Türkiye Aktivitesi
1247 ziyaret
1 online
Yamanduruş
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

21 puan Yeşil Kalem

Derecesi

21 [Toplam 1568 kişi]

Türkiye
Yamanduruş yazdı, 2496 kez açıldı , 78 misafir olmak üzere 81 kişi beğendi , 3 yorum yapıldı.
29 Kas 16 02:00

Yamanduruş

Puan: 21

Gişede Dağ Gibi Büyüyen Film
9c82f9748d84e39cc4dc5306b95b39931480370066

9c82f9748d84e39cc4dc5306b95b39931480370066

Bir devam filmi olan "Dağ 2", Irak’ta kaçırılan antimilitarist bir kadın gazeteciyi kurtarmak için MAK (Muharebe Arama Kurtarma) Timinde gizli görevli olan 7 bordo berelinin hikayesini konu alıyor. Dağ filminin devamı gibi gözükse de, birkaç gönderme ile ilk filme bağlanan yapımın başrolleri aynı, fakat hikayesi farklı işlenmiş. (İlk filmi izlemeyenler için sıkıntı çıkarmıyor denebilir) Alper Çağlar’ın yönetmenliğini üstlendiği film, 1.700.000 TL’lik bütçesine rağmen yer yer Hollywood kalitesinde bir iş ortaya koymayı başarıyor.

MAK Timlerinin varlık amacı risk ve tehdit ne olursa olsun geride bir kişi bile bırakmamaktır. 7 kişiden oluşan bir MAK Timine katılmak için oldukça zorlu eğitimlerden geçilmesi gerekmektedir. (Filmde bu eğitimlerin yer aldığı sahneler de yer alıyor) İlk filmdeki başroller olan can dostlar Oğuz (Çağlar Ertuğrul) ve Bekir (Ufuk Bayraktar), MAK Timine katılarak önce muhalif gazeteci Ceyda Balaban’ı (Ahu Türkpençe) IŞİD’in elinden kurtarmaya çalışıyor, ardından da tehdit altındaki Türkmen köyünü savunuyor.

Düşmanın Tankı Varsa Bizim Bekir’imiz Var!

Şehitlerimize ithafen yazısı ve ardından gelen etkileyici kurtarma sahnesiyle açılan film, sınırımızdaki tehlikeye karşı adeta uyarı mahiyetinde bir yapım olmuş. Milliyetçilik duygularını kabartan film, vatan sevgisinin imandan olduğu düşünülürse maalesef islamofobiye karşı kullanılabilesi sahnelerin potansiyelini değerlendirmemiş.

"Er Ryan’ı Kurtarmak" filmini bize bazı sahnelerde anımsatan yapım, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait gerçek silahlar, helikopter ve uçakların da kullanımı ile gerçeklik duygusunu oldukça artırıyor. Tabii, bunda da özellikle çatışma sahnelerindeki başarının katkısı yadsınamaz..

Bu film Amerikan Filmi Değil! Savaş Uçakları Kurtarmıyor!

Yer yer sırıtan efektler, tempo sorunu, patlatılan kamyonun gösterilmemesi gibi aksaklıklarına rağmen; çekim kalitesi, etkileyici sahneleri, konusu, oyuncuların samimi ve başarılı performansları gibi nice faktörlerden dolayı özellikle erkek seyircilerin dikkatini çeken “Dağ 2” gişeyi adeta sallıyor.

Muhtemelen askeri ortamdaki erkeksi muhabbetleri yansıtma adına belaltı konuşmaların varlığı yaşı küçük izleyiciler için çok da uygun olduğu söylenemez. (Yaşı küçükler de yaş sınırına aldırmadan filme gittiği/götürüldüğü için uyarma ihtiyacı hissettim)

Karakterlerin öncesi ve şimdisi olarak akan film seyri de, temponun düşmesine sebebiyet veriyor. Duman grubunun coşku veren müziği ise, filme genel anlamda pozitif bir hava katmayı başarıyor.

Bir Ölür, Bin Diriliriz!

Sonuç itibariyle; “büyük şirketler gişe getiren film çeker” algısının kırılmasına katkıda bulunan yapım, muhtemelen bazı yönleriyle örnek aldığı "Er Ryan’ı Kurtarmak" filminin 70 milyon dolarlık (yaklaşık 240.000.000 tl) bütçeyle çekildiği düşünülürse, hemen hemen Hollywood kalitesinde bir iş sunan filmi ve ekibini kutlamak gerekir. Özellikle, hassas dönemlerden geçtiğimiz günlerde birçok yönüyle çoğu seyirciye iyi geleceğini düşünüyorum. İlk filme göre daha kaliteli, TSK’dan ciddi destek alınmasının da hakkını veren, ortalamanın üzerinde, beklentileri abartmadan izlenilesi yapım için şimdiden “Dağ 3” hayırlı olsun..

NOT: Şiddet sahnelerinin oldukça yoğun olması sebebiyle, bu konuda hassas olan seyircileri uyarmak durumundayım.

Dağ 2

Film Notu: 7.5

Yönetmen: Alper Çağlar

Oyuncular: Çağlar Ertuğrul, Ufuk Bayraktar, Murat Serezli, Ahu Türkpençe, Atılgan Gümüş, Emir Benderlioğlu

Tür: Savaş, Aksiyon, Gerilim, Dram

Filmin Yaş Sınırlaması: 13 yaş ve üzeri izleyici kitlesi için uygundur. Şiddet veya korku öğeleri içerir. Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içerir.

02 Ara 18:41

bazı yönleriyle örnek alıp, bazı sahneleriyle anımsattığı için ve yer yer Hollywood kalitesinde bir iş ortaya koymayı başardığı için.. asla kıyaslama değil (Er Ryan kalitesi, bütçesi belli), örneğini ne ölçüde yakalayabilirliğini ortaya koymak için

02 Ara 18:09

Misafir

Er ryan'i kurtarmak ile bu filmi karsilastirmaniz, er ryan'i kurtarmak filmine haksızlık olur

Yamanduruş yazdı, 333 kez açıldı , 7 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi , 2 yorum yapıldı.
19 Kas 16 22:00

Yamanduruş

Puan: 21

Diyanetin Tepki Gösterdiği Sansasyonel Filme Dair
ea41556da2489cdabe4d3bf9d18672231479578300

ea41556da2489cdabe4d3bf9d18672231479578300

İran sineması denince akla gelen en önemli isimlerden olan Mecid Mecidi’nin yedi yıl üzerinde çalıştığı (çabası takdire şayan) son filmi Efendimizin çocukluğunu anlatan “Hz.Muhammed (sav): Allah’ın Elçisi” büyük tartışmalara konu olmaya devam ediyor. Hollywood standartlarında çekilmiş, 30 milyon dolarlık büyük prodüksiyon olması ve Çağrı’dan sonraki en ciddi iş gözükmesi hasebiyle Mustafa Akad’ın “Çağrı” filmiyle karşılaştırmalar yapılması da zaten işten bile değildi. Ancak yapım, Çağrı’dan birçok yönüyle ayrılıyordu. Hatta filme Diyanet’in bile destek verdiği yönündeki iddialara, Diyanet tarafından yalanlama gelerek filmin yanlışları ortaya konuldu.

ŞEKLEN GÖSTERİMİ VAR 

Filmin en baş problemi Alemlere Rahmet Efendimiz Hz.Muhammed (sav)'i yüzü olmasa da şeklen gösterilmesiydi. Yani, Efendimizin rolünü oynayan birinin var olmasıydı. Oysaki, hepimizin bildiği gibi Çağrı filminde kesinlikle şeklen bile gösterimi yapılmamıştı. Bu filmde Efendimiz Hz.Muhammed (sav) seslendirilmemiş, konuşmaları altyazı olarak verilmiş. Bu açıdan çok iyi gözükse de, merak ediyorum altyazıların tamamı hadis-i şerif mi? 

Filmde Efendimizin validesi Hz.Amine ve süt annesi Hz.Halime’nin gösterilmesi de gayet sıkıntı oluşturacak unsurlardandı. Çünkü, hepimizin bildiği gibi anne-oğulun birbirine şeklen benzeyen yanlarının olması gayet normaldir. Hristiyanları da filme çekmek için Hz.Amine’nin Hristiyan filmlerindeki Hz.Meryem’e benzetilmeye çalışılması da gözlerden kaçacak cinsten değildi. 

ŞİA ANLAYIŞI YANSIYOR 

Film; imanlı öldüğü ihtilaflı olan Efendimizin amcası, Hz.Ali’nin babası Ebu Talib’i müslüman olarak, Mekkenin fethinden sonra müslüman olan Muaviye’nin babası Ebu Sufyan’ı ise azılı müşrik olarak, Efendimizin dedesi Abdülmüttalib’i tevhid ehlinden gösteriyor. (Daha hassas davranılabilirdi) İşte Şia anlayışının filme yansıması da burada beliriyor. Maalesef üç halife’nin bile Hz.Ebubekir (r.a.), Hz.Ömer (r.a.), Hz.Osman (r.a.) filmde adları geçmiyor. Yahu el insaf! Efendimizin Ravzasında kabr-i şeriflerinin yanındaki kabirlerde Hz.Ebubekir (r.a.), Hz.Ömer (r.a.) yok mu? 

Peygamberlikten beş sene önce olması gereken mağaraya inzivanın Efendimiz küçük yaştayken gösterilmesi, yine Efendimizin gözünden Kabe’nin altın olarak parıldamasının gösterilmesi, Mağara ve Kabe’nin “Muhammed” diye seslenmesi gerçekten bana mizansen adına ilave edilmiş hissiyatı verdi. 

SAHİH KAYNAKLI OLMAYAN SAHNELER 

Filmde uzun sahneler arasında yer alan denizden karaya balık yağdırma sahnesinin de sahih kaynaklı olmadığı yönünde hemfikir olunduğu söyleniyor. Özellikle film, Hz.Muhammed (sav)’i Hristiyan anlatı tarzı olan peygamberlik delili sayılan mucize’nin çokça yer alması, İslami anlatı tarzını daha çok benimsemiş Çağrı’da çok az yer alıyordu. Çünkü, İslamiyette mucizeler Mesajın önünde değildir. 

Filmin müzikleri ise; İslamik film için ilginç bir yapıda, yer yer klisedeki ayin müziği kıvamında, yer yer koro halinde kadınlar tarafından seslendirilerek yapılmış. Unutulmaz Çağrı müziklerinin yanında kalite olarak çok da etkileyici olduğu kanaatinde değilim. 

ETKİLEYİCİ FİL VAKASI SAHNESİ 

Filmin bunca sıkıntısına rağmen, iyi yönleri de tabii ki yok değil. Çok etkileyici olarak çekilmiş, filmdeki en başarılı performansa imza atmış Arash Falahat Pisheh’in oynadığı Ebrehe’nin Fil Suresi’ne konu olan Fil Vakası sahnesi adeta kültleşecek gibi duruyor. Ebabil kuşlarına selam olsun! 

DİYALOG ETKİSİ HİSSEDİLİYOR 

Sinematografik açıdan, film atmosferi ve tekniği açısından özellikle İslami tebliğde görüntünün önde olduğu çağımızda gayet iyi kotarılan yapım, önce şia etkisini, sonra da hristiyan ve yahudilere diyalog etkisini fazlasıyla hissettiriyor. Yer yer ağır temposuna ve üç saatlik uzun süresine rağmen, İslamiyeti bilmeyen insanlar için olumlu etki bırakabilecek bir yapıda gözüken film, İslam tarihini bilmeden izleyen müslümanlar içinse yanlış bilgilendirmeden kaynaklı tartışmalı bir tesir bırakabilecek yapıda gözüküyor. Kısacası her yönüyle bir Çağrı değil kanaatimce.. 

Müstehcen içerikli yapımların kol gezdiği günümüz sinemasındaki serbestlik düşünülürse, filmi yasaklamaya çalışmak ne kadar doğru? 

Kırmızı çizgilerin belli ölçüde aşıldığı ve tam olarak doğru İslam tarihi anlayışı oturtulmamış yapımı algısal olarak çocuklara izlettirmek ne derece doğru? 

Efendimizin rolüne girmiş birinin yüzü hariç gösterilmesi ve İslam tarihi ile uyuşmayan sahnelerin olduğu yapımın üçleme olduğu düşünülürse, ikinci ve üçüncü filmler kim bilir daha ne çok problemler içerecek ve çalkantılara sebebiyet verecektir. Bu açıdan düşünürsek ülkemizden neden büyük prodüksiyonlu sünni anlayışa sahip bir yapım çıkmıyor? 

Günümüz dünyasında ayyuka çıkmış İslamofobi’ye karşı bir panzehir olabilir mi?

İslâm'ı protestanlaştırmaya yönelik bir projenin ilk ayağı olabilir mi? 

Bu filme gidilmeli mi, gidilmemeli mi? Seyredilmesi faydalı mı? İtidalli mi olmalı? 

Bu konuda yorum yapmadan, yazdıklarıma istinaden yorumu size bırakıyorum.. 

***

Hz.Muhammed (SAV): Allah’ın Elçisi / Muhammad (SAV): The Messenger of God

Yönetmen : Majid Majidi 

Oyuncular: 

Sareh Bayat Rolü : Halimah 

Mina Sadati Rolü : Aminah 

Mahdi Pakdel Rolü : Abu Talip 

Ali Reza Shoja-Nuri Rolü : Abdul Muttalib 

Mohsen Tanabandeh Rolü : Samuel 

Dariush Farhang Rolü : Abu Sufyan 

Siamak Adib Rolü : Hanatte 


Türkçe Dublaj: 

Gülen Karaman Rolü : Halimah 

Aysun Topar Rolü : Aminah 

Zeki Atlı Rolü : Abu Talip 

Levent Dönmez Rolü : Abdul Muttalib 

Bora Sivri Rolü : Samuel 

Nüvit Candaner Rolü : Abu Sufyan                   

22 Kas 16:58

Eleştiride hakikati arayan ve diğer düşüncelere açık bir âlimin ahlakını benimsemeliyiz.Bu yönüyle yazımda hakikatları masaya yatırmış ve "Bu konuda yorum yapmadan,yazdıklarıma istinaden yorumu size bırakıyorum" diyerek de kimse yönlendirilmemiştir

20 Kas 23:31

Misafir

BENCE YAZININ ADI GİBİ SKANDAL BİR YAZI OLMUŞ.PEK OBJEKTİF BAKIŞ YOK.ANLAYAMADIĞIM BİR TARAFGİRLİK VAR.

Yamanduruş yazdı, 168 kez açıldı , 3 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi , 2 yorum yapıldı.
19 Ağu 16 02:00

Yamanduruş

Puan: 21

Savaşın Gerçek Yüzü / Alma Mazlumun Ahını
d297c8243a61406eb70b7f8f7e8352431471551338

d297c8243a61406eb70b7f8f7e8352431471551338

Herhangi bir film karesi değil.. Yer Suriye, Halep.. Yaşananlar tamamen gerçek.. Hain bir hava saldırısı.. Yıkılan bir bina.. Enkazdan çıkarılan masum bir çocuk.. Baştan aşağıya tozlar içerisinde.. Yüzünde mevcut kanlar.. Bakışlarından okunan korku, travma, şok ifadesi.. İsmi Ümran.. Henüz 5 yaşında.. Ancak; savaşı iliklerine kadar hissediyor.. Sadece hissetmiyor, tüm dünyaya ambulansla hastaneye kaldırılırken çekilen fotoğrafı ile fena halde hissettiriyor da.. Kim, neden, niçin saldırdı? Bu fotoğraftan sonra çok da önemi var mı? Muhaliflerin kontrolündeki rejim ya da Rus uçakları tarafından gerçekleştirildiği tahmin ediliyormuş.. Bir an, adeta zamanı durduran bu fotoğraf karşısında ne kadar önemi var? Ey İnsanlık, artık UYAN!

Ya Veliyy (C.C.), Mazlumlara yardım eyle! 

Ya Kahhar (C.C.), Zalimlere fırsat verme! Amin.. 

NOT: Başından yaralanan Ümran, tedavisinin ardından taburcu edilmiş.

23 Ağu 13:33

Teşekkür ederim

23 Ağu 00:43

Yureginize sağlık

Yamanduruş yazdı, 268 kez açıldı , 2 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
16 Tem 16 18:00

Yamanduruş

Puan: 21

İstiklal Marşı
a80e9f48fb428ce3530725e9c639cb201468678480

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal... Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal! 


Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. 


Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, 'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar? 


Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın... Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. 


Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı: Düşün altında binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı. 


Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. 


Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli, Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli. 


O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım, Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım.


Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal: Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!

a80e9f48fb428ce3530725e9c639cb201468678480


16 Tem 18:56

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Yamanduruş yazdı, 282 kez açıldı , 5 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
9 Tem 16 22:00

Yamanduruş

Puan: 21

Uzaylılarla Dalaşma: Dejavu - Vol.2
01f4a3168a83748273a57cc9e963c6831468083571

01f4a3168a83748273a57cc9e963c6831468083571

Felaket filmlerinin yönetmeni Roland Emmerich’in 1996 yapımı Independence Day/Kurtuluş Günü filmi, bir döneme damga vuran kült yapımlar arasına giren bir film olmuştu. İlk filmin kaymağını yiyen Hollywood, aradan geçen 20 yıl sonra yine Roland Emmerich önderliğinde “çok beğenilince devamını çevirmişler” mantığıyla hareket ederek filmin devamını çekmeye karar verdi. 

20 yıl önceki yapımda Amerikan milliyetçiliğinin başrolde olduğu uzaylı işgalinden dünyamızın kurtuluşunu izlemiştik. Şimdi ise; saldırı sonrası dünya birlikteliğini sağlamışken, “bütün dünya buna inanmış, birlik olmuş, hayat bayram olmuşken(!)”, uzaylılar dünyamızın yer çekirdeğini almak üzere daha güçlü olarak geri dönüyor. Uzaylıların teknolojilerini kullanan dünya ülkeleri, gezegeni korumak için savunma programı başlatıyor. Filmin devamında ise; devam filmlerinin klasiği olan “sorunu büyüt, iki misline çıkar” mantığı devreye giriyor, ilk filmin can alıcı sahneleri copy paste yapılarak, buna ilaveten de sos olarak efektler devreye giriyor. Uzaylıların saldırısı ile bilikte mertlik yine bozuluyor, ardından bir uzaylılarla dalaşma sezonu daha açılıveriyor. “Burası dünya, buradan çıkış yok” denilerek, uzaylıları denize dökmek için var gücüyle Amerika’nın önderliğinde savaş başlıyor. İşin içine gençler de katılıyor. Antiparantez, Hillary Clinton’un başkanlığına da filmde açık bir selam çakma gözüküyor. Sonunda ise, “ne çektin be dünya, biraz da uzaylılar çeksin” anlayışı ile devam filmine fazlasıyla göz kırpılıyor. 

Kendine abartılı bir misyon yükleyerek kendini fazla ciddiye alan film, bu yönüyle büyük hataya düşüyor. Oyunculukların ve senaryonun vasat olduğu yapımda, 2012 filminden hallice uçan cisimlerin arasından sektirmeden kaçış, uzaylının koşarak araç yakalamaya çalışması gibi mantık sorunsalı sahneler de filmde unutulmamış (!) Yapım, teknik anlamda efektler ve görsel şölen etkisi ile günü kurtarıyor adeta..

Filmde bilimadamı Levinson’u canlandıran Jeff Goldblum, bir programda “filmimizin ilkinden çok güzel olduğunu söylüyorlar” diye konuşmuş. Sadece “yüksek yüksek bütçeye iyi efekt kurmuşlar” yönüyle hak verebilirim kendisine..

Sıkıcı olmayan ama beklentilerin katbekat aşağısında kalan görsel şölen filmi “Independence Day: Resurgence/ Kurtuluş Günü: Yeni Tehdit”, zamanınız geniş değilse, alenen zamanınızı tehdit ediyor. 

Ne diyelim! Teşekkürler Amerika, yine dünyayı yine sen kurtardın! 

Independence Day: Resurgence/ Kurtuluş Günü: Yeni Tehdit”  

Film Notu: 6.7 

Yönetmen: Roland Emmerich Oyuncular: Liam Hemsworth, Jeff Goldblum, Maika Monroe, William Fichtner, Charlotte Gainsbourg, Vivica A. Fox, Bill Pullman, Sela Ward 

Tür: Bilimkurgu, Aksiyon, Macera 

NOT: Filmin yaş sınırlaması 13 yaş altı izleyici kitlesi aile eşliğinde izleyebilir. Şiddet veya korku öğeleri içerir. Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içerir. 

Yamanduruş yazdı, 275 kez açıldı , 4 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
18 May 16 06:00

Yamanduruş

Puan: 21

Demirden Korkmayan Amerika'nın İç Savaşı

Batman ile Superman kapışır da, Kaptan Amerika ile Iron Man yani namı diğer Demir Adam kapışamaz mı yani? Ya da DC Comics kahramanlarını kapıştırır da, koskoca Marvel kahramanlarını kapıştıramaz mı? İşte Marvel, Kahramanların Savaşı ile Yenilmezler/Avengers’ı birbirine kırdırıyor.

Russo kardeşlerin yönetmenliğini yaptığı filmde bir çatışma esnasında Yenilmezler/Avengers kadrosundan Scarlet Witch, Crossbones’u Kaptan Amerika’nın elinden kurtarırken bir binadaki Afrikalıların ölümüne sebebiyet verir. Bu olay üzerine Birleşmiş Milletler, süper kahramanların sınırsız güç ve denetimsizliğine son vermek adına 117 ülkenin ortak kararı ile bir çözüm üretir. Sokovia antlaşması ile artık Yenilmezler/Avengers kontrol altında tutulabileceklerdir. Ancak; bu antlaşma Yenilmezlerin iki gruba ayrılmasına neden olur. Bir grup, devletin tarafını tutan ve kontrol altında tutulmayı kabul eden Iron Man/Demir Adam ile ona destek veren ekip iken; diğer grup ise, özgür seçim yapabilme hakkından yana olan ve eylemlerin sorumluluğunu üstüne almayı seçen Kaptan Amerika ile onun fikirdaş ekibi olur.. Bu iki ayrı düşüncedeki ekip birbirleriyle karşı karşıya gelir.. Kaptan Amerika hem bu karşı karşıya geliş ile uğraşırken, bir yandan da dostu Kış Askeri Bucky Barnes’i temize çıkarmaya çalışmaktadır.

Konusundan da belli olduğu gibi, Kaptan Amerika yeni düzen için bazı insanların ölmesinin doğal olduğu düşüncesini savunarak tipik Amerikan siyasetine göz kırpıyor. Iron Man/Demir Adam da tipik hükümet tarafını tutarak Demokratçılara göz kırpıyor sanki..

Birçok kapışmanın yer aldığı prodüksiyon canavarı film, senaryo olarak ortalama bir tat verdiği için yenilikçilik ve etkileyicilik fırsatını kaçırıyor. Bu fırsat kaçsa da; aksiyon sahnelerinin bol olması, CGI teknolojisinin gayet başarıyla uygulanması ile (muhtemelen görsel efekt dalında da Oscar adayı olabilir) fevkalade koreografili dövüş sahneleri neticesinde, kaçan fırsatı bir nebze olsun unutturuyor.

Ancak; bazı dövüş sahnelerinin hareketli kamera kurbanı olduğunu da belirtmeden geçmeyeyim.. Mantık hatalarını barındırsa da özellikle havaalanı kapışması kült sahneler arasına geçmeye aday gözüküyor.

Iron Man/Demir Adam aracılığıyla ekibe destek veren genç geveze Örümcek Adam/Spider Man da filmin eğlenceli sahnelerini oluşturuyor diyebilirim.

Genel anlamda; yönetmenlik açısından yer yer ama teknik olarak oldukça başarılı, senaryo olarak yüzeysel, standart süper kahraman oyunculuğunun sergilendiği, aksiyonu bol, kanımca Batman ile Superman kapışmasından belki bir tık farkla daha iyi duran bir film olmuş “Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı”..

Devam filminde, kapanışta gösterilen sahneler çerçevesinde Kış Askeri Bucky Barnes ve Örümcek Adam/Spider Man’in olacağı söyleniyor. Sinemalarımızda maalesef kapanış jeneriği sonu sahnelerini izlenmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu herhalde tahmin edebiliyorsunuzdur. Özellikle gençler ve süper kahraman sevdalılarına..

Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı / Captan America: Civil War

Film Notu: 7.5

Yönetmen: Anthony Russo, Joe Russo

Oyuncular: Chris Evans, Robert Downey Jr., Scarlett Johansson, Sebastian Stan, Anthony Mackie, Don Cheadle, Jeremy Renner, Chadwick Boseman, Paul Bettany, Elizabeth Olsen, Paul Rudd, Frank Grillo, Tom Holland, Daniel Brühl

Tür: Aksiyon, Macera, Fantastik, Bilimkurgu

NOT: Filmin yaş sınırlaması 7 yaş üstü izleyici kitlesi için uygundur. Şiddet veya korku öğeleri içerir.

Yamanduruş yazdı, 419 kez açıldı , 5 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
12 May 16 02:00

Yamanduruş

Puan: 21

Belki Korkusu Yok; Ama Borcu Çok

Kapitalizm çarkında adeta boğulan Berhudar’ın zor yaşamına, bir de ölen babasından miras olarak mafya borcu eklenir. Dürüst çilingir Berhudar, mafya borcunu ödemeye çalışırken başına türlü türlü hadiseler gelir.

Aslında hikaye oldukça tanıdık, diğer anlamda klişe de denilebilir.. Film, küçük hayatlar yaşayan insanların büyük zorluklarla karşılaşmasını ele alan trajikomik bir senaryoya sahip..

Bu tanıdık bkm’vari hikayeye, ilgi çeken kadro ekibi dahil edilmiş. 3 Adam ile yıldızı parlayan İbrahim Büyükak, BKM skeçlerinden tanınan Zeynep Koçak’ın (senaryoda da bu ikilinin imzası var) yanısıra usta oyuncu Cengiz Bozkurt, başarılı oyuncu Gupse Özay da destek vermiş. Bu kadro haliyle filmin gişe açısından ayaklarının yere sağlam basmasına sebebiyet veriyor diyebilirim.

Gişe filmi belirtilerinden bir diğeri de filmin açılış sekansında gözüküyor. Recep İvedik’in açılış sekansına benzerliği ile hedefin “Küçük Esnaf”ın sinemaseverler tarafından bir halk kahramanına dönüşmesi olduğu göze çarpmıyor değil.. Açıkçası filmin sonunda da ikinci filme kapı aralamasıyla “Küçük Esnaf”ı seri haline çevirme planları da açıkça seziliyor.

Bizimkiler’in sarhoş Cemil’i Uğurtan Sayıner’e de bir sahnede selam çakan film, tam olmasa da gişe hedefine ulaşacağa benziyor.

Yer yer abartılı oyunculuklar, kaçıp kovalamacalı klişe senaryo, skeçvari bel aşağı vurmayan espriler, bazı hoş sahne geçişleri, belli düzeyi tutturan temposu, sosyal medyaya göz kırpan sahneleri, filme özel hazırlanmış müziği ile orta seviye eğlendiren ama gülme barometresinin standart düzeyde olduğu bir film olmuş “Küçük Esnaf”..

Beklentisini yüksek tutmayanlar için eğlenceli bir yapım..

Küçük Esnaf

Film Notu: 6.5

Yönetmen: Bedran Güzel

Oyuncular: İbrahim Büyükak, Gupse Özay, Cengiz Bozkurt, Zeynep Koçak, Cezmi Baskın

Tür: Komedi, Romantik

NOT: Filmin yaş sınırlaması 7 yaş üstü izleyici kitlesi için uygundur. Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içerir.

Yamanduruş yazdı, 343 kez açıldı , 8 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
17 Nis 16 18:00

Yamanduruş

Puan: 21

Binbir Güce Karşı Dostluk

Animasyon filmlerinin sinema sektöründe önemli bir yeri vardır. Çünkü; hem çocuklara, hem de ebeveynlere hitap etme potansiyeli nedeniyle oldukça işlevsel bir rolü mevcuttur.

Daha önceki yıllarda çocuğunu bir animasyon filmine götüren ebeveyn sinemada istem dışı uyuklamaya başlardı. Bunu farkeden Hollywood, hazır sinemaya gelmiş ebeveyni uyandırmanın yollarını aramaya başladı. Böylece, hem küçüklere, hem de büyüklere hitap edebilen animasyon filmleri gösterime girmeye başladı. Bunu da daha çok ince esprilerle bezeli alt metinli senaryo, kurgu ve görsel açıdan yeniliklerle sağlamaya başladı. Artık, ebeveynler de çocuklarını kendilerinin de sıkılmayacağı animasyon filmlerine götürmeye başladı.

Son dönem animasyon filmlerinin bir diğer önemli özelliği de, sıkça izlenebilir yapım olmalarından dolayı daha ince işçilikle bezeli olup, sıkkınlık verme oranının minimuma düşürülmüş olmasıdır. Dvd’sinin çıkmasıyla birlikte çocuklar tarafından muhtemelen ebeveynleriyle beraber en az on kez tekrar tekrar izlenir. Çevremdeki birçok ebeveynin de bazı animasyon filmlerinin birçok sahnesini neredeyse replikleriyle beraber ezbere bildiğini gözlemlemekteyim.

Son dönem animasyon filmlerinden biri daha “Kung Fu Panda 3” vizyondaki yerini aldı. Uzakdoğu felsefesi ile alt metninde yahudiliğin harmanlandığı; sevimli, obez pandadan kahraman üreten, 2008’deki serinin ilk filmi ile adeta gişede patlama yapan filmin üçüncüsü yine dünya çapında adından bahsettiriyor.

Ejderha Savaşçısı olan Panda Po, biyolojik babasıyla tanışıyor. Çindeki bütün kung-fu ustalarının yaşam enerjilerini çalan Kai’ye karşı, kendini dönüştürerek dostlarını kurtarmaya çalışıyor.

Dostluk vurgusunun yine ön planda olduğu filmde, uzakdoğu kültürü, budist öğretileri yine tabandaki yerini koruyor. Tembellik ve şişmanlık esprilerine yine sıkça yer veriliyor.

Po’nun hem biyolojik babası, hem de onu büyüten babasını kucaklamasıyla “babalarım” vurgusunun subliminal mesaj verdiği düşüncesi, İtalya’da bir okul tarafından geleneksel aile değerlerine saldırı olarak yorumlanmasına sebebiyet vererek protesto edildi.

Şiddet çok fazla öne çıkmasa da şiddet öğeleri kullanılıyor filmde.. Görsel açıdan başarılı olan filmde bölünmüş ekran tekniği de bayağı kullanılmış..

Senaryo olarak hikayenin tıkandığı izlenimini veren yapım, ne yardan ne serden tadıyla ne tam çocuklara hitap edebiliyor, ne de tam olarak yetişkinlere..

Animasyon seslendirme işinde çıtayı oldukça yükseklere taşıdığımız yine aşikar.. Filmin orjinal seslendirmesinde Po’yu yine Jack Black seslendirirken, biz de Okan Yalabık yine başarıyla vazifesini yerine getiriyor..

Sonuç itibariyle; ebeveynlerin yer yer sıkılabileceği, çocukların arada filmden kopabileceği bir yapım olsa da, kalite kokan estetik ve eğlenceli bir film olduğu da yadsınamaz herhalde..

Kung Fu Panda 3

Film Notu: 7.0

Yönetmen: Jennifer Yuh, Alessandro Carloni

Türkçe Seslendirme : Okan Yalabık / Po, Köksal Engür / Şifu, Erdem Çalışkan / Kai, Tarkan Koç / Li, Deniz Uğur / Kaplan, Murat Aydın / Maymun, Sait Çalışkan / Bay Ping, Özlem Özbay / Mei Mei, Ali Poyrazoğlu / Ugway

Orjinal Seslendirme: Jack Black / Po, Dustin Hoffman / Şifu, J.K. Simmons / Kai, Bryan Cranston / Li, Angelina Jolie / Kaplan, Jackie Chan / Maymun, Seth Rogen / Mantis, Kate Hudson / Mei Mei, Randall Duk Kim / Ugway

Tür: Animasyon, Aksiyon, Komedi, Macera

Filme verilen yaş sınırlaması: Genel İzleyici Kitlesi içindir.

Yamanduruş yazdı, 252 kez açıldı , 5 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
7 Nis 16 02:00

Yamanduruş

Puan: 21

Pelerinli Gladyatörlerin Güç Zehirlenmesi

Marvel’in çizgi roman serilerinden uyarlama filmlerin gişe canavarına dönüştüğü bir ortamda DC Comics’in de durmayacağı aşikardı.

Kriptonun çocuğu ile Gotham’ın yarasasını karşı karşıya getiren film, adeta birçok kişinin çocukluk kahramanlarının “kim yener”li yeni formülünü deniyor.

Man of Steel’in devamı gibi planlanmış film, Bruce Wayne’in ailesinin ölümünün yer aldığı jenerik ile açılış yapıyor. “Mesihleştirilen” Superman’in adeta 11 Eylül görüntülerini anımsatan yıkıma neden olması sebebiyle tehdit unsuru haline gelmesinin akabinde Batman’in karanlık atmosferi, slowmotional çekimleri, Hans Zimmer müziklerini de arkasına alarak kafayı Superman’e takması ile görkemli kapışmaya doğru yol alan film, özellikle teknik anlamda başarılı bir iş çıkarıyor.

Zimmer müziklerinin de filme cuk oturduğu Batman v Superman: Adaletin Şafağı, tam tamına 2.5 saatlik uzun bir film olmuş.. Filmdeki kopuk sahneler ise filmin 40-45 dakikasının çıkarıldığının da bariz göstergesi oluyor.

Filmden daha etkileyici bir senaryo beklerken, genel manada bir hayal kırıklığı yaşasam da, metaforik anlamda inanç meselelerinin ve hristiyanlık temalarının yer aldığı felsefik ve psikolojik kuvvetli alt metin ile adeta şaşkınlığa uğradım. Ancak, filmin alt metninin tam anlamıyla gençlere yönelik olmadığı ve yanlış yorumlanabileceği kanaatindeyim. (Bir film var, filmden içeri..)

Film, açıkça insan olan Batman’in tarafını tutuyor gibi gözükse de, aslında “Mesihleştirilen” Superman tarafında yer alıyor diyebilirim..

Oyunculuklarda Psikopat Lex Luthor’u oynayan Jesse Eisenberg’in öne çıktığı film, bir sonraki devam filminin temelini de Wonder Woman, Aquaman gibi karakterlerin katılımlarıyla atıyor.

2017’de serinin yeni halkası Justice League/Adalet Birliği’nde kahramanların Avengers gibi bir araya geleceği görünüyor.

Christopher Nolan’ın yönetmenliğini aratan, bol CGI sahneleriyle bezeli, yer yer kopukluk hissi veren, mantık hatalarını barındıran, kapışmanın daha etkileyici olabileceği fırsatını kaçırmış bir görsel şölen vaat ediyor film..

Bu arada milli servet harcayarak filme sponsor olan Türk Hava Yolları’nın global manada güzel bir reklam başarısına imza atmış olması hoş; ancak yine de harcanan bir servet olunca insanın içi de gıcıklanmıyor değil hani..

Filmde gördüğümüz “Güç masum değildir”; bu film de görünen o ki hiç masum değil..

Batman v Superman: Adaletin Şafağı / Batman v Superman: Dawn of Justice

Film Notu: 7.5

Yönetmen: Zack Snyder

Oyuncular: Ben Affleck, Henry Cavill, Jesse Eisenberg, Gal Gadot, Laurence Fishburne, Jeremy Irons

Tür: Aksiyon, Fantastik, Macera

NOT: Filmin yaş sınırlaması 7 yaş üstü izleyici kitlesi için uygundur. 13 yaş altı izleyici kitlesi aile eşliğinde izleyebilir. Şiddet veya korku öğeleri içerir. Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içerir.

Yamanduruş yazdı, 340 kez açıldı , 2 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
31 Mar 16 02:00

Yamanduruş

Puan: 21

Terör Soslu Amerikan Salatası

Keşke terör sadece filmlerde kalsa! Özellikle de ülkemizde hiç yaşanmasa!

Dünyada sulh ortamının oluşması her geçen gün zorlaşıyor.. Bu konuda adı barış ve esenlik olan bir dinin temsilcilerine düşen ne çok sorumluluk var, öyle değil mi? Terörün tüm nedenlerinin ortadan kalktığı, terör yerine barışın hakim olduğu bir dünyada yaşamak temennisiyle..

Bu vesileyle, terörün her türlüsünü lanetliyorum.

************************************************************************

Bundan tam 3 yıl önce Beyaz Saray’da Başkan’ı teröristlerden kurtaran cengaver ajan Mike Banning (Gerard Butler), bu kez ise canını cananını hiçe sayıp Londra’da Başkan’ı teröristlerden korumaya çalışıyor. Hem de bu sefer, dünya liderlerinin katıldığı İngiltere Başbakanı’nın cenazesinde Pakistanlı Amir Barkawi’nin liderliğindeki terör örgütüyle mücadele ederek..

Filmi seyre başlamadan önce terk etmeniz gereken birçok şey olduğu kanaatindeyim.

İlk yapılması gereken; helikopter düşüşünden sağ çıkılabildiği, Amerikan Başkanı ve yaverinin seke seke kendilerine bir türlü isabet etmeyen (!) kurşunların arasında gezebildiği, teröristlerin canlı yayın sevdasına tutulabildiği bir ortamı hazmedebilmek için mantığı bir kenara bırakmak olsa gerek..

İkinci olarak da cici Amerikan milliyetçiliği, hakeza İngiliz şirinliği, bunlara mukabil terör işlerinin adresi Ortadoğu temaları ile "Bütün dünya liderlerinin sırtı yere gelir, Amerikan Başkanının sırtı yere gelmez" mesajına ayak uydurmak için hali hazırdaki yargılarınızı rafa kaldırarak, filmin isteğine göre kendinizi uyarlamanız gerek.. (Donald Trump siyasetine de göz kırpıyor sanki..)

Son olarak da; aksilikler yaşanmadan önce seyirciyi sahneye hazırlamak, şimdi kurtulduk derken yine ters gitmeye başlayan olaylar gibi daha birçok klişeye imza atılması nedeniyle büyük beklentilerinizi salondan dışarıya çıkarmak gerek diye düşünüyorum.

Yönetmenlik ve oyunculuk adına etkileyici bir performansın olmadığı, standart CGI teknolojisine yaslanmış efektlere sahip, klişelerle dolu olsa da türün gereklerini yerine getiren, yine dolu dolu bir aksiyon temposunu yakalamayı başaran, finale doğru video-game tarzına dönüşen, ilk filmi (Olympus Has Fallen) sevenlerin yine sevebileceği ortalamayı yakalamış bir film olmuş “London Has Fallen”..

Bir sonraki filmin Paris Has Fallen veya Berlin Has Fallen olacağının da söylentiler arasında olduğunu belirtmeden geçmeyeyim.

Barış ve esenlik dolu nice günlere..

London Has Fallen / Kod Adı: Londra

Yönetmen: Babak Najafi

Oyuncular: Gerard Butler, Aaron Eckhart, Morgan Freeman, Alon Aboutboul, Melissa Leo

Tür: Aksiyon, Suç, Gerilim

NOT: Filmin yaş sınırlaması 15 yaş üstü izleyici kitlesi için uygundur. Şiddet veya korku öğeleri içerir.

NOT ELEŞTİRİSİ: Kanımca birçok uygunsuz içerikli filme 18 yaş sınırı yerine 13 yaş sınırı koyan değerlendirme kurulunun, bu film için 15 yaş sınırı vermesini doğru bulmuyorum.

Yamanduruş yazdı, 362 kez açıldı , 3 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
7 Mar 16 05:00

Yamanduruş

Puan: 21

Dalga Geçmeyiversen!

Uzaylılar dalga dalga dünyamızı işgal ederken, 5.dalga öncesi Cassie’nin erkek kardeşi Sammy’i rastgele tanıştığı Evan’ın da yardımı ile kurtarmak için yola çıkmasını konu alan film, Rick Yancey’in çok satan gençlik romanından bir edebiyat uyarlaması..

Son dönem popüler gençlik filmleri olan Alacakaranlık (Twilight) , Açlık Oyunları (The Hunger Games), Uyumsuz (Divergent) , Labirent (The Maze Runner)’in izlerini taşıyan “5.Dalga”, onlar gibi bir seri filmi..

Üçlemenin ilk filmi olan yapım, birçok sahnesi ile bizlere birçok film ve diziyi anımsatıyor.

Mesela;

- Uzay gemisi ile Kurtuluş Günü / Independence Day’i, - 1.Dalga Karanlık ile Revolution dizisi- Dünya Savaşı Z / World War Z’yi,

- 2.Dalga Yıkım ile 2012 filmini,

- 3.Dalga Enfeksiyon ile Salgın tarzı filmleri,

- 4 ve 5. Dalga Yıkım ile Walking Dead dizisi, video oyunları, Ben Efsaneyim / I am Legend tarzı filmleri,

- İki aşk arasında kalarak Alacakaranlık / Twilight’ı

ve birçok sahnesiyle de son dönem popüler gençlik filmlerini hatırlatıyor.

Amerikan güzellemesi ve başkaldırının yine başrolde olduğu film; klişe sahnelerin kol gezdiği, süprizli olsa da bilindik senaryolu, oyunculukların Albay Vosch rolündeki Liev Schreiber hariç vasat olduğu, yönetmenlik adına ağaç yaprakları arasından yapılan çekim ve görsel efektli sahneler (!) dışında bir pırıltının olmadığı, tatmin edici final bile vaat etmeyen bir yapım olmuş.

Özellikle ufak yaşlardaki çocukların ellerinde silah ile eğitim almalarının oldukça itici ve mantık dışı olduğunu da anti parantez belirteyim.

Filmde geçen “Bize gerekli olan yeri işgal ediyorsunuz” repliği gibi, sahneler aktıkça bu serinin ilk filmi de oldukça gereksiz sahneler işgalinde bulunuyor.

Serinin ikinci kitabı olan “Sonsuz Deniz”de Hileci karakterinin, Cassie karakterinden daha ön planda tutulmasıyla da, (serinin ikinci filmi çekilirse) devamda daha farklı bir filmin bizi beklediği aşikar.. Bu arada, ikinci filmin aksiyon dozunun daha da artacağının söylentiler arasında olduğunu belirteyim.

“5.Dalga” gençler için belki bağlayıcı olabilir; ama görsel efektler dışında, adeta yetişkinlerle dalga geçiyor.

5.Dalga / The 5th Wave

Film Notu: 5.5

Yönetmen: J.Blakeson

Oyuncular: Chloë Grace Moretz, Nick Robinson, Alex Roe, Liev Schreiber

Tür: Bilimkurgu, Aksiyon, Macera

Filme verilen yaş sınırlaması: 13 yaş üstü izleyici kitlesi için uygundur. Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içerir. Şiddet ya da korku öğeleri içerir.

09 Mar 00:11

Ömer Bey, İzlememizi önereceğiniz birkaç filmin daha kritiğini bekliyoruz.

Yamanduruş yazdı, 376 kez açıldı , 3 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
5 Mar 16 05:00

Yamanduruş

Puan: 21

Altın Ahududulu Zihni Sinir

Türkiye sinema salonlarının, vizyona girmesiyle birlikte tartışmasız en çok salonunda gösterime sokulan yerli yapımı “Osman Pazarlama” tam bir hayalkırıklığı..

“Recep İvedik” serisiyle Türk sinema tarihine seyirci damgası vuran, senaryosunu Şahan ve Togan Gökbakar’ın birlikte yazdığı, yönetmenliğini Togan Gökbakar’ın yaptığı yapımda; sevdiği kızla evlenebilmek için “Zihni Sinir”vari uçuk buluşları ve Uzakdoğu ürünlerini pazarlayarak başarılı bir işadamı olmak için çırpınan Osman Şaşmaz’ın hikayesi anlatılıyor.

Şahan Gökbakar da Cem Yılmaz’ın Arif karakterinin benzeri tiplemesiyle yoluna devam etmesi gibi, İvedik karakterinin yumuşatılmış versiyonunu tercih edip yoluna devamı seçenlerden.. “Osman Şaşmaz” karakteri İvedik gibi içten, samimi bir karakter olsa da, etkileyicilikten gayet uzak..

Üstelik film, birçok sahnede Recep İvedik serisini ve Gökbakar’ın eski televizyon şovunu hatırlatıyor bizlere.. Tutan formül üzerinden gitmenin gişe getirisini garantileyeceği düşünülmüş olsa gerek..

Her zamanki gibi Gökbakar klasiği haline gelen küfür, argo, bel aşağı espriler, kabalık bolca kullanılmış.. Ancak, bu filmde kullanılan esprilerin seviyeleri adeta yerlerde geziyor.

“Kürke Hayır” sahnelerinde esprilerle Gezi’ye güzelleme yapılmaya çalışılmış gibi gözükse de, sanki tercihen çok üstüne gidilmemiş.. Elektrikli ısıtıcılı seccade sahnesi ile de muhafazakar kesime selam çakmaya çalışılmış gibi..

Finale doğru Hisbant sahneleriyle biraz olgunlaşan film, adeta filmi kurtarma adına mesajlarını da vererek bitiyor.

Birçok Şahan Gökbakar hayranlarının bile filmi yarıda bırakacağını düşündüğüm “Osman Pazarlama”; yılın en kötü film, yönetmen ve oyuncularına dağıtılan ödül olan “Altın Ahududu” Türkiye’de de verilseydi, adaylarından biri olabilirdi sanırım..

Fragmanını izleyenlerin, filmin tamamını izleyenlerden (final sahneleri hariç) pek fazla bir şey kaybetmeyeceği vasat bir yapıma katlanabileceklere..

Osman Pazarlama

Yönetmen: Togan Gökbakar

Oyuncular: Şahan Gökbakar, Selim Akgül, Liberat Niyoyandika

Tür: Komedi

Filme verilen yaş sınırlaması: 7 yaş üstü izleyici kitlesi için uygundur. Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içerir.

09 Mar 12:27

Mutsuz

Puan: 76

Recep İvedik serisini sevmeyen (sonuncusu hariç) biri olarak Osman Pazarlamayı sevdiğimi söyleyebilirim.Bence bir çok espri zeka ürünüydü ve konuştuğum,komik bulmayan, kişiler genelde esprileri anlayamamışlardı.

Yamanduruş yazdı, 336 kez açıldı , 2 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
28 Şub 16 05:00

Yamanduruş

Puan: 21

Klostrofobik Trajedi

Türkiye sinemalarının adeta tekeli haline gelmiş büyük bir sinema şirketinin sınırlı sayıda gösterime soktuğu “Room”, az salon sayısıyla adeta sinemaseverlerle buluşamıyor.

Gerçi hak vermemek mümkün değil.. Çünkü, ne olursa olsun ticari bir kaygı söz konusu. Bu yüzden de sinema salonları, gişesi bol yerli yapımlar ya da popüler filmlere teslim olmuş durumda..

Kanaatimce; özellikle salon sayısı çok olan yerlerde, hiç değilse tek salonda hatta kısmi seanslarda bile oynatılsa, en azından meraklısı ya da sinefiller için çok iyi olurdu.

En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu, en iyi uyarlama senaryo dallarında oscar adaylığı alan, çok satan Emma Donoghue’nin aynı adlı romanından uyarlanan “Room”, daha çok salona ulaşmayı kesinlikle hak ediyor.

Sadece küçük bir çatı penceresi bulunan odada yaşamak zorunda bırakılan 5 yaşındaki Jack ile annesi Ma’nın (Joy), -süprizleri ele vermemek adına- tüyler ürpertici drama doğru kayan hikayesini konu alan film, gerilimden drama kayan bir çizgiye sahip..

Ma (Joy) rolündeki Brie Larson’un özellikle duygusal travma yaşadığı sahneler, ifadelerindeki duruluk, içinde yaşadığı sessiz haykırışı yansıtan performansı ile oscar’ı kucaklayacağı adeta kesin ötesi gibi..

10 yaşındaki Jack’i canlandıran Jacob Tremblay’ın performansı ise, yaşıt oyuncularını havada katlayacak şekilde çok başarılı.. Ayrıca; 2016 Critics Choice Ödüllerinde eleştirmenler tarafından en iyi genç erkek oyuncu ödülünü de kazandığını belirteyim.

Film süprizlerle belli bir mesafe katettikten sonra, sürprizsiz düz bir akışa geçiyor ve filmin yüksek çıtasını aşağıya çekmeye başlıyor. Özellikle de ikinci yarıdaki oldu bittiye getirilen sahnelerin varlığıyla da, filmin kuvvetli olan etkileyiciliği kısmen zarar görüyor.

Filmin içerisinde bulunan tüm gerilim atmosferine rağmen; oldukça az şiddet sahneleri içermesi ise, şaşırtıcı ve hoş..

Birçok yönden metaforik okumalara açık olan “Room”, başladığı kalitesini pek sürdüremese de etkileyici hikayesi ile kült film olmaya aday durumda..

Oscarlarda da en iyi kadın oyuncu dalı dışında ödül alamayacağını düşündüğüm “Room”, izleyebilecekler için etkileyici, eli yüzü düzgün bir film..

Gizli Dünya / Room

Yönetmen: Lenny Abrahamson

Oyuncular: Brie Larson, Jacob Tremblay, Joan Allen, William H. Macy

Tür: Dram, Gerilim

NOT: Filmin yaş sınırlaması 7 yaş üstü izleyici kitlesi için uygundur. Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içerir.

Yamanduruş yazdı, 320 kez açıldı , 2 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
6 Şub 16 17:00

Yamanduruş

Puan: 21

Gişe Güzel Olacak

Yıllardır birbirine küs müzisyen kardeşler Hakan (Burak Özçivit) ve Ozan (Murat Boz), babalarının cenazesinde bir araya gelmek zorunda kalır. Babalarının vasiyetini öğrenmeleri ile başlayan olaylar silsilesinde aralarındaki küslük yerini kardeşliğe bırakmaya başlayacaktır.

Kardeşim Benim, 2004 yapımı Pardon filminin yönetmeni Mert Baykal’ın ikinci uzun metrajlı filmi.

Genç kızların sevgilisi iki popüler sanatçı ile ege sıcaklığını bir araya getirmek zaten belli bir gişe getirisini garantilemek aslında.. Bir dönem gişeye damgasını vuran Cem Yılmaz’lı “Her Şey Çok Güzel Olacak” tarzı yol filmini de fazlasıyla anımsatıyor bizlere.. Yol filmi olması dolayısıyla; Urla yolu üzerinde gerçekleşen çekimler, özellikle de tepe çekimleri pek tabii enfes görüntüler vadediyor..

Murat Boz ve Aslı Enver rahat ve samimi oyunculuk sergilerken, Burak Özçivit özellikle duygusal sahnelerde oyunculuğu ile ön plana çıkıyor. Ancak; Murat Boz tüm samimi performansına rağmen, tartışma dozunun yükseldiği sahnelerde oyunculuğuyla fena halde sırıtıyor.. Düğün Organizatörü Trakyalı Çalgıcı Ferdi Sancar ve baba rolünde Ahmet Gülhan oyunculuk performanslarıyla oldukça iyi iş çıkarmışlar. Özellikle filmi izlediğim salonda Ferdi Sancar’ın oynadığı sahnelerde kahkaha tufanının koptuğunu da ayrıca belirteyim. Köy düğünü sahnesi, kardeşler arası çekişmeler ve eğlenceli diyaloglar da filmin en hoş yanlarını oluşturmakta..

Filmin en eksik yanı ise senaryosu olarak göze çarpıyor. Bolca klişeli, gereksiz uzun sahnelerle donatılmış, tempo sorunlu, gidişatı çokça belli, yer yer abartı ve oldu bittiye getirilen sahnelerle bezenmiş maalesef.. Senaryoda yeşilçam tadı yakalanmaya çalışılmış olsa da; o tattan daha çok tipik televizyon işi görünümlü, dizi kıvamında bir hava elde edilmiş. Çoğu dizilerdeki gibi sonlara doğru filmin ibresi komediden drama kayarak finale giderken zirve yapıyor.

Filmdeki Ataol Behramoğlu’nun “Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var” adlı şiiri ile adeta tüm seyirciye bağıra bağıra mesaj verilmesi de filmdeki gözden kaçırılmayacak ayrıntılardan..

Genel manada hoş, kardeşlik temalı, keyifli bir yol filmi olan “Kardeşim Benim”; tam bir sabun köpüğü filmi olmak yerine beklentilerin üzerinde bir iş çıkarmış. Fazla kalite beklentisi olmadan keyifli bir seyirliği tercih edenlere..

NOT: Filmin yaş sınırlaması 7 yaş altı izleyici kitlesi için uygundur. Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içerir.

06 Şub 19:00

DÜZELTME: Filmin yaş sınırlaması 7 yaş üstü izleyici kitlesi için uygundur. Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar içerir.

Yamanduruş yazdı, 380 kez açıldı , 5 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi , 3 yorum yapıldı.
5 Şub 16 01:00

Yamanduruş

Puan: 21

Organik İntikam / Oscarlık Survivor

Michael Punke’ın “A Novel of Revenge” adlı kitabından beyazperdeye uyarlanan “The Revenant/Diriliş” 12 dalda Oscar adayı bir film..

Oldukça sert ve kanlı sahneyle açılan filmde; post avcılığı yapan ekibin rehber kaşifi Hugh Glass (Leonardo Di Caprio), 1820’lerin Amerikasında yerlilerin saldırısı sonrasında ekibi ile yaptığı yolculukta bir boz ayının saldırısına uğruyor.

Saldırı sonrası ölümcül şekilde yaralanan Glass’ın oğlu ise ekibin başı Fitzgerald (Tom Hardy) tarafından öldürülüyor. Ağır yaralı Hugh Glass, ekibi tarafından bir başına ölüme terk ediliyor.

Pek tabii Glass ölmüyor ve gözünü intikam ateşi bürüyor. Çetin doğa şartları ile adeta fiziksel bir mücadeleye girerek (süper kahraman tadında) bir nevi survivor yaşıyor..

Yönetmen İnnaritu geçen sene Birdman ile yakaladığı başarı çıtasını bu sene Diriliş ile yükseltmeyi başarıyor. Genel çerçevede klişe bir hikayeyi, gerek kamera hareketleri ve uzun plan çekimleri, gerekse görüntü yönetiminin yardımıyla oscarlık hale çeviriyor da denebilir.

Zorlu doğa koşullarında, özellikle kış şartlarında çekimler esnasında birçok kez ölümden döndüğü söylenen Leonardo Di Caprio Oscar’da en iyi erkek oyuncu kategorisinde zafere göz kırpıyor. Nitekim altın küre (Golden Globe) ve oyuncular birliği (SAG) ödülleri bu durumu da perçinliyor.

Nabız atışlarını yükselten filmdeki etkileyici boz ayı saldırı sahnesi ve attan düşme sahnesi şimdiden kült olmuş durumda.

Özellikle yer yer görüntü yönetimi sanat filmi havasına, belgesel tadında muhteşem kadrajlarla bürünmesine rağmen; senaryo ise yer yer B sınıfı film havasında kalıyor. Hatta senaryodaki baba-oğul ilişkisi ise oldukça havada kalmış. Finalde ise o bitirici vuruş tam olarak yapılamamış maalesef.

Yerlilere yapılan güzelleme de filmin alt metni ve mesajı açısından atlanmaması gereken ince bir ayrıntı olarak göze çarpıyor.

Doğal ışıkta çekilen organik film, birçok sahnede görsel olarak gerçekçi bir deneyim yaşatıyor bizlere ama; klişe intikam senaryosu, tempo sorunu, “Kahramana bir şey olmaz / Polat Alemdar-Rambovari” durumu filmden beklenen yüksek beklentiyi ister istemez düşürüyor.

Kanlı ve karlı bir seyirlik için..

05 Şub 11:33

Muhtemelen gerçek Hugh Glass yaşadığı çağda diğer Amerikalılar gibi yerliler hiç sevmemiştir. Ama Hollywood her sene birine güzelleme yapıyor. Bu sene hiç siyahi ouyncu aday gösterimedi. Muhtemelen seneye de siyahilere güzelleme yapacaklar.

05 Şub 11:23

Amerikalılar -ve tabii ki Oscar- böyle hikayeleri seviyor. Zamanında 'Taxi Driver' dururken 'Rocky'e ödül vermiş bir sistem, bir de filmi Michael Bay çekse gişeye oynarmış, ama Inarritu çekince Oscar'a oynuyor :)

Yamanduruş yazdı, 242 kez açıldı , 1 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
19 Ara 15 01:00

Yamanduruş

Puan: 21

Haftasonu Eğlencesi

GİŞE REKORU YERLİ FİLMLERİN AKIBETİ

Rekora doğru koşan bir yerli filmin neden eleştirisi yapılmaz?

Günümüz eleştirmenlerinin genelde gişe rekorları kıran yerli yapımlara karşı onları görmezden gelme tutumu kanımca hiç hoş değil. Kalite olarak beğenmeyebilirsiniz; ama eleştiri yapılamayacak kadar kötü yabancı yapımları eleştirirken, neden aynı fırsatı yerli yapımlar için vermiyorsunuz diye sormak geliyor içimden..

Mesela “Düğün Dernek 2”, kaba saba mizah yapan üstünkörü bir yerli film de değil üstelik; senaryosu üzerinde belli oranda kafa patlatılmış bir absürt komedi filmi..

Hadi eleştirmiyorsun, bari sinema sayfasında en alt tarafta koyma! Yahu bu film haftanın en çok seyredilen filmi olacak, muhtemelen seyirci rekoru kıracak (an itibariyle 4 milyon seyirciye ramak kaldı), büyük bir kitle nette fragmanını bilmem kaç kez izlemeye doyamamış; ama olsun önemi yok, böyle durumda ona en alt bölüm yakışır!!

Konusu halka yeter de artar bile (mi?)

REKORA DOĞRU ADIM ADIM

Nerde kalmıştık? İlk filmin sonunda ikinci filmin sinyali sünnet meselesi ile verilmişti, düğün derneğe yakışır halaylı, hareketli yine zıpkın gibi yerel motiflerle bezeli bir başlangıçla “Düğün Dernek 2: Sünnet” açılışı yapıyor..

İlk filmde oğlunu evlendiren İsmail, ikinci filmde torununu sünnet ettirme telaşına giriyor. İlk filmdeki efsane takım yeniden bir araya geliyor, başlarını yine belalara sokuyor. Sünnet düğünü meselesi tüm Sivas’ta yankı buluyor..

Filmde mimik ustası Ahmet Kural’ın sinema tarihimize kazandırdığı deli dolu “Tüpçü Fikret” karakteri, bu filmle level atlıyor ve hakiki meczup oluyor. Leylasını da bulmuş durumda ve bu durum şimdiden üçüncü filmin kapısını da aralamış. Altın yumurtlayan film, daha çok düğün dernek yapacağa benziyor.

Selçuk Aydemir’in kalemi ilk filmdeki gibi yine zeka unsuru barındıran esprilerle bezeli ve yer yer kuvvetli; ancak ilk filmin sahnelerine benzer kendini tekrar eden sahne sayısı çok gibi.. Muhtemelen ilk filmle ilgili bağları koparmak istememiş; filmin dokusunu korumak istemiş.

Küfür dozu filmde minimuma kadar düşürülürken, filmin oyunculukları ise absürt kıvamında coşmuş adeta.. Filmdeki tempo sorunu ve oldu bittiye gelen finali biraz aceleye getirilmiş izlenimi vermiyor değil. Özellikle tempo sorunu hareketli sahnelerin çokluğu nedeniyle çok da göze batmıyor.. Bunda tabiiki Tüpçü Fikret karakterinin büyük payı var..

Çekçekli hırsız “Yılmaz” karakterinin ilk filmden daha iyi sahnelerde bulunması da filme başka bir pozitif bir hava katmış.

Tekrar izlenebilirliği oldukça yüksek bir film olan “Düğün Dernek 2: Sünnet”ten sonra çıtanın hem gişe anlamında, hem oyunculuklar anlamında daha nerelere çıkacağını kestirmek gerçekten güç olsa gerek..

Eğlenceli vakit geçirmek isteyenlere, yüksek beklentiden uzak olarak izlemesi tavsiyemdir vesselam..

NOT: Filmin yaş sınırlaması (13A) - 13 yaş altı izleyici kitlesi aile eşliğinde izleyebilir.

Yamanduruş yazdı, 290 kez açıldı , 6 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
8 May 15 04:00

Yamanduruş

Puan: 21

Dünya Tehdit Altında

Uzun süredir ülkemiz gündemini Akkuyu Nükleer işgal ediyor. Dünya gündeminde ise İran nükleer uzlaşması yer alıyor. Kuzey Kore’deki nükleer gelişmelerden ise; “Sony'yi Kuzey Kore hackledi” haberi kadar bile neredeyse hiç bahsedilmiyor.

Ülke ve liderinin yapısı ile işleyiş açısından nükleer bahsinde her defasında önemle üzerinde durulması gereken Kuzey Kore’nin atlanmaması gerektiği kanaatindeyim.

Bir süre önce, Kuzey Kore'nin nükleer başlık taşıma yeteneğine sahip KN-08 balistik füzesinde büyük aşama kaydettiği iddia edilmişti. ABD'li amiral Bill Gortney tarafından da Kuzey Kore füzesinin Amerika Birleşik Devletleri topraklarına ulaşma kapasitesi bulunduğu ileri sürülmüştü.

Hepimizin bildiği gibi 21.yüzyılda, artık nükleer güç birçok ülkenin olmazsa olmazı durumunda. Kontrolsüz güç güç değil ise; kontrolsüz nükleere sahip, ne yapacağı belli olmayan kapalı kutu bir ülkenin (Kuzey Kore’nin) gücü nasıl bir güçtür? Kontrol altına alınabilir mi?

Kore, II. Dünya Savaşı’nın akabinde Sovyetler Birliği ve ABD silahlı kuvvetlerinin çıkartmaları sonucunda kuzeyi komünist rejim ile tanışırken, güneyi de kapitalist sistemle tanıştı. Pek tabi ayrılmaları çarçabuk gerçekleşerek Kuzey Kore ve Güney Kore olarak ikiye bölündü. 1950-53 yılları arasındaki Kore Savaşı sonrasında da beklenen birleşme gerçekleşmedi. İki ülke arasındaki soğuk savaş bunca yıl geçmesine rağmen yer yer açığa çıkarak devam etmekte..

* Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un yüksek rütbeli 15 görevliyi bu yıl içinde idam ettirdiği iddia edildi,

* Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, ülkenin en yüksek zirvesi olan Paektu Dağı’na tırmandı. Orada basın mensuplarına “Tırmanış, nükleer silahlardan bile daha kuvvetli bir zihinsel enerji sağladı”, dedi,

* Kuzey Kore lideri Kim ordusuna "ABD'ye karşı savaşa hazır olun" çağrısında bulundu,

gibi çıkmış haberlerden de anlaşılacağı üzere ketum ülke Kuzey Kore’de yaşanmakta olan hadiseler oldukça vahim gözüküyor.

Güney Kore seyahatimde; Güney Kore Savunma Bakanlığından edindiğim bilgilere göre, Kuzey Kore’nin oldukça tehlikeli bir ülke olduğuydu. Dünyamız için potansiyel tehlike unsurlarından biri olduğu gerçeğinin de asla göz ardı edilmemesi gerektiği bilgisine de orada vakıf oldum.

Kuzeylilerin açmış olduğu kaçış tünelleri ziyaretim ve Kuzey Kore Sınır Köyü gözlemlerim esnasında da Kuzey Kore liderinin kendi ülkesinde baskı rejimi kurarak; adeta ülkesini korku imparatorluğuna çevirdiği bilgisini edinmiştim.

Bazı ülkeler açısından halen Kuzey Kore = nükleer tehdit olarak gözükmeye devam ediyor.. Gözüken o ki; Kuzey Kore’nin nükleer barındırmasındaki temel amaçlarından biri, er ya da geç eldeki nükleeri Amerika Birleşik Devletleri’ne yollamak.. Diğeri ise; Amerika’nın yardımından yoksun kalacak olan Güney Kore’ye de elini kolunu sallaya sallaya girerek işgal etmek..

ABD'li amiral Bill Gortney’in söylemine ve genel çerçevede Kuzey Kore’nin varını yoğunu nükleere adamasına rağmen; birçok gelişmeye kapalı olması da beraberinde Amerika Birleşik Devletleri’ne başarıyla nükleer göndermesinin zor olduğu düşüncesini akıllara getiriyor.

Denemeye kalkarlarsa ki (Allah muhafaza etsin), yanlışlıkla/beceriksizlik hasebiyle başka ülkelerin başını rahatlıkla ağrıtabilirler.

İşin daha da sıkıntılı kısmı ise; bazı uzmanlar tarafından , Kuzey Kore’nin Tahran’la gizli bir anlaşma imzaladığı ve bu iki ülke arasında askeri nükleer konusunda her türlü bilgi paylaşımında bulunulduğu ifade ediliyor.

Önümüzdeki yıllar için dünyamızı neler bekliyor bilmiyorum ama; hafazanallah, olacak herhangi bir kötü senaryoyu akıllara getirmek bile insanı dehşete düşürmeye yetiyor da artıyor bile..

Kuzey Kore’nin her adımı dikkatlice gözlemlenmeli, yeter ki geç olsun da güç olmasın!

Bu vesileyle; tüm Kore Şehitlerimizi rahmetle, tüm Kore Gazilerimizi de şükran ve minnetle anıyorum.

Yamanduruş yazdı, 274 kez açıldı , 14 kişi beğendi , 2 yorum yapıldı.
2 Nis 15 22:00

Yamanduruş

Puan: 21

İnsanlığın Öldüğünün Resmidir

İnsanlığın öldüğünün fotoğrafı çekilir mi?

İnsanın insanlığından utandığı yazımın başlığında yer alan bu fotoğraf 25 yıldır Türkiye Gazetesi Çalışanı Türk fotoğrafçı Yazar Osman Sağırlı’ya ait.. Fotoğraftaki 4 yaşındaki kız çocuğunun adı Hudae..

Sağırlı, 2012 Aralık ayında Suriye'deki Atma mülteci kampında bu insanlık dramının fotoğrafını çekiyor ve fotoğraf ilk kez Türkiye gazetesinde ocak ayında yayımlanıyor. Yayımlandığı tarihte sosyal medyada bol bol paylaşılıyor. Şimdilerde de batıda en çok paylaşılan fotoğraflar arasına giriyor.. Fotoğraf, özellikle Gazzeli foto muhabiri Nadiye Ebu Şaban tarafından Twitter paylaşımı sonrası çokça yayılmaya başlıyor..

Fotoğrafı çeken Sağırlı, "Tele lens kullanıyordum. Silah sandı. Fotoğrafı çektikten sonra korktuğunu fark ettim. Çektiğim fotoğrafa baktım, dudaklarını ısırmıştı ve ellerini kaldırmıştı. Normalde çocuklar fotoğraf makinesi görünce kaçar, yüzünü kapatır ya da gülümserler… Kamptaki insanların yaşadıkları çocuklara bakılarak daha iyi anlaşılıyor. Çocuklar duygularını tüm masumiyetleriyle yansıtıyor" diyerek fotoğrafın öyküsünü de bu şekilde ifade ediyor..

Fotoğrafta açıkça görülüyor ki; Hudae fotoğraf makinasını silah zannederek ellerini yukarı kaldırıyor, adeta teslim oluyor(!) Silah namlusuna bakıyor sanki Hudae..

Gözlerindeki korkudan, dudağını ısırmasından, kaldığı yerden bomba ve silah sesleriyle büyüdüğü aşikar olan Hudae tüm masumiyetiyle bizi insanlığımızdan utandırıyor..

Hudae! Sen ellerini kaldırma, ellerini kaldırması gerekenler kaldırmadı daha..

Allah büyüktür Hudae! Seni bu hale getirenler elbet bilecekler, elbet görecekler, elbet cezalarını bulacaklar..

Bombalarla büyüsen de Hudae; bombalar zalimlerin ellerinde patlayacak, zafer inananların olacak elini indir korkma sakın..

Elini sadece duaya kaldır Hudae; seni bu duruma düşürenler elini kaldıramayacak hale de gelecektir merak etme bu senin hakkın..

Sen sakın ağlama, insanlık zaten ağlamaya devam ediyor Hudae…

Başta bu fotoğrafı çeken emektar Türkiye Gazetesi çalışanı Sayın Osman Sağırlı’ya, büyük yarayı yeniden gözler önüne serdiği için sosyal medyada fotoğrafı yayan hesap sahiplerine teşekkür ediyorum.

Hudae’lerin sulh içerisinde zulümden korkmadan yaşamaya her zaman hakkı olmalı..

Ve son bir not.. Bazı aklı evveller bu fotoğrafın maalesef ki tamamen senaryo üzerine çekildiğini yazıyorlar. Ya bunlar fotoğrafa dikkatlice bakmamışlar, ya da vicdanlarını askıya almışlar.

Yazık, tek kelimeyle yazık...

07 Nis 10:32

Tüylerim diken diken oldu. Bu resmi ilk defa gördüm, zihnim altüst oldu. İki buçuk yaşındaki evladımı düşündüm. İçim burkuldu. Gözlerim doldu. Allahü Teala yardımcıları olsun. Savaş zor...

07 Nis 10:21

Yorumsuz resme, güzel yorum.

Yamanduruş yazdı, 290 kez açıldı , 4 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
26 Mar 15 15:00

Yamanduruş

Puan: 21

Darbecik Şifreleri

27 Mayıs 1960.. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen ilk askeri darbe.. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile Başbakan Adnan Menderes tutuklandı, yönetime el kondu.

12 Mart 1971.. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a muhtıra verildi, hükümet istifaya zorlandı.

12 Eylül 1980.. Başbakan Süleyman Demirel görevden alındı. Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedilirken, hadise parti liderlerinin yargılanma sürecine kadar gitti.

28 Şubat 1997.. Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla birlikte irticaya savaş açıldı. Post-modern darbe süreci başladı. Kur’an kurslarının kapılarına kilit vurulmaya başlandı. Başörtülü üniversite öğrencileri üniversitelerden atıldı. İmam Hatip Okulları kapatılmaya başlandı. Hadise ikna odalarında işkencelere kadar vardı.

Şükür.. Şükür ki, darbeler dönemi sona erdi. Ülkemiz maalesef birçok darbeye tanık oldu. Ama darbe zihniyeti sanki hala devam ediyor..

Hepimizin bildiği gibi Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden biridir Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ).. Bugün medyada ve sosyal medyada yer alan haberlere göre; ODTÜ yerleşkesinde (izinsiz düzenlendiği ODTÜ tarafından açıklanan) Siyer Vakfı Başkanının katıldığı bir etkinlikte karşıt görüşlü öğrenciler tarafından Üniversite Camisindekilere döner bıçaklı, taşlı, sopalı, şişeli saldırılma vakası yaşanmış. Sosyal medya da bu hadise üzerinden gerçek ve yalan olmak üzere iki karşıt görüşe bölünmüş durumda. Olay sonrası karşıt görüşlü ODTÜ Öğrencileri tarafından bir bildiri dağıtılmış. Bildirinin başlığı “ODTÜ’de Dinci Gerici Propagandaya Geçit Yok!”.. Bu tarz darbe taraftarı gibi duran bildiriler 28 Şubat süreciyle birlikte darbe çöplüğüne gönderilmiş sanmıştım.

Bildiriden de anlaşıldığı gibi karşıt görüşlü bu öğrenciler için İslam = İBDA-C ve IŞİD, Din = Gericilik, Özgecan’ın katilleri = Camidekilerin kafası, Bilim = Evrim gözüküyor..

Keşke bilselerdi..

Hak Din İslam = Barış, Selam ve Kurtuluş, Din = Gericiliğe karşı çıkan sağlam İnanç, Özgecan’ın katilleri = Nefsaniyet ve Şiddet kafası , Bilim = Yaratıcının Büyük İlimlerinden biri olduğunu.. İçlerinde belki de bilenler vardır; ama inanmak istemiyor olabilirler. Saygı duyarım.. Tamam da, peki ya onlar saygı duyuyorlar mı?

Karşıt görüşlü öğrencilerden beklenen aslında sadece saygı duyulması.. İslamiyeti gerçekten samimiyetle araştırsalar belki bir evrim bulamayacaklar; ama eminim ki hayatlarına yapılacak bir devrim kesinlikle bulacaklar. Kendileri bilirler; elbet aynel yakin görecekler gerçeği..

ODTÜ Basın Merkezi bu olay üzerine bir son dakika açıklaması yaptı: “Üniversitemizde vuku bulan olayın son günlerde Türkiye'de yaşanan gerginliklerin bir yansıması olduğunu, akademik ve idari personelimizin öğrencilerimizle kuracağı iletişimle bu sorunların aşılacağını düşünüyoruz. Herkesin Üniversitemizdeki özgürlük ortamının değerini bilerek gerekli özeni göstereceğine inanıyoruz"..

Halen olayın, saldırı ya da yalan / kim haklıdan ibaret olduğu bolca tartışıladururken; dağıtılan darbecik kodlu, faşizm kokulu bildirideki şifrelerin bir çok yanlışı, nefreti apaçık gözler önüne serdiği ve bu gibi hadiselerde doğru hareketin ne olması gerektiği tam olarak ele alınmıyor..

Yamanduruş yazdı, 300 kez açıldı , 4 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
15 Mar 15 21:00

Yamanduruş

Puan: 21

Öldürmeye Devam

Ünlü Aktör Kevin Spacey son katıldığı bir tv show programında Ortadoğu’da oyuncu seçmeleri yaptıklarını söyledi. Seçmelere Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye gibi ülkelerden katılım olduğunu belirterek “Siyasi yollarla kırılmayan kalıpları Kültür ve Sanat yoluyla kıracağız” dedi.

Ünlü Yönetmen Clint Eastwood, Irak işgalinde keskin nişancılık yapan ve yüzlerce insanı Sniper olduğu için gözünü kırparak öldüren (!) keskin nişancı Chris Kyle’ın hikayesini anlatan American Sniper filmi ile büyük prodüksiyonlar Örümcek Adam, X Men, Kaptan Amerika’yı geride bırakarak sadece ABD’de 310 milyon dolar gişe başarısı elde etti. Sinema sektörünün bir numaralı ödül töreni olan Oscar Ödül Töreninde de en iyi film kategorisinde yarıştı. Adaylar arasında savaş karşıtı söyleme sahip Fury filmi, ne tesadüf ki yer almadı.

Aslında bu iki yakın geçmiş olayda okunabildiği gibi, Amerika’da kültür sanat ve siyaset el ele işliyor. Siyasi yolların tıkandığı yerlerde eldeki büyük koz kültür sanat devreye giriyor. Savaş karşıtı yerine savaş güzellemesi yapan filmlere değer verilmesi de Amerikan siyasetini gözler önüne seriyor.

İslamofobi ayyuka çıkmış durumdayken, American Sniper’ı izleyip “hadi biraz Müslüman avlayalım dostum” demeyecek Amerikalıların ve hatta dünyadaki seyircilerin sayısını gerçekten merak ediyorum. Filmi izledikten sonra “adamlar haklı ama” diyen Türk seyircisiyle de karşılaşmanın tarif edilmez buruk acı sancısını da bizzat yaşadım maalesef..

Savaş kutsanmaya devam edip İslamofobi varlığını sürdürdükçe.. en önemlisi de gittiği ülkelere barış götürdüğünü söyleyen Amerika’nın mevcut savaş politikası devam ettikçe..

Hey Coni Amca! Öldürmeye devam değil mi?