Faruk Recep Özalp
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

193 puan Mavi Kalem

Derecesi

66 [Toplam 1642 kişi]

Türkiye
Faruk Recep Özalp yazdı, 42 kez açıldı, 3 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
16 Eki '15 05:00
Göklerden Gelen Bi̇r Karar

Günümüzde insanları biraz sorguladığımızda hayatından memnun olanların oranı çok düşük diyebiliriz.Sorular “Bu halimize de şükür.” denerek cevaplanır,gözler yere kayar,derdini ise çeken bilir.Peki memnuniyet ne?Peki bizi memnuniyetsizliğe iten şey ne?

İnsanların memnuniyetini sorgulayan anketler yapılır,türlü sorular sorulur.Ayrıntısı hiç önemli değildir,sonunda basına “En mutlu ilimiz…” şeklinde yansır.Siyasiler de birbirlerine çakmaya çalışır.Bizim yönettiğimiz ilde memnuniyet oranı şu kadar seninkinde şu kadar gibi.Peki memnuniyet kavramı bu kadar sığ mıdır?Aslında memnun olmak biraz edilgendir.Dış faktörlere bağımlıdır ama bir noktaya kadar.O noktada devreye giren bakış açısıdır.Zaten pesimist ve optimist kavramları bunla ilişkili değil midir?

Oryantalist kültür etkisinde büyütülen bizlerin içinde ne olursa olsun kadercilik var.Kaderci olma durumumuza göre ise memnuniyetimiz oldukça ilişkili.Çarpık Türk-İslam konseptinde kaderciliği kadere iman olarak algıladık.Bu durumda da yaptığımız hataları veya başımıza gelen kötü durumları bizden kaynaklanmamış gibi “Kader işte.” basitliğine indirgedik.Kaderciliğimizi sorgulamayı inancı sorgulamak olarak ele aldık.Çoğu muhabbet bu konularda(Kader) yüzme boğulursun düşüncesiyle sonlandı.”Düşünme,düşünme,düşünme evet evet sen düşünme”Sorumlulukları,eylemlerimizi ve sonuçlarını düşünmeyi öteledik.

Olayların bütününü daha üst bir güce bağlamada üstümüze yok.Zaten bu bizi daha mutlu(Sorumsuzsun) kılıyor.Evet kabul daha üst bir güç var ama “….bu işin fıtratında var.” denecek kadar etkisiz/sorumsuz değiliz bu dünyada.Hele hele bu sorumsuzluğa ses çıkarmayacak kadar aptal hiç değiliz.

NOT:Kader-mutluluk ilişkisi ile ilgili düşündüklerimi çok kısa özetlemeye çalıştım.Kadere iman İslam dininin temelinde.Bu konu ülkemizde dinden beslenen siyasi partilerin manipülasyonuna çok açık.”Kaderin üstünde bir kader vardır,göklerden gelen bir karar vardır.” kısacası şiirsellikle birleşince oy potansiyeli yüksek.Sen kendi iradesi olansın,neden-sonuç ilişkisi kurabilen kısacası düşünebilensin.Bitki gibi davranırsan bitki muamelesi görürsün.Sonra seninle üst akıl,Dünyayı yöneten 13 Yahudi aile.. vs. konseptinde dalga geçecekler.Uyuyacaksın ve bu bir döngü olacak asla uyanamayacaksın.

Vicdanını dinle…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Faruk Recep Özalp yazdı, 26 kez açıldı, 3 kişi beğendi, 6 yorum yapıldı.
3 Ağu '15 07:00
Oğlum Faruk Sen

Son bir kaç dekatta insanoğlunun yaşadığı teknolojik ilerlemenin etkileri olağanüstü olarak nitelendirilebilir.Hele bunu son birkaç asırla karşılaştırdığımızda insan yaşamı üzerinde muazzam sonuçlarını görebiliriz.19. yüzyılda her 100 bebekten 74′ü beş yaşına kadar yaşıyorken şimdi bu oranda %99.18. yüzyılda ortalama bir Avrupalı erkeğin ömrü 52 yılken şu anda 76 yıl seviyesinde.Bu ivmelenmeler 18. yüzyıldaki 4.demografik devrimle ilişkili teknolojik gelişmelere bağlı(Sanayi devrimi,kentleşme,tarımsal gelişmelere bağlı besin artışı.. vs.) ve artışları yavaşlatan iki unsur var.Bunlar salgın hastalıklar ve savaşlardır.Zaman zaman bu iki unsurda birbiriyle ilişkilidir.Hastalıklar hakkında şu örnek çarpıcıdır.2050 tahmini Dünya nüfusu 14 milyardır ama AIDS yaygınlaşacağı için bu tahminleri 12 milyar seviyesine çekmektedir.

Savaşları nedensel olarak ele aldığımızda cevaplar çok basittir.Para ve hırs.Tarihte ulusal bağımsızlık savaşları dışında tüm savaşlarda bu iki öge hakimdir fakat savaşların yapıldığı tarihlerde insanlara sunum genelde dini ve milli bir sömürü üzerinden olmuştur.(Günümüzde demokrasi getirme deniyor.)Geçmişte ve günümüzde milli duygular üzerinden gidildiğinde kandırılamayacak toplum yoktur.İlk çıkışı olan Fransız devriminden(Tam olarak ne zaman ortaya çıktığı tartışmalıdır.) itibaren olan milliyetçilik kisvesi altında yapılan savaşlar milyonlarca can almıştır,almaya devam etmektedir.Peki nedir milliyetçilik?Bu sorunun cevabı okullarda öğrendiğimiz resmi müfredatta belirten kadar basit ve klişe değildir.Çünkü milliyetçilikten önce milletin tanımı konusunda bir mutabakat yoktur.Benedict Anderson’a göre millet kavramı hayal ürünüdür.Dinlerin insanları bir arada tutamayacak duruma gelmesi üzerine ortaya çıkmıştır der.Kimisi insan ırkının özellikleri yaratıcı tarafından doğal bölünmesidir der.Kimisi ise milletler devletleri ve milliyetçilikleri yaratmaz,doğru olan tam tersidir der.Birbirinden farklı tanımları çoğaltmak mümkündür.Aslında tanımların hiç bir önemi yoktur.İnsanın elini vicdanına koyup kendine şunu sorması gerekir?Doğuştan gelen ve değiştirilemeyecek kimlikler(ırk,cinsiyet..) üzerine ortaya çıkan akımların savunucusu(milliyetçilik,feminizm,meninizm...) olmak ne kadar mantıklıdır?Şimdi klasik “Bu Fransız’ı,Alman’ı,İngiliz’i milliyetçi değil mi?” diyenler çıkar.Evet bu durum onların güçlü ekonomilerinin ve bunun sonucunda ortaya çıkan ukala politikalarının ürünüdür.Bir Fransız ve Alman sana bana karşı milliyetçi görünebilir ama bir Amerikalının yanında küresel ısınmadan,küresel ekonomik gidişattan ve ya “Abi ne yapcaz bu İŞİD’i ya” ya da “Yalnız bizi de iyi dinlemiş CIA” şeklinde goy goy yapan uysal bir kedidir.

Kendime sorarım bir insan hangi kafayla ciddi ciddi “Tanrı Türk’ü korusun.” der.Doğru olan insanın bunu tüm insanlık için istemesi ve insanların da tüm insanlık için çabalaması değil midir?He milliyetçi olacaksan da unutma zamanında yazılmış.

Oğlum Mernuş sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.

NOT:Bu yazı ileride "Afrika'ya Yeryüzü Doktorları ile yardım için gideceğim." dediğimde "Ne yapacaksın orada kendi ülkene yardım etsene." diyen milliyetçi takılan arkadaş için yazılmıştır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

04 Ağu '15 20:56

Ömer Poyraz

Puan: 7460

Deka'dan geliyor olmalı. Teşekkürler.

CEVAPLA
04 Ağu '15 17:50

10 yıllık zaman dilimi demek Ömer Bey.

CEVAPLA
04 Ağu '15 17:22

Ömer Poyraz

Puan: 7460

Dekat kelimesini ilk defa duyuyorum. Tıpta daha fazla kullanılıyor sanırsam. 40-50 yıl arası demek diyor ekşisözlük'te. Yazardan açıklama beklemek hakkımız.

CEVAPLA
Faruk Recep Özalp yazdı, 17 kez açıldı, 7 kişi beğendi, 6 yorum yapıldı.
23 Haz '15 01:00
İti̇raf Edi̇yorum Ben Bi̇r

Ben bir kişisel gelişim kitabıyım. Uzun zaman önce düzinelerce basıldım. Kulaktan kulağa hızlıca yayıldım. Kötülüklerde dolu bu dünyada daima iyi şeyler düşünmeni tembihledim. İyi karma ile başına daima iyi şeyler gelecek dedim,yalan söyledim. Sen buna inandın.

Ben bir kişisel gelişim gelişim kitabıyım. Bir köşesi boş olacak şekilde,üç köşeli basıldım. Boş köşeye özel şekerimle paketlendim. Sadece şekerim için bile onlarca alındım ama okundum mu? Sahibim kendisine dünyanın en akıllı insanı dedi. Haklıydı da.

Ben bir kişisel gelişim kitabıyım. ”Erkekler neden yalan söyler? Kadınlar niye ağlar? Kadınlar ne söyler, erkekler ne anlar?” dedim. Karmaşık insan ilişkilerini oldukça basitleştirdim. İnsanları bireysel olarak ele almak yerine kadın ve erkek olarak genelleştirdim. New York Times Bestseller olmama kandın aslında ben başlı başına bir yalandım.

Ben bir kişisel gelişim kitabıyım. Adımdan dolayı ergenler arasında hızlıca yayıldım. Yayıldıkça daha da satıldım. Sana “Her şeyi salla,F*ck it.S*ktir et. Hayatta hiçbir şey senden önemli değil.” dedim.” Bu dünyada senden daha önemli o kadar çok şey var ki..” diyebilmeliydim ama onu desem o kadar çok satar mıydım?Sahibim onlarca konferans verip bu kadar zengin olabilir miydi?

İtiraf et. Sen bir ahmaksın. Kitap okuma kültürü olmayan bir ülkede yaşıyorsun, kitaba para verirken eli titreyen insanlarla arkadaşsın. Kısa insan yaşamında okuyabileceğin kitap sayısı sınırlı, para ve zamanından birazını bana,kişisel gelişim kitabına ayırdın. Ama olsun kişisel gelişimin daha başka kitapların yardımcı olacağını geç olsa da anladın.

NOT: Ben bir kişisel gelişim kitabıyım. En sevdiğim arkadaşım filtre kahveyle çektirdiğim selfieler instagramda iyi like alır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

11 Eyl '15 07:54

Yazıda çok hoş bir dil kullanılmış. Eleştiriler de gayet yerinde. Bu güzel yazı için teşekkürler.

CEVAPLA
23 Haz '15 06:07

Güzel ve eğlenceli bir yazı.

CEVAPLA
23 Haz '15 03:58

Emre Keleş

Puan: 1110

Içinizdeki öküze Oha diyin isimli kitap ile Bülent Akyürek bahsettiğiniz konuya dair ağır bir dille ağır eleştiriler yapıyor.

CEVAPLA
Faruk Recep Özalp yazdı, 16 kez açıldı, 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
17 Haz '15 07:00
Çoğalarak Bi̇tenler

Saya saya bitiremeyeceğimiz sorunları olan ülkemizde,eğitim-öğretim sorunların en büyüğüdür.İktidarlar tarafından oyuncak haline getirilmiş,herkes kendine göre ‘Türk Tipi’ sistemini insanlara dayatmıştır.Geriye dönüp bakıldığında ardışık üç nesilden aynı eğitim-öğretim sürecinden geçen neredeyse yoktur.

Eğitim sistemimizin yetersiz olmasının birçok sebebi vardır.Bunlar;

1)Sistemin kendinin ideolojik olması,

2)Yeni gelecek iktidarın ideolojisine göre sistemin değişecek olması(Kısaca yalama olması)

3)Fakirlik(Ülkenin genelindeki fakirlik para kazanmayı öncelik haline getiriyor,eğitim-öğretimi arka plana itiyor.Kısacası fakiriz eğitimsiz kalıyoruz,eğitimsiz kalıp daha da fakir kalıyoruz.)

4)Veliler(Özellikle saldım çayıra mevlam kayıra zihniyeti)

5)Öğretmenler(Salla başı al maaşı zihniyeti)

6)Öğrenciler

Yukarıdaki beşli nedeniyle birey olma bilinci aşılanamamış,yaptıklarının ilerde zarar ve ya kar olarak döneceği öğretilememiş olan öğrenciler ne kadar suçlu olabilir?Orası size kalmış.

Yıllarca İngilizce dersi alan öğrenci İngilizce konuşamıyor,

Yıllarca matematik dersi alan ülkemin eleme sınavında matematik neti ortalaması 4-6 arası kalıyor,

Yıllarca edebiyat görmüş güzide öğrencilerimiz ise işin ilginci ‘Milena’ya Mektuplar,Sisifos Söyleni,Sabahattin Ali,Gülün Adı..vs. coşturuyor.Niye?Çünkü en çok like,RT,FAV bunlara alınıyor.

Bundan birkaç sene önce belki şu an da Trablusgarp Savaşı’ndaki ünlü İtalyan komutan olarak yutturabileceğiniz Umberto Eco’u hiç okumamış arkadaşınız,Foucault Sarkacı’ndan sözler paylaşıyor.

Sosyal medya o kadar güçlü ki onlarca defa değişen eğitim sisteminin yapamadığını yapıyor.İnsanlara değerleri ismen olsa da öğretiyor.Burada devlete düşen matematikten,ingilizce’den FAV,RT,like alabilecek uygun ortamı sağlamak…İnsanlar bir şey bilmese de en azından duymuş olacaklardır.Karşılıklı etkileşimle matematik netini arttıracaklardır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Faruk Recep Özalp yazdı, 8 kez açıldı, 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
3 Şub '15 12:00
"Insallah Canım Ya" Saçmalığı

Son 10 seneyi baz aldığımızda teknoloji, hayatımızda edindiği yeri arttırmanın dışında zihinlerimizde de önemli etkiler bırakıyor.Günümüzde, iletişimde tartışmasız en yüksek paydaya sahip sosyal medya, kendi kurallarına, yargılarına ve diline sahip.Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuz da sosyal medyayı üyelerinden beslenen bir organizma olarak niteleyebiliriz.Peki besleme işinde, üyeler ne kadar nitelikli?Buralarda yapılan çoğu paylaşım mizahi ve/ve ya politik.Yeri geldi mi çok övülen buradaki mizah;bilgi kirliliğinin, yalanın, seviyesizliğin kol gezdiği ortamda ne kadar sürdürülebilir,ne kadar özgün?Gerek kullanıcıların çoğunun yoksunluğu gerekse popülist bir olguyu sömürme alışkanlığımızdan kaynaklanan yıpranma, sosyal ortamda çok hızlı gerçekleşiyor.Etrafınıza bir bakın,herkeste aynı ifadeler “Bi bitmediniz”,”Yav he he”,”İnşallah canım ya”…İlk çıktığında insana olmuş bu dedirten çoğu şey kabak tadı veriyor.Bu aslında sos olarak kullanmamız gerekeni ana yemek olarak kullanmamızdan kaynaklanıyor.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Faruk Recep Özalp yazdı, 1 kişi sahiplendi, 16 kez açıldı, 5 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
1 Şub '15 00:00
Kesi̇n Bi̇lgi̇ Yayalım

-İzmler aydınların dinidir demişti üstat.Ne -izmler kaldı,ne de aydınlar.

-İzmleri siyasi açgözlülüğe peşkeş çektik ,sahte aydınlara emanet ettik,son kalan nitelikli bir kaç tanesi de kurban oldu.Yok oluş bir kaç şekilde gerçekleşti.En acıklısı ise kavramların altını boşaltıp onlara yeni anlamlar yüklememiz şeklindeydi.Bu en kötü şekilde İdealizmin başına geldi.İdealizmi(Ülkücülük) milliyetçiliğe indirgedik,temeline başka hiç bir amacı koymadık.Bizim başka ortak paydamız yok muydu?Peki onu kullansaydık?Yine aynı şey olurdu.Çünkü biz bu kavramları meydanlarda kendi siyasi topluluğumuzu kurmak/idame ettirmek için kullandık.Kemalizm Siyasi İslam(AKP),Gülenizm dendi,bir sürü kokuşmuş olay meydana geldi.Kısacası neyi siyasete alet ettiysek suyu çıktı.En kötüsü ise gençlerimize oldu.Onları da siyasi malzeme yaptık.

Ortaya niteliksiz,bilgisiz Y kuşağı çıktı(Niye sorusunu soruyordu ya o yeterdi).Haberleşme aracı olarak sosyal medya vazgeçilmeziydi.Kötü yanı “Niye” sorusunu sorarken içinde bulunduğu tutarsızlıktı.Sosyal medyada kendi görüşüne benzer her şeyi sorgulamadan kabul ederdi.Onun suçu değildi.Siyasiler onun özgür bir birey olduğunu dilediği şekilde davranabileceğini söylemişti.Ama sistem onu olgunlaştırmamıştı.Nasıl olgun biri olabilirdi ki?Ne de olsa aklında beğeni sayısı,retwit miktarı,yeni nesil Iphone’u 24 ay taksitle almak vardı.İçi boş özgüvenin ta kendisiydi.

Tek suç siyasilerin değil tabi.Bizi yetiştiren büyüklerimize baksanıza?3 darbe gören adam “Ordu şu an kalıbını koyamıyor.” diye hayıflanıyor.Dindar olduğunu iddia edenler “Ülkemizin komşu ülkedeki gruba silah hibe etmesi normaldir.” diyebiliyor.Yahu büyüklerimiz kaybolan çocuğu bile siyasete meze yapıyor.İşte bizi bunlar yetiştirdi.Bizden olsa olsa bu kadar oluyor.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

02 Şub '15 15:40

Ömer Poyraz

Puan: 7460

Yazının değindiği mesele önemli. Ben şahsen taraf olmaya mecburuz diye düşünüyorum. Ama makalede bahsedilen bu değil.Taraf olmak vicdansızlık değildir. Bunun adı taraf olmak değil taraftar olmaktır, sonrası fanatizm ve radikalizmdir. Sonrası malum.

CEVAPLA