İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38846

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8854

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6943

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5721

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5508

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5262

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3477

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2613

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2505

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1660

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1491

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1399

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1364

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1276

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1081

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1074

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 985

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 05 saat 31 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 562 kez açıldı, 4 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
13 Şub 16 17:00

Bulut Sever

Puan: 5508

Sultan Ahmed Cami̇ni̇n Adı Nasıl Deği̇şti̇?

Camilerin bu topraklarda yaşayan insanlar için ehemmiyetini anlatmaya belki de kelimeler yetmez.

Hassaten Osmanlı medeniyet ikliminde hem devlet erkânı hem de halk için camilerin sadece ibadet için yapılmadığı gören gözler için malumdur. Hem Osmanlı ailesine mensup, aynı zamanda da devlet ricalinden birçok şahsın cami ve yapılacak camiye ilintili medrese, kütüphane, imarethane, vakıf gibi müesseseleri kazandırması bu hayır hizmetinin üzerinde nasıl hassas durulduğunun nişanesidir.

Osmanlı coğrafyasında irili ufaklı, her biri mimarinin bütün estetiğini taşıyan camilerin, bir Müslümanın Rabbine ibadet ettiği mekânların ne kadar özel ve güzel olması gerektiğinin de bir göstergesidir.

O devirlerde şehirlere nakşedilen, emsallerine nazaran daha ihtişamlı olan camilerin yapılması; şehre yaklaşırken o beldenin ‘Müslüman Beldesi’ olduğunun alametini göstermek için olmuştur.

İstanbul…

Sizi Yeni Camii ile, Sultan Ahmed Camii ile, uzun yıllardır içimizde buruk bir yangındır, Ayasofya Camii ile karşılar.

‘Eski’ Camilerimizin her birinin ayrı bir hikâyesi vardır. Teşvik edeniyle, yaptıranıyla, çalışanlarıyla bazen, bazen yeri ve zamanıyla ve bazen de mimarı ve mühendislik özellikleriyle…

Sene 1596 sonrası… 1598.

Şeyhülislam Hoca Saadeddin Efendi ve valideleri Safiye Sultan’ın teşvikiyle, Eğri Fatihi olarak da bilinen III. Mehmed Han; Haçova Meydan Muharebesi dönüşünde bu zaferin şükrünü ifa edebilmek için güzel bir caminin yapılmasını arzu eder.

Caminin yapılmasına ise Devlet-i Aliyye’nin Mimarbaşı olan Sinan Usta’nın talebesi kalfa Mimar Davud Ağa’yı görevlendirir.

Yalnız o zamanlar İstanbul’un bazı semtleri gayrimüslimlerin çoğunluklu olarak ikamet ettiği yerler olması hasebiyle, Eminönü’nde de Yahudilerin Sinagogları mevcuttur. III. Mehmed Han, hak sahiplerinin haklarına iki katı değer biçilmesine ve bu bedelin altın ile ödenmesini emir buyurur.

Dini, dili, ırkı ne olursa olsun her vatandaşının hakkına her daim tam olarak riayet etme azminde olmuş olan Osmanlı, bu konuda da zorbaca davranmaz ve bu iş uzadıkça uzar. Seneler seneleri kovalar ve III. Mehmed Han’da Validesi de ve ardı sıra gelen diğer Padişahlar ve valideleri de ömür sermayesini tüketerek vefat ederler.

Ardından tahtta başka bir Mehmed Han ve başka bir valide ve başka bir Sadrazam olan Köprülü Mehmed Paşa gelir.

Sene 1661…

Bir yıl önce ise İstanbul’un Osmanlı’dan sonra gördüğü en büyük yangın felaketi meydana gelmiştir. Tahtakale’den Sirkeci’ye ne var ne yoksa yakmış götürmüş; bütün bir Yahudi mahallesi sadece topraktan ibaret kalmıştır.

IV. Mehmed Han ve Validesi Turhan Sultan, Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa’yı yarım kalan bu hususta teşvik ederler. Sadrazam Yahudilerle konuşur. Yahudiler halen diretirler. Ve bu diretmelerinin yanında tarihlerindeki alışkanlıklarından olsa gerek, bir de rüşvet teklif ederler. Köprülü Mehmed Paşa bu teklif üzerine hiddetine engel olamaz ve bütün arsaları değerinin iki katını peşin ve altın olarak ödeyerek istimlak ettirir.

31 Ekim 1665 mübarek bir Cuma günü YENİ CAMİİ ibadete açılır. 67 yıl önce bir Mehmed Han’ın başlattığı bu Camii’in tamamlanması ve açılışı başka bir Mehmed Han’a nasip olur.

O zamana kadar YENİ CAMİİ olarak anılan SULTAN AHMED CAMİİ’de, asıl adına kavuşur.

Allah-ü Teâlâ bizlere böyle bir geçmiş ve geleceğe dair misal teşkil edecek bir medeniyet bırakan Ecdadımızın her birinden ayrı ayrı razı olsun. Onlara Cennet-i Alâ’da yüksek dereceler ihsan buyursun ve onları bizlere şefaatçi kılsın inşallah.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
13 Şub 23:08

Yine bilgili yazilardan bir tane daha akiciliginizi hic kaybetmezsiniz umarim. Kaleminize sağlık

Bunlar da ilginizi çekebilir..