İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34863

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8218

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7153

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7023

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5986

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5031

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4895

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4481

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2947

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2452

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2164

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1795

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1464

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1384

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1234

İstanbul

Ali Turan

18 / Puan: 1149

İstanbul

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1149

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1026

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1001

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 933

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 901

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 886

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 879

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 52 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 527 kez açıldı, 7 misafir olmak üzere 18 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
12 Oca 16 17:00

Bulut Sever

Puan: 5031

Akademisyenmiş de Barış İstiyormuş!

Nasıl bir memlekette yaşıyoruz bazen gerçekten anlamakta zorlanıyoruz. Üzülmemek elde değil.

Kutsalımız çok fazla. Hassaten meslek gruplarının kendilerine atfettikleri kıymet inanılır gibi değil. Kibirli oluşları da cabası!

Bir-iki gün oldu olmadı, “Barış İçin Akademisyenler” inisiyatifi öncülüğünde bir araya gelen; bu ülkenin üniversitelerinde ders veren ve doğal olarak bu ülkenin vatandaşı olmaları hasebiyle, her vatandaş gibi, bu ülkenin menfaatlerini koruması gereken, ‘biliminsanı’ olmaları sebebiyle de eleştirel fakat hakkaniyetli olması beklenen binden ziyade akademisyen evlere şenlik olmayan, ihanetin ve devlete yapılabilecek hainliğin en hakiki motiflerini taşıyan bir bildirinin altına imza attılar.

“Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!” diye girizgâh ile başlıyor altına imza attıkları bildiri. Birkaç aydır ülkemizin doğusundaki bazı yerleşim bölgelerinde ortaya çıkan ‘öz yönetim zırvası’ sebebiyle devletin güvenlik birimleri sivil halk, hani o zamanında bunlarla aynı düşünceleri paylaşanların dizileriyle, filmleriyle, darbelerinin akabinde paşalarının karşısında el pençe divan durduktan sonra her manada aşağıladıkları o sivil halk zarar görmesin diye, sokağa çıkma yasağı ilan ederek güvenlik operasyonları yapıyorlar. Elbette bunun sebebi, sokağa çıkma yasağının sonucunda sivil halk ile teröristlerin ayırt edilerek masum insanların bu operasyonlardan en az zararı görmesini sağlamak. Zira o bölgelerdeki teröristler muhtelif şekillerde sivil halkın arasında saklanabilmekte. Lakin her dedikleri sanki (onların retoriğiyle yazalım) haşa ‘Tanrı buyruğu’ gibi olan bu bildiride imzası bulunan akademisyenlere göre devlet sistematik bir biçimde orada yaşayan halkı “fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte” imiş. Güvenlik güçlerinin onca özenine ve yardımına rağmen hem de.

Terör örgütü mensupları hendekler kazarak, keskin nişancı silahlarıyla, pusu kurarak çarşıda-pazarda ya da evinden çıktığı gibi çoluğunun çocuğunun gözleri önünde katlettiği polisler ve askerler herkesin gözünün önünde olduğu halde devletin “yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir” olduğunu yazmışlar. Kurşun sıkıldıkça, bombalandıkça ne yapacaktı güvenlik birimleri, öpücük mü gönderecekti, gül mü atacaktı üzerlerine teröristlerin!

Bu insanlar (insan dedim!) ikiyüzlü de değil, ne oldukları gerçekten belli de, belli değil. Hiç utanmadan, ilgili bölgelerde gerçekleştirdiği operasyonlar sırasında güvenlik birimleri sivil halka zarar gelmesin diye azami gayret sarf ederken, bir de ‘soykırım’ demeye cesaret edememiş olsalar ki, devletin teröristleri ‘etkisiz’ hale getirmesine “bu kasıtlı ve planlı kıyım” diyebiliyorlar barış için bildiri dedikleri paçavranın içinde.

Bir an önce ‘müzakere koşullarının hazırlanmasından’ dem vuran akademisyenler ‘Barış Süreci’ devam ederken hem hükümeti hem de devleti ‘vatana ihanetle’ suçladıklarını unutmuşlar belli ki. Şimdi eline silah alıp polis-asker öldürüp hendeklere bomba döşeyen PKK’nın gençlik yapılanmalarındakilerin birçoğu, Barış Süreci devam ettiği sırada en ufak bahaneyle örgüt tarafından polise-askere taş attırılan çocuklardı. Peki, şimdi akademisyenliklerinin artistliğini yapan bu güruh o zamanlar bu çocukların terör örgütünün elinde ‘palazlanmamaları’ için ne yaptılar? Mesela hangi bildiriyi yayınladılar? Nasıl bir sosyal projenin uygulanması için ön ayak oldular?

Sizin İttihad ve Terakki’den uzanan tek parti rejiminiz değil miydi, Müslümanından, o çok sevdiğinizi iddia ettiğiniz (ki onların da birçoğu ne yazık ki katillerine âşık!) Alevi’sine, Kürt’üne ve diğer kendi rejiminiz ve diktatörlüğünüz için tehlike gördüğünüz herkesi ve her kesimi ezip geçen! Hiç çekinmeden tornistan yapıp bu vatanın Alevi vatandaşlarının, Kürt kökenli vatandaşlarının hakkını hukukunu biz savunur ve koruruz diyorsunuz ışıklar içindeki sözde aydın kibrinin esiri olmuş kafalarınızla!

Bir de utanmadan “…bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak sessiz kalıp bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyor, …” dememişler mi, Allah bu devleti yöneten seçilmişlere de atanmışlara da, ismi bilinmeyenlerine de sabır ihsan eylesin. Devlet gerçekten kabul etmekte zorlanılacak bir biçimde çok iyi sabrediyor son olarak akademik(!) çevreden gelen teröristi ve terör örgütlerini savunma ve güzellemelere.

Aklınız neredeydi bir zamanlar, desen boş bunlara… Bunların ipi de kökü de dışarıdadır. İşte tam da bu sebepten bu insanlar, tarihin hakikatten başka bir şey bulunmayan sayfalarında ‘vatansız’ olarak yazılmaya mahkûm olacaklardır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
12 Oca 18:51

Kadir Kol

Puan: 12

Bir takım aldanmış, aldatılmış, aldanmaya/aldatılmaya gönüllü ve satılmış zevatın eylem ve yaklaşımlarına hayret etmek Anadolu coğrafyasının bize aşıladığı naiflikten olsa gerek. Her kesim kendi karakterinin gereğini yapmıyor mu?

Bunlar da ilginizi çekebilir..