İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34863

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8218

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7153

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7023

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5986

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5031

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4895

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4481

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2947

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2452

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2164

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1795

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1464

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1384

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1234

İstanbul

Ali Turan

18 / Puan: 1149

İstanbul

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1149

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1026

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1001

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 933

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 901

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 886

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 879

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 15 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 587 kez açıldı, 6 misafir olmak üzere 23 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
25 Kas 15 17:00

Bulut Sever

Puan: 5031

Rusya'nın Artistliği: Kuzineden Mülhem Hezeyanlar

Ne sanıyorlar kim bilir?

Bu ülke ne çekiyorsa dil devrimi adı verilen cinayetten sonra kronikleşmiş tarihini bilmeme ve ilgilenmeme hastalığıyla, cehaletin o vazgeçilmez mutluluğu ile yaşamasından çekiyor.

Bilinen tarih ile birkaç bin yıl öncesine giden tarihimiz, yüzyıllar içinde oluşmuş kadim geleneklerle örülüdür. İslam dininden önce de olan bazı hasletler, İslamiyet’i kabullenmemizde önemli bir rol oynamıştır. Eşyanın ve elbisenin temiz olmasına verilen azami önem, sabah kalkınca ilk işin yüzün yıkanıp Yaratıcıya dua ve şükür bu dediğimize misal teşkil edebilir.

Dün sabah itibariyle bir zamanlar dünyayı birbirleri arasında pay etmiş iki süper (?) güçten birine, defaten son bir aydır çeşitli platformlarda ülkemiz sınırlarını ihlal etmemeleri hususunda uyarmamıza rağmen; dün sabah da savaş uçaklarına ‘müdahale’ etmeden önce onca uyarımız karşılığında yapılan artistliklerini ‘prensipte’ kabul edilebilir bul(a)madık ve artistliklerinin bedelinin ne olacağını açıkça gösterdik.

Ne zannediyorlar derken, kendi içimizdeki bir kısım muhaliflere idi sözümüz. Yoksa dışarıya bir sözümüz yok.

Onlar sanmıyorlar; bir zamanlar ne olduğumuzu, rahat bırakırlarsa ne olabileceğimizi çok iyi bildiklerinden bu olanlar zaten.

Dün Suriyeli kardeşlerimize kapımızı açtığımız için bu memleketi yönetme gayreti içinde olanlara aşağısından yukarısına sövenler, bu ülkenin neredeyse yarısının ‘muhacir’ olduğunu unutmuş olanlardı. Unuttukları bir diğer şey ise, biz muhacirlere yokluk yıllarında sofralarını ve evlerini açan, ‘ensar’ olma şerefine nail olmuş dedelerinin, ninelerinin vicdanlarıydı.

Bu topraklar İslam olduktan bu yana din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin kimin başı sıkıştıysa, kim bir sebepten dara düştüyse geldikleri yerlerdeki evlerinin önünde rahatça oturabildikleri gibi bu topraklarda da rahat etmişlerdir.

Dün böyle diyenler, kimse kimseyi kandırmasın, bir süredir Işid’i vuruyorum diye hassaten Türkmenleri yerinden yurdundan etmeye çalışan Rusya’ya ‘elimizin tersini’ gösterdiğimiz için tarihten aldığımız o büyük ve şerefli mesuliyeti bir kenara bırakıp doğalgaz derdine düşmemiz gerektiğini dillendiriyorlar.

Ne istediklerini anlamak mümkün değil, hastalıklı bir durum sanki?

Erdoğan ve AKP düşmanlığının, en sonunda hastalığa dönmüş saplantılı bir durumun onları getirdiği noktayı alenen müşahede etmek insani açıdan bakıldığında üzücü bir durum.

Şımartılmış, arsız çocuklar gibiler. Ne yapsan, ne etsen mutlu edemiyorsun onları, senden razı gelmiyorlar. Kendi içlerinde de bir mutabakat yok. Birinin olur dediğine, diğeri dirsek çeviriyor.

Yalnız şu çok açık ki, mesele ‘Sünni bir Müslüman’a geliyorsa ve bu ülke elinden geldiğince ‘Sünni Müslüman’lar için yardımda bulunmaya çalışıyorsa işte o zaman tek ses tek yürek hepsi bir ağızdan aynı nefret sözlerini terennüm etmeye başlayabiliyorlar.

Tarihten gelen her daim ‘diş bilediğimiz’ Rusya ayağının dibine kadar gelsin, gözünün içine baka baka aynı dine, ırka, dile sahip olduğun insanları senle dalga geçer gibi bombalasın, Esed’in hiçbir ahlaki değere sahip olmayan adamlarının ‘insafına’ bıraksın ve bu ülke hem el altından yardım etmesin hem de dün olduğu gibi uluslararası meşru haklarından faydalanarak haklı bir tepki göstermesin?

Elbette topu tüfeği alıp da Batum’dan yol alacak halimiz yok. Fakat bu ülke yani bizler şerefimizi de mi ‘konjonktür’ün o kirli ayakları altına serip olan biteni seyredelim umarsızca?

Hiç üzülmeye gerek yok sobalı-kuzineli günlere mi dönüyoruz diye, rakamlar bizden yana. Adamlar ekonomik olarak sıkıntılı bir dönemden geçiyorlar ve ekonomik göstergeleri aşağı doğru ivme kazanmış durumda. Bu sıkıntılı dönemlerinde doğalgazlarını sabah-akşam votka çeker gibi başlarına dikecek değiller. Evet, hala güçlüler. Ama biz de bir Ukrayna, Gürcistan değiliz. Baltık ülkeleri ve hele hele Yakutistan hiç değiliz.

Köprüler yıkılıp, gemiler yakılıp, bıçak kemiği kesmeye başladıktan sonra… Olup olacağı evinde bacası olan soba ya da kuzine alır. Evinde bacası olmayanın işi biraz daha meşakkatli olsa da, cama soba-kuzine borusu deliği açmak neden bu kadar zor olsun… Uzun bir süre kuzineli bir evde yaşama keyfini tatmış biri olarak herkese tavsiye ederim.

%49,5’un büyük bir çoğunluğu bunu seve seve yapar da, %50,5’luk bloğun(?!) hatırı sayılır bir kısmı ne yapar, nerelere kaçar (mı) bilinmez.

Tamam peki peki, kutuplaştırmayalım.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..