İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38780

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8828

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6911

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5707

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5249

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3475

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2606

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2036

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1657

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 04 saat 29 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 605 kez açıldı, 5 misafir olmak üzere 18 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
26 Oca 16 17:00

Bulut Sever

Puan: 5507

Bi̇r Mehmet Dede Habersi̇z Göçerken

“Bugün neredeyse bitmek bilmeyen bir gün gibiydi. Gözlerim yaşla dolmadı ama ağlamamak için zor tuttum kendimi.”

Belki böyle bir alıntı ile başlamalıyım yazıya.

*

Biraz olsun okuma-yazma talibi olan bir insan için gündemi takip etmek elzem günümüzde.

Siyasetin birçok yüzlü ilişkilerine kendi mahallesinden bakmak ve eleştirmek bir meşgaledir artık.

*

Ana muhalefet partisi ‘kurultay’ yaptı. Seçim yenilgilerine bir dahaki seçimde, bir yenilgiden daha başka bir şey vadedemeyen genel başkan… üyelerini ve seçmenini ‘bir kişi’ düşmanlığı üzerinden diri tutmak için her daim karaktersizliklerinin bir gereği olmuş olan hakaret etme şehvetini ve kendileri haricindeki herkese tepeden bakma zihniyetlerini sahneye çıkararak, kendisinin ve aynı zamanda partisinin dahi hayal edemeyeceği bir teveccüh ile halk tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanına ağzını geleni istifra ederek, aldığı emrin gereği olarak ‘müdürlüğe’ devam etti.

*

Haziran seçimlerine müteakip ülkemizin doğusundaki bazı yerleşim yerlerinde öz-yönetim fantezisini hayata geçirmek adına terör örgütünün bazı il ve ilçelerde başlattığı ‘halk mücadelesi’ , bir tane dahi olsa acısı bu vatanı sevenlerce geçmeyecek şehitler verilerek devam ediyor. Hainliklerinin ve ahmaklıklarının neticesinde hak ettiklerini alan teröristler, haklarını aradıklarını iddia ettikleri ‘halklarını’ asla hak etmedikleri sıkıntılara duçar ederek kazanamayacakları bir mücadeleyi sürdürmeye devam ediyorlar.

*

Gençliklerindeki İslamcılıkları ile İran Devrimi’ni esas alarak ‘bir gün bu ülkede de bir İslam devrimi olabilir’ hayali ile kendinden geçen İslamcı abiler o zamanlar da ‘mezhepçilik’ yapmıyorlardı. Ve zaten pratikte İran’da uygulanan fakat Humeyni’nin ‘Fransa’dan gelişiyle devrim anayasasına koydurarak resmileştirdiği ‘muta’ nikâhını, inandıkları Ehli Sünnete aykırı olduğunu bildikleri halde göz ardı etmişlerdi. Günü geldi, zamanında ölçüsüzlüklerinin ve fanuslarının içinden İran ve Hizbullah güzellemeleri yapan bu abiler, Suriye’de Şia’nın nasıl da ahlaksızca mezhepçilik yaptığını ve bundan mütevellit oluk oluk Ehli Sünnet kanı akıttıklarını müşahede ettiler fakat hala bu ‘küçük’ farklılıkları görmememiz gerektiğini yeri geldikçe samimi muhafazakâr köşelerinden terennüm edebiliyorlar.

*

Bir de bildiri ‘olağan’ hadisesi oluştu ki, hemen herkesin bir-iki kelamı oldu bu mevzuda. Hiçbir alanda dünyada söz sahibi olamamış, bir yenilik katamamış ‘bilim insanı’ olduklarını zanneden bir kısım zümre, on sekizinden itibaren kazandıkları muhtelif unvanlardan sebep kayırmacılığından nemalandıkları devlete sövmeyi ‘özgürlük’ lafzının arkasına saklanarak savundular mahut medyalarındaki arkadaşlarıyla beraber.

*

5 gün önce Burdur’a bağlı bir köyde, o temiz ve gündem değmemiş kalbi yılların verdiği olgunluğun ağırlığını artık kaldıramaz olmuş, bir Mehmet Dede vefat etmişti.

Mehmet Dede, sabahın hayrı ve bereketinin gideceği endişesiyle bu virane dünyadaki can yoldaşı Ayşe Nine ile birlikte evlendikleri günden beri üzerlerine güneş doğmamasına dikkat etmişti.

Çocukluğundan beri baba yadigârı toprakla hemhal olmuş, her sene evladı gibi baktığı nimetlerin fazla değil, bereketli olması için duadan gayrı kalmamıştı.

Çocukları oldu, torunları büyüdü derken işte bir köroğlu bir ayvaz hayat arkadaşıyla sonunda baş başa kalmışlardı. Olduğu kadarına şükredip kanaat ederek yaşadıkları hayatı yine aynı şekilde sürdürmeye devam etmişlerdi.

Namazlarına ve kul hakkına azami dikkat eden Mehmet Dede’ye geç de olsa hac ibadetini yapmak nasip olmuştu.

Çok ve lüzumsuz konuşmazdı. Ceddini bilirdi; olabildiği kadar babasından öğrendiği tarihi, derin bir Osmanlı sevgisi ile birleştirmişti. Gündemi ‘uzaktan’ takip eder, devletin ve milletin selameti için her daim dilinde dua Allah-ü Teâlâ’ya yalvarırdı.

Vakit saat geldi. Yine nasip, Mehmet Dede can yoldaşı hanımının, çocuklarının, torunlarının yanında sanki uykuya dalar gibi; o upuzun derin uykusuna varmadan önce yanında Kuran-ı Kerim okunurken dili ile Kelime-i Şehadet getirerek emaneti hep rızasına uygun yaşamaya gayret ettiği Sahibine teslim etmişti.

Köy yeri işte.

Birbirlerinin çocukluğunu, gençliğini bildikleri arkadaşları ve köy ahalisi bulunan cami avlusunda başlarında yeşil ya da açık kahverengi renkli örme ya da hazır satılan beyaz takkelerden müteşekkil her yaştan cemaat Mehmet Dede’ye son görevlerini yapmak üzere saf saf hazır bulunmuşlardı.

Yağmur yağmıştı o vakit.

Gündemin uzağında, bir mümin daha intikal etmişti ahirete. Gösterişsiz, cenazesine çelenk gönderilmeden, ekranlarda ölüm haberi siyah bantlarla geçmeden, binlerce sahte gözlerin kapadığı siyah gözlüklerin karanlığında cenazesi hapsolmadan, sessizce…

Mehmet Dede musallada bekliyordu; son istirahatgâhına gitmeden önce karşısındaki cemaatte bir tane dahi baştan ayağı siyah giyimli ve/veya fötr şapkalı insan olmadan.

Herhangi biri gibi.

Huzurla.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
30 Oca 15:33

Allah, Mehmet dedeye rahmetiyle muamele eylesin.

30 Oca 15:32

Ölümü de hayattan sayan güzel insanlar eksildikçe, hayat aslından biraz daha uzaklaşıyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir..