Abdullah Faki̇roğlu

Türkiye Puanı

Turuncu Kalem

Derecesi

2 [Toplam 1656 kişi]

Hakkında henüz bir şey yazmadı.
Türkiye
Abdullah Faki̇roğlu yazdı, 33 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
29 Oca '18 04:00
Utanmaz ve Arsız 'Barış' Militanları

Afrin’e düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı 1. Haftayı doldurdu. Allah’a şükür hem cephe içinde hem de cephe dışında güzel haberler geliyor. ABD’den bir haftada kaç açıklama geldi sayısını tam bilmiyorum. Cephe de zaten keklik gibi bekleyen PKK’lı teröristlerden 500’ün üzerinde bir terörist öldürüldü.

Afrin Operasyonu başlayınca Türkiye’de tek varlık nedenleri bu ülkeye düşmanlık ve sol terör örgütlere destek vermek olan, meslek grupları, sanatçılar, akademisyenler ve eskinin kudretli siyasiler barış kelimesini tekrar hatırladı.

Türkiye’de

*2009 ve 2012 açılım süreçlerini,

*Sur başta hendek kalkışmalarını,

*sokak ortasında ailesinin yanında silahsızken şehit edilenleri,

*6-7 Ekim kalkışmasını,

*Cizre’de hem ağlayıp hem de kendilerini almaya gelen ambulansa ateş etmelerini

*velhasıl Türkiye’de işledikleri tüm günahları,

*Suriye ve Irak’ta ABD silahlarıyla kasılmalarını, gören bilen her aklı başında insanın yapacağı üzere Türkiye’nin Afrin’e operasyonunu desteklemeyen bu “neden değerli olduklarını kendileri bile bilmeyen” bu zevata toplumun büyük çoğunluğu “çüşş” dedi.

Olması gereken buydu. Terör örgütü PKK’ya ülkemizin operasyon düzenlemesi anasının ak sütü gibi helaldi. Hadi diyelim kalbi PKK ile atan hastalıklı insanlar var. Bu kadar hastalıklı bir kalbe sahiplerse, kendilerini eski zamanlarda yaşayan salgın hastalıklı gibi toplumdan tecrit etmeleri gerekiyordu.

Oysa bırakalım susmaya bunlar arsızca açıklama yaptılar. Barış istiyorlardı, PKK öldürürken değil, PKK’ya operasyon yapılırken istiyordu. Bu zevatlar yüzsüzlüklerini bununla da sınırlamıyor, kendilerine tepki gösterilmesini de eleştiriyordu.

“Öyle ya madem yüzsüzler(kendilerine aydın ya da sanatçı diyorlar) her şeyi söylemekte özgür olmalılar. Onların özgürce sokaklarda bomba patlatan teröristlere hareket serbestliği istemeleri bizim ne kadar demokrat bir ülke olduğumuzu göstermek açısından çok önemli. Eğer bunlara “afedersiniz siz gerizekalı mısınız? Yoksa PKK’lı mısınız? Böyle bir ortamda PKK’yı savunmanın başka bir açıklaması olamaz.” Denilmemesi gerekiyordu.

Afrin Operasyonu devam ederken, PKK'ya destek olmak için kendilerini paralayan isimleri eleştirdiğimiz için özür dilemezsek bizi AB'ye almayacakları tehditi ne zaman gelecek merak ediyorum. Hadi Kati Piri yapabilirsin.

İnşallah, Afrin Operasyonu sadece PKK’nın tepelenmesiyle bitmez. PKK’ya destekten başka bir işe yaramayan bu kuruluşları PKK adına yöneten işgalcilerin de hesap verdiğini görürüz.

Ayrıca bu açıklamalar inşallah TTB, TMMOB vb. meslek odalarının seçimlerine katılmayıp, benzer görüşlerde 3-5 aday çıkartıp zaten zor olan kazanma ihtimalini sıfırın altına düşüren meslek mensuplarını da utandırır ve harekete geçirir.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Abdullah Faki̇roğlu yazdı, 66 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
9 Oca '18 04:00
Olayları Geçtim İran'ın Farkında Mıyız? 

İran’da başlayan gösteriler neredeyse bitti, Türkiye’deki kafa karışıklığı bitmedi. İran’da kim ayaklandı? İran’da ayaklananlar İran rejiminin yıkılmasını sağlayacak mı? İran’da yaşanan olaylarda Türkiye’nin tavrı nasıl olmalı? vb sorulara kendince cevapları olanların meseleyi nasıl yorumladıklarını okuduk.

Yanılmıyorsam Ebubekir Sifil hocanın bir konuşmasında izlemiştim, hoca Ehli Sünnet’in Şia’ya yönelik çalışmalarının sayısının son derece az olduğunu, oysa Şia’nın eskiden bu yana Ehli Sünnet’e yönelik çalışmalar yaptığını, hatta İran’da şu an bu araştırmalar yapmak için kurulan üniversiteler kurulduğunu söylemişti üç aşağı beş yukarı.

Daha önceki yazılarımdan bir tanesinde Türkiye’deki en kötü özelliklerden bir tanesinin “düşmanını küçümseyerek yok edeceğini zannetmek” ya da düşmanını hiç tanımamak olduğunu yazmıştım.

Yaklaşık 5 yıldır uluslararası arenada rakibimiz olan, son altı da siyaseten ittifak halinde olduğumuz[Soçi’de ve Astana’da müttefikten ziyade Sulh Andlaşması yapan iki rakibe benziyorduk ama olsun] İran’da yaşanan gösterilerin ne olduğuna dair tambir fikrimizin olmaması, Türkiye’de meselelere ciddiyetle eğilmediğimizi bir kez daha gösterdi.

Türkiye’nin İran konusunda ne kadar “bilgili” olduğu Dini Lider Hamaney kalıbıyla ortaya çıktı. Sanki İran’nın Diyanet İşleri Başkanı’ndan bahsediliyor ya da bir köşede münzevi bir hayat yaşan bir din adamı var ve bu din adamının siyasiler üzerinde etkisi varda bütün kıyamet bundan kopuyormuş gibi kalıp: Dini lider

Oysaki Ali Hamaney’in yürüttüğü Devrim Rehberliği ya da onların tabiriyle “İslam İnkilabı Rehberi”nin yetkileri İran Anayasası’na göre şöyledir. Madde 110:

“1. Nizamın maslahatını belirleme kurumu ile istişarede bulunduktan sonra İran İslam cumhuriyetinin genel politikalarını belirlemek,

2. Nizamın genel politikalarının iyi bir şekilde uygulanmasını gözetlemek,

3. Referandum kararı vermek,

4. Silahlı kuvvetlerin başkomutanlığını üstlenmek,

5. Savaş ve barış ilanı etmek ve güçleri seferber etmek,

6. Aşağıda belirlenen görevlere atama yapmak, azletmek ve istifalarını kabul etmek:

a. Anayasayı kollama ve koruma konseyinin fakih üyeleri,

b. Yargı erkinin en yüksek yetkilisi,

c. İran İslam cumhuriyeti radyo televizyon kurumu başkanı,

d. Genelkurmay başkanı,

e. İslam inkılâbı muhafızlar ordusu başkomutanı,

f. Askeri ve güvenlik güçlerinin üst düzey komutanları,

7. Üçlü erkin ihtilaflarını gidermek ve ilişkilerini düzenlemek

8. Normal şekilde çözümlenemeyen nizamın sorunlarını nizamın maslahatını belirleme kurumu aracılığı ile çözümlemek,

9. Halkın seçmesinden sonra, cumhurbaşkanlığı görevini onaylamak. Cumhurbaşkanlığı adaylarının bu yasada belirtilen şartlara sahip olma bakımından salahiyetleri seçimlerden önce anayasayı kollama ve koruma konseyi ve ilk dönemde rehberce onaylanması gerekir.

10. Cumhurbaşkanını ülkenin maslahatını gözeterek ve Yargıtay’ın cumhurbaşkanının yasal görevinden saptığına dair kararı veya İslami şura meclisinin 89. maddeye göre kifayetsizliğine karar vermesini dikkate alarak azletmek.

11. Yargı erki başkanının önerisi ve İslami ilkeler çerçevesinde mahkûmları affetmek veya cezalarını hafifletmek.”

Gene İran Anayasasında yer alan 113. Maddeye göre

“Rehberden sonra cumhurbaşkanı ülkenin en üst düzey resmi yetkilisidir ve doğrudan rehberle ilgili görevlerin dışında yürütme erki başkanlığı ve anayasayı uygulamaktan sorumludur.”

İran Anayasası’na göre İran Cumhurbaşkanı, Dini Rehber’den sonra gelmekte. Demek ki ortada “dini rehber”den çok daha fazlası var.

Bu arada Hamaney’in görev ve yetkilerinin yer aldığı İran anayassı maddelerini bulmam zor olmadı. Hamaney’in sitesinden aldım. Tercüme falan da yapmadım zira Hamaney’in sitesinde Türkçe dil desteği var. Tıpkı Türkçe yayın da yapan onlarca İran sitesi olduğu gibi. Peki Türkiye’de yayın yapıp Farsça desteği de olan Türkiye bir site biliyor musunuz?

Ya da İran’la ilgili sürekli gündeme gelen Velayati Fakih kavramını, bunun Şii gelenekteki karşılığını, Kum ve Necef havzaları arasındaki varsa gerilim veya işbirliğine dair bir kitap biliyor musunuz?

Ya da, El Kaide ile İran arasındaki maslahat dair Türkiye’de kaç tane makale yazıldı?

İran’la alakalı kafa karışıklığımız ya da daha doğrusu bilgisizliğimiz o kadar fazla ki, Cumhurbaşkanlığı döneminde radikal olarak tanımlanan ve Evanjeliklerin Şia’daki yansıması diyebileceğimiz Hüccetiye tarikatına üye olduğu bilinen Mahmud Ahmedinejad birden bire muhalif kanadın lideri oldu.

Alaksız gibi görünen bir bilgiyle bitireyim.

Thomas Walker Arnold, İslâm’ın Tebliğ Tarihi isimli eserinin önsözünde, kitabının Arapça kelimelerinin yazılışında, 1894 yılında düzenlenen 10. Müsteşrikler Kongresinin Transliterlasyon Komitesi tarafından belirlenen imlâ kurallarını uyguladığını açıklıyor.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Abdullah Faki̇roğlu yazdı, 92 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
10 Ara '17 04:00
Demokrasi Mehmet Ocaktan'ın Yazılarına Çare Olur Mu? 

Mehmet Ocaktan 1955 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu. Yenişafak ve Akşam gazetelerinde Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. 3 şiir kitabı var. 2007-2011 yılları arası milletvekillik yaptı. Karar gazetesinde köşe yazısı yazmaya devam ediyor. Aşağıda eylül başına kadar geri giderek köşesindeki yazılarının bazılarının başlığını paylaşacağım.

“Kudüs için ağıt yakmak utancımızı örter mi?” “İtaat kültüründen demokrasi değil, IŞİD çıkar”, “Kesinlikle daha fazla demokrasiye ihtiyacımız var.” “Bir özgürlük alanı olarak Hz. İbrahim’in başkaldırısı”, “Kafa kesenlerin din sattığı bir dünyada kime hangi İslam’ı anlatabiliriz ki…”, “Gelişmişliğin sırrı hukukun üstünlüğü eğitim ve inovasyonda” “Demokrasiyi önemli kılan adı değil hukuktur”, “Denize nazır demokrasiniz yoksa…”, “Bireyin olmadığı yerde demokrasiniz olmaz” ,“Demokrasiyi taşlasak kurtulur muyuz?”, “İslam en iyisi ama biz değiliz”, “Demokrasiyi sevmediyseniz FETÖ ve İŞİD verelim.” “Hukukun üstünlüğü yeter, adı demokrasi olmasa da olur”, “Diyelim ki demokrasi gavur icadıdır…”, “İslamcıların demokrasi reddiyesine hakkı var mı?” “Eleştirel düşünce mutlak ihanet demek değildir”, “Demokrasi İslam’ı gölgelemek için mi icat edildi?”, “Tanrı, siyaset ve demokrasi”, “Müslümanlar işleyen bir demokrasi kuramayacak kadar beceriksiz mi?”, “Demokrasi için illa İslami bir temel aramaya ihtiyaç var mı?”, “İslam toplumları demokrasi fırsatını kaçırıyor”, “İslamda bireyin bağımsızlığı ve özgürlüğü esastır”, “Popülistler işleyen bir demokrasinin düşmanıdırlar ama…”, “Demokrasi seküler aklın ürünü diye reddedilebilir mi?”, “Demokratik değerler ‘Yahudi demokrasisi’nin ürünü olabilir mi?”

İnsanın içini şişirten, illallah dedirten bir demokrasi vurgusu. Sürekli demokrasi, hep demokrasi, asla ve kata vazgeçilmeyecek demokrasi. Mehmet Ocaktan belli ki bir tartışma başlatmak istiyor. 2012 yılında başlayan ve neredeyse bir yıl süren İslamcılık tartışması aklıma geliyor ve Ocaktan’ın istediği tartışmayı başlatamamış olmasına seviniyorum. Seviniyorum zira ortada tartışılacak bir şey yok. Ama maalesef durmuyor ve duracak gibi de görünmüyor.

Ocaktan yazılarında bize bazı mesajlar veriyor, “Müslümanlar olarak kötü tanınıyoruz.”, “Kabahatin büyüğü bizde.”, “Uslu ve demokratik bir Müslüman olursak Batı bizi sever.” Ocaktan yazılarındaki asıl mesajsa şu. “Erdoğan itaat kültürü oluşturdu, bu artık bitmeli.”

Anlamadığım, anlayamadığım Ocaktan bütün bu meramını üç yazıyla anlatabilecekken neden uzatıyor. Bir köşeye sahip olmak, okuyucuya bu kadar eziyet etme hakkı veriyor mu? Bence vermemeli.

Ocaktan belki şunu diyebilir. “Ben bir görüş ortaya koyuyorum.” Yok, ortada bir görüş yok. Ortada sadece Ocaktan’ın şimdilik açıktan cephe almamak isteği var. “Ben lafımı ortaya yazayım, zaten yazıyı okuyanlar kimi eleştirdiğimi anlar ben de fazla tepki çekmeden mesajımı veririm.” Kolaycılığı var.

Ahmed Bin Hanbel’den sonra düzelemedik

İmam-ı Azam Ebu Hanife, halifeliğin Müslümanların görüş birliği ve şura ile olması gerektiğini savunurken, Ahmet Bin Hanbel, “Allah ve ahiret gününe inanmış hiçbir kimseye, kılıcının gücüyle galip gelip Müslümanların yöneticisi olmayı başarmış ve Emir’ül Müminin adını almış olan kişiye itaat edip onun hâkimiyetini tanımadan bir gün dahi geçirmek helal olmaz. Bu yönetici ister iyi, ister kötü olsun fark etmez” diyerek Allah’ın insanlara bahşettiği iradeyi yok saymıştır. Çok açık ki adalet, şura, toplumun rızası gibi devleti yönetenlerin meşruiyeti için gerekli olan ölçütler ne yazık ki, bizzat İslam uleması tarafından saf dışı bırakılmıştır.”

Ocaktan’ın vurgularıyla, İmam Ahmed Bin Hanbel (r.a.) İslam dünyasındaki gerilemenin baş müsebbibi. Ocaktan, bu müthiş tespiti Karar’da yazıları çıkan ilahiyatçılardan mı çıkardı bilmiyorum. (Aklıma, 11 Eylül sonrası ABD askerlerinin sorguladığı Müslüman esirlere, Ahmed Bin Hanbel'i tanıyor musun sordukları geliyor, gayri ihtiyari)  “Kur’an Mahlûktur” demediği için halife tarafından işkence görmüş, mezhep İmam’ı Ahmed Bin Hanbel’i eleştirmesi komik bile sayılmayacak bir trajedi. Halife’ye itaat meselesinde İslam âlimlerinin görüşleri Ocaktan’ın idrakini biraz aşabileceğinden bu konuya girmiyorum. Kendisine bir usul hocası bulmasını tavsiye edeceğim ama etkilendiği isimlere bakınca bunun da kötü bir fikir olduğunu düşünüyorum.

"Kudüs’ü demokrasi kurtaracak"

Ocaktan bugün çıkan yazısının bir bölümünü gene demokrasiye ayırmış. “Daha da önemlisi, İslam ülkelerinde neredeyse bütün sivil toplum faaliyetleri, siyasete ve siyasi iktidarlara endeksli hale geldiği için, siyasi getirisi olmayan ‘sivil itaatsizlik’ faaliyetleri pek makbul hareketler olarak görülmüyor. Hatta protesto eylemleri siyasi iktidarların tekerine çomak sokan bir görüntü arz ediyorsa ‘ihanet’ olarak bile değerlendirilebilir.” Ocaktan inşallah İslam dünyası uzmanı olarak bu cümlelerini örneklendirir biz de öğreniriz bu İslam ülkelerini ve yaşadıklarını.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Abdullah Faki̇roğlu yazdı, 348 kez açıldı, henüz beğenen yok, 2 yorum yapıldı.
12 Şub '17 05:00
Korkuyorum

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Anayasa değişikliğini referanduma götüren imzayı attı. Allah nasip ederse referandum 16 Nisan tarihinde yapılacak. Ben de referanduma 64 gün kala, referandumda onaylanacak maddelere dair çekincelerimi yazmak istedim.

Aydın olmanın getirdiği tarihsel sorumluluğu üzerimde hissederek bu satırları kaleme alıyorum.

Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığından korkuyorum. Bu anayasayı hazırlayanlar böylesine büyük bir tehlikeyi nasıl görmediler, haftalardır gözüme uyku girmiyor. Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Anayasa Mahkemesi başkanlarının ortak kararı ile Türkiye cumhuriyetinden ayrılarak bağımsız olabilecekler. Bağımsız olmaları yetmiyormuş gibi bir de tarafsız olabilecekler. Rezilliğe bakar mısınız, bu hakkı Anayasa Değişikliğiyle kendilerine biz veriyoruz. Yargıtay binasına pasaportla girdiğinizi düşünün.

Milletvekili yaşının 18’e düşmesinden korkuyorum. Meclis TV’yi açtığınız ve karşınızda 18 yaşında yüzlerce milletvekili çıktı. Kulağında walkman, elinde 3310 ile meclis konuşmalarını nasıl izleyecek/dinleyecek soruyorum size. Mecliste %1,6 oranında bulunan 25-30 arası milletvekili neyimize yetmiyor da 18 yaşa iniyoruz. Bakınız bir yanlış anlamayı düzelteyim, ben gençlere karşı değilim. Gelsinler dergi çıkartalım, afiş astırayım, istediğim işleri yapsınlar. Konuyu dağıtmayalım.

Başbakanlığın kaldırılmasından acayip korkuyorum. Ne güzel başbakanlarımız vardı, niye kaldırıyorlar. Soruyorum size niye? Yani Başbakanlık makamının kime ne zararı vardı ki? Erdoğan Başbakanlıktan gelmedi mi? Erdoğan Başbakan olmasa Cumhurbaşkanı olabilir miydi?

En büyük korkularımdan biri de Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra ne olacağı hakkında. Tamam, şimdi referandumun geçtiğini düşünelim, Recep Tayyip Erdoğan partili cumhurbaşkanı seçildi, ya ondan sonrası. Ya ondan sonra başa geçen isim, Müslümanlara zulüm ederse ne yapacağız. Neden bu hakkı ona verelim? 93 yıldır bu ülkede huzur içinde yaşıyoruz şimdi ayağımıza sıkmanın ne âlemi var değil mi?

Partili Cumhurbaşkanlığı ifadesi bir bana mı dehşet geliyor? Kopacak fırtınayı görebiliyorum. Yıllardır Cumhurbaşkanlığı makamına asgari nezaketi ihlal etmeyen CHP, HDP ve meclis dışındaki partiler yeni sistem onaylanır onaylanmaz Cumhurbaşkanına saldırmaya başlayacaklar. Hiç alışık olmadığımız bir gerginlik değil mi?

Seçim sonuçlarının isteğimiz dışında şekillenmesinden korkuyorum. Ya Cumhurbaşkanlığında Recep Tayyip Erdoğan’a Meclis seçimindeyse Vatan Partisine oy verilirse ne yapacağız?

Referandumun geçmeme ihtimalinden korkuyorum. Çevremde kimle konuşuyorsam bu sefer hayır oyu vereceğini söylüyor. Bu sayı hiç de azımsanacak kadar değil. Geçen gün arkadaşlarla oturduğumda 48 kişi hayır oyu vereceğini söyledi.

Keşke bu referandum başka bir zaman diliminde gerçekleşeydi. Bu değişikliğe ne gerek vardı anlamaya çalışıyorum. Yok anlamıyorum.

Korkularım bu kadar mı? Elbette değil, MHP ile ittifak meselesi var. Onu da inşallah bir sonraki yazımda anlatacağım.

Korkuyorum dostlarım. Korkmama rağmen bu Referandumda Evet oyu vereceğimi size söylemiş miydim? Size Evet ya da Hayır oyu verin diyemiyorum ama. Ne olur kusuruma bakmayın.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

18 Nis '17 09:28

kardeşim sen meseleyi anlamamışsın. bir daha oku.

CEVAPLA