İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara
Sali̇eri̇ Alt Ti̇re yazdı, 10 kez açıldı, 11 kişi beğendi, 8 yorum yapıldı.
10 Mar '15 18:00
Protesto

TDK sözlüğünde protesto, bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme olarak açıklanmış. Wikipedia’da ise bu anlama bir de ‘muhalif görüşü toplumsallaştırma’ da eklenmiş.

Derdimizi toplumun geri kalanına anlatma, onların da protesto edilen şeye tepki duymalarını sağlayarak karar mercilerinde baskı oluşturmak demokratik, güzel bir yol.

‘Toplumun geri kalanı’ ise protesto edilen şeyden bihaber, ilgisiz veya karşı görüşten oluşan büyük bir grup. Onları haberdar etme, ilgisiz olanlara olayın önemini anlatma ve karşı görüştekileri ikna etmek... Aslında bir şekilde toplumdaki herkesin amacı bu.

Dikkat çekici, komik dövizler, sloganlar, konuya göre, dans eden, eğlenceli tematik gruplar bu dikkat çekme işinde baya başarılı olmalı ki genelde bu yönteme başvuruluyor.

Binlerce insanın katıldığı sesiz yürüyüşler veya tam tersine; düdüklerle, orkestralarla yapılan baya gürültülü olanlar, hükümetin hayvancılık politikalarını eleştirmek için şehir merkezinde tankerlerden dökülen litrelerce süt, sonra insan zincirleri filan…ama tabii hepsi batıda, gelişmiş ülkelerde, bizde değil.

Bizde, protesto eylemlerinin eksik tarafı da özellikle de bu TDK’da yer almayan kısım; muhalif görüşü toplumsallaştırma. O büyük ‘toplumun geri kalanı’ pek protestocuların umrunda olmuyor. Daha çok "bu benim dediğim gibi olacak, nokta" ruh hali var. Yani kimse diğerlerini ikna edip yanına çekmekle vakit kaybetmek istemiyor. Zaten protestoculara göre genelde de bu 'diğerleri' cahil, uğraşmaya değmeyecek, sabit fikirli insanlar.

İşin içine Protesto eylemlerinde ortaya çıkan şiddet de girince insanlar büsbütün uzak duruyor eylemden. Tabii bunun polisin tutumundan kaynaklandığını, barışçıl gösterilere sert müdahaleye insanların tepki gösterdiğini, şiddetin kaynağının da bu olduğu da söyleniyor ama neticede polis kaynaklı da olsa ortaya çıkan şiddet bu uzak durmaya neden oluyor.

Belki polisin amacı zaten budur, özellikle yapıyordur, sert müdahale için bahane arıyordur. Geçenlerde ekranlara da yansıyan bir amirin, sakin duran kalabalığa karşı emrindeki polisi çekiştirerek “sıksana” diye bağırışı hepimizin aklında.

Gezi eylemlerini fişekleyen, hiçbir şey yapmadan sadece orada duran “kırmızı elbiseli kadın”a polisin durup dururken gaz sıkması da aklımızda. İki örnekte de protestocular pasif, herhangi bir şiddet içerisinde değiller ve iki durumda da polisin müdahale şekline o ‘toplumun geri kalanı’ büyük tepki gösterdi.

İkinci örnekte 50-60 bilemedin 100 kişinin olduğu eylem birden büyük gösterilere dönüştü. Sosyal medyada her kesimden, her görüşten insan polise tepkiliydi, sokağa çıktı.

Ama tabii ilk üç gün… sonra protestonun rengi değişti. Polisin katkısıyla veya değil. ‘Toplumun geri kalanı’ evine döndü. Fikren oldu bu dönüş. Sonrası herkesçe malum; saflar sıklaştırıldı, kampların kapıları kapatıldı. Onca gösterinin ardından meydana yapılacak inşaat dışında neredeyse hiçbir kazanım elde edilemedi. Dikkat çekildi belki ama ikna kısmı olmayınca 17 milyonluk bir şehirde 100-200 bin bilemedin 500.000 kişinin gücü anca buna yetti

Kim bilir, mesele belki de sadece Gezi Parkı’ydı da anlamayan arkadaşı değil Mehmet Ali Alabora’nın ta kendisiydi. Neticede geriye ağzına kadar dolu bir çuval, tadı bozuk incir kaldı.

Bir gün bizde de aynı gelişmiş ülkelerdeki gibi eylemler olacak. Bunun için birçok şey gibi polis teşkilatı da düzeltilmeli tabii.

TDK’nın protesto tanımına “muhalif görüşü toplumsallaştırma” ifadesini eklemesi iyi bir başlangıç olabilir.

NOT:

Haftada bir bu sitede ben de yazacağım, başarlar diliyorum, hayırlısı olsun.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

11 Mar '15 12:54

Teşekkür ederim :)

CEVAPLA
11 Mar '15 12:24

Salieri bey klasiği burada da devam ediyor. Okuyoruz efendim beğenerek.

CEVAPLA
10 Mar '15 23:16

en sonda "başarlar" dilemişsiniz salieri bey size yakıştıramadım benim için büyük hayal kırıklığı oldu.

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..