İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38780

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8828

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6911

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5707

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5249

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3475

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2606

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2036

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1657

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 05 saat 12 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 463 kez açıldı, 13 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
14 Mar 15 03:00

Bulut Sever

Puan: 5507

Haçlı Seferleri̇ (2)

Salahattin Eyyubi, düşmanlarının bile hayranlığı içinde, 1198’de Şam’da öldü. Son hastalığı süresince, kapısının önüne bayrak yerine kefenini astırdı. Ve ölüm sancağını bekleyen nöbetçi etrafa şöyle sesleniyordu: “Doğunun fatihi Salahattin’in beraber götüreceği varlığa bakınız!”

-Voltaire

***

Papa, yardımcılarına Haçlı Seferini Avrupa’nın en ücra köylerine kadar ulaştırmaları emrini verdi. Görevliler köy köy dolaşarak verdiği vaazlarda, “Hazreti İsa’nın çok yakında döneceğini ve bu kutsal savaş yolunda adım adım ilerledikçe günahlarının hafifleyeceğine ve kutsal yeri aldıklarında affedileceklerini…” anlatıyordu.

Bu vaazlar neticesinde ilk adımda 60 bin ikinci adımda da 200 bin –özellikle yoksul kesimden- insan orduya katıldı. İşin hesap edilmemiş tarafı ise bu kadar insanın seyir halindeyken onları besleyecek bir halin Avrupa’da olmamasıydı. Bu yüzden iş daha en başında çığırından çıktı ve Macaristan dolaylarında kutsal dava uğruna yol çıkan askerler sağı solu yağmalamaya başladı. Macarlar da boş durmadı ve yağmacılara haddini bildirdi.

Bulgaristan dolaylarına geldiklerinde askerlerin dörtte biri telef olmuştu.

Bu haberleri alan Bizans imparatoru başına neler gelebileceğini anlamış, onları karşılamak için gerekli hazırlıkları yapmış ve hatta yolluklarını bile hazırlamıştı. Fakat “bu Batılılar bir hırsızlığı bırakıp diğerine başlıyorlardı, şehrin varoş ve sayfiyelerinde villalara giriyorlar ve hatta kilise damlarındaki kurşunları aşırıyorlardı.” İmparator bu sebeplerden orduyu takviye etmeyi bırakıp bir an önce bu belayı başından göndermeyi uygun gördü.

Düşman hakkında ne bilgi sahibi olan ne de bilgilendirilen ordu Anadolu’ya adım atar atmaz “hepsi de Grek-Hıristiyan olan köylerin ahalisini soymaya başladılar.” Anadolu’ya geçtikçe ilk hedefleri İznik olan ordunun amacı “Türkleri, geldikleri yere kadar kovalamak”tı. Bu amaç, Haçlı Seferleri’nin ideolojisini de oluşturmuştur aynı zamanda.

Haçlı ordusu bu şekilde ilerlerken Türkler de plansız değillerdi elbette. Haçlılar bir vadiden geçerken önce üzerlerine sağanak yağmur gibi ok yağmaya başladı, sonra da kuvvetli bir taarruza uğradılar. Haçlı ordusu pabucun pahalı olduğunu anladıklarında iş işten geçmişti ve hemen boğazın öte yakasında hiç uyanamayacakları derin bir uykuya daldılar. Birinci Haçlı seferinin ilk dalgası böylelikle bitmiş oldu.

Birinci Haçlı Seferi’nin ikinci dalgası daha kalabalık olarak başladı ise de başka bir gariplik barındırıyordu içinde. Bu sefer Almanya’dan yol düşen ordunun ilk hedefi Yahudilerdi. Onlara göre “Müslümanlar şimdiki düşmanlarıydı.”, güya, “İsa’nın taraftarlarını takibata uğratıyorlardı.”, “Yahudiler ise bizzat İsa’yı takibata uğratmışlardı.” Yahudileri, geçtikleri yerlerden “temizleye temizleye” ilerlerken Macaristan topraklarına vardıklarında yine yağma ve talana başladılar. Macar ordusu yine ne oldukları belirsiz bu “kutsal dava ordusu”na gereken dersi verdi ve hepsini kılıçtan geçirdi. Böylelikle ikinci dalga da Papa’larını utandırmayacak tek bir şey olmadan sona ermiş oldu.

Birinci Haçlı Seferi’nin üçüncü dalgasında ikinci dalgada mevcut bulunan ordudan –kimi tarihçilere göre 600 bin- daha büyük bir ordu yine önce Bizans’a geldi ve imparator onları yine alelacele karşıya geçirdi. Haçlı ordusunun ilk halindeki serkeşliğini ve başarısızlığını gören ve buna aldanan Türkler az bir birlikle onları karşıladı ve hatalarını anladıklarında İznik’i geri vermiş oldular. Haçlılar Kudüs yolunda ilerledikçe ele geçirdikleri yerlerde tek bir Müslüman bırakmadı ve sonunda da Kudüs’e girdiler. Katliamları sadece Müslümanlara dair değildi, Kudüs’e girdiklerinde Havralara saklanan bütün Yahudileri daha ibadethanelerinin içlerindeyken ateşe vererek cayır cayır yaktılar.

Kudüs’ü almışlardı almasına ama yolda yüzbinlerce asker ölmüş, telef olmuştu. Şimdiki asıl sorun aldıkları Kudüs’ü nasıl koruyacaklar, nasıl elde tutacaklardı. Bunları yapabilmek için taze asker gerekiyordu ve bu da Haçlı Seferlerinin devamı olması gerektiğini gösteriyordu. Bu amaçla 2. Haçlı Seferi düzenlendi.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..