İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 31704

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8138

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6809

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 5595

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4883

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4830

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4313

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4004

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2507

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2305

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1895

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1739

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1621

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1426

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1361

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1093

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1085

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1026

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 980

Erzurum

Ali Osman Rothschild

20 / Puan: 945

Ankara

Mücahid Cesur

21 / Puan: 942

İstanbul

Yamanduruş

22 / Puan: 941

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 900

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 895

İstanbul

Müsemma Şahin

25 / Puan: 876

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 870

Ankara
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 792

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 757

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 26 dakika kaldı.

Kürşat Koyuncu yazdı, 905 kez açıldı, 17 misafir olmak üzere 26 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
7 Şub 16 17:00

Kürşat Koyuncu

Puan: 31704

Celia'nın Yanlış Gelen Kargosu

1923 yılında Delaware-Virginia’nın Delmarva yarımadasında yaşayan Celia Steele’nin yanlış gelen kargosu, modern tavukçuluk endüstrisine ve endüstriyel hayvancılığın sinsice dünyaya yayılmasına sebep oldu. Ailesinin küçük tavuk sürüsünü idare eden Celia, anlatılana göre sipariş ettiği elli adet tavuk yerine beş yüz tavuk teslim aldı. Fazlalardan kurtulmaktansa, tavukları kış boyunca kapalı alanda tutmaya karar verdi. Yeni satışa çıkan yemler sayesinde tavuklar hayatta kaldı ve Celia’nın tavuklarının sayısı 1935 yılına geldiğinde 250.000’e çıkmıştı.

1928 yılında dönemin ABD Başkanı Herbert Hoover ‘her tencere için bir tavuk’ vaadinde bulunuyordu. Gelişmekte olan modern endüstriyel hayvancılık alanına finansal destek bulunarak, İkinci Dünya Savaşı’na kadar tavuk üretiminde yeniliklere ortam sağladılar. Devlet destekleriyle üretilen hibrit mısırlar, kısa süre içinde zincirli konveyör (yükleri veya gereçleri havadan veya yerden taşımaya yarayan ayrıca kapalı devre çalışan devamlı aktarma mekanizması) sistemleriyle dağıtılan ucuz yeme dönüştü. Gaga kesimi otomatikleştirildi (bu arada gaga, tavuğun temel keşif aracıdır). Otomatik ışık ve vantilatörler işi daha da büyüttü ve en sonunda, ışık idaresi yardımıyla günümüzün standart yetiştirme döngüleri yürürlüğe girdi. Daha fazla gıda ve daha az maliyet adına, tavukların yaşamı her yönüyle yeniden tasarlandı.

1940 yılı, sulfa ilaçları ve antibiyotiklerinin, büyümenin teşvik edilmesi ve kapalı yerde kalma sonucu ortaya çıkan hastalıkları bastırmak amacıyla tavuk yemlerine katıldığı sene oldu. Yetiştirilmeye başlanan bu yeni nesil tavuklar için eşzamanlı olarak çeşitli yem ve ilaçları içeren beslenme planları geliştirildi.

Besin ve çevre faktörlerinin yanı sıra, genetik bilimi tavuklarda haddinden fazla yumurta (yumurtlayan) veya et (broyler) üretebilme adına kullanılıyordu. 1935’ten 1995’e değin ortalama ‘broyler’ tavuğun kilosu %65 artarken, pazara sürüm süresi %60, yem gereksinimi %57 düşmüştü. Bunun ne kadar radikal bir değişim olduğunu anlamak için bir bebeği hayal edin; bu bebek, yalnızca tahıl gofretleri ve multivitaminlerle beslenip sadece on yıl içerisinde 135 kiloya ulaşmış olsun.

Yeni tasarlanan broyler tavukların kas ve yağ dokuları kemiklerine oranla çok daha hızlı gelişir ve bu da biçim bozukluklarına ve hastalıklara yol açar. Kuşların % 1-4’ü, ani ölüm sendromuyla kasılıp kıvranarak ölecektir. Bu, endüstriyel çiftlikler dışında neredeyse hiç görülmemiş bir hastalıktır. Dörtte üçünde bir dereceye kadar yürüme bozukluğu gelişecektir ve bunların kronik acı çektikleri tahmin edilir.

Broylerlerin civcivlerinin yaşamının ilk bir haftasında daha fazla beslenmelerini teşvik etmek için günün yaklaşık yirmi dört saati ışıklar açık bırakılır. Sonrasında günde dört saatliğine karanlık ortam sağlanarak hayatta kalmalarına ancak yetecek kadar uyumalarına izin verilir.

Stres yüklü tavuklar;

Endüstriyel çiftliklerde, tipik bir yumurtlama kafesi, her tavuğa yaklaşık 450 santimetrekarelik bir alan sağlar (yaklaşık bir A4 sayfası kadar bir zemin). Sıkışıklıktan dolayı biçimi bozulmuş, ilaç verilmiş, stres yüklü kuşları bir arada, pislik içinde, dışkı kaplı bir odaya tıkmanın sağlıklı olmadığını söylemeye lüzum yok. Biçim bozukluğu dışında göz hasarı, körlük, kemiklerde bakteriyel enfeksiyon, belkemiği kayması, felç, iç kanama, anemi, tendon sakatlıkları, alt bacak ve boyun eğriliği, güçsüz bağışıklık sistemi ve solunum hastalıkları, endüstriyel çiftliklerde eskiden beri ve sıklıkla karşılaşılan sorunlardır.

Bu sorunları ortadan kaldırmak için 1940’ların sonlarından itibaren subterapötik olarak adlandırılan antibiyotik dozları, hastalıkları önlemek ve kaliteyi arttırmak için hayvan yemlerine düzenli olarak katılmaya başlanmıştır. Bazı çalışmalarda, antibiyotik kullanımının bağırsak duvarlarını incelttiği ve besin emilimini arttırdığı ve bunun da kilo almalarına yol açtığı öne sürülmüştür. Ancak antibiyotiğin subterapötik kullanımının hayvanlarda antibiyotik direncinin artmasına yol açtığı ve bu bakterilerin insanları etkileyebileceği netlik kazanmıştır. Örneğin, tavuklara tetrasiklin katılmış yemler verildikten 36 saat sonra dışkılarında antibiyotiğe dirençli E. coli görülmeye başlanacaktır. Bu bakteriler kısa sürede çiftçilerin dışkılarında da rastlanır. Ve bakterilerin genlerini birbirine geçirmesi gerçekten de korkunç bir manzaradır. Bu daha önce herhangi bir antibiyotiğe maruz kalmamış bakterilerin direnç kazanmış bakterilerle karşılaşmasıyla direnç kazanmış bakterilerle karşılaşmasıyla dirençli hale gelebilecekleri anlamına gelir. Bakterileri dışkısıyla atan hayvanları, bu dışkının gübre olarak kullanıldığını, gübrenin yer altı sularına karıştığını düşünün. Bakteriyel direnç sorununun nasıl mantar gibi yayıldığı açıkça ortaya konmuş olur.

Tüketiciler, elbette ilaca boğulmuş, hastalıklı tavuklardan lezzet alamaz. Ancak kuşlara bizim tavuk görüntüsü, kokusu ve tadı sandığımız hali almaları için et suyu ve tuzlu solüsyonlar enjekte edilir. Daha sonra tavuklar, kafeslere toplanıp kamyona yerleştirilir. Kesim tesislerine varınca, tavuklar boyunlarından metal kelepçelere geçirip baş aşağı asarak konveyör sistemine sokulur. Konveyör sistemi sürükleyerek elektroşok banyosundan geçirir. Bu onları en iyi ihtimalle felç eder ama bilinçlerini kaybetmelerine yol açmaz. Elektrik banyosundan çıktıktan sonra felçli tavuğun gözleri hareket etmeye devam edebilir.

Hareketsiz ancak bilinci açık kuşun hat üzerinde bir sonraki durağı otomatik boğaz bıçağıdır. Eğer atardamar ıskalanmışsa kuşun kanı yavaş yavaş akacaktır. Kuşun kafa ve ayakları koparıldıktan sonra, makineler tarafından diklemesine yarılmak suretiyle bağırsakları çıkarılır. Hızlı işleyen makineler genellikle bağırsakları yırtıp açar, bu esnada kuşun vücudundaki oyuğa dışkı sızar ve bu nedenle mikroplar, daha çok burada bulaşır. Daha sonra tavuklar, binlerce tavuğun müşterek soğutulduğu büyük su tanklarına yollanır. Temiz ve sağlıklı tavuklar, pis olanlarla aynı suya konduğunda mikropların dolaşımı tamamen garanti altına alınmış olur.

Tavukçuluk endüstrisinin muazzamlığından dolayı, sistemde bir yanlış olması, dünyamızda son derece büyük bir yanlış olduğu anlamına gelir. Şu anda her yıl, Avrupa Birliği’nde 6 milyar, Amerika’da 9 milyar ve Çin’de 7 milyardan fazla tavuk, az çok bu koşullarda yetiştirilmektedir. Dünya genelinde toplam 50 milyar endüstriyel çiftlik tavuğu bulunmaktadır. Her yıl 50 milyar tavuk, böyle yaşayıp böyle ölmek zorunda bırakılmaktadır. Aslında daha büyük etkisi, bazen salgınlara neden olan virüsleri yaymalarıdır. Bununla ilgili şu yazıya bakabilirsiniz: link

Eğer böyle et yemeye devam edersek, bu daha fazla tahıl ihtiyacına yol açacak. 2050 yılına gelindiğinde, dünyadaki tüm çiftlik hayvanları dört milyar insanın tükettiği kadar yiyecek tüketiyor olacak. Yakın bir gelecekte, küresel sofranın büyük bir bölümünü obez veya yetersiz beslenenlerin oluşturacağını hayal etmek zor değil...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..