İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Açık Mavi

1 / Puan: 5477

Ankara

Bülent Kesler

2 / Puan: 2103

İstanbul

Gülşen Aslan

3 / Puan: 1047

İstanbul

Sıla Münir

4 / Puan: 1023

İstanbul

Mümtaz Fuat

5 / Puan: 841

Bursa

Mücahit Kılıç

6 / Puan: 752

İstanbul

Bulut Sever

7 / Puan: 750

İstanbul

Burhan Çekici

8 / Puan: 629

Ordu

Ali Şahan Avsuz

9 / Puan: 622

Adana
Ankara

Salman Döner

11 / Puan: 438

İstanbul

Minel Alya Bayrak

12 / Puan: 388

Erzurum

Ahmet

13 / Puan: 387

Kayseri

Onur Gündüz

14 / Puan: 385

İstanbul

Sevdaşrn

15 / Puan: 381

İstanbul

Ahmet Lalbek

16 / Puan: 378

Erzincan

Nida Tandoğan

17 / Puan: 332

Adana

Kürşat Koyuncu

18 / Puan: 316

Ankara

Aykırı Genç

19 / Puan: 300

Ankara

Meyzen Ruha

20 / Puan: 299

İstanbul

Burcu Mıhcı

21 / Puan: 295

Ankara

Atç

22 / Puan: 293

Eskişehir

Rümeysa Yağcı

23 / Puan: 268

İstanbul

Benay Özbent

24 / Puan: 247

İstanbul

Tuğba Bozkurt

25 / Puan: 235

Ankara

Ayşegül Koçar

26 / Puan: 234

Ankara

Nesibe Çakıcı

27 / Puan: 222

Balıkesir
İstanbul

Esra Aydar

29 / Puan: 206

Ordu

Yiğit Yılmaz

30 / Puan: 185

Adana

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 35 dakika kaldı.

Yusuf B. Ketenci yazdı, 434 kez açıldı, 12 misafir olmak üzere 19 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
2 Şub 16 17:00
Suç ve Otobüs 2

Bu uyanışın nelere kapı açmayacağı az buçuk belliydi zaten. Nasıl ki daha dün ve ondan önceki bütün günler, yanlarından yürürken ağaçlar bile mutsuzluklarının kokusunu salıyorlardı havaya... Havadır o hava, atmosfer deyince insan ipotek koymuş oluyor biraz da. Her görüdüğüm krom bana biraz daha unutturuyordu bu dünyadan çekip gitmenin imkanını. Krom ve de otobüs egzozu ortaklığı... Annem aradı. Onun yanıda otobüs egzoz sesi yoktu. İşte tam bir ana kucağı... Bilirim krom da olmaz onun yanında teflon tava da. Açık büfe bilmez anam. Büfeyi açmak yasaktır onun evinde. Büfede misafirlik tabaklar var çünkü. Annem çünkü demez, çünki der. Ben onu değiştiremem. Değiştirmeye uğraşmadım da. Benim onu değiştirmem onu kirletmek olurdu zaten. Bir muz kabuğunun bembeyaz karları kirletmeyeceğini bilecek kadar yaşadım. O da bunu bilerek, kirlenme korkusu olmadan yaklaştı hep bana. Benim kirli olduğumu bilse de sarıldı bana hep. Ama o hiç kirlenmedi. Eridim gittim. Seyreltti içimdeki lekeleri. Ben onu değiştiremem.O beni değiştirir ama. Annem o kadar rahat bahseder ki ölümden, bu huyunu bana da bulaştırır. Memleketten geldiğim zaman arkadaşlarım beni delirmiş zanneder. Galiba onların anneleri yok.

Televizyonda görmüş, bir kart zampara şiircinin daha kızları ayartmak istediğini. Oğlum, dedi. Sakın edebiyat işlerine girme. Ortam kötü bak. Kızlar seviyor da edebiyatı, anneleri pek sevmiyor galiba. Hiçbir anne edebiyatı sevmez. Bunları otobüste düşünmek pek zor. İnsan sesinin, akıllı kart sesinden daha değersiz olduğu bir yer orası. Toplu taşıma. Toplu ölüm. Toplu gömme töreni. Tek avantajınız ayakta gidebilmek. Diğer bütün araçlarda emniyet kemeri mecbûrî iken, siz halk otobüsünde yolculuk yaparken araç içinde istediğiniz gibi gezebilirsiniz. Edebiyatın bu kısmını kızlar da sevmiyor herhalde. İşte özgürlüğün bedeli. Otobüs zor zanaat.

**********************

“Okula geldiğimde odada sadece benimle epeydir konuşmamayı tercih eden biri olduğundan selam vermedim. Bu ara böyle insanlar türedi. Konuşmamayı tercih edenler. Kimileriyle konuşmak onların için bir kayıp. Ayıp değil belki ama onurundan, yahut hedeflerinden kayıp. Canan bilirdim kendisini. Ha can da değildik, ciğer de. Yoldaştık işte. Bir sabah, yoldaş listesinden silinmişti adımız, konuşmak tercih edilmeyenler listesine kaydık.”

Çok sabrederdi Ahmet bey, Muzaffer’e. İyi adamlardı. Yoldaş görünürlerdi. Aynı yolda giderlerdi genelde. Bir arada yirmidört saatleri vardı da ayrı geçirdikleri bir saat yoktu. Bir gün fark ettim ki birbirlerine pek de pas vermezler. Ben Ahmet’i de bilirim, Muzaffer’i de. Çok tartışırlar evet, amma hiç bozuşmazlar. Ahmet fazla nizamcıydı. Rahatsızlık verirdi bu durumu. Bu durumunu da bilir sabrederdi bu huyuyla oynanmasına. Diğeri pespaye. Biri nizam delisi, ayıp olmasın diye rahat görünmeye çalışır. Ötekinin çarşafı dürülmez, aşağıda kalmamak için itinalı görünmeye çalışır. İkisi de doğru yolu arar görünürler.

Epey oldu gerçi. Bunca sene bir arada dostça çalıştıktan sonra, bir bunca sene de konuşmamayı tercih ettiler. Aralarında bir ittifak yoktu bu hususta. Muzaffer'in tercihinin farkına vardı Ahmet. Anladı ki bir şey olmuş darılmış.

''Darılan adam söylemediyse, benim sormak gibi bir çabam olmaz. Adam olan gelir söyler.''

İkisinin de tayinlerinin çıktığı bir sabah, Muzaffer ayağa kalktı ve Ahmet'le artık konuşmayı tercih edeceğini söyledi. Kimse şaşırmadı. Yani bu dargınlıkları, herkesin bildiği ama kimsenin üzerine konuşmadığı bir durumdu. Muzaffer’in, tam da veda edecekleri sıra, böyle bir arzuya kapılması da şaşırtmadı kimseyi. Küs yaşamak ayıp olmaz çünkü, küs ayrılmak ayıp olur nedense. Halbuki hem küs hem de ayrı kalmak daha kolaydır. Vicdan bazen de fazla nazlı oluyor.

Ahmet, ayağa kalktı. Ceketini düzeltti. Ayakta ondan başka bir tek Muzaffer vardı. Zannettik ki; Ahmet Muzaffer'in bu adımını karşılıksız bırakmayarak adımını atacak ve ona sarılacaktı. Ahmet, herkesin oturmasını istedi. Hala Muzaffer’den herkesten biri gibi bahsetmek istemişti. Onun kendi gözünde hala bir tam kişi olmadığını göstermeliydi. Göstermek istiyordu. Bunu çok hayal etmişti. Üzerinde hayal etmek şansına erebildiği ilk konuşmaydı bu. Aklına gelen her durum için bir konuşma hazırlardı kendince. Hiç nasip olmazdı da bu konuşmalar, ilk defa ona bu şans verilmişti. Sahne onundu. Yürü denildi, yürüyecekti o halde.

“Benim şimdi benimle bunca yıldır konuşmayan bir adama dönüp de sarılacağımı bekliyorsunuz. Gözlerinizden anladığım bu. Ama böyle bir şey olmayacak. Artık konuşmamayı tercih eden ben olacağım. Fark ettiniz ve üzerinde hiç konuşmadınız ki ortada bir oyun vardı. Bir küslük oyunu. Bu küslük oyununda bir edilgen bir etken vardı. Ben edilgendim. Sonuna kadar rakibimin puan kaybetmesini bekleyerek geçti bu oyun benim için. Oyuna o başladı. Ben artık ya berabere diyebiliridim ya da sonsuza dek mağlub olma şansım vardı. Galip olmak için tek bir yol: Ondan önce bu hareketi yapıp oyunu bitirmekti. Bunu yapacak kadar da faziletli bir kişi değilim bilinsin. Eğer bana bu oyunda beraberlik kazandıracak böyle bir teklif sunulmasaydı, benim hiçbir şansım yoktu. Sonuna kadar mağlub devam edecektim ki rakibimin bu hareketi benim için adeta bulunmaz bir servet oldu. Uzatmalarda verilen bir şans.

Şu kurduğum mizansen belki de yanlış önermeler içeriyor. Ve yanlış önermelerden canımızın istediği bütün sonuçlara ulaşma durumumuzun olduğunu da biliyorum.* Ancak şunu da biliyorum ki, bir hata varsa ortada bu hata hiçbir zamann yalnız kalmayı sevmeyecek, yanına bir hatayı daha getirecek.** Bu halde de ben doğaya uygun davranmış olacağım. Bu da beni vicdanen ölene kadar idare eder hiç merak etmeyin. Herkesi idare eder. Nihayeten diyorum ki, artık konuşmamayı tercih eden ben olacağım. Bu hiçbir işe de yaramayacak biliyorum. Sadece bu konuşmayı yaparak içim rahatlamış olacak. Başkası uğruna bunca felsefe safsatasına girmeyeceğinizi biliyorum. Kalkan eli boş bırakmak gibi basitçe bakacaksınız bu kadar olaya. Vicdanınız bir aktör olmayacak çünkü burada. Ne vicdanınız ne nefsiniz ne de canınız şu oyunun içinde. Sizler tribünsünüz yalnızca. Cahil taktik dehalarısınız. Artık konuşmamayı tercih eden ben olacağım, o kadar. Aydın abası formunda konuşursam ; sizlerin gözünde, bu küslüğü bitirmek benim elimdeydi ve ben bu şansı elimin tersiyle ittim, durumunda olacağım. Barış düşmanı biri haline geleceğim. Lakin bilinsin ki ben şu an sadece mukabil bir cevap veriyorum. Oyunu berabere bitiriyorum. Artık konuşmamayı tercih eden ben olacağım. Bunca yoldaşlıkta verdiğim sabrımın karşılığı, bir küslük oyununda üzerinde oynanan olmak oldu. Artık konuşmamayı tercih eden ben olacağım. Bu oyun benim için adeta silik bir ömürdür. Atlanmış sayfadır. Konuşmamayı tercih ederek, bu ömrüme saygı göstereceğim. Yoksa atlanmış sayfalarımı müsvedde haline getirmiş olurum. Kötü adam ben değilim, hepimiz kötü adamız bu hikayede. ”

*Exfalso sequitur quodlibet.

**Abyssus abyssum invocat.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..