İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34863

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8218

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7153

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7023

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5986

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5031

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4895

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4481

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2947

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2452

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2164

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1795

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1464

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1384

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1234

İstanbul

Ali Turan

18 / Puan: 1149

İstanbul

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1149

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1026

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1001

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 933

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 901

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 886

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 879

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 47 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 448 kez açıldı, 6 misafir olmak üzere 18 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
2 Ara 15 17:00

Bulut Sever

Puan: 5031

Paralel Soslu Kongrelerden Kurultaylara Eski Türkiye

Sanırım ‘Yeni Türkiye’ lafzı o kadar çok kullanıldı ki, kıymeti düştü. Gerçek anlamının dışında, fazla kullanıldıkça ya da bazı kesimlerce bu lafız üzerinden istihzalı cümleler kuruldukça yavanlaştırıldı. Ciddiyeti kayboldu.

Hassaten 80’li yıllardan sonra 90’lar, Türk siyasi tarihi için mümkün olabilse tarihe kayıt düşülmesi istenmeyecek yıllar olarak geçmiştir. Rahmetli Özal’ın vefatıyla siyaset kurumu bitkisel hayata girmiş, sonrasında neredeyse her birkaç mevsimde bir hükümetler kurulmuş, hükümetler yıkılmıştır. Patates çuvalı pazarlığı gibi milletvekili pazarlıkları yapılmış, bugün bu yana devrilenler yarın öbür yana geçivermişlerdir.

Bu kısır siyasi tıkanmışlık halleri vatandaşları canından bezdirmiş, bir de istikrarsızlığın doğal bir sonucu olarak yaşanan ekonomik krizler; enflasyonlar, devalüasyonlar, kurtarma paketleri, bilmem hangi tarihli ekonomik kararlar insanların belini büktüğü gibi, umutlarını da bilemediği başka baharlara ötelemiştir.

Geyik geçti, fil zıpladı, şuranın açılışını yaptı, buranın denetimini gerçekleştirdi diye diye göğsü sayısız nişan, omuzları da onlarca yıldız ile donatılan ‘kurmay’ların çatık kaşlı, vatanı ‘irticacılardan’ koruduğu yıllardı ayrıca.

‘Eski Türkiye’de manzara kabaca böyle idi.

Ya 3 Kasım 2002 Genel Seçimleri’nden bu yana mütemadiyen muhalefette kalmış partilerin durumu ne ola ki?

Ülkenin ‘ayrıştırcı’ partilerden biri olan MHP’nin durumu mesela. 2002 yılından bu yana önce hâlihazırdaki genel başkanı önce barajı geçemediği için demokratik olgunluk(?!) gereği istifa ediyor, hemen akabinde yine demokratik yolların işletilmesi üzerinden emanetçi geliyor. Bir süre sonra ‘ısrarlara dayanamayıp’ vazgeçiyor sayın veliaht-yeni başbuğ.

Bu arada olması gerektiği zamanları geldikçe seçimler yapılıyor ülkede. Partisi hep istikrarlarının gereğini yerine getirip barajın biraz üstünde seyrediyor ve her seçim sonrasında olağan/olağanüstü kongreleri/kurultayları(CHP retoriği ile!) hiç bitmiyor. ‘Kutsal ve kutsallığının tartışılması dahi teklif edilemez ülkücü hareket’ yeniliyor yeniliyor yeniliyor… Kongrelerden kongrelere koşuyor ve fakat kutsallığın getirdiği disiplinden şaşmıyor parti üyeleri; yenilen pehlivanlarından, tam bir demokratik olgunluk göstererek hiç vazgeçmiyor. Her kongrelerinde genel başkanlık yarışa giren aday/lar yine tam bir demokratik olgunluk gösterilerek ekarte edilip, hadleri bildiriliyor.

Bir hevesle haziran ayında gerçekleştirilen genel seçimlerde bir miktar oyunu arttıran ve bu artışla herhalde kendilerini iktidarın bir sonraki partisi hülyası gören MHP, geçtiğimiz ay yapılan seçimlerde heveslerinin neticesi olarak ifade edilebilecek ‘hayırda hayır var’cısının boyunun ölçüsünü gördü. 2002’den bu yana her seçimden sonra ne oluyorsa yine aynı sonuç tahakkuk etti; yine ve yeniden bir kongreye gitmeye hazırlanıyorlar şimdi.

3 adayın genel başkanlık yarışına aday olarak ortaya çıkışından sonra Devlet Bahçeli şahsına yakışır bir açıklamada bulundu. Açıklamasında ismini zikretmeden adaylardan biri için şu ifadelere yer verdi: “… Bazılarıysa gündeme gelmiştir. MHP’yi CHP’leştirme gibi kötü bir alışkanlığı vardır. İçinde birisi vardır ki Fethullah Gülen hareketinin MHP’de görevlendirme girişimidir. Bu ne ona, ne de kimseye fayda getirmez. Herkes aklını başına alsın...”

Gülsek mi ağlasak mı acaba?

Dün ‘maalesef’ Recep Tayyip Erdoğan bu paralel yapı ile paralelliklerinden zarar gelmeyeceği zannı (hatası/kabahati) ile yol alırken; Erdoğan’ın bir aralar zaman zaman konuşmalarında dile getirdiği ‘Okyanus Ötesi’ne selamları üzerine, bu illegal yapıya ağzına geleni söylüyor, onları tahkir ediyordu Devlet Bahçeli. Ne oldu ise oldu, dershane meselesinden sonra ivme kazanarak ilerleyen ‘paralel yapı ile mücadele’ sürecinde Bahçeli, açık bir dille bu örgütün yanında olduğunu dile getir(e)mese de, paralel yapının hükümet, Erdoğan, AKP diye aslında devletin bizatihi kendisine kumpas kurma faaliyetlerinin sonunda hep onlardan yana tavır alıyordu. Şimdi ise ‘kutsal ve kutsallığının tartışılması dahi teklif edilemez ülkücü hareket’inin temsil edildiği partisinin paralel yapının eline geçebileceği uyarısında bulunuyor.

Hayret!

Bahçeli’nin ne yapmak istediğini bilen beri gelsin. Hem CHP, hem MHP, hem HDP ve hem de bazı diğer ‘on binde/yüz binde bir’lik partiler ya paralel yapının tam veyahut kısmen kontrolü altında ya da bu illegal yapı ile ortak hareket ediyorlar. Bunu göremeyeceği ihtimali pek az olan Bahçeli ya bu mevzuların önü perdelenen baş aktörlerinden ya da sahiden bil(e)mediğimiz saiklerle gözleri kör?

Keşke Devlet Bahçeli, azıcık da olsa ismi ile müsemma olabilseydi.

Eski/Yeni Türkiye denirken galiba muhalefet partilerinin durumuna da dikkat çekilmek istendi. Zira ‘Eski Türkiye’nin istikrarsız, ne olduğu, ne olacağı belirsiz durumu muhalefet partilerini de kapsıyor.

Bu kongreler/kurultaylar nasıl sonuçlanır hep beraber göreceğiz fakat ibretlik olan şudur ki; kendi aralarında dahi anlaşamaz görülen muhalefetin ‘Eski Türkiye’ye benzerliklerinin devamı hususunda mutabakata varmış olduklarını ve kongrelerden kurultaylara daha çok yol alacakları ile ilgili istikrarlı davranacaklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..