Türkiye Aktivitesi
1046 ziyaret
1 online
Curku Yusuf
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

162 puan Mavi Kalem

Derecesi

71 [Toplam 1626 kişi]

Türkiye
Tümü(7)
Pinledikleri(0)
Curku Yusuf yazdı, 5 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
16 Şub 16 17:00

Curku Yusuf

Puan: 162

Sosyal Medyanın Yarattığı Asosyal Tipler

Gelişen teknoloji ile başlayan bayatlamış söylemlerden yola çıkarak sosyal medya kullanımının virüs hızında yayıldığı hepimizin malumu. Öyle ki geçtiğimiz günlerde genç bireylerin günde ortalama üç saatini sosyal medya başında geçirdiği Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından açılandı. Günde ortalama 1 sayfa kitap okumayan genç bireylerin, günde ortalama 3 saatini sosyal medya başında geçiriyor olması bizleri ilerleyen günler için karamsarlığa itmiyor değil.

Otobüslerde, metrolarda, trenlerde kafalarını ellerindeki telefonlara gömenler; kullanacağı tuvaletlere kadar wifi bağlantısı arayanlar; yüz yüze ilişkilerden kaçınıp, sosyal medya hesaplarında kendilerini ifade etmeye çabalayanlar ve hepimizin gördüğü o ifadesiz ifadelerle dolu paylaşımlar :

Ahmet kendini aç hissederken ; Mehmet yediği yemeğin fotoğraflarını paylaşıyor. Kenan kendini hasta hissederken; Simge kendini sağlıklı hissediyor. Gökhan kendini mutsuz hissederken; Mine kendini mutlu hissediyor. Özcan kendini ilgisiz görürken ; Nilüfer kendini şefkat dolu hissediyor. Mesut kendini sakin hissederken; Sinem kendini çılgın hissediyor. Buhra aşkı ararken; Cevdet kendini aşk dolu hissediyor. Kamilin ilişkisi yokken; Yılmazın ilişkisi başlıyor. Veysi kendini çalışkan hissederken; Halil kendini tembel hissediyor. Bekir kendini güvende hissetmezken; Serap kendini güvende hissediyor. Fatih'e 140 karakter yetmezken; Tuğçe'ye 140 karakter yetiyor...

Ali ata bakarken; Ömer'in topu tuttuğu güzel günlerden... Alinin akıllı telefonunu elinden atamadığı, Ömer' in akıllı telefonunu sımsıkı tuttuğu bu günlere !

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Curku Yusuf yazdı, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
13 Şub 16 21:00

Curku Yusuf

Puan: 162

Pembe Taksi

Geçtiğimiz günlerde Sivas ilinde pembe taksi uygulamasına geçildi.Kadınların şehir içinde 08:00-20:00 saatlerinde '' güvenli'' bir şekilde ulaşımını sağlamaya yönelik olduğu söylenilen bu uygulama sürücü koltuğunda kadınlara yer veriyor ve erkek yolcuları kabul etmiyor. Şimdiden çok tartışılan pembe taksi uygulamasının cinsiyet ayrımcılığını tetiklediği de apaçık ortada. Bu tür uygulamaların günü kurtarma mantığında hareket edip, asıl sorunlara eğilmeyen ya da eğilmek istemeyen zihinlerin ürünü olduğunu da söylemeden geçmek mümkün gözükmüyor.

Kadına yönelik her geçen gün artan cinsel saldırılar ile pembe taksi gibi cinsiyet ayrımcılığını artıran uygulamalar arasında bir bağ olduğu kanaatindeyim. Böylesi uygulamalar: Biz sizlere dönük cinsel saldırıları engelleyemiyor, o yüzden siz kadınlar ile erkekleri renklendirdiğimiz ayrı toplu ulaşım araçlarında seyahat etmenizi sağlıyoruz. Sizleri bir nevi haremlik selamlık diye ayırıp olası taciz ve tecavüz vakalarını bu yöntemle engellemiş oluyoruz manasına gelmiyor mu !

Bu manaya gelen uygulamalar ilerleyen günler için bizleri endişeye sevk etmiyor değil. Pembe şirketler, pembe market, pembe kafeler, pembe uçaklar... Ürkütücü değil mi? Kadınlar cinsel obje olarak görülmekten vazgeçilmediği, erkek çocuklarına küçük yaşlardan itibaren karşı cinsi tanımaya yönelik eğitimler verilmediği sürece ürkmeye devam edeceğiz maalesef.

Sizlere önerim pembe ulaşım araçları ile kadınlarımızı koruma fikrine kapılmak yerine, abuk sapık pembe fikirlerinizden vazgeçmeyi deneyin.Böylesi hepimiz için daha iyi olacak.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
15 Şub 15:01

Ayni seyi bir cemaat mensubu yapsa tepkiler buyurde buyurdu. Ayrimciligi ayrim yapmayarak asariz. Tesekkurler.

14 Şub 12:26

Teşekkürler

Curku Yusuf yazdı, 3 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
24 Oca 16 13:00

Curku Yusuf

Puan: 162

Rtük Cezaları

Radyo Televizyon Üst Kurulu, bilinen kısaltması ile RTÜK. Radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayınların düzenlenmesi ve denetlenmesinden sorumlu olan kurulun, herhangi bir ihlal neticesinde radyo ve televizyonlara cezai yaptırımda bulunma yetisinin olduğunu biliyoruz.

RTÜK' ün vermiş olduğu ceza gerekçelerinin doğruluğu veya yanlışlığı konusunda şu aşamada fikir belirtmeyeceğim. Ancak ceza yayını '' zorunlu yayın '' mahiyetindeki belgesel programları ile ilgili fikirlerimi belirtmeden geçmem ise söz konusu değil.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun kültür, sanat, edebiyat, eğitim, spor alanlarında hazırlatmış olduğu belgeselleri ceza aracı olarak görmesi pek anlaşılır gözükmüyor. Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında, sualtı arkeolojisi ile ilgili muazzam bir belgesele denk geldim. Sualtı arkeologlarının çalışmalarını anlatan belgesel ekranının üst köşesinde ise zorunlu yayın yazıyordu ! Şöyle mi demek istiyorlardı : Zorunlu yayın olması sebebi ile kültür ve sanat içerikli evlilik programımızı yayınlayamıyor, sizlerden özür diliyoruz... Lütfen hakkımızda yanlış fikirlere sahip olmayınız !..

Sizler, yayıncı kuruluşlara, belgesel programlarını ceza '' zorunlu yayın '' olarak veriyor; söz konusu yayıncı kuruluşlar da cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmadıkları takdirde belgesel programlarını yayınlanmaktan kaçınıyorlar ise bizdeki yayıncılık yaşamının hangi seviye de olduğunu izah etmeme gerek yok.

RTÜK' ün ve yayıncı kuruluşların söz konusu cezalar üzerine ortak bir çalışma yapacaklarını umuyor, belgesel programlarının yayınlandığı ekranlarda '' zorunlu yayın '' izahsızlığını görmek istemiyoruz.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Curku Yusuf yazdı, 3 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
21 Oca 16 17:00

Curku Yusuf

Puan: 162

Kadınların Öldürüldüğü Ülke!

Cennet annelerin ayakları altındadır... Henüz 5 yaşındaydım anneme offf dediğim için babaannem bu cümleyi söylemişti. Anlamamış, babaanne cennet ne! diye sormuştum. Cennet, annene ve bana iyi davranırsan gideceğin yer ''kuzum'' demişti babaannem. O gün ( beş yaşında ) anlamıştım ki tüm kadınların ayağının altında cennet var...

Yıllar geçti... 5 yaşında değil 25 yaşındaydım artık. Benim için cennetin tüm kadınların ayağının altında olduğu düşüncesi ise değişmemişti. Annem, babaannem ,anneannem, nişanlım.. Hepsi benim için cenneti ayakları altında barındıran kadınlardı.

Yaşadığım ülkem ise benimle zıt fikirlere sahip hemcinslerim ile doluydu. Neden mi ? Cinayet cinayet cinayet...Her gün yeni bir kadın cinayeti. Benim ile zıt fikirlere sahip olan aşağılık hemcinslerim! Sevgililerini, nişanlılarını, eşlerini... Hepsini geçemeyeceğim! Annelerini öldürüyorlar. Duyduğum her kadın cinayetinde daha da üzülüyor, etrafımdaki kadınlara daha da değer veriyor, annem, anneannem, nişanlım, iş arkadaşım... Tümünün üzerine titrer oluyorum.

Dur demeli birileri artık bu cinayetlere! Devlet dur demeli. Ahmet, Hasan, Berk, Kürşat, Fatih dur demeli. Dur demeli tüm erkekler hemcinslerine. Eşlik etmeli İstiklal,Kızılay, Gündoğdu da yürüyen annelere, anneannelere, babaannelere...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Curku Yusuf yazdı, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
20 Oca 16 13:00

Curku Yusuf

Puan: 162

Müzecilik Faaliyetleri

Türkiye' de müzeciliğin gelişimi yukarı doğru ivme kazanmış durumda. Modern müzecilik anlayışı kapsamında yapılan çalışmalar, yeni açılan müzeler, restore edilen ve yeni teşhir çalışması yapılan müzeler ile özel müze sayısındaki artış yukarı doğru gerçekleşen ivmenin önemli unsurları arasında.Bu durumla bağlantılı olarak müzelerdeki ziyaretçi sayısı da her geçen dönem artış göstermekte. Yerli ve yabancı ziyaretçilerin en çok uğradığı müzeler arasında : Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Konya Mevlana, Kariye ve İstanbul Arkeoloji Müzelerini saymış olsak yanılmayız herhalde. Diğer müzelerdeki ziyaretçi sayısının da azımsanmayacak ölçü de artış gösterdiğini de vurgulamadan geçmeyelim.

Son yıllarda, Özel Müzelerin sayısındaki artışın müzecilik faaliyetlerinin gelişimine önemli katkı sağladığını söylemek gerekiyor. Rahmi Koç, Sadberk Hanım, Sabancı, Rezan Has ve Oyuncak Müzeleri... Olmak üzere özel müzelerin birçoğu; teşhirleri, zaman zaman açtıkları sergiler, yaptıkları yayın ve tanıtımlar ile ziyaretçilerin bir hayli ilgisini çekmiş gözüküyor.

Müzeciliğin gelişimi ve ziyaretçi sayısının her geçen yıl artışını dile getirirken, bazı sorunlara da değinmeden geçmek olası gözükmüyor. Önemli sorunlardan biri ; müzelere giriş ücretlerinin bir hayli yüksek olması. Nisan 2016 ayından itibaren Topkapı Sarayı ile Ayasofya Müzeleri' nin giriş ücretlerinin 40 TL, Kariye Müzesinin 30 TL olacağını, diğer müzelere de irili ufaklı zamlar yapılacağını biliyoruz. Bu ücretlerden yola çıkarak 4 kişilik bir ailenin müze gezmek için ne kadar ücret vereceğini varın siz hesaplayın. Kültür ve Turizm Bakanlığı' nın bu konu ile ilgili bir atacağını ümit ediyoruz. Müzelere diğer bir giriş şekli olan '' müze kart'' ise iyi bir uygulama.40 ya da 50 TL vererek temin edeceğiniz bu kartlar ile Türkiye' deki hemen hemen tüm müzeleri 1 yıl ücretsiz gezebiliyorsunuz fakat bu uygulama ile ilgili yeterli tanıtımın yapılmadığı, yapıldığı takdirde gerekli olan alakayı göreceği fikrindeyim.

Müzecilik alanındaki gelişmeler birçoğumuzu memnun kılacak seviyeye gelmiş gözüküyor. Bu seviyeyi daha da yukarıya çekecek çalışmalar üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı' nın ciddi eğilim gösterdiğini biliyor, müzecilik adına güzel günlerin bizi beklediğini içtenlikle söyleyebiliyoruz..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
21 Oca 15:30

Maaşallah dediğiniz 3 gün yaşamıyor Diliz hanım

20 Oca 16:18

Koç ve Sabancı aileleri ülkemiz sanat ve kültür hayatına yaptıkları değerli katkılarla gerçek anlamda milli değerlere sahip çıkmak ve memlekete vefa borcunu ödemek ne demek gösteriyorlar.

Curku Yusuf yazdı, 3 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
19 Oca 16 05:00

Curku Yusuf

Puan: 162

Metro Yolculuklarımız

İstanbul'da yaşayıp da metro yolculuğu yapmayan yoktur herhalde.. Hacıosman, Kartal, Kirazlı... Güzergahları farklı olsa da yaşananlar benzerlik gösterir bu metro yolculuklarında.

Hadi sıralayalım bu yolculuklar esnasında neler yaşadıklarımızı :

İstasyonlardan binerken güçlük çeker, inerken ise en az bir istasyon öncesi hazırlığa başlarız.

Boş koltuk görünce, gözbebeklerimiz güler şekilde hedefe yönelir, aksi durumlarda ise sırtımızı dayayacak yerler ararız.

Sabahları uykumuzu açacak boyutta çeşitli kokuları, akşamları ise mis gibi alın teri kokusunu burun deliklerimizde hissederiz.

Akıllı telefonlarına evladı gözü ile bakanları görünce umutsuzluğa kapılır, ''Tutunamayanlar'' okuyan görünce umutlarımıza yeniden tutuluruz.

Aynı anlarda ittirme kardeşim ile sıkışın kardeşim seslerini işitir hangisini yapacağımıza bir türlü karar veremeyiz.

Bu araç her akşam dezenfekte ediliyor yazısının etrafında garip lekeleri görünce nasıl yani deriz.

Yanımızda oturan tipin bacaklarını açma derecesini görünce hayrete düşer, ne diyeceğimizi bilemeyiz.

Lütfen inenlere öncelik veriniz anonsunu duyunca dünyanın neresinde böyle bir anons var diye eleştiri yapar fakat inenlere bir türlü öncelik vermeyiz.

Son istasyona geldiğimizde araba alacağım artık kardeşim nedir bu çektiğimiz rezillik deyip;ertesi sabah ise metroya binmek için istasyonda yer bulmaya çabaladığımız bizlere layık görülen metro yolculuklarımız..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Curku Yusuf yazdı, 6 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
17 Oca 16 09:00

Curku Yusuf

Puan: 162

Antropoloji Mezunu Olmak!

Okuması oldukça keyifli olan bu alanı bitirdikten sonra çok da keyifli olmayan bir döneme giriyorsunuz.. Neden mi peki? Diplomalı işsizliğin her geçen gün arttığı güzel ülkemde.. diye yazmam yeterli olacaktır! Antropoloji mezunları olarak kamuda iş bulma olanağımız hemen hemen yok iken özel sektörde de koşulksr pek farklı değil malesef! Üstelik özel sektördeki

iş başvurularımızda bitirdiğiniz bölüm kısmına Antropoloji yazmakla yetinmeyip Antropoloji'nin ne anlama geldiğini yazmak mecburiyetinde kalırız çoğu zaman.İş başvuruları dışında da bitirdiğimiz bölümün içeriğini ve neler yapabileceğimizi açıkladığımız o kadar fazla birey ve alan var ki: Aile bireylerimiz, ekmek aldığımız fırıncı,tıraş olduğumuz berber,tanıdığı vardır düşüncesiyle Cv verdiğimiz komşu vb. Hepsinin verdiği tepki aynı olmasa da ortalama tepkileri "adı havalı ama içi boş bölüm bitirmişsiniz" oluyor.. Evlatları için (doktor,avukat,mühendis,öğretmen olmaları) temenniler de bulunan insanların doğal bu tepkileri. Denildiğinin aksine adı havalı olmayan içi ise dopdolu olan antropoloji alanı ile ilgili okumalar ve araştırmalar yapın çok sevecek, belki de yakınlarınızı bu alanda eğitim almaya yönlendireceksiniz..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.