İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38780

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8828

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6911

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5707

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5249

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3475

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2606

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2036

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1657

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 24 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 499 kez açıldı, 8 misafir olmak üzere 18 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
7 Oca 16 17:00

Bulut Sever

Puan: 5507

Özkök'ün Fetvası Rol-Modellerden İslamcı Gençli̇ğe

Bir gün gelip Diyanet’i savunacak birkaç kelam edeceğimi hiç düşünmezdim. Pekâlâ, Diyanet’in her dediği yanlış olmasa da, içinde barındırdığı Ehli Sünnet dışı ekoller ve buna mukabil verilen fetvalar hiçbir zaman Diyanet’in yanında ol(a)mayacağımın bir ölçüsü olmuştur.

Bugün (07.01.2016) Perşembe ve günün köşe yazarlarına göz gezdirirken yine Ertuğrul Özkök’e gözüm ilişti. “Hadi o konuşuyor siz niye susuyorsunuz” başlıklı yazısında Diyanet’in bir fetvasından bahsediyor.

“HEPİMİZİN, bu ülkedeki bütün Müslümanların Diyanet’i buyurdu… Hem de 21’inci yüzyılda buyurdu…” diye bu yüzyıla, zamanın şartlarına uygun fetva verilmesi gerektiğini üstü örtülü ifade ederek devam ediyor sosyoloğumuz. Özkök’e göre fetvanın bir cümle ile özeti şu: “Nişanlı gençler bile yan yana olmayacak, baş başa gezmeyecekmiş…”

‘İslamcıların’ kıymetli ablası Sibel Eraslan’a sesleniyor sonra, “Sen niye susuyorsun Sibel Eraslan” diye. Yazdığı bir romanından dem vuruyor, susmasın, itiraz etsin istiyor.

Buradan, (Ya Rabbi sen sabır ver! BS.) caz müziğini sevdiğini, dünya edebiyatına vakıf olduğunu ve giyiminden kuşamına estetik kaygılar güttüğünü ve illa ki ‘İslamcıların’ rol modeli(!) olduğunu söylediği Nihal Bengisu Karaca’ya topu atıyor: “Yok mu edeceğin iki kelime…”

Yetmiyor Özkök’e daha. Buradan da, AKP’li belediyelerin olduğu bölgelerde çoğunlukla (istisnaları hürmetle tenzih ediyoruz) pek muhafazakâr, çok mütedeyyin; ‘altı şişhane üstü tophane’ olan, kelimenin tam manasıyla ‘sıkmabaş’ kıyafetleriyle parklarda kızlı-erkekli arzı endam eden mutlu kalabalığa dönüp geliyor: “Siz niye bu kadar sessizsiniz…”

Son iki paragraf arasında, “Kızlı-erkekli oturan, başörtüsü ile örtüsüz arasındaki Berlin duvarlarını yıkmış…” ‘At Pazarı’ gencecik ahalisine de bir selam çakıyor Özkök. Yazmadan geçmeyelim.

Özkök’ün dediği ortada.

Din İşleri Yüksek Kurulu Dini Bilgilendirme Platformu’nun, “Nişanlıların rahat görüşebilmek için nikâh kıymaları uygun mudur?” sorusuna verdiği cevabın başlangıcında, nişanlıların mahremiyet ölçülerini gözeterek birbirlerini yakından tanımalarında bir mahsur yoktur diyor. Hem aileleri hem de evlenecek çiftlerin selameti açısından fetvaya kaynak göstererek şöyle devam ediyor: “Fakat nişanlıların flört etmeleri, dost hayatı yaşamaları, dedikoduya mahal verecek şekilde baş başa kalmaları, el ele tutuşmaları ve benzeri İslam’ın onaylamadığı davranışlardan uzak durmaları gerekir (Tirmizi, Fiten 7; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 310,311, no: 176).

Sosyolojik bir probleme işaret etmiş Diyanet. Günümüzde bazı gençlerin velilerinin iznini alarak ya da velilerinden habersizce ‘dini hassasiyet’ gözeteceğim bahanesiyle bazen isteyerek bazen de istemeyerek nefslerinin arzu ve isteklerini yerine getirdiklerini ve bu durumun hem aileler hem de evlenecek gençler açısından mağduriyetler oluşturduğuna dikkat çekmiş. Nihayetinde bireylerin mağduriyetlerinin artmasından mütevellit, bu durumun toplumsal bir mesele halini aldığından/alacağından dem vurmuş.

Gelenek ve göreneklerin “dini kaideler”in yerini almadığı Sünni inancı kabul etmiş ailelerde bu durum nasıl olmaktadır?

Hayatının her bir alanını İslam dininin kural ve kaidelerine uydurmaya gayret etmiş Müslümanların evlilik sürecinde de bu hassasiyetleri ‘âlem ne der’in önüne aldıkları şüphe götürmez bir gerçektir. Zaman geçtikçe toplumda din diye yer etmiş adetlerin dışında kalarak inançlarının emrettiklerini bu hususta da uyguladıkları, her ne kadar az kalsa da, halen görülmektedir.

Ehli Sünnette evlenecek gençlerin aileler görüştükten sonra taraflardan birinin küçük ya da büyük bir aile bireyinin yanında, rahatça konuşabilecekleri uygun bir ortam ayarlanarak görüşmeleri hem haklarıdır hem de görevleridir. Bu hak ve görev birbirleri için uygun olup olamayacaklarına karar verecekleri bir merhale olup aynı zamanda toplumsal anlamda sağlıklı ve mutlu ailelerin teşekkül etmesi için de bir zorunluluktur.

Bazı İslam coğrafyalarında “baba ne derse olur, aileler ne karar vermişse kız/oğlan kabul etmek zorundadır…!” gibi aşırı uygulamalar İslam’da geçerli değildir. Evlilik akdi için kız ve erkek aynı haklara sahiptir. Kabul edip etmeme halleri şahıslarında mahfuzdur.

Gelelim dini nikâh (imam nikâhı değil!) bahsine. Elbette ki, dini nikâh Müslümanlar için evlilik halinde zaruri bir durumdur. Şahitlerin huzurunda yapılan teklif ve bu teklifin kabulü nikâh akdini gerçekleştirir.

Günümüzde nişanlılık döneminde evlenecek çiftler günaha girmeden rahatça görüşebilsinler diye aralarında dini nikâh kıyılmaktadır ve Diyanet’in de belirttiği üzere bu durum az da olsa her iki tarafı da üzecek mağduriyetlere sebep olmaktadır. İşte bu sebepten geçmişten gelen dini kural ve kaideler aile büyükleri tarafından her iki taraf için de üzücü neticelere sebebiyet vermesin diye nişanlılık dönemindeki görüşmeleri dini nikâh kıyılmış olsa dahi muhakkak her iki aile yakınlarından birer kişi bularak gençlerin yakınında bulunup lakin onların rahatça konuşabileceği ortamlar tanzim etmişlerdir. Bu durum hem evlilik halinin ciddiyetinin hem de evlilik sürecinin kutsiyetinin gençler tarafından müşahede edilmesinde önemli bir faktör olmaktadır.

Daha önce de belirttiğimiz üzere muhakkak fetva makamında değiliz, haddimize de değil bu. Bu ifadelerimiz, çevremizde hakiki manada Ehli Sünnet’e uygun yaşama hassasiyetinde olan ailelerde gördüklerimizden uygun evlilik süreçleri nasıl olur naçizane müşahedelerimizden sebeptir.

Özkök’ün ifadelerine, her daim Müslümanlara akıl vermesine ve şekillendirmek isteğine kızmıyoruz. Arıdan zehir, akrepten bal sadır olmaz nihayetinde. Yalnız Özkök’ün seslenebilme cesaretini gösterdiği ‘İslamcı’ kısa sakallı ve gökkuşağının tüm renklerine bürülü kıyafetli; hem Müslüman bir erkek hem de Müslüman bir bayan için şamil olan “tesettür dikkat çekmemektir!” düsturuna uygun hareket etmeyen gençliğedir cümlelerimiz.

Bu şahsa, onun açısından çoğunluk olarak gördüğü muhafazakâr cenahın bu ifadeleri kullandırabilme keyfi verdikçe, bizim yine bizden başka düşmanımız olmadığını da ifade etmek isteriz.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
08 Oca 11:14

Milli piyango haramdır fetvasını da olay yapmışlardı.

08 Oca 02:43

Misafir

Gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık. Önemli bir konuya değinmiş ve güzel anlamışsınız.

Bunlar da ilginizi çekebilir..