Abdullah Faki̇roğlu

Türkiye Puanı

Turuncu Kalem

Derecesi

2 [Toplam 1656 kişi]

Hakkında henüz bir şey yazmadı.
Türkiye
Abdullah Faki̇roğlu yazdı, 10 kez açıldı, 6 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
20 Kas '15 16:00
Sağlıkta Bekleyen Tehlike

Sureyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesine giderken telefonum çaldı. Arayan 182 Sağlık Bakanlığı randevu alma servisi. Randevu aldığım doktorun binası değişmiş. Daha önce tekrardan aranmış doktorun hizmet verdiği binanın değiştiği söylenmişti. Allah Allah diyorum üç gün içinde doktorun binası 2 kere değişmiş.

Minibüsten iniyorum, durağın üst tarafındaki binaya doğru yürümeye başlıyorum. Elli yıllık ağaçlar karşılıyor beni. Yoğun bir tempoyla çıkıyorum, binadan içeri girdiğimde Türkiye’deki en önemli bürokratik kadro olan “her işler müdürü” karşılıyor beni. Doktorumun aşağı binada olduğunu bugün onlarca kişinin, bu binaya geldiğini ama kendisinin hepsini yönlendirerek yolun aşağı kısmındaki binaya yolladığını bana değil yanında konuştuğu arkadaşına gururla anlatıyor.

Bu sefer aşağıdaki binaya doğru hafif küfürler eşliğinde ilerliyorum. Dolaşırken bazı eski binaların dış cephe boyasının yapıldığını fark ediyorum. Polikliniğe girdiğimde uzunca bir sıra beni bekliyor. MHRS sistemi üzerinden aldığım randevu yetmediğinden tahlil ve diğer işlemlerde kullanılmak üzere barkod almam gerekiyor. 4 personelin çalıştığı barkod sırasına giriyorum. Önümde yaklaşık 100 kişi var. Sıura ağır ağır ilerlerken ben bir yandan barkod sırasında bekleyenleri diğer yandan da barkod verenleri izliyorum. Barkod sırasında sadece muayene olmaya gelen yok. Hastanede yatan hastaların kendileri veya varsa refakatçileri yaptıracakları yeni tahliller için sıradalar. Süreyyapaşa bir göğüs hastaları araştırma hastanesi ve hastanede yatan bazı hastalar uzun bir kuyruğa girmek zorundalar. Kuyruk uzuyor çünkü barkod veren personelin bilgisayar kullanma bilgisi neredeyse sıfır. Bilgisayarın yanındaki arkadaşlarıyla konuşurken otomatik çalışacağını zannediyorlar. Günün dedikodusunu yapmakla meşguller. Kendilerine sorulan her soruya soğuk, nemrut bir ifadeyle cevap veriyorlar.

Personellerden 2 tanesi 40 yaş üzeri erkek. Klavyeye basma tekniklerinden tek parmak ve ağır yazabildikleri ortada. Gözlem yaparken arkamdaki sıranın çoğaldığını görüyorum. Barkod sırası ters yönde ilerliyor. Personel çalışmazken sıradaki insanlar çoğalıyor.

Yarım saat sonra barkodumu alabiliyorum. Üzerime bir rahatlama geliyor. Teknolojik tedavi dedikleri şey bu olmalı.

Dâhiliye polikliniğine gidip bekliyorum. Odanın önünde LCD ekranda bazı isimler var. Doktor içeriden hasta çıktıkça hastalara sesleniyor. Neden isimlerin ekrana düşmediğini doktorun seslenerek çağırdığını sormak istiyorum, doktorun asık suratı bu fikrimden vazgeçiriyor. Barkodu aldıktan 15 dakika sonra muayene için içeri giriyorum.

Muayene mi oldum, doktor kan tahlili istedi. Kan vermeye tahlil bölümüne gidiyorum. Allah Allah bir kayıt işlemi de orada. 40’lı yaşlarında her üç hastadan beşini fırçalayan, sık sık “devlet bizi buraya boşuna mı koydu” cümlesini terennüm eden bir hanımefendi kayıt alıyor. Doktor tahlili girmediyse, hastaya doktora atacağı fırçayı atıyor. Koltuğunda sallanarak giriş yapması ona Şirinlerdeki Gargamelin sempatikliğini katıyor. İki klavye tıkırtısı, iki fırça bir sallanma. Kayıt işlemini tamamlamak için gerekli olan şeyler bunlar.

Kanımı verdim. İşe dönüyorum. Aslında Hastanede kayıt işlemleri hariç geçirdiğim süre 20 dakika. Ama ben iki saatte çıkıyorum.

Ak Parti 2002 yılında iktidara geldiği zaman en büyük devrimi sağlık alanında yaptı. 12 saat ilaç kuyruğunda beklediğimi, tane hesabı ilaç aldığımı, annemi muayene ettirmek için SSK hastanesinde görev yapan doktorun özel muayenesine paralar bayıldığımı. Şu an E Nabız’a girdiğimde 4 sene önceki beyin MR’mın görüntülerini görebildiğimi, eskiden bu sonucu almak için bile kavga ettiğimi de çok iyi hatırlıyorum. İstanbul’da bütün devlet hastanelerinin ya baştan yapıldığını ya da yenilendiğinin de farkındayım. Fakat son zamanlarda bir koordinasyon eksikliği ya da aynı zamanda başlayan inşaatların etkisiyle mi bilinmez, gittiğim bütün kamu hastanelerinde eskiyi anımsatan bir yoğunluk var. Bu yoğunluk muayene kuyruğunda değil, barkod, kayıt vs kuyruğunda. Hepsinde daha önemlisi bu kuyruklarda sorumlu personeller halka çok üst perdeden konuşuyor, çoğu zaman fırçalıyor.

Yeni dönemde Ak Parti İktidarı, Sağlık alanındaki yapısal reformlarını gölgeleyen bu basit ama direkt hastaları etkileyen olumsuzlukları çözmeli. Bunu kendi yaptığı Sağlık Devrimini boşa çıkarmamak için hem kendisine hem bize borçlu.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

20 Kas '15 17:49

Elinize sağlık güzel yazmışsınız. Sağlıkta yaşanan değişimlerden en önemlisini de kullanmanızı öneriyorum. 184 Sabim aracılığıyla personel üslubu dahil her konuda şikayetiniz değerlendiriliyor. Sadece şikayet edilse zamanla tamamı düzeltilir.

CEVAPLA