Türkiye Aktivitesi
720 ziyaret
1 online
Yahya Cengiz
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

340 puan Turkuaz Kalem

Derecesi

40 [Toplam 1605 kişi]

Türkiye
Tümü(5)
Pinledikleri(0)
Yahya Cengiz yazdı, 5 misafir beğendi, 2 yorum yapıldı.
19 Eyl 18 17:00

Yahya Cengiz

Puan: 340

Torpil mi Yok Canım Daha Neler !

Merhaba sevgili dostlar. Son yıllarda canımı epeyce sıkan hadisat üzre yazmak zaruruiyeti peyda oldu.

Dünya varolageldiğinden bu yana kafile kafile insanlar bu Dünya'dan gelip geçtiler ve hala da bu süreç devam etmekte ki kıyamet sabahı bu yolculuğun son bulacağı aşikar. Efendim neyse konuyu fazla dağıtmayalım. Bu insanlar bu dünyadan gelip geçmekte iken elbette yaşamlarının idamesi için bir takım işlerle meşgul olmuş ve neticesinde maddi kazançlar elde etmişlerdir.

Gelgelim aynı insancıklar arasında herhangi bir emek vermeden de yemek istemişler ve bu minvalde modern dönemde adına torpil dediğimiz alçakça bir sistemi kullanmışlardır. Yemeğin emekle olması gerektiğini bilen veya bilmeyen bu zatlar garibin,fakirin,muhtacın gelmesi gereken yerlere sırf oralarda bir vesileleri olduğu içün böyle yerlere gelmektedirler.

İşin acı kısmı ise bunun haram olduğunu bilip de bu işi yapanların olmasıdır. Ki onların hangi camiadan olduğunu söylemeye gerek yoktur.

Torpile vesile dediler ama Cehennem hala cehennem. Vesselam

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Yahya Cengiz yazdı, 6 misafir olmak üzere 10 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
4 Nis 16 02:00

Yahya Cengiz

Puan: 340

Her Harfe Bir Hikaye (Vav)

İnsan vav şeklinde doğar, doğrulunca kendini elif sanar. İnsan hayatı boyunca hep iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölür. Allah’a kulluğun manası vav’dadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir. O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarı ise vav kainatın kendisidir. Rabbimiz bizim her zaman vav gibi mütevazı olmamızı ister. Vav Harfi, Allah’ın Vahid ismini ve birliğini simgeler. Vav harfi, Ebced hesabında 6 rakamına denktir, imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir. Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır. Ulu Cami’nin her duvarında Vav harfi yazılıdır. Halk arasında bir inanışa göre Hızır Aleyhisselam’ın bu vav harfinin önünde namaz kıldığı rivayet edilir. Vav harfi, Tezhib sanatı ile süslenmiş ve ucuna Lale motifi işlenmiştir. Lale süsleme sanatında Allah’ı c.c. simgeler. Vav harfi, Vahidiyet, Vahdaniyeti ihtiva etmesi yönüyle de Allah’ın birliğini anlatır. Vav harfi ile başlayan kelimelere dikkat edildiğinde hepsi sorumluluk gerektiren işlerdir. Bu meslekler ve işler; ”Vali, Vezir, Veli, Vekil, Varis, Vasi, Valide, Vaad etmek vb.”Bursa Ulu Camiinde yer alan ve duvarda asılı olan yedi vav hattının sırrı şu şekilde anlatılır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) şu şekilde buyurmuştur. “Yedi vavdan sakınınız, ihtiyaç olmadığı halde vavların işaret ettiği mesleklere yönelmeyiniz.” Bursa Ulu Camiinin batı cephesinde günümüzde hanımların namaz kıldığı yerin batı duvarında çok değişik bir şekilde işlenmiş büyük celi sülüt dört tane Vav harfi dikkat çekmektedir. İttaku’l – vâvat. Bu önemli bir nasihattir. Allah Resülü (s.a.s) bizleri sorumluluğu olan şeylerden sakınma noktasında uyarıyor ve “Vavlardan sakının, çekinin” diyor. Örneğin, Vali olmak, veli olmak, varis olmak, vekil olmak, vezir olmak, vakıf malını değerlendirmek, vallahu yemininde bulunmak vazifeleri yerine getirirken hassas olmamız ölçülü davranmamızı tavsiye edilmektedir. İnsan dünyaya vav şeklinde gelir, doğrulunca insan kendini elif sanır. İnsan hep iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün öldüğü gündür. Kulluğun bütün manası vavdadır, elif ise uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir. O yüzden Lafz-ı ilahi yani Allah’ın sözü elifle başlar. Elif cümle kainatın anahtarıdır, vav kainatın ta kendisidir. Yüce Rabbimiz yarattığı kullarının vav gibi mütevazı olmasını ister. Hz. Musa dal olmuştur ama Firavun gözünü Elifliğe dikmiştir. Hz. İbrahim ateşte vav olmuştur, Nemrut ise bizzat ateşe odun olmuştur. Hz. Yunus, vav olmuş ve balığın karnında ancak kurtulabilmiştir. İnsan iki büklüm olunca rahat eder anne karnında. Yatarken bile iki büklüm oluruz. Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse ne kadar uyumluysa, kainatın dengesi de o kadar düzgün ve iyi olur. Kim kimi önce hatırlarsa evvel o ona koşar. Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan boşlukta kalmamış, Yaradan Rabbi insanı imanla doldurmuştur. Evvelde elifti kainat, bir ilahi nefesle vavlarahirde vav olur. Manayı bilmeyenler hiçbir zaman vav diyemez her zaman vay der. Buna anlamca vaveyla denir. Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin haline vaveyla denir. Elif bir ağaç ise insan onun dalıdır. Azrail budadıkça nefesleri daha gür çıkar insanların sesleri. Her insan dal olur ve o ağaçtan eliften beslenir. İnsan en sonunda Vav olur ve o ağacın gölgesine sığınır.Ve insana seslenir elif, hem dal ol, hem vav ol der. “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekat verirler.” Resulüne itaat ederler. İşte Allah bu insanlara rahmet edecektir. Şüphesiz güçlüdür, hakimdir O. “Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne kadar ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir? İnsan kendinin bile farkında değildir iki lam birbirine sarılıp kainatı ayakta tutan sütunlar gibi durmuştur elifin ardında, kainatın gezegenleri yuvarlanıp son harf misali peşinden giderken, insan yolculukta geri kalmanın acısını ne zaman anlayacaktır. Zordadır insan sığınacak yeri yoktur. Evrene ve seslere kulak verenler duyar yeniden o kutlu çağrıyı “Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir.” Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur. “Secde et, yaklaş!” Eğil bana ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim. Secde et, vav ol…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
14 Oca 01:18

Misafir

Just cause it's simple doesn't mean it's not super hefpull.

Yahya Cengiz yazdı, 6 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
1 Nis 16 06:00

Yahya Cengiz

Puan: 340

Her Harfe Bir Hikaye (Ba Veya Be)

'B' Sırrı Nedir?

“ İKRA' BİSMİ RABBİKELLEZİY HALAK!...YARATAN RABBİNİN ADI İLE OKU ”

B sırrı H.z Muhammed (s.a.v)’ den öndeki nebilere (ismi Allah olanı) göremezsiniz, bilmezsiniz denilmesine rağmen, H.z Muhammed (s.a.v)’ e gördüren, bildiren sırdır! Aslında “B” sırrı saklanan, yalnızca bir kesimin bilmesine izin verilen bir sır değildir.

Neden sırdır ve neden adına “B” denilmiştir?

“B” sırrı kişinin kendi kendine, kendi kendinde çözmesi gereken bir olay, idrak seviyesi, düşünce tarzı olması hasebiyle sır denilmiştir. Yoksa bir kısım zümreye verilmiş bir sır ya da bir yerde yazılı değildir. Bu sırra ermek tamamen “Allah dilediğini kendine seçer” hükmüyle alakalıdır. Sonradan çalışılarak elde edilen bir şey değildir. Çünkü çalışmak fiili bir eylemdir ve yapılan çalışmanın altında, arkasında belirli bir idrak seviyesi, birikim yoksa yapılan çalışma taklittir. Taklidin ise kişiye hiçbir faydası yoktur. Bir robot, bir teyp kaseti, bir hayvan gibi taklit eder… Çalışma(lar) yalnızca mevcut kapasiteyi arttırır.

Bir sporcuyu düşünün. Eğer genetik olarak yaptığı sporun özellikleri onda yoksa ne kadar uğraşsa da o sporu çok iyi bir şekilde yapamaz. Ya da doğuştan gelen bir müzik kulağı, ritim duygusu veya ses teli olmayan birisi müzik icra edemez. Etse de de ancak kendinize kadardır… Eğitim mevcut kapasiteyi verimli bir şekilde nasıl kullanacağınızı öğretir. Ama sizde ki kapasiteyi 1 iken 5 e çıkartmaz.

“B” sırrı adını Arapça ب(B) harfinden alır. Arapça B harfi (ب) şeklinden de görüleceği gibi, altta bir nokta (.) ve o noktadan bir açılımdan oluşmaktadır. İşte o nokta insandır (halifedir, insan-ı kâmildir, beyindir, birimdir…) Noktadan yayılan açılım ise ismi Allah olanın kuvveleridir (isimleridir). Nokta ayrı bir şey, açılım ayrı bir şey değildir. Hepsi de ismi Allah olandır, onun isimleridir, kuvveleridir.

Eskiler buna vahdeti vücut demişler. Bir örnek vermek gerekirse; işi yapan elinizdir ama beyin kendisine hangi kası oynatıp ne yapacağını söylemezse el işlevsizdir. Bizler ve dahi her birim bu şekilde ismi Allah olana muhtacız. “onun izni olmadan bir yaprak dahi kıpırdamaz.” Tıpkı sizin beyninizin vücudunuza yaptığı gibi. İkisini birbirinden ayrı tutamazsınız. Tutsanız da bu ayırım nereden başlar nerede biter!

“B” sırrı nasıl kullanılmalı?

Kişi İslam’la alakalı herhangi bir şey okurken, dinlerken, düşünürken, yazarken, yaşarken, karşısın dakini yargılarken… B sırrına göre olayları anlamaya çalışmalıdır; Ben (nokta), birim (nokta) olarak gördüğüm şu kesret âlemi (efal âlem) ve 5 duyu ile algıladığım her şey de ismi Allah olanın ilminde (noktandan açılımla) yarattıklarıdır. Her birim Bi-iznihi (B sırrı ile kendinde ki açılımı) fıtratını (programını) yaşar. Allah sübhandır (onda eksiklik yada hata yoktur). Her birimi (noktayı) ne amaç üzere yarattıysa, her birim (nokta) onu yapar (noktada ki açılım o olur). “Siz bilmezsiniz Allah bilir” uyarısı gereği, hiçbir birime zorlayıcı hareketlerde bulunulmamalıdır. Çünkü halife olan (insan) yalnızca tebliğ etmekle görevlidir. Tıpkı Hz. Yunus gibi… “Dinde (sünnetullahta, Allah sisteminde) zorlama yoktur.” Her birim (nokta) Bi-iznihi (B sırrı ile kendinde ki açılımı) fıtratını (programını) yaşar…

Her işe başlarken besmele ile başlamanın manası şudur;

Ben ismi Allah olanın ilminin bu boyutta! ortaya çıkmasını sağlayan bir aracıyım, aletiyim. Aslında ben diye bir şey yok. Benim varlığım HAK’ kın varlığından başka bir şey değildir. Bu işi yapanda ismi Allah olandan başkası değildir.

“B” sırrı ne DEĞİLDİR?

“B” sırrı asla panteist görüşe denk tutulup “Bu noktaların toplamı Allah’tır” DE-Nİ-LE-MEZ. Bunu diyen kendi gaybında ki (bilinmezliğinin ötesinde ki) tanrısına ithafta bulur. La-ilahe-illallah diyememiştir. İsmi Allah olanın ne olduğu ihlâs süresinde açıkça anlatılmıştır. “O TEKTİR, YEKTİR (bölünüp parçalanamaz), bir şey onu kapsamaz ya da O bir şey(ler)i kapsamaz, O bir şeyede eşit yada denkte değildir.” Bunu iyi bir şekilde anladıysak, “B” sırrını da anlamış oluruz.

Günümüz mecazı ile örnek vermek gerekirse; büyük patlamadan sonra yani sıfır hacimli sonsuz kütle patladıktan bu güne kadar bu sisteme (evrene, sonsuzluğa) ne bir atom eklendi nede çıktı. Bu örnek minimum alamda ihlas süresine örnek teşkil edebilir.

“B” sırrı anlaşılmazsa ne olur?

“B” sırrı kişide açılmazsa Muhammedi meşrepli olamaz. Yani Hz. Muhammed (s.a.v)’ in açıklamış olduğu ilimden hakkı ile faydalanamaz. Çoğu zaman birçok noktayı anlayamamaktan dolayı isyana sürüklenir ya da farkında olmadan kendi gaybın da bir tanrı oluşturur. “ İKRA' BİSMİ RABBİKELLEZİY HALAK!...YARATAN RABBİNİN ADI İLE OKU ” YAMAZ.

Yalnız bunun anlamı Muhammedi olamayan da cennet ortaya çıkmaz demek değildir. Eğer Muhammedi değilseniz! (ki bunu yalnız ismi Allah olan bilir) diğer Nebilerin (Resullerin!) meşrebinden olarak sizde cennet açığa çıkabilir. Zaten her şeyden önce Muhammedi olabilmek için Hz. İbrahim’in meşrebinden, hanif yani tanrı ve tanrılık kavramından kurtulmak gereklidir… Diğer Resullere de iman etmek gerekliliği de buradan gelir.

Bakara Süresi

285-) Amener Rasûlü Bi ma ünzile ileyhi min Rabbihi vel mu'minun* küllün amene Billahi ve MelaiketiHİ ve KütübiHİ ve RusuliHİ, la nuferriku beyne ehadin min RusuliHİ, ve kalu semi'na ve eta'na ğufraneke Rabbena ve ileykel masıyr;

Er-Rasûl (Rasûlullah), Rabbinden kendisine İNZAL olana (B sırrıyla) iman etti, mü’minler de(iman ettiler)... Hepsi, (B sırrıyla) Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve Rasûllerine iman etmiştir... O’nun Rasûllerinden hiçbirini ayırt etmeyiz... “işittik ve itaat ettik, Ğufran’sın(mağfiretini isteriz) Rabbimiz, dönüşümüz sanadır”, dediler.

Muhammedi, İsevi, Musevi… Meşrepli olmak kronolojik sıra ile alakalı değildir. Yani Hz. İsa’ dan sonra gelenler İsevi yada Hz. Muhammed’ ten sonra gelenler Muhammedi’ dir denilemez. Çünkü bu sıra yani zaman bize göredir, izafidir…

Ancak şöyle bir şey denilebilir. Hz. Adem’ i nokta olarak kabul edip sonrasın da gelen nebileri de çevresine sonra gelen diğerini kapsayacak şekilde dairelerle simgelersek. Hz. Muhammed tüm nebileri kapsayan son halka olacaktır. Böylelikle bir sonraki ondan öncekileri kapsar ama kendisinden sonra gelene kapasitesi yetmez. Bir önce ki paragrafı da böyle bir kronolojiye oturtabiliriz.

Bu konu aslında çok derin olmasına rağmen kısaca bu şekilde anlatılabilir. “B” sırrı yaşanılan bir hadisedir. Birim olarak algıladığınız her eşyada o sır mevcuttur, görmesini bilene. Onu gören de ise ne o kalır ne eşya…

"Kuran-ı Kerim' in sırrı Fatiha' da, Fatiha'nın sırrı "B"esmele de, "B"esmele' nin sırrı da başında "B" harfindedir." Hz. Ali (k.v.)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Yahya Cengiz yazdı, 13 misafir olmak üzere 15 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
30 Mar 16 14:00

Yahya Cengiz

Puan: 340

Her Harfe Bir Hikaye (Elif)

Elif ( ا ) Arap alfabesi’nin ilk harfidir. İbranice de karşılığı alef harfidir. Elif harfinin Ebced hesabındaki değeri birdir. Kameri harflerdendir. Elif harfi sadece sağdan bitişebilen bir harf olup, kendisine sol taraftan bir harf bağlanamaz. Elif, Kur’an alfabesinin ilk harfidir; aynı zamanda ilk mahreç, yani ağız boşluğundan çıkış yerleri itibariyle de harflerin ilkidir. Etimolojik yapısı itibariyle elif, tanışmak, kaynaşmak, sevmek, cana yakın olmak, dost-lukta bulunmak anlamlarına gelen “ülfet” ile, bir şeyin müteaddit unsurlarını bir araya getirmek, arasını bulmak, imtizaç ettirmek anlamındaki “te’lif” mastarlarının türediği “e-l-f” kökündendir. Elif, alfabenin ilk harfi olduğu gibi diğer harflerin de sebebi ve kaynağıdır. Hatta İbn Mukla’nın kaligrafi sistemine göre, bütün diğer harfler “elif” şeklinde yazılmalıdırlar. Buna göre diğer harflerin hepsi “elif” harfinin değişik kıvrımları şeklinde yazılmasıyla meydana geldiğinden o tüm harflerin aslı ve esası durumundadır. Müteradif yada yakın anlamlara gelen kelimelerin ebced karşılıkları aynı sayıyı verdiği taktirde biri diğerinin yerine kullanılabilir. Nitekim “Allah”, “hilal” ve “lale” kelimelerinin ebced değerleri eşit (66) olduğundan bu kelimeler gerektiğinde birbirlerinin yerine kullanılmıştır. Örneğin Allah adının yüceltilmesi (İ’lâ-i Kelimetullah) namına açılan bayrağın üzerine “Allah” lafzını aynen yazmak yerine, aynı sayı değerine sahip “Hilal”i koymak daha uygun görülmüştür. Buna göre Türk bayrağındaki “Hilal” in Allah’ı sembolize ettiğini ifade etmek yanlış olmaz. Özellikle Osmanlı Türkleri dinî konularda “Hilâl” i, askerî konularda ise “lale” yi sembol ve amblem olarak kullanmışlardır. Cami kubbelerine, minare alemlerine hilaller kondurmaları, saray ve kışla kubbelerini lale motifleri ile donatmaları hep aynı düşüncenin ürünüdür. Elif ister harf, ister sayı olsun daima dik yazılır. Bu özelliği uluhiyetten ubudiyete gelen fuyuzat için alıcı bir anten, ubudiyetten uluhiyete yükselecek dua ve niyazlar için yükseltici bir işaret(amplifikatör)tir. Yine bu özelliği ile mirac sırrının ve “sırat-ı müstakim”in de sembolüdür. Allah ve Ahad isimlerinin ilk harfi olduğu gibi evvel, ahir, ezel ve ebed sıfatlarının da ilk harfi olan “elif”, evvel ile ahiri, ezel ile ebedi Ahadiyet çizgisinde birleştiren semboldür. Şu halde Elifi yani Allah’ı bilmek her şeyi bilmek demektir. Elif, “Bir” olduğu için her şeyin kaynağıdır. Çünkü “kesret”, “bir” den geliyor. Bu bakımdan tasavvuf edebiyatımızda Allah isminin yerine remz olarak daima “Elif” harfi kullanılmıştır. Mim de Hz.Muhammed’in remzi olmuştur.

elifBilindiği gibi “elif” harfi ötürü okunduğu zaman “o” olur, yani Türkçemizde üçüncü tekil şahsı gösteren “o” zamiri meydana gelir. “O” zamiri yalın halde ve tek başına kullanıldığı zaman Allah isminin yerini almış olur. Türkçedeki “o” zamiri, Arapçadaki “hu” zamirinin karşılığıdır. O yüzden elifi ötürü okumak demek “hu” zikrini diline vird etmek demektir. Yarin boyu elif harfi gibidir. Kölesi olan sevgilinin boyu ise lamelif gibidir, eğilmiş,bükülmüştür. Bir elif ve bir lam birleşir, lamelif harfi olur. Elif boyumu lam harfine dönüştürdü. Elif harfi lam harfine döner, lam harfi elif harfine nasıl dönüşür. Elif harfi Türk, Arap ve Fars edebiyatlarında çok önemli bir yere sahiptir. Elif sevgilinin boyunu,sevgilinin açtığı yarayı,doğruluğu ve tasavvufta da Allah’ı temsil etmesi yönüyle birçok şekilde kullanılmıştır. Arap alfabesinin ilk harfi olması ve yazılışındaki incelik ve zerafet sebebiyle diğer harflerden ayrı bir öneme sahiptir. Elif Divan Şiirinde sevgiliyi belirtirken, Fars edebiyatında doğruluğu ve Tasavvuf edebiyatında da Allah’ı temsil eder. Elif, Arap alfabesinin ilk harfi olması yanı sıra diğer harflerin de sebebi ve kaynağıdır. Birçok harf elif harfinden türemiştir. Elif tüm harflerin aslı ve esası durumundadır. Elif gerek incelik ve zerafeti gerekse taşıdığı sembolik anlamlardan dolayı Türkçe’de çeşitli mazmunlara ve nüktelere kaynaklık etmiştir. Birçok deyim elif ile ifade edilmiştir: Eliften yaya kadar… deyimi baştan sona kadar okumak, öğrenmek; Elifi görse mertek sanır… deyimi cehalet anlamında; Elifi elifine… deyimi de aynen, tıpatıp uygunluğu ifade etmek için kullanılmıştır. Eskiden çocuk yaşta tahta çıkan padişahların culüs merasimleri sırasında padişahın alnına elif çekilirdi. Bu adet daha sonra halk arasında da yaygınlaşıp akıllı, güzel çocukların alınlarına da nazardan korunmak için elif çekilmeye başlandı. Elif, sevgiliyi tasvir ederken de dikkate değer bir biçimdedir. Divan edebiyatında sevgilinin boyu, uzunluğu elife benzetilir. Sevgilinin endamı elifin düzgünlüğüyle ölçülmüştür. Diğer taraftan elif bazen de iki büklüm haline gelmiş aşığın yerine de kullanılmıştır. Aşk yolunda çeşitli ıstıraplar çeken aşığın bir zamanlar dosdoğru olan boyu, sevgilinin cevri neticesinde bükülüp “lam”a veya “dal”a dönmüştür. Aşık, çekmiş olduğu dertler neticesinde adeta beli bükülmüş bir ihtiyara döner. Aşığın bağrında oluşan yaralar da elife benzetilir. Elif harfi yazılış yönüyle başka bir elifle yan yana yazılamaz. İki elif harfinin birbiriyle birleşmesi yazım kuralları açısından mümkün değildir. Sevgili naz içindedir yani naz (ناز) kelimesinin ortasında yazılan elif harfi gibidir. Aşık ise bela altında kalmıştır yani bela (بلا) kelimesinin sonunda yazılan elif gibidir. Bu yüzden ikisinin birleşmesi mümkün olamaz. Elif, alfabenin ilk harfi olması ve diğer harflerin de aslı ve esası olması sebebiyle tasavvufta Allah’ın simgesi olmuştur. Çünkü elif bütün harflerin evveli olduğu gibi Allah da bütün varlıkların evvelidir. Düz bir çizgiden oluşan elifin noktasının bulunmaması ve kendisinden sonra gelen harfe birleşmemesi Vahdeti temsilinin ayrı bir noktasıdır. Elif ebced hesabında da bir 1 sayısına tekabül etmektedir. Bu yönüyle de Allah’ın birliğini temsil eder. Allah ve Ahad isimlerinin ilk harfi olduğu gibi evvel, ahir, ezel ve ebed sıfatlarının da ilk harfi olan elif, evvel ile ahiri, ezel ile ebedi ahadiyet çizgisinde birleştiren semboldür. Böylece elif Allah’ın varlığının ezelde bidayeti, ebedde nihayeti olmayan, O’nun Evvel, Ahir, Zahir ve Batın olan yegane bir olduğunu ifade eder. Mevlana da şiirlerinde elifi işlemiştir. İlahi aşk duygusuyla şiirler yazan Mevlana elifi aşka benzetmiştir. Elifin gizli anlamlar içerdiğini ve bazı kelimelerin de elifle başladığını söyleyen Mevlana, şunları söyler: “Aşk da tıpkı elif gibidir, isminde gizlidir. O olmadan da besmele sesi gelmez. O her şeyin başıdır.” Elif, Fars edebiyatında doğruluğu sembolize etmiştir. Fakat Fars şairleri bunu yaparken elifin değişik özelliklerinden yararlanmışlardır. Boyu, göğüsteki çizgileri, alfabedeki yeri, diğer harflerin aslı olması noktasının olmaması ve vahdet gibi birçok şekilde elif doğruluğu temsil etmiştir. Derler ki, her bin yılda elif boylu biri gelir.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
01 Nis 02:34

Misafir

Kalemine sağlık

Yahya Cengiz yazdı, 4 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
29 Mar 16 02:00

Yahya Cengiz

Puan: 340

Kimi Yer Kimi Bakar

Bugünlerde hüzünlüyüm bilmiyorum sebebini okul iş aş kaygısı herkesin sırtında bir dünya yük bir dünya dediysem gerçekten de bir dünya. Ağzı açılan ''ah yalan dünya'' ''vah yalan dünya''!. Sahi sen neymişsin be dünya.

Geçenlerde bir haber okudum bu kadar da olmaz dedim. Gerçek biz miyiz? bu canavarlaşan insanlar bizler miyiz? Anne kocasını aldatır evlat yakalar ve ödül : bingo, anne sevgilisi tarafından öldürülmek. ne oldu bize a dostlar bize bir haller oldu. bozuldu ahval. Nerede ümmet nerede devlet?

Gerçi ümmet dediğime bakmayın siz o eski Müslümanlara ait bir sıfattı. Şimdi ise sadece Müslüman görünümlü devletlerin süslüman milletleri. Böyle dediğim için kızacaksınız bana biliyorum. Ama kızmayın a dostlar. Hani ümmet bir vücudun organları gibiydi. Tırnak kırılınca saç sızlardı hani? dedim ya müslüman görünümlü devletlerin süslüman milletleriyiz. Gerçi eski ruhu taşıyan birkaç gönül atıyor halen ama yetmez. Kelebek etkisinden bahsediyor herkes de arkadaş sen kalkmazsan ben kalkmam biz kalkmazsak nasıl olacak o etki? hem neresinde bunu tepki? Sadece sloganik bir tepki ardından bir mermi de sen at mazluma zaten az önce sloganlarınla düşmanı kahrettin ya. Olmaz demeyin bir küçük kıvılcım belki bir etki gösteremez lakin birden fazla küçük kıvılcım bir alev meydana getirir. Alevi tutuştuktan sonra hiçbir yangının önüne geçilmez. Netekim ceddimize bir ayna tutalım. Bir orman yangını gibi küffarın sinesinde yanıyorduk. Şimdi bize köz diyeceğim ama nafile bizden köz değil olsa olsa kül olur. Kül olduk da kul olamadık.

Olumsuz ve yanlış ne kadar şey varsa olduk lakin olması gerekenin gölgesine acayip acayip bakar olduk. Eeee ne demişler kimi yer kimi bakar kıyamet ondan kopar. Bakmaya devam edelim güzel ülkem biz baktıkça birileri yemeye ve onlar yemeye devam ettikçe kıyametin kopması da yakınlaşmaya devam ediyor. Aman nolcek canım daha onlar genç! tabi ablacım tabi...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.