İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Açık Mavi

1 / Puan: 7308

Ankara

Bülent Kesler

2 / Puan: 2387

İstanbul

Gülşen Aslan

3 / Puan: 1109

İstanbul

Mücahit Kılıç

4 / Puan: 1092

İstanbul

Sıla Münir

5 / Puan: 1035

İstanbul

Mümtaz Fuat

6 / Puan: 900

Bursa

Bulut Sever

7 / Puan: 769

İstanbul

Burhan Çekici

8 / Puan: 711

Ordu

Ali Şahan Avsuz

9 / Puan: 638

Adana
Ankara

Ahmet Lalbek

11 / Puan: 514

Erzincan

Salman Döner

12 / Puan: 457

İstanbul

Onur Gündüz

13 / Puan: 442

İstanbul

Sevdaşrn

14 / Puan: 426

İstanbul

Ahmet

15 / Puan: 404

Kayseri

Minel Alya Bayrak

16 / Puan: 393

Erzurum

Kürşat Koyuncu

18 / Puan: 335

Ankara

Nida Tandoğan

17 / Puan: 335

Adana

Aykırı Genç

19 / Puan: 311

Ankara

Meyzen Ruha

20 / Puan: 308

İstanbul

Atç

21 / Puan: 307

Eskişehir

Burcu Mıhcı

22 / Puan: 305

Ankara

Rümeysa Yağcı

23 / Puan: 286

İstanbul

Benay Özbent

24 / Puan: 255

İstanbul

Ayşegül Koçar

25 / Puan: 244

Ankara

Tuğba Bozkurt

26 / Puan: 235

Ankara
İstanbul

Nesibe Çakıcı

28 / Puan: 225

Balıkesir

Esra Aydar

29 / Puan: 209

Ordu

Kader...

30 / Puan: 204

İzmir

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 36 dakika kaldı.

Mümtaz Fuat yazdı, 533 kez açıldı, 2 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
1 Ara 15 21:00

Mümtaz Fuat

Puan: 900

Oğluma Mektuplar - 4

Oğlum,

küçük bir çocukken ben, evimizin en büyük odasının duvarında bir tablo vardı. Bir orman kenarının göl ile birleştiği ya da bir denizle belki, müstakil, iki katlı bir ev… Çatı katı da olan bir ev... Balkonunun korkulukları sarının birkaç tonuna haiz sazdan yapılmış; bütün dünyadaki evlerin en sağlamı gibi gelirdi bana.

Bacalı bir ev idi. O güzelim göle ya da belki bir denize nazır bu evin bahçesi yeşilin tüm tonlarının iç açıcılığına sahipti. Uzaktan uzağa puslu bir havanın arkasına saklanmış, mor ile pembenin hemhal olduğu arka planı gözlerimi ayırmadan seyretmek tarifsiz bir huzurun kollarına atardı beni.

Bu tabloyu kim hayal etmiş ve bir kompozisyon oluşturmuştu hiç bilemedim. Resimden hiç anlamamama rağmen pazaryeri etrafından seçilmiş bu tabloyu belki de dünya sanat tarihine adı altın harflerle yazılmış birçok ressamın eserlerine yeğlerim. Ayrıca babama da müteşekkirim böyle bir tabloyu çocuğunun hayal dünyasına kazandırdığı için… Hayata, ömrü çalışmakla ve yokluklar içerisinde ailesine bakmaya gayret etmiş bir adamın hasbelkader böyle bir seçimde bulunması, bir cilvedir belki de, oğlu içinmiş. Sen de bana müteşekkir olacak mısın acaba?

Tabloda bir gariplik vardı. Bu tabloyu, fırçalarının dokunuşlarıyla benim izlememe sunmuş ressam neyi hayal ediyordu acaba diye çok düşündüm ilerleyen yıllarda.

İçinde bulunduğu şehrin boğuculuğundan kurtulmak için, hayatın getirdiklerinden dolayı ailesine böyle bir yaşamı sunamamış bir babanın kendi iç buhranlarını bastırabilmek için kendine merhamet etme çabası mıydı bu resmin ortaya çıkışı acaba?

Merhamet büyük bir nimettir oğlum. Kendi nefsini baskı altında tutmak dini bir vecibe ise de, ona zulmetmemek yani dini ölçüler içinde ona merhamet etmek de bir zorunluluktur.

İnsan önce kendisinden başlayarak merhametli olmalı. Daha sonra ailesine, akrabalarına, komşularına ve içinde bulunduğu sosyal yaşamdaki hiç tanımadığı dahi olsa her insana ayrı ayrı merhametli olmak kulluğunun bir borcudur.

Karşılıklı sohbet ederken anlatmışımdır belki bu zamana kadar. İki mesel vardır. Çölde yol alan, belki istemeden o batağa düşmüş, “kötü” kadının bir su kuyusunun dibinde susuzluktan neredeyse ölmek üzere olan bir köpeğe ayakkabısıyla kuyudan su çekip, hayvanın susuzluğunu dindirmesini. Ki bu merhamet hali onun ebedi saadete kavuşmasına sebep olmuştur.

Bir diğeri ise sahte dahi olsa -ki sahte olmamalı muhakkak, zengin ve kibirli birinin, burnundaki pisliği silecek bir yer bulamayıp da o an gördüğü garip bir yetimin başını severmiş gibi yaparken elini temizlemesini. Bu hal, hor görülen o garip ve yetim çocuğun kendisine merhamet edilip sevildiği zannına sebep olmuştur da, hüsn-ü zannından sebep o zengin ve kibirli adamın da ahirette kurtuluşuna vesile olmuştur.

Meseller acıdır. Az önce okuduğun meseller gibi bazen ifrat ve tefritte dolaşan, tevatür olarak tarihin bilinmez zamanlarından imbikten süzülür gibi bizlere ulaşanlar, kulluk terazisinin hassasiyetini ihtar eder bizlere.

Vicdanlı olmak, merhametli olmak benliğinden (nefsinden) birçok şeyi alıp götürebilir. Bazen merhametli davrandığından, vicdanının sesine kulak verdiğinden yenildiğini, aldatıldığını, yine kendinin zarara uğradığını düşüneceksin. Rahat bir kafa lakin sorunlu bir vicdan ile yaşamaktansa; bırak sabahlara kadar düşünedur, huzursuz ol, başına ağrılar girsin fakat merhametli davrandığından sebep vicdanının o rahat ve yumuşak kollarında tesellinin varlığına kavuşabilecek ol.

Akşamlar hep karşımdasın fakat görüşemiyoruz seninle bilinen anlamda. Gerçi bu haller de aslında izafi bir durum… fakat elbette karşılıklı sohbet edeceğimiz günlerinin sabırsızlığı içerisindeyim.

Beklemek zor da olsa, insan beklemenin güzelliğini de yaşayabilmeli.

Oğlum,

duanın kıblesi olan semaya ellerini açtığında, yalvarışlarına beni de dahil ediyor musun?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
01 Ara 22:28

Nermin Kayacan

Çok güzel yapanlarln emeklerine sagllk ölenlerden ALLAHU TALA rahmet etsin yattlklarl yeller nuru ala olsun i sallah

01 Ara 21:25

Tebrikler

Bunlar da ilginizi çekebilir..