Kader...
İnsan ya yazar ya yaşar kadere göre. yazmayı seven ölülerden.

Edebiyat Puanı

Eflatun Kalem

Derecesi

30 [Toplam 182 kişi]

Edebiyat
Tümü(4)
Pinledikleri(0)
Kader... yazdı, 82 kez açıldı, 3 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
25 Şub '16 16:00

Kader...

İzmir

Beni̇m İhti̇yacım Olan Şey

Benim ihtiyacım olan şey sensin,

Benim ihtiyacım olan şey , umut

Benim ihtiyacım olan şey iki kalbin tek bir gökyüzü altına sigamayacak kadar çok yer kaplayacak sekilde kinle nefretle doldurulmamasi,

Benim ihtiyacım olan şey hem kalbimi ağrıtan hem de kalbime iyi gelecek olan ,

Benim ihtiyacım olan şey aslında hiç bende olmayan,

Benim ihtiyacım olan şey sadece kalbimin soğuğunu ılığa çevirecek mutluluk,

Benim ihtiyacım olan şey yeryüzünde değil, ben gökyüzünü istiyorum , maviyi istiyorum.

Benim ihtiyacım olan belki de bana hiç ihtiyacı olmayacak olan,

Benim ihtiyacım olan bana yakın olduğu kadar da ırak olan,

Benim ihtiyacım olan beni gözlerimden okuyan ,

Benim ihtiyacım olan sonunun nereye çıktığını bilmeden gideceğim yollar ,

Benim ihtiyacım olan koca denizin ortasında ki tek ada,

Benim ihtiyacım olan ne denizin essizligi, ne suyu, ne de ihtişami ,

Benim ihtiyacim olan denizin dibindeki o kumun tek bir tanesi ,

Benim ihtiyacım olan, ben koca denizin içinden sadece bir kum tanesi için yeryüzünü hiçe saydiysam, bana da hiç olmazsa bir deniz yosunu kadar ihtiyaç duyulmasi,

Benim ihtiyacım olan tek şey aslında benim dünyamın içindeki her şey ,

Benim ihtiyacım olan şey sevgi dolu bakışlar,belki de sadece...

Benim ihtiyacım olan şey , benim ihtiyacım olmadan da seni karşımda görebilmem , yanımda hissedebilmem

Benim ihtiyacım olan şey sadece kalbini ellerinin arasına alıp bana uzatman, katıksız , saf...

Benim ihtiyacım olan şey senin bile kendin de göremediklerin

Benim ihtiyacım olan şey sensin, saf, katıksız , temiz, masum, kirletmeden ...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Kader... yazdı, 125 kez açıldı, 3 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
22 Şub '16 12:00

Kader...

İzmir

Bir 'Adamı' Bir 'Kadın' Gibi Sevebilmek

…Sonra sen geldin, hayatım hiç düşünemeyeceğim, hiç tahminimde olmayan bir yola girmeye başladı. Aşkla meşkle işi olmayan, kimseye pas vermeyen ukala gitti yerine hayatının merkezine aşkı koymuş, resmen hayatını sevdiği adama adayan bir kız belirdi. Zaten aşk da bu değil miydi? Aşk değişmekti. Gerek isteyerek gerek istemeden. Sonra zaman ilerledi alışmaya başladım bağlandım. Çok tuhaftı ama özlemeye başladım. Sahi özlem neydi? En son annemle şehir dışına seyahate giderken babamın bizle gelmediği zamanlarda babamı özlerken yaşardım bu duyguyu. Küçük bir kız çocuğuydum o zamanlar. Babamın el sallayışına bile gözlerim dolardı. Sonra yol boyu ‘babam’ diye ağlardım. Şimdi de hayat boyu’ sen’ diye ağlıyorum işte.

Babamı sevdiğim gibi sevmek ne demek bilir misin sen adam? Babama adadığım o küçük dünyama bir ortak daha geldi demek. Babam gibi güvendiğim bir adam daha var hayatımda demek. Sahi sen hiç seni babası kadar çok seven bir kızı sevdin mi benden önce? Ben senden önce babamdan başka kimseyi sevmedim de ondan soruyorum. Aşk öyle bir duygudur ki hayat boyu yalnızca bir kişiye verilmesi gereken. O kişi gelene kadar saklanıp, korunulması gereken; saf, temiz, masum… Kirletmeden, saptırmadan, usulca saklamak lazım o duyguyu, benim sana sakladığım gibi. Marifet on kişiye aşık olmak da değil bir kişiye aşık kalabilmekte sevgili. İstersen yirmi kişiyi sev ister elli ister yüz.. Ama sen o zaman aşık olmazsın. Şahbaz olursun, sihirbaz olursun, oyuncu olursun, sen sen olmazsın. Ha sen, sen misin o zaman sen olmamışsın demektir işte… Aşk, değerli bir mücevherin son örneği gibi, aşk nesli tükenmekte olan bir duygu gibi, aşk artık yaşanan bir şey değil, tüketilen bir olgu gibi. Aşk masumiyetini yitirmiş, onlarca anlam yüklenerek gerçek anlamını kaybeden bir kelime gibi. Aşk bakmayı bilmeyenlerin elinde sersefil olan bir çocuk gibi, yanlış büyütülen, yanlış beslenen… Oysa aşkı çilesini çekenlere sormak lazımdır ki, ’çilesi mi olur aşkın! Sefasını sürmek için yaşıyoruz.’ Diyenlerin çoğunlukta olduğu bir topluluğun içinde yaşadığımızdan, imkansıza yakın bir şey istedim. Ama aşk acısıyla da aşktır. Karşılığı olsa da aşktır olmasa da. O isim değdi mi kalbine, oldu mu gecenle gündüzün bir, doldu mu yastığın yaşlarla, kalbin beynine hükmedecek kadar kral oldu mu o bedende, kulakların herkese sağır gözlerin her şeye kör oldu mu, ismini duymak bile yetti mi senin tüm hücrelerini ayaklandırıp kalbini yerinden çıkarmaya, onun yaşıyor olması seni durduk yere mutlu etti mi mesela? Ellerini tuttuğunda değil de gözlerine baktığın da kalbin titredi mi? Demek istediğim o ki: Birini hiç kalbi için sevdin mi? O çok aşık olduğun her kimse, eli olmasaydı da sevebilir miydin? Gözleri yetermiydi onu kendıne sarmaya ?

Aşk öyle derin ve öyle uzakta ki; çoğu insan üzerini hırsla, mevkiiyle, başarıyla, parayla, karizmayla kapatmış. Aşk denen o taze duyguyu mezara gömmüş, öldürmüş genç yaşında. Oysa ki aşk sadece bir duygu. İçinde hiçbir şey aranmaması gereken somutlamadan soyutca da yaşayabileceklerin yaşaması gereken, yaşayamıyolarsa da en azından adına aşk demeyecek kadar saygıyı gösterilmesi gereken yüce duygu.

Gerçek aşk belki de bir adamın annesi kadar değer verebileceği, annesi kadar sevebileceği bir kadını sevmesi, bir kadının babası kadar güvenip, başını yaslayabileceği birini sevmesidir kim bilir… Aşk deyince kelimeler bile yol değiştiriyor. Anlamsız yetersiz kalıyorlar kimi zaman. Aşkı tarif edip ne olduğunu anlatmak elbetteki imkansız ama aşkın ne olmadığını anlatmak çok basit.

Aşk ne şan ne şöhret ne boy ne pos ne de başka bir şey. Dedim ya aşk somutlandı mı aşk olmaktan çıkmış demektir. ’Beynin olmadan da yapabileceğin bir şeyler var mı bu hayatta?’ diye sorsalar, şüphesiz ’aşık‘ olmak derdim. Önemli olan bir ‘adamı’ bir ‘kadın’ gibi sevebilmekte sevgili…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

22 Şub '16 12:40

-DÜZELTME: yaşayamıyorlarsa da adına aşk demeyecek kadar saygı gösterilmesi gereken duygu.

CEVAPLA
Kader... yazdı, 12 kez açıldı, 5 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
20 Şub '16 20:00

Kader...

İzmir

Vicdanımın Konuştuğu An

Akşam saat 9 civarı annemle karsiyakadan eve dönüyoruz, bir kuruyemiş dükkanina uğrayıp bir şeyler almak istedik. Ne alacağımıza karar veriyoruz. Annem bana istediğim bir şey olup olmadığını soruyor.

O sırada ufak yüzü elleri kir içinde bir kız çocuğu içeri girmiş sessizce siradakilerin alisveris yapmasını bekliyor aynı zamanda küçücük avuçlarina doldurduğu çoğunluğu 25 kuruş ve 50 kuruştan oluşan paraları saymaya çalışıyor. Yaşı ya 5 var ya yok...

Önüne insanlar geçiyor hiç ses etmeden sırasını veriyor ve sabırla beklemeye devam ediyor. Satış yapan adam orada minik bir kız çocuğunun olduğunu ve dakikalardir beklediğini görmüyor bile veya oralı olmuyor...

İşimiz bitiyor ve çıkıyoruz oradan ama aklım hala o kız çocuğunda kalıyor. Gözlerim uzaklara dala dala yürüyorum. Bir köşeye oturup duşünesim geliyor. Gözlerim doluyor konusamıyorum. Annem durumdan habersiz. Aceleden küçük kız çocuğunu fark etmemiş o da bugün aldığımız o çerezleri odama getiririrken birden gözlerimin dolduğunu fark edip ne olduğunu sorunca öğreniyor. O miniğin belki ona bu imkanları sağlayacak annesi bile yoktu. Belki de zorla dilendirilip para kazanması için küçük bedenine vahşi darbeler yiyordu. Belki de gereken ilgiyi sevgiyi görmeden büyümüştü. Çoğumuzun iğrenerek baktığı o suratlar gün boyu sokak kenarlarında daha yaptiklarinin bile ne olduğunun farkında olmadan aksama kadar soğukta karda kışta sıcakta her ne uğruna olursa olsun zerre kötü niyet taşımadan küçük temiz kalpleriyle seferber oluyorlar. İhtiyacı olmasa neden böyle bir şey yapsın ki diyor insan kendine. Evet bazı insanlar bu işi sadece kötü emelleri uğruna malına mal katmak için yapıyor olabilir ama ben şundan eminim benim suratına bakıp da içimin burkulduğu ve içim de bir hüzün bir acı hissetiğim, vicdanımın beni, beynimi her şeyi susturup konuştuğu zamanlar var. Böyle zamanlarda ben biliyorum ki o insanların orada olmaları için gerçekten yürek burkan hikayeleri var. İşte o zaman ben ufak da olsa o saf kalpleri mutlu edecek yardımlar yapmadan geçersem insanliğımdan utanıyorum. Hepimizden daha çok gururlu olup orada o işi yapmak zorunda olanlar var küçük bedenler gibi...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Kader... yazdı, 10 kez açıldı, 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
19 Şub '16 08:00

Kader...

İzmir

Acının Sonsuzluğu

Acı çok boyutlu ve en karmaşık duygu. En içinden çıkılmazı ve belki de en bitmeyeni en çok bağımlılık yaratanı. Mutluyken bile acıyı hissedebilmek bambaşka. Bence yaşamın ileri bir evresi. Herkesin atlayamayacağı. Herkesin göremeyeceği bir evre. Ya mutlusundur ya mutsuz. Belkı de zaman zaman mutlu bazen mutsuz… Ama bunların hepsini zamanın da anında yaşar insan. Gülerken bile içinde acı hissederek gülmek, soluk alıp geri verememek gibi bir şey. Belki de yarım yaşamak hayatı. Belki dilini keşkelerin bürümesi. Belki her yaşadığın sarsıntının izi onlar. Bilmek bazen o kadar acı ki. Şu an gülüyorum mutluyum ama bu bitecek biliyorum ve bu beni her seferinde ürkütüyor çünkü gerçekten korkunç bir şey. İnsanın kendi hayatının doğrultusunu bilmesi işte bu nokta da acı veriyor. Bir de alışmak var her şeye olduğu gibi acıya da. Alışamadığım tek şey kendim. Onun dışında hiçbir şey şaşırtmıyor ve yaşamak zevk vermiyor. İnsanın derdinin tasasının üzüntüsünün efkarının taa burasına kadar geldiği zaman bir kalem bir kağıda sarılması ne kadar tuhaf değil mi? Onlara ağlaması, onlara gülmesi, onların kendini anladığını düşünmesi, sanki her şeyi onaylıyor. Haklısın diyor ve bana destek oluyorlar.

Bazen neden tam değilim ki diyorum. Cidden hiçbir zaman tam olamadım. Ya yaptığım hataların esiri oldum, ya bir şeyler uğruna bir şeyleri feda ettim. Mutlaka kaybettim bir yerde bir şeyleri. Kaybettiklerim istediklerim oldu. Kazandıklarım ise istemeye vakit bulamayacak kadar ertelediklerim. Belki de ertelemek hayatın tadını kaçıran, beni istenmeyen yokuşlara sürükleyen.

Hayatı akışına bırakıp yaşasaydım böyle olmazdı belki, planlar yapmadan, yarından medet ummadan, olduğu gibi…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir