İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Bursa
Erzincan

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul

Onur Gündüz

İstanbul

İstanbul

Salman Döner

İstanbul

İstanbul

Sevdaşrn

İstanbul

İstanbul
Erzurum

Ahmet

Kayseri

Kayseri
Ankara

Atç

Eskişehir

Eskişehir

Meyzen Ruha

İstanbul

İstanbul
Ankara

Benay Özbent

İstanbul

İstanbul
İstanbul
Ankara
Eskişehir
Ankara
Balıkesir
İstanbul

Kader...

İzmir

İzmir
Bülent Kesler yazdı, 35 kez açıldı, 4 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
17 Ara '15 12:00
Elimizden Tutanlar

Buzun üstünde yürümeyi denediniz mi hiç? Düşmeden, bir yerini incitmeden tutunabilmeyi başarabilir miyiz?

İçinde bin bir türlü hayatın olduğu şu koca dünyada yaşamak. Daha ilk gözlerimizi açtığımızda etrafı seyrettik sarhoşçasına. Manasız, tedirgin ve korkulu bir bakıştı o. Bir şaşkınlık da diyebiliriz. Ben yeni misafiri olduğum bu dünyada ne yapacağım. Nelerle karşılaşacağım. Biçare bir haldeyim acaba elimden tutan olacak mı endişeleriyle dünyaya geliriz. Ancak geldiğimiz yerde bizi bekleyen bir güneş bir de yıldız var. Onların sıcaklığıyla merhametiyle dolu olacak minicik yüreğimiz. Ben hiçbir şey yapamazken beni doyuracak, kollarıyla sımsıkı saracak. O zaman hayat beni korkutmayacak. Merhameti bir tavuğun civcivlerini koruması gibi midir acaba. Ne kadar üstümüze titrer, ne kadar düşünürler bizi. Aile bizim hayata başladığımız ilk yerdir. Kimisi bolluk içinde, kimisi kıtlık içinde dünyaya gelir. Ama ortak duygu aynıdır. Anne babanın şefkati her yerde birdir. Bu bağlılıkla yaşamını sürdüren birey hayatın zorluklarını kısa zamanda öğrenir.

Anne-baba ilk eğitimimizi verir. Saygıyı, sevgiyi öğretir. Yemek yemeyi, konuşmayı, yürümeyi, koşmayı onlar yanında öğreniriz. Mutlu anlarımızda hep yanımızda olmalarını isteriz. Hayatın merkezine onları koyarız çoğunlukla. Uykudan uyandığımız zaman hep onları arar gözlerimiz, seslerini duymak ister kulaklarımız. Tüm bedenimizle ve duyu organlarımızla onlara kilitleniriz. Düştüğümüzde ellerini uzatan onlardır. Biz olmasak bile yemek yerken boğazlarından geçmeyecek onlardır.

Hayat göründüğü gibi basit değildir. Çok zaman yanlış yapma durumunda kalırız. Karar verme aşaması hep zor geçer. İyi bir ailenin çocuğu ayaklarını yere sağlam basar. Hangi yaşta ne yapması gerektiği olgunluğuna varmıştır. Önce sevgiyi bağlılığı öğrenir. Ailesinden kopmaz ve onlara varlığını hissettirir. Sonra saygıyı öğrenir. Nerde nasıl davranması gerektiğini bilir. Ahlaki gelişimi diğerleri kadar önemlidir. Ailenin de çocuklarına bırakabileceği en güzel miras para, mal, mülk değildir. Her zaman ailesini sayan ve değer veren, ahlakı zirvede hayırlı bir evlat yetiştirmektir iyi bir miras. Bunun içindir ki bu şartlarla yetişmiş bir evlat hem ailesine hem çevresine hem de ülkesine faydalı bir birey olur. Başarılarımız onlar sayesindedir. Bu yüzden onlara çok şey borçluyuz.

Çocukluğunu varlıklı bir ailenin sunduğu imkanlar içinde yaşayan biri sevgiden, itaatten, saygıdan ve ahlaktan yoksunsa ailesi o çocuğa geleceğe için ne bırakmıştır acaba. Tüm kredi kartlarının elinde olması, arabasının olması, gezmesi tozması yeterli midir? Çocuğun içini çürütmekten, kendilerinden uzaklaştırmaktan başka bir şey değildir. Çünkü ailenin maddiyattan daha önemli çocuğuna vereceği şeyler vardır. Bu da asla para ile ölçülmez. Güzel bir ahlak ile yetiştirmişse aile çocuğunu o zaman ki gözü arkada kalmaz. Yaptığı her şeyde yanında olur ve desteğini esirgemez. Bize biz olduğumuzu öğreten ailemizdir. Onlardan öğrendiğimiz temeli yaşantımıza koymalıyız. O zaman hayat basamaklarını bir bir tırmanmış oluruz.

Her insan ailesinin değerini bilmelidir. Bilmesi için arkasına bakması gerekir. Görecektir ki her yaptığı şeyde ailesinin desteği vardır. Onlarsız bir adım gidememiştir. Evleniriz, çoluk çocuğa karışırız ve hayatın yoğunluğu içinde kaybolabiliriz bazen. Ailemizi hiç aramadığımız bile olur. Hep işim vardı, arayacaktım, gelecektim bahanelerini sıralarız. Unutmamalıyız ki her şey bulunur ama anne baba bulunmaz. Bize manevi bir borç bırakırlar. Vefa borcunu asla geciktirmemeliyiz. Bizim için ne fedakarlıklara katlandıklarını, okumamız için saçlarını süpürge ettiklerini, bizim karnımızı doyurup kendileri aç kalmayı yeğlediklerini ne çabuk unuttuk. Bilmeliler ki ilerde kendileri de bir aile olacaklar. Nasıl bağlanmaları gerektiğini böyle bilsinler. Kardeşlerimizle de bir bütün olmalıyız. Aynı kanda aynı duyguda berabersek bunun gereğini yapmak mecburiyetindeyiz. Çoğu zamanda ailemizin ayrımcılık yaptığını düşünürüz. Aslında onun bizim gözümüzde büyüttüğümüz bir kıskançlık parçası olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. Aile olma olgunluğuna erişmiş evlatlarda bu duygulara yer yoktur. Birlik ve beraberlik vardır. Bu bağlarla yaşayan ve çocuklarına temiz bir hayat verebilmiş aileler asla unutulmazlar.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

19 Ara '15 00:45

Yüreğine sağlık

CEVAPLA
17 Ara '15 16:14

Eline sağlık.

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol