Türkiye Aktivitesi
797 ziyaret
1 online
Sevdaşrn
Öğretmen...Hayat gönül dünyasını doldurdukça yazar,çizer.

Edebiyat Puanı

381 puan Koyu Mavi Kalem

Derecesi

15 [Toplam 182 kişi]

Edebiyat
Tümü(9)
Pinledikleri(0)
Sevdaşrn yazdı, 13 misafir beğendi, 2 yorum yapıldı.
14 Haz 17 17:00

Sevdaşrn

Puan: 381

Günah Keçisi Yüklem

Meşhur bir fimde öğretmenin biri cümlenin ögelerini anlatıyordu.Verdiği cümleyi tam olarak hatırlamıyorum.Ali akşam eve geç geldi diyelim cümleye.Öğretmen her sorunun yükleme sorulacagını söylediğinde ögrencilerden biri hocam her haltı yiyen Ali ama her şeyi yükleme soruyoruz diyerek arkadaşlarını da güldürmüştüBu sahne aklımdan hiç çıkmaz.Çünkü öğrencinin olaya bakış açısı çok  hoşuma gitmişti

      Fiili işleyen iradeli bir insan.Lakin insanın işlediği her fiil onu evirir çevirir yeri gelir bahtiyar eder yeri gelir zıllete düşürür.Bundandır ki kişiyi kendinden değil işlediği fiilden sorar az buçuk dilbilgisi bilenler. Ve atalar da der ki ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Ve şunu unutmamalıyız ki insana işlediği fiil bulaşır.Demirle meşgul olana pasıŞ şekerle meşgul olana şiresi bulaşır.Umud edelim ki Allah c.c bizi güzel fiillere fail eylesin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Sevdaşrn yazdı, 13 misafir olmak üzere 15 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
3 Oca 17 14:00

Sevdaşrn

Puan: 381

Tarancı'nın Yirmi Üç Yaşındayım
bfb94352760a6f4a2e1e1df3b6b29b461483440015

Yaşım yirmi üçe yaklaştı. Evet yirmi üç. Bir zamanlar -çocukken- yirmi yaşındaymış derdik o yirmi yaş bize otuz yaşında gibi gelirdi. Şimdi ise yirmi üç sularında gezinirken kaç yaşında hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Hani bazı yaşların sendromu vardır ya acaba öyle bir yaşta mıyım?

Hani ufak tefek şeyleri kafaya takan,ben gibilere,biraz akışına bırak derler ya. Peki akışa kendimizi kaptırdıysak ve geri dönemiyorsak bu sefer bize hangi reçeteyi vereceksiniz?

Siz reçetenizi hazırlayadurun ben susmalıyım uzun bir süre. Söz üstadda.

"Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın!
Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla!
Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde!
Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum!
Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda!
Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında!
Hiç bilmiyorum!
...

Adil Erdem Beyazıt

bfb94352760a6f4a2e1e1df3b6b29b461483440015

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
14 Oca 01:27

Misafir

Big help, big help. And supetlarive news of course.

Sevdaşrn yazdı, 10 misafir olmak üzere 14 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
17 Kas 16 22:00

Sevdaşrn

Puan: 381

Alışkan Değil Yapışkan
4c467228e0e3103bcf7a12f9f1b120c21479405588

4c467228e0e3103bcf7a12f9f1b120c21479405588

Alışkanlık bir yanılmayla başlayıp sessizce gelen ve hayatımızın merkezi olan şey.Genel olarak hayatlarımıza dönüp baktığımızda çoğunun bir alışkanlıktan ibaret olduğunu görürüz.Yeni bir kalem görürüz hoşumuza gider alırız ve haftalarca onu kullanırız.Belki yıllarca.Onunla kendimizi özdeşleştiririz.Yahut bir arkadaş,bir sevgili...Ona o kadar alışırız ki hayatımızın vazgeçilmezi olur.Onsuz bir hayat düşünemeyiz çünkü biz ona kendi ruhumuzu vermişizdir.İnsan hiç kendi ruhundan ayrılmak ister mi.Buna kim dayanabilir.Zaten ruh değil midir çıkarıldığı an hayatımızı sonlandıran.İşte o kişiler/nesneler hayatımızdan çıktığı an her şeyin sonu gelmiş sanarız.Gözümüzün önünü göremeyiz.Bırakın gözümüzün önünü kendi vücudumuza bile yabancıyızdır.Tek hissettiğimiz acıdır.Kaybolan ruhun verdiği hiçlik acısı.Bir alışkanlıktır bizleri buralara sürükleyen.

En tahrip edici alışkanlıklarımız zamanımıza bıçak uzatan alışkanlıklarımızdır.Bunun başında sosyal medya gelir.O aleme heyecanla katılırız.Artık bizim de bir hesabımız vardır.Bizim de söz hakkımız vardır.Sanki çok rağbet gören bir mekanın en güzel yerinden bir arsa satın almış gibi hissederiz.Bu arsanın bedeli olarak hayatımızdan birçok güzelliği ferağat edeceğimizi çok geç anlarız.Öyle bir alem ki her şeye hakimiz.Kelimeler bizim elimizde.Oysa kişiliğimiz ?Kaçsak da yapmacıklıktan ne kadar gerçek olabiliriz sanal bir alemde.O aleme o kadar alışırız ki tüm işimiz gücümüz o alemi takip etmek olur.Bir an uzak kalsak işlerini yetiştirmek için çok az zamanı kalmış bir patron gibi telaşa kapılırız.İşimizin başına geçer geçmez rahatlarız.Gerçek işlerimize vakit bulup başına oturduğumuzda bile aklımız arsamızda kalır. Çünkü alışkanlığımız aklımıza bir bukağı olmuştur. Kendi hayatımızda bir çok şeyi erteleriz.Biraz daha duruyum şurda ,dur arkadaş mesaj atsın da çıkarım diyerek.Hayatın durdurulamayacağını bilmeden onu hep erteleriz.Ertelediklerimizi yaparken de kendimizi tam anlamıyla veremeyiz işimize çünkü önümüzde yığınla iş ve çaldığımız kırptığımız zamanlardan geriye kalan dakikalar vardır.Bunun stresi bile bize yeter.Apar topar ordan burdan toplarız işi.Sonuçları da yaptığımız gibi ektiğimiz gibi apar topar bir halde getirilir önümüze.İşte ektiğimiz işte biçtiğimiz.Yarı pişman yarı nefisperest yine gireriz arsamıza.Yıllar sonra farkederiz kaybettiklerimizi.Biz arsamızda bir nokta bile değilken insanların umman olup okyanuslara kucak açtığını görürüz.

Gel ipe sapa gelmeyen nefsimiz imana gel,insafa gel bırak şu zakkum yetiştiren alışkanlıklarını.İlle de alıştıracaksan kendini iyiliğe alıştır ki hasat zamanı meyven zakkum değil hurma olsun.O gül kokulunun elinden doya doya iç kevseri.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Sevdaşrn yazdı, 10 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
3 Kas 16 22:00

Sevdaşrn

Puan: 381

Bitmeyen İşlerin Biten İnsanı
561a6ffaccbb5033a48f469cd3ad29731478198321

561a6ffaccbb5033a48f469cd3ad29731478198321

Acele...

Saat çok geç oldu, uyumalı ama yapılacaklar listesi bitmedi. Haftalardır unutulanlar bugün de alınmadı, yapılmadı. Yarına Allah kerim artık. Yastık kaçıyor sanki hiç haketmemiş uykuyu. Gergin bir beden, kendine teselli veriyor. Hayır bu akşam hiçbir şeyi düşünmeyeceğim. Sayacak koyunları da çoban satmış. Kapadı gözlerini bir dua mırıldandı tevekkülsüz. Olmadı beklediği yarı ölüm gelmiyordu ruh kapısına. Saate baktı 01.45. Daha da gerildi. Bu sefer gidecekti artık kendine gelmeyen yarı ölüme. Şükür uyudu saatin esnediği bir zamanda.

Bir perde yırtıldı ve yeni işlerle karşılaştı rüyasında. Yamuk bir gülümsemeyle selamladılar onu. Hepsine birden sarılmak istedi, olmadı. Çareyi ağlamakta buldu gözleri saate takılı. Uyandı yorgun hissediyordu. Oysa uyumaktan başka ne yapmıştı ki diye düşündü. Bulamadı mantıklı bir cevap. Sonra bir füze gibi fırlattı kalbini dünyanın bitmeyen işlerine.Unutmayacaktı yapacaklarını,gideceklerini...Bugün hepsi bitecekti.Acele etmeliydi.Birkaç dilim domates,süt.Kahvaltı dedi buna.Giyindi hava her nasılsa uyarım diye düşünerek. Kafasında tonla düşünce yalpalayarak yürüdü. Kurcaladı aklının tellerini nereden başlayacaktı işe.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
05 Kas 18:37

Sevdaşrn

Puan: 381

Öneriniz için teşekkür ederim :) lakin ben karar veremiyorum yayınlanmasına.

05 Kas 18:36

Sevdaşrn

Puan: 381

Fevkalade bakış açın için teşekkür ederim.Her iki anlamda ;)

Sevdaşrn yazdı, 10 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
27 Eki 16 22:00

Sevdaşrn

Puan: 381

Sevgi Neydi?
afd79bfbd18a89a849457d903104b6301477587299

Ellerimde cipsle yazmaya başladım.Hayır tabiki depresyonda falan değilim.Üzgün olabilirim ama şükür depresif değilim.Şu sıralar isminin de içinde olduğu sevgi dediğimiz duyguyu evirip çeviriyorum aklımda ve kalbimde.Bir yanım insanlığın doğal ihtiyacı diyor sevmek ve sevilmek.Bu yüzden insanlık olarak  sevgiye bile bencilce yaklaştığımızı düşünür gibi oluyorum.Sonra Sait Faik'in o muhteşem sözüyle irkilip kendime geliyorum.Hani diyor ya ; bir insanı sevmekle başlayacak her şey.İşte bu söz  beni al aşağı ediyor.

   Düşünüyorum sevmek hissi olmasa dünyada insanlar onca zorluğa nasıl katlanırdı.Düşünsenize sevmeseniz yavrunuzu gecenin olur olmadık her anında kimin gücü yetebilirdi sizi sıcacık yatağınızdan ve çok kıymetli uykunuzdan ayırmaya.Yahut bir baba sevmese yuvasını nasıl katlanır onca geçim sıkıntısına.Ve verilmeseydi bu sevgi kim verebilirdi bize bu hissi O'ndan başka.O ki bizi sevgisinden yaratmış.Bizdeki sevme hissi bir zerre bile değil kaynağının yanında.Ama gelin görün ki neler yaptırıyor.Yenilerde çok sevdiğim bir hocamdan bir hikaye dinledim.Kıssası benden hissesi siz okurlarımdan olsun.

Vaktiyle karşılıklı iki köy varmış.Bu iki köyü birbirine Fırat bağlarmış.Bir de köprü varmış.Bu köprü kullanıldığı zaman yol bir saat sürermiş.Bu karşılıklı köylerde birbirini seven iki çift varmış.Oğlan kızı bir an bile olsun görebilmek için Fırat'ın sularını aşarmış.Tam üç koca yıl bu böyle devam etmiş.Bir gün oğlan ,sevdiğinin yüzündeki beni farketmiş.Ve sevdiğine söylemiş.O da bugün yüzerek gitme köprüyü kullan.Seni suda yüzdüren sevgindi sevginde azalma olmuş boğulursun karşıya geçemezsin der.Ve oğlan yüzerek geçmeye çalışırken boğulur.

afd79bfbd18a89a849457d903104b6301477587299

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
18 Ara 23:33

Misafir

Sevgi Allahın huzuruna yüzün ak çıkmaktir

Sevdaşrn yazdı, 10 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
20 Eyl 16 02:00

Sevdaşrn

Puan: 381

Etrafına Bak
13aa90515eecdcd3abb8b91e59522fbd1474319146

Bu sefer ince eğirip sık dokum ayacağım sevgili dostlar.Şimdi bu yazıyı bile planlı yazmıyorum.Zira ne zaman işin içine plan girse mutluluk oradan çıkar.Bunu geç de olsa anladım.Şu günlerde hayata bakış açımın değiştiğini düşünüyorum.İyi ki değişmiş.İşsizliğimden ve gözlemciliğimden olsa gerek hayatın her anını kaydediyorum kendimce.Evimizde bir çift muhabbet kuşu var.Kardeşim sağolsun.Onlara baktıkça mutlu oluyorum.Zorla da olsa kafesin içinden alıp seviyorum.Ara ara bakıyorum birbirlerinin tüylerini temizliyolarlar.Özeniyorum onlara çünkü mutlu bir çiftler.Bu mutlu çiftler rahat uyusun diye yuva aldım.Gelgelelim planım plan olarak kaldı.Meraklı dişi kuş yuvayı bir mühendis gibi kontrol ettikten sonra yumurtalarını çıkarmaya başladı.Her gün bakıyorduk kaç tane oldu diye.Kuşcu on tane yumurtlar dediği için.Ama altı tane oldu.O parmak ucu kadar yumurtalara bakıp bunun içinde bir canlının nasıl oluşacağını hayal ederken kendimden geçiyordum.Düşünsenize parmak ucu kadar bir yumurta içinde belli bir sıvı var.Anne kuş üç hafta üzerinde yatınca canlanacak.Gözleri,ayakları,burnu,bacakları...olan mini mini minnoş bir canlı çıkacak.Bak sen şu dişi kuşa!

Tatil dönüşü ilk işim yumurtalara bakmak oldu.Aman Allah'ım iki tanesi çıkmış yumurtadan.Kardeşimin benzetmesiyle jelibonlar.Başparmak uzunluğunda bu yavrular.Bugün yeni bir yavru gördüm galiba Adını ip yavru koydum çünkü ip kadar zayıf.Ama o haliyle bile çok tatlı.Onu ilk  gördüğümde ayaklarını oynatıyordu sadece şimdi ise emekliyor diyebilirim.Bir mucizeye tanık olmak bunun adı.Bunları niye mi anlattım.Belki milyarlarca söylendi yazıldı çizildi ama bir de ben söyleyeyim istedim.Bundan sonraki hayat felsefem;bir gün aç bir insana da yemekten karnı burnuna varmış bir insana da derdliye de mutluya da geçiyor.Bir şekilde geçiyor yani.Sevdiğim bir söz vardır;Allah deldiği kursağı aç bırakmaz diye.Veren Hüda olduktan sonra geçim sıkıntısı çürük bir kelimedir.Önemli olan önce sağlık önce sağlık ve sevdiklerimizin kıymetini,yaşadığımız anı doyasıya tatmak.Çünkü ömür su gibi akıp gidiyor.Küçük şeylerden mutlu olmak lazım.Hayatımda içten içe en çok sevindiğim şey küçük şeylerle mutlu olabilmem.Hamdolsun.Yoksa bulunduğum duruma bakıp karalar bağlamalıydım.Türkiyemin şartları altında atanmaya çalışan bir öğretmen olarak.Şuraya da kucaklar dolusu huzur yazıyorum önce Türkiyeme sonra dünyaya.

13aa90515eecdcd3abb8b91e59522fbd1474319146

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
13 Oca 19:25

Misafir

My prleobm was a wall until I read this, then I smashed it.

Sevdaşrn yazdı, 7 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
25 Haz 16 02:00

Sevdaşrn

Puan: 381

Yenidoğan / Çabuk Unutulan
1c4ea2598a7a66ea61b1f94460d9bc731466791934

Uyandığında saat 11.00’di. Annesine dün verdiği sözü unutmuştu. Neyse ki annesi hatırlatmayı ihmal etmedi. Hastaneye gidilecek o muhteşem şey görülecekti. Hemen evi toparladı ardından da kendini. Çıktılar evden. Neyse ki minibüs erken gelmişti.Hastane durağında inip yürüdüler. Ameliyathane kısmına girdiler. Henüz onların bekledikleri muhteşem şey ortalıkta yoktu. Birkaç aile daha vardı onlar gibi muhteşemi bekleyen.

Altı yaşlarında sevimli ve çokbilmiş bir kız çocuğu sabırsızlanıyordu. -Annem hemen geleceğim, demişti. Onu oyalamaya çalışan babası, babannesi… Hastane koridorunun diktatör havasını bu kız çocuğunun tavırları yıkıyordu. Herkesin gözü kızın ağzında; her gülüş onun eseriydi adeta. Hemşireler hızlı tren misali muhteşemleri koridordan geçirip bakım odasına alıyorlardı. Sıradaki muhteşem bizim Altı yaşlarındaki kız çocuğunun kardeşiydi. Hemşire, muhteşemi bakım odasına aldı, muhteşemin yakınlarından kıyafet istedi. Biraz sonra hemşire hafif bir eğilmeyle muhteşemi ablasına gösterdi. Ablası sevinç çığlıkları attı. -Kıyafetleri ona çok yakışmış diyerek, koridoru güldürdü. Saatler adım adım geçiyordu.Keşke şairin dediği gibi –akrebi severse yelkovan vay o zamana-geçseydi. Koridorda duvarlara dua okuyan bir bekleyiş vardı. Doğuma gidenler, doğumdan gelenler…Etrafı dezenfekte eden amcalar. Doğumdan bir ergen mahcubiyetiyle çıkan kahraman doktorlar. Kural olsun diye konulmuş kurallara insanların uymasını sağlamaya çalışan özel güvenlik. Muhteşemi gören ablasının çenesi daha da bir açıldı. -Baba,sen baba oldun.Ben abla oldum. Annem anne oldu. O da büyüyünce abi olacak, dedi. Gözler yine muhteşemin ablasına çevrildi. Ardından kahkahalar kolidora sığdırıldı.

Kahkahalar kesilince bir babanın sessizliğini gözler okudu. Sonra onun muhteşeminin doğduğu haberi getirildi. Bebeğim doğdu, bebeğim doğdu diyerek sessizliğini sevince sattı. Kaç gündür hastane sandalyelerinde uyuyordu, normal doğumdu eşininki. Bitmişti bekleyişi. En çok onun söylemi doğruydu, bebek. Kızım, oğlum, kardeşim….değil. Olduğu gibi kabul eden bir söylem. O muhteşem de giydirildi, işlemleri yapıldı. En sona kalmıştı anne kızın beklediği muhteşem. Görüş saati bitmek üzereydi,yine hemşire hızlı tren misali geçerken hatta koşarken kıyafet istemeyi de unutmadı. Ardından bir alarm sesi duyuldu ve bir ekip yeni doğan muhteşemin yanına geldi. Nefes alamıyordu muhteşem. Kimseye haber verilmemişti endişe olmasın diye. İnsanlar safdı ya hiç anlayamazlardı telaşın söylemek istediklerini. Bir dizi müdahale yapıldı. Sonunda muhteşem, nefesini aldı. Olayı anlayan yakınları da rahat bir nefes aldı böylece. Muhteşemi görmek için odasına gittiler, ağlıyordu. Ağlarken bile muhteşemdi. Görenlerde yüzyıldır tanışıyormuş hissi bırakıyordu. Kimse kalbinden bir parça bırakmadan, ona güzel bir şey söylemeden ayrılmıyordu yanından. Sıra annesine söz veren kıza gelmişti dibine kadar gitmeden, içinden sevdi onu. İleride de insanlar tarafından en az bugünkü kadar değerli görülmesi dileğiyle ayrıldı yanından. Çünkü biliyordu ki insanın mayasında unutmak ve unutulmak vardı.

1c4ea2598a7a66ea61b1f94460d9bc731466791934

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Hasan Şahin yazdı, 1 kişi sahiplendi, 6 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
23 Haz 16 10:00

Sevdaşrn

Puan: 381

Ankara

Üşütür bu şehir seni

Hasret sarmışsa dört bir yanını

Uzun geceler vaat eder

Üzülürsen sessizce ağlaman için

Bir şarkı besteler,kondurur dilinin ucuna

Mutluysan ve güzelse havalar

Hele bir güzeli sevdiysen bu şehirde

Siyah beyaz bir resim çizer sana

O kadını hatırlatsın diye

Siyahla beyaz gibi birbirine zıt

Ve bir o kadar uyumlu

Ağlarsan o da ağlar

Senin ağladığın belli olmasın diye

Bir kar yağar,yüreğin donar

Tam sayıp sövecekken bu şehre

Bakmışsın sana gülümsüyor

İçini ısıtan güneşiyle

Kızamazsın yarım kalır

Bir tebessüm belirir gözlerinde

İçten içe seversin bu şehri

Ama sorarlarsa sadece arkadaşındır

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Sevdaşrn yazdı, 1 kişi sahiplendi, 10 misafir olmak üzere 16 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
12 Eyl 15 10:00

Reyna Kiya

Puan: 75

Sevdaşrn

Puan: 381

Mutluyduk Biz Çocukken

İnsan varoluşundan itibaren birçok dönemden geçer. Kuşkusuz çocukluk en güzel dönemimiz olur.

Maceramız yürümemizle başlar. Artık özgürüz. O masum aklımızdan geçen her şeyi yaparız. Kendimize sevdiklerimizden bir dünya kurarız. Arkadaşlarımız vardır; bir oyunda ya da misafirlikte tanıştığımız.

İlk suçumuzu en yakın arkadaşımızla işledik. Soba,çamaşır makinası, elektrik süpürgesi tehlikeli de olsa birer oyuncağımızdı. Erkek kız farketmez çamurdan pasta yapmadıysak, pazarda kaybolmadıysak, istediğimiz bir şey alınmadığında ortalığı yıkmadıysak çocuk olmadık demektir. Her şeyi merak ederdik. Karşımızda bizi dinleyen ve cevap veren birini de bulduysak değme keyfimize. Bıktırana kadar o ne bu ne deyip dururduk. Keşfederdik. Kendimize ait bir dünyamız vardı; kötülüklere yer yoktu. Yalan söylemeyi beceremezdik. Kullandığımız tek şey oyuncaklarımızdı. Yeri geldiğinde akıllı çoğu zaman yaramazdık. Dikkat çekmek bizim işimizdi. Çünkü istediğimiz tek şey sevgiydi. Küsmelerimiz bile çok sevimliydi. Küs mü barış mı sorusuna barış demekle her şeyi unuturduk bir anda. Çünkü kin tutamazdı çocuk kalbimiz. Kollarımızı açar bu kadar severdik. Duygularımız içtendi. Ağlamalarımız ağlamaydı; yorulup uyuyunca kadar... Gülmelerimiz gülmeydi; gözlerimizin içi parlardı. En iyi karakteri kendimiz yaptığımız çizgi filmlerimiz vardı. Paylaşmayı, mutluluğu,ağlamayı... beraber öğrendiğimiz dostumuz vardı. Dost gibi dost.

Büyümek en büyük isteğimizdi. Annemizin elinde metreyi görür görmez hemen koşardık. Ne kadar büyümüştük merak ederdik. Cevap olumluysa ki genelde öyle olurdu. İşte o zaman içimizde bekleyen büyük insan sevincini çocukça hissederdi. Sonra ne oldu bu çocuğa? Elimizden alındı pamukşekerler, elmaşekerler. Kızlara sokağa çıkma yasağı başlatıldı. Yasak derken biraz hafifletilmişi. Hava almak için çıkabilirdi. İp atlamamak,top oynamamak-çocukluğunu hatırlamamak –şartıyla. Erkekler daha şanslıydı onlara ufak kurallar konuldu. Kız erkek artık onlar gelecekleriydi toplumun. Bu yüzdendi kardelenlerin tomurcuklanırken kurutulmaları.. Tek tip bir toplum rüyasıyla toplumda ötelenen, yalnızlaştırılan, çocukluğuna ötanazi yapılan herkes adına Zarifoğlu gibi içimden, çocukça bir duyuşla büyüklere küsüm demek geçiyor.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.