Türkiye Aktivitesi
1668 ziyaret
1 online
Talha Erhan Özcan
Bilgi, güçtür. Zoru hemen başarırız, imkansız biraz zaman alır.

Türkiye Puanı

201 puan Mavi Kalem

Derecesi

65 [Toplam 1641 kişi]

Türkiye
Siyaset(2)
Pinledikleri(0)
Talha Erhan Özcan yazdı, 576 kez açıldı, 2 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
1 Mar 16 17:00
Li̇nci̇ Bırak Sen Eleşti̇renlere Kulak Ver Yahu

Gündemde olan şu boykot ve linç/eleştiri olayı hakkında bir kaç şey diyeceğim.

Bir hareketin bir eylemin bir yazının bir amacı vardır. Kafanı bile kaşıdığında bazen bir düşündüğün içindir, bazen sadece kafan kaşınmıştır. Amaç önemli. Kafanı kaşımanı eleştirir veya değerlendirirken hangi amaçla ne zaman kaşıdığınla birleşik bütünleşik içiçe düşünmem lazım.

Bir yazıyı da hele bu yazı bir bildiriyse amacından bağımsız, yayınlanma zamanından bağımsız değerlendirmek, yazıyı daha en başından anlamamaktır. Herhangi bir yazıyı cümle cümle ele alırsak emin olun o her yazıda işimize yarayan, hoşumuza giden “bak böyle böyle diyor ama burada da şöyle demiş”lik yer buluruz. Bu bildiri meselesinde de öyle, ki eleştirilen kişilerden biri yazıyı aslında imzalamayacaktım da vs vs 3 yıl sonra bazı bahaneler üretiyor. Bahane diyorum evet, çünkü bahane. Ne anlamalıyım? 3 yıl 3. O halde Cumhurbaşkanı da 3 yıl önce bir ülkeyle attığı imza için desin bu şekilde. “Yau imza attık ama bir sor niye? Ben senin danışmana mail de atmıştım Obamacım ama iletmemiş sana sanırım”. Obamada "aa Erdoğancım hiç önemli değil, imzan yokmuş gibi sayacağız tmm cnm" der. Mi? Adama sorarlar 3 yıldır neredeydin diye.

Ben bile burada yüzlerce küfür yedim. Bile diyorum çünkü bana küfür eden bir yazara bir siyasetçiye emin olun çok daha fazla küfür eder. Ben bunların tamamına küfürsüz karşılık verdim. Hatta menşını sona alarak yapıyorum ki herkes ne olduklarını görsün. Ancak yine her küfürsüz cümle yine küfür hakaret. Beni söyleyecek cümlesi ve edecek küfrü kalmayınca engelliyor ve haksızlığını taçlandırıyor bunlar. Küfür etmeden taymlaynda eleştirenleri, dmden eleştirenleri ise hep dikkate aldım, haklı olduğumu düşünüyorsam da cevap verdim. Sen bir fikir insanıysan, bir görüşün ve duruşun varsa ve haklıysan bunu savunursun. Sosyal medya burası dostum ne bekliyorsun seni eleştirirken eski türkçe, osmanlıca kelimelerle nezaket içinde mi olacak? Bir sürü yumurtayla dolu bir yer burası bir konferans salonu değil herkesin ortasında el kaldırıp eleştirsin seni güzelce. Dünyada da böyle değil. Bunu beklemek hakkın ama bu böyle değil ve emin olmayacak. Ama sen gidip yumurtaların ettiği küfürlere takılıp sığınıyorsun ve olmayacak duaya amin diyorsun, adıyla sanıyla eleştirenlerin eleştirilerini ve söylemlerini dikkate almamayı seçiyorsun. Seni savunanlarda öyle. Garip. Hatta vefa diyerek eleştirmeyen, eleştiremeyiz diyen dahi var. Kepsleri dolaşıyor. Yahu fikren tartışmak istişare etmek de mi yasak kendi aralarında? Bu dokunulmazlık da nereden çıktı şimdi yine? Hep başkalarına kızıyoruz birilerini dokunulmaz ilan ettikleri için, ama biz de yapmış mıyız içten içe acaba? Bu ülkede Milletvekili dokunulmazlığından önce bu dokunulmazlıkları kaldırmalıyız galiba.

Bir de Tvye çıkartmamışlar, kitap almayacakmış boykot varmış. Varsın olsun yahu, bir de bu olsun. Sen de olmasın diye eleştir ama bir de bu olagörsün. Haklı olan kitabını yazsın, köşesini yazsın savunsun, alan dinleyen elbet olacak, hatta eleştiren küfür edenleri dahi haklıysa "aa böyleymiş yahu" dedirtecek belki. Belki bir şeyler güzele doğru değişir bu tip hareketlerden sonra. Belki de değişmez daha kötü olur diyor gibisin ama değişmeden bilemezsin. Kötü olursa bu kötü oldu iyisini yapalım diyen çıkar. Çıkartsalarmış Tvye, ben bunu anlamıyorum. Tvye çıkmama veya çıkartmama kararını kim aldı? Niye aldı? Bu kişi veya kişiler haklılarsa niye çıkarmama kararı alındı? TRT dizilerinde dahi kimlerin oynadığı ortada, Tvye farklı bir fikir çıksa ne olur. Bunu eleştirenler, linç etmeye çalışanlar değil, Tv sahibi düşünsün. “ben niye çıkarmadım acaba bak trt dizilerinde bile kimler oynuyor, farklı fikir çıksın fikirler tartışılıp paylaşılsın ne olur yani” diye, bunda benim eleştirimin kendimce boykotumun suçu yok. Birileri birilerini bir yerlere çıkarmayacak diye ben eleştirmeyecek miyim yüklenemeyecek miyim? Ben İBByi burada sürekli eleştiriyorum sağlık bakanlığına açılan davada blog yazım kullanıldı, sağlık bakanlığı kötü gözükür diye ben merak ettiğim kötü gördüğüm şeyi yazmayacak mıyım? Bence Tvye çıksın, çıksın da ben de canlı yayında fln sorayım cevap versin bakayım sorularıma, ben bunu isterim. Banane birileri Tvye çıkmasına izin vermediyse. Daha sadece 2 günlük eleştiri yığını mı Tvye çıkartmadı bahsettikleri gibi? Hiç sanmıyorum. Bunu kim yaptıysa söyle ona ben de kızayım. Haksızlık varsa sebep neyse öğrenelim biz de kızalım.

Ayrıca yıllardır bu gençlere hep sosyal medyada kalıyor kızdıkları zaman diyorlardı, diyorduk, canları bu kez eyleme geçmek istemiş, geçiversinler. Bundan korkmuyoruz herhalde değil mi? Bir şeyleri konuşmaktan tartışmaktan gençlerin hevesli, ateşli, küfürlü sorularından bazen, korkmuyor olmamız lazım. Hele de haklıysak mesela. Çıkar konuşur, yazar derdimizi anlatır ve haklılığımızı ortaya koyarız çünkü. Güçlü köşelerimiz dergilerimiz var öyle değil mi? Reklamında iyisi kötüsü olmadı, bazılarımızın haberi bile yokken alıp kitabı, metni, yazıları, köşeleri okudu bu olay sayesinde. Reklam yaptılar demiyorum ama reklam gibi oldu bak, okudu insanlar merak edip olup biteni. Bir fikir bir bilinç oluştu. Ne güzel. Ama yinede "linç kısmını almayalım da eleştiri kısmını alalım, bu eleştirileri üzerinden haklı cevaplarımızı verelim bu gençleri kale alıp" diyen yok aralarında. Ben göremedim, hepsi bir linç tutturmuş gidiyor. Sanki her gün olan bir şey değil ilk defa linç oluyor sosyal medya üzerinden. Yalan dolan yuvası sosyal medya, sen gerçek eleştirileri al bir cevap ver aslında şöyle diye. Sen derken bir şahsı demiyorum bu durumda olanları herkesi.

Elbette küfür tarafına, çirkin kepsler tarafına karşıyız, buna karşı olan çoğunluk çok daha fazla bundan da eminim. İnsanların belediyeler ve konferanslar konusunu sormasına da kızılıyor. Sorsun. Belediye veya kişiler adaletli ve doğru yönetmişse süreci, konferans, oturum vb düzenlenirken yapılan harcamaları şeffaf bir şekilde açıklamasını yapar bundan da sıkıntı yok, hesap verilebilir olmak en güzel yönetim şekli. Küfre karşı olduğum gibi şuna da karşıyım; herkesi hepsini bir kefeye koyup bunlar böyle böyle götürüyorlar malı örgüt gibiler her konferans her bilmem ne bunlardan vs vb karalamalar saçma ve ağır. Varsa kanıtın varsa ispatın varsa argümanın onunla konuşursun bu konu para yeme konusu, ağır bir konu. Buna delil şart öyle konferans posteri göstermekle olmaz.

Gittikçe uzuyor ve başka konuya geçiyor gibi olmaya başladık. Geçmeyelim.

Başlıkta dediğim gibi, linci bırak sen, eleştirilere cevap ver veya verme. Daha 2 günlük bir oluşum senin tvye çıkmana, diğerinin yazı yazmasına, berikinin kitap satmasına engel olamaz, sen de iyi biliyorsun bunu. Başka bir şeydir engel olan ve derdini onunla hallet bana benmişim gibi suç atma. Bir yandan da düşün bunca insan bir şey diyor, aralarında küfür eden de var ama bir şeyi eleştiriyor bu engizisyon papazları(!) de cevap ver veya verme ama kendini lincin arkasına da gizleme, başkalarının da seni lincin arkasına gizlemesine izin verme.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
01 Mar 17:24

Misafir

Eleştiri başkadır, fikirlerinden dolayı insanları linç etmek başkadır. Hakaret ve linç legalleştirilsin yani. Yani insanlar linci görmezden gelsin. Ama eleştirilere cevap versin. Vermiyorsa yine görmezden gelsin. Bu gençlerin ayrıcalıklı kılan ne?

Talha Erhan Özcan yazdı, 509 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
4 May 15 16:00
15-20 Seneye Kadar

15-20 seneye kadar dünya, bireylerin gücü ve gücün dağılımı 1700lü yıllardan beri batıda olmasına rağmen, tam tersine doğuya kayarak yepyeni bir çağın başlangıcı olmaya başlıyor.

Bu 15-20 senelik süreci etkileyen faktörler arasında yer alan ülkelerin nüfus yapıları, hızlı yaşlanan nüfusa sahip olmaları gibi demografik faktörler ve bunların yanı sıra büyüyen kaynak ihtiyaçları, özellikle su, kıtlığa giden yolda dünya üzerinde büyük dönüşümlere sebep olacak gibi.

Bireylerin gücü açısından bakarsak dünya çapında orta sınıf olarak nitelendirebileceğimiz kesim büyüyen bir popülasyona sahip. Bu güç ülkelerin iç dinamiklerini etkileyecek ve belkide ilerleyen süreçte ilk defa zenginlerin yönettiği bir topluluk olmaktan çıkacak ülkeler ve orta sınıf olarak tabir ettiğimiz insanlar ağırlıklarını koymaya başlayacaklar. Katledilmezlerse.

İletişim teknolojilerinin bu hızlı ve yayılımcı büyümesinin negatif yönlerinden biri ise küçük grupların, kötü niyetli olanlar, bölücü ve kaos amaçlı teknolojiye ve bilgiye daha kolay ulaşacak olması, biyolojik terör amaçlı kullanabilecekleri silahları daha rahat ele geçirebilecek olmaları ve hatta geniş çaplı katliamların yaşanacağı bir dönem olması.

Öte yandan, bu 15-20 senelik süre zarfında en önemli ülkelerden birisi Çin. Amerika’ya karşı yükselen ve belkide bahsettiğimiz zaman zarfı içerisinde Amerika’dan daha büyük bir eknomiye sahip olarak, askeri ve teknolojik yatırımlarını dünya çapında en çok yapabilen ülke olacaktır. Bu yükselişte batının düşüşü, düşüş derken bir anda dibe vuruş değil yavaşça alçalışdan bahsediyorum, önemli bir pay oynayacaktır muhakkak, ki ülkemizin de doğunun yükselişinde büyük pay oynacağı kesin. Başarısız olacak ülkeler ise muhtemelen Somali, Burundi, Ruanda, Yemen, Uganda, Afganistan, Kongo, Nijerya ve Pakistan olacaktır.

Tabii ülkemizin şöyle bir sıkıntısı var, sahip olduğumuz nüfus ve kaynak ve benzeri güçleri verimli ve akıcı bir ağ ile yönetemiyoruz. Bunların yanı sıra, farklılıkların yönetimini başaramıyor ve karma bir toplum olarak birleşmek yerine ayrışıyoruz.

Dünya üzerinde yaşanacak bu hızlı büyümeler ve değişimler mutlaka kaynak kullanımını arttıracaktır. Su ve enerji ihtiyacının 15-20 sene içerisinde neredeyse %35-40 seviyelerinde artması bekleniyor. Kıt kaynakların daha kıtlaşıyor olması, israf ve alternatif enerjilerin yeterli şekilde artmaması sonun başlangıcı olabilir. Bu yüzden nükleer evet.

Önlemler alınmaz ise Çin ve Hindistan gibi nüfus yoğunluğu fazla olan ülkelerin diğer ülkelere karşı su ve yiyecek için yapabileceklerini bir düşünün… Amerika ileriye dönük adımlarını atıyor aslında, şimdiyi değil, geleceğini planlıyor Asya’ya yaklaşarak.

Bunları bir kenara bırakırsak, işin teknoloji tarafında 4 ayak var. Bilgi teknolojileri bunlardan ilki. Artık bilgi depolama gibi hizmetler “cloud” sistemi ile tamamen ücretsiz hale geliyor ve elbette "big data". Atlıyor ülkemiz bunu ama çok çok önemli

2. imalat ve otomasyon teknolojileri. En önemlilerinden birinin örneğini yine önceki yazılarımdan birinde anlatmıştım. 3 boyutlu baskı, yazıcı, kalem vb.. Gelişmiş ülkelerde bu üretim verimliliğini arttıracak ve dışa bağımlılığı azaltacak bir durum.

3. kritik alt yapıların güvenliği. Çünkü çok büyük tehlike altındalar. Özellikle siber saldırılar bunların başlıcaları olacaktır.

4. sağlık teknolojileri. Nüfusun artması bir süre sonra yetersiz doktor, yetersiz hastane ve yetersiz ilaç olmasına sebep olacaktır. Bunun yanı sıra artan dünya nüfusu ve kalabalık, fiziksel olduğu kadar mental sıkıntıları da beraberinde getirecektir. Bu nedenle sağlık alanında inanılmaz teknolojiler ortaya çıkacaktır, çıkıyor.

Ülke olarak öncelikle kaynak yönetimimizi ve üretimimizi teknoloji ile destekleyerek verimli hale getirmeli, alternatif enerji kaynakları oluşturarak bunlara yoğunlaşmalıyız. Suyun kontrolü bu kadar önem arz ederken, tek bir damlayı bile boşa akıtmayan bir ülke olmalıyız, ki güç bizde olsun. Tekonolojiyi ve farklılıkların yönetimi ilkesini benimsemeli ve doğru işlemeliyiz.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.