazifemiz tasavvuftan önce itikadımızı Ehl-i Sünnet’e uygun düzeltip/tazeleyip, İslam dininin insanın 7/24 hayatını şekillendiren kural ve kaidelerini ‘yorumu esas almayan’ sağlam kaynaklardan öğrenmek mi?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..