Türkiye Aktivitesi
509 ziyaret
1 online
Gökhan Alkan
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Edebiyat Puanı

101 puan Mor Kalem

Derecesi

65 [Toplam 182 kişi]

Edebiyat
Tümü(4)
Pinledikleri(0)
Gökhan Alkan yazdı, 536 kez açıldı, 3 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
23 Mar 16 01:00

Gökhan Alkan

Puan: 101

Hotel Cali̇forni̇a

Ne istiyor o her şeyi isteyen o güzel gönlün artık sevgilim. Artık daha fazla ne istiyorsun ki benden. Bir kez daha mı ayrılalım. Ya da 15. Kez barışalım. Yine kol kola girelim tek tük öpüşelim. Ankara’nın o artık tenha Kızılay'ında tek başımıza takılalım. Sadece ikimizken rahat edebiliyorum diye yalanlar söylüyordun zaten bana. Sana bir şey söyleyeyim mi ama. Ben hala o yalanlarınla umudumu besliyorum. Hayır aşk mı bu takıntı mı? Benle oyun mu oynuyorsun yoksa cidden sen de deniyor musun? İnsan yanından geçerken bile kalbi yerinden çıkacakmış gibi oluyorsa, o kadar Ankara’da patlamalar oldu da ölmeyi düşünmedi hatun kişi yanından geçerken kalp sorunu oluşuverdi bir anda baksana sen şu olaya yahu. Etrafımdaki onca kişi lanetliyor ki ne var yahu memlekette kız mı yok diyorlar. İçimden yok ulan yok memlekette onun gibi kız yok diyorum. Zaten onun gibi kız olsaydı, bu kız hatun kişi olmazdı. Yani kalbime de kızmıyor değilim ama he. Ne biçim gönül oldun sen be. İnsafsız mısın? Öyle her gönüle tutulursan böyle sonun böyle olur. Sen hiç iki tane S kutbu veya iki tane N kutbunu bir arada görebildin mi ki? Gördüysen tamamdır diyeceğim sana. Bu yaptığın intihar değil yani. Ama ben görmedim yani iki tane aynı kutup. Bu da aynı böyle oldu işte. İki tane bize göre aynı kişilik yan yana olamadı. Sorumlusunu da bulamıyorum. Gerçi bulabilsem de bir soruna fayda sağlayamayacak kadar büyük yahu bu aşk. Kim fayda sağlayabilsin? Ee şimdi ne olacak peki? Şimdi ne yapacak bu deli şair? Cidden öldükten sonra bilebiliyorsak birilerinin bana karşı ne kadar ne düşündüğünü o halde hadi ölelim de sonra yeniden sevişiriz ne de olsa. Ama önce ne olur bir bileyim senin ne kadar içinde sevgi besleyebileceğini. Ya da sen öğret bana bunu. Sen göster. Ulan hala diyorum ne yanlış yaptıklarım arasından. Ahmet Kaya gibi. Yüzün ay gibi. Ay gidiyor desem. Gül yüzünü dönüyor desem bana ne kadar duyguların tercümanı olabilir ki. Biraz olur gibi. Ama biraz sanırım. Şimdiyse yine aylarca konuşmamaktan sonra mesaj atmanı bekliyorum. Neden çünkü o yanımdan geçerken sanki sen de hissettin. Sanki sen de duraksadın. Ve ben bana attığın şarkıyı yani HOTEL CALİFORNİA şarkısını mırıldanıyordum diyebilirdim. Bana hikayesini anlatmıştın. Hikayesi de kısaca şu: yanlış hatırlamıyorsam eğer 60 lı yıllarda bir adam tatil yapmaya bu otele gelir. Otelde tabi ona göre de adına şiirler yazılan, güzelliğini anca doğanın güzelliği ile kıyaslanacak bir kadınla tanışır. Birbirlerine o kadar yakın hisseder ki bu iki insan çok yakın olurlar. Sanki yıllardır sevgili gibilermiş. Tatillerinin sonuna yaklaştıklarında kadını bir korku sarmış. Bu aşk ya yalansa. Ya şu anda yaşadığımız onca duygu ya ayrıldığımızda birbirimizle paylaşamayacak kadar az ise. Ya bu rüyaysa. Kadının aklına bence acımasız bir fikir gelir ikisi için de. Bunun gerçek bir aşk olup olmadığını anlayacak kadın sonuçta. Dedi ki adama : Bir sene hiç konuşmayalım. Yani bir sonraki tatile kadar ayrı kalalım bakalım ne olacak. Eğer gerçekten birbirimizi seviyorsak seneye yine bu aşkımızı başlatan otelde buluşuruz. Ama eğer gerçek değilse buluşamayız. Adamın canı istemese de o kadar çok seçtiği kadın gözlerinin içine bakarak bir şeyler istiyor. Tamam dedi. Bir sene ayrı ayrı uyudular. Her gece başlarını yastığa koyduklarında birbirlerini düşündüler. Birbirinden kilometrelerce uzakta olan bu iki kişi aslında hep beraberlerdi. Kafaları hep birlikteydi. Yani kadın amacına ulaşmıştı her ne kadar bundan haberi olamasa da henüz. Zaman yaklaşmıştı. Adamın tatile çıkmasına iki güz var. Yani beraber uyuyabileceği kişiyi görmeye iki gün. Kokusunu bir türlü unutamadığı kişiyi görmeye iki koca gün. Saatler geçmek bilmez. Düşünürken uyuyakalmıştı. Sabah uyandı işe gitti. Geldiğinde yemek yerken haberleri seyreden adam otelde yangın çıktığını görmüş. Yangına elbette üzülmüş ama içinden iyi ki yarın yanmadı otel diyebilmişti. Ne yapacaklarını öğrenmek için bir senedir aramadığı o numarayı çevirdiğinde annesi tatile çıktı kızım dün dedi. Adam korktu nasıl yani. Neden erken gitti? Oteli aradığında evet evet kadın otelde fakat cansız bir şekilde. Adam nedenini öğrenmeye çalışırken kadının bir çeşit sürpriz yapmak için erken gittiğini öğrenir. Nasıl yani şimdi kadın çok seviyormuş. Bu birbirlerinin beyinlerinden öğrenmek istedikleri şey. İkincisi kadın adama sürpriz yapmak istemiş. Bu yüzden erken gelmiş. Yani bu konuda kıyaslama olmaz ama kadın daha mı çok sevmiş oldu? Biraz öyle belki. Bir diğer şey şimdi kadın adam yüzünden mi öldü? Düşünsenize o kadar çok seviyor ki sizi sevgisinden ölüyor. Peki bu hikayenin güzel olan tarafı ne peki? İki tane birbirine delicesine aşık olan kişinin birbirini ölümüne sevmesi… bunu okuduktan sonra açın bir kez dinleyin Hotel California yı. Ne kadar duygusal bir şarkı olduğunu o zaman anlayabilirsiniz işte. O zaman ne sevmişler diyebilirsiniz bence. Ancak o zaman bütün bunların farkına varabiliriz.

Şimdi şunu anlamaya çalışıyorum. Benim senelerdir aklımdan çıkmayan bu hatun kişi ne yapmaya çalışıyor. Yani gerçekten sevmiş midir beni de. Gerçi herkes aynı şeyi anlamaya çalışıyor ya neyse. Bana bu hikayeyi anlattıktan sonra bir sene sonra mı bir araya geleceğiz yani. Ankara da bu kadar patlamalar olduktan sonra eğer bu bir senenin içinde ölürsem veya sana bir şey olursa , sadece şunu bil ben seni daha önce hiçbir şeyi bu kadar sevemeyecek kadar fazla sevdim. O bir sene mi iki sene mi bekliyoruz bakalım ölüm kapımızda. Daha önce de yazdığım gibi gerçekten aşk=beklemek

Hala…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Gökhan Alkan yazdı, 517 kez açıldı, 4 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
4 Mar 16 05:00

Gökhan Alkan

Puan: 101

Yağmur Di̇ner Mi̇?

Tarih: 27 Şubat 2016

Yer: Gölbaşı/ANKARA

Kaldığım yerde oturuyorum. Muhtemelen yine müzik dinliyorum. Ama ne müzik. Son ses. Cem Adrian’dan yağmur diner diye bir şarkıyı çalıyor telefonum. Bir an kulaklığı çıkarmam gerekti ve çıkarttım. Yağmurun dinmediğini, şakır şakır yağdığını gördüm. Tabii Karadenizliyim icabında. Geçtim hemen camın kenarına ve o yağmur yağarken insanların her bir tarafa kaçıştıkları için sessizliğin sesini dinledim. Yani binevi kafa dinlendirdim hayatın bu temposunda. Yağmur ama bardaktan boşanırcasına. Sanki yıllardır intikamını almaya uğraşan bir kurt misali. Sanki yıllar öncesinden Mısır’ın fethini kafasında düşünen ve artık evet, zamanıdır diyen Yavuz Sultan gibi. Sanki her defasında kayalara çarpmaktan usanmayan dalgalar gibi. Yani o kadar kararlı ve istekli yağıyor. Her neyse işin betimleme kısmı ayrı güzel tabii. Otururken camın kenarında birden biri geldi gözümün önüne. Gerçekten gözümün önüne ama. Sırtından çekmeye çalıştığı araba tarzı bir şey ama zorla çektiği onu çekişinden belli zaten. Benim için seyretmekten keyfini ne kadar seyretsem bitiremeyeceğim, elimde çay kupasıyla pencereden sesini duyduğum, sanki ölüler adına yağıyor dediğim, betimlemeden edemediğim ve keşke dinmese diyeceğim kadar güzel yağan yağmur bir adam için işini yapmasını belki kat ve kat zorlaştıran bir şey. Neden bu yağmurda hala dışarıda, neden hala hepsinin içine baka baka gidiyor bizim bilemeyeceğimiz şey belki de. Geçindirilmeyi beklenen bir ev, belki doyurulmayı beklenen çocuklar ve birçok neden. Bu yağmurda hala bakmaya çalışıyor çünkü hala bunların yapılması gerek. Çocuğu yağmurdan sonra doyururum diyemezsin. Veya kira için gelen ev sahibine hava çok yağmurluydu çalışmaya gidemedim diyemezsin. Bu görüntüyü gördükten sonra o çayı da içemedim. Uyuyamadım da. İnsanların sorunları neler. Biz kendimize neleri sorun ediniyoruz. Bakın. Sorun ediniyoruz diyorum. İnsanları istekleri belki de yağmurda çalışmamak. Bizimse yağmur yağsın da sevgilimle altında romantik anlar geçireyim. İkisinde de ıslanıyosun aslında. Ama birinde her gün diğeri ise muhtemelen tek kez ıslanırsın bir daha ne kız ister ne de erkek. Bir de birinde saatler saatleri kovalıyor çalışırken diğerinde ise yarım saat ıslandıktan sonra eve kurulanmaya gidiyosun. Ve yüzlerce farklı yan ve belki de binlerce farklı duygu. Şimdi bu yazının ana fikri ne diye soruyorum kendi kendime ve muhtemelen siz de soracaksınız. Ana fikir falan yok ne anladıysanız o. İçiniz nasıl yanabildiyse benimki gibi o, nasıl atamadıysa kalbiniz, nasıl utanabildiyseniz kendinizden işte tam da o.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
04 Mar 14:37

Malesef kalıcı olmuyor aklımızda kalışları belki bir kaç gün çözüm üretmekten üşeniyoruz.

Gökhan Alkan yazdı, 607 kez açıldı, 4 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
27 Şub 16 09:00

Gökhan Alkan

Puan: 101

Aşk=Beklemek

Beşinci Mektup

Ayrılık diye bir şey yok.

Bu bizim yalanımız.

Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.

Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?

Güneş çoktan doğdu.

Uyanmış olmalısın.

Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?

Öyleyse ayrılmadık.

Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.

Önce beklemekten.

Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.

İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,

Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...

Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,

Kanunlara saygı göstermesini,

İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.

Ya o? Ya o?

İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,

Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,

Saadet bekliyor yaşamaktan.

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.

Aradıklarının çoğunu bulamamış,

Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak

Göçüp gidiyor bu dünyadan.

İşte yaşamak maceramız bu.

Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak

Ve yaşayıp beklerken ölmek!

Özleme bir diyeceğim yok.

O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.

O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.

O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,

Yaşantımız özlemlerle güzel.

Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.

Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.

Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;

Seni özlediğim içindir.

Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;

Seni özlediğim içindir.

Yaşıyorsam; içimde umut varsa,

Yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Beklemek. İnsan ne kadar ve ne zaman bekleyebilir ki. En son ne zaman yeter be artık beklemeyeceğim diyebilir ki. İnsanların sınırı nedir veya, patlama sınırı nedir insanların? Beklemek şayet sıradan bir şekilde bir insanın sıradan bir günde sıkılması sonucu tanışmış insanların, öyle bir konuma gelmesi ki birbirlerini seviyorlar mı ikisi de sorar olur başta kendilerine. Seviyor muyum bu çocuğu ben ? Ama erkeğin bu soruya verecek cevabı en başta belli olduğu için kız da kendi içinde bu fikri yeyip bitirir. Erkek öyle bir kıza aşıktır ki iki sene peşinden koşmuş ama kızın adeta umurunda olmamış sanki. En sonunda kız istemiş sevgili olmayı başarmışlar. Adam mutlu. Her gün kadına sayısız güzel söz söyleyip gönlünü mest ediyormuş. Ama o kadar çok söylemiş ki kadına onu söylediğini kadın sıkılmış olsa gerek ki ayrılmak istemiş. Çocuk bunu duyunca elbette şoka uğramış. İki sene aşığım ona demiş. Tam sonunda oldu demiş. Ama sonra bir bakmış ki yine başa dönmüş. İşte o gün aşka olan inancını kaybetmiş. Bir zaman sonra ise baştaki, oğlanın onu sevip sevmediğini düşünen kadınla yeniden ortak yönler bulmaya başlamışlar. Oğlan da ne herifmiş ama. Gönlü bir onda bir bunda. Her neyse konuşmaya başlamışlar yine. Sevgili olmayı başarabilen bu çift sıkıntılı günlerden geçerlerken bulmuşlar kendilerini. Oğlan iki sene sevdim dediği kadını unutmayı denerken kadın ise oğlanın aşkını sorguluyormuş içten içe. Oğlanımızda bir sevgi var bunda ikimiz de hemfikiriz aslına bakarsanız. Ama bu, kadının istediği kadar mı, onu memnun etmeye yetecek kadar mı, meçhul. Öpüşmeler, sarılmalar, buluşmalar belki gizli saklı. Kadınımız belli ki kendini oğlanın onu sevdiğine inanmak istiyor. Ama burada başrolde oğlanımız değil onun kararları var. Çift kendini iyi anlamda kaybedecek kadar iyi. Fakat kadının aklında hep aynı kuşku. Kadın eninde sonunda sıradan nedenler bularak ayrılmak ister. Çünkü oğlanın onu sevdiğine inanmaz. Nedeniyse ‘sen beni elde etmek için, sevgilin olmamı istediğini hiç belli etmedin, pek bir şey yapmadın’. Bu insanlar ne yazık ki ayrılırlar. Kadının küfürler savurarak ayrılması muhtemelen içinin acısını dindirmiştir. Şimdi acaba sorun kadın cidden ayrılmak mı istedi, ki adam kadının onu sevdiğine kalıbını basabilirdi bu ihtimal atılmalıydı. Ya da sorun erkekte miydi? Cidden ne kadar sevdiğini belli edemedi mi acaba? Ama her sabah günaydın canım içeren mesajlar, seni seviyorumlu cümleleri de kuruyordu. Cidden sorun kimdeydi acaba? Ama illa bir suçlu aranacaksa adam o suçlu da olabilirdi. Böyle de bir erkekti. Ama hiçbir şey yapamadı giderken. Hiç çalışmadı gitmemesi için. Çocuk ile kız ise farklı şehirlere düştüler. Aylar sonra kız mesaj atar. ‘İyi misin?’ oğlan ne yapacağını şaşırır. Kızın amacı farklıdır ama. Kız Ankara’da gerçekleşen patlama için sormuştu bunu. İyiydi çocuk konuştular yine saatlerce. Fakat bir olay vardı ortada çocuğun sevgilisi vardı ve kadının var mıydı onu dahi bilmiyordu. Ama kadın biliyordu çocuğu. Kadın ile adam o gün eski günlere kendilerini ne kadar kaptırdıklarını itiraf ettiler. Kendilerini kaybetmişlerdi ama hoşlarına da gitmişti bu. Kadın o akşam bu şiiri atmıştı çocuğa. Çocuk şiir sever. Kendini şiirle etrafındakilerin hepsinden daha iyi aram var der hep kendi kendine. Acaba şiirin bahsettiği gibi hala bekliyor mu ki kadın? Ama adam bu muamma sorunun cevabını birkaç ay içinde bulmaya da niyetli. Adam düşünürken bunları dedi ki kendi kendine.

Eğer cidden anladığım gibiyse, hala beni bekliyorsa bundan sonra bütün bekleyişlerimin adını

Eylül koyacağım.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
27 Şub 18:43

Master Geornali̇st

Paylaşım için teşekkürler. Aylık dergilerimizin mobil cihazlarda daha rahat okunabilmesini sağlamak için "okuma modu" özelliğimiz devreye alınmıştır.

Gökhan Alkan yazdı, 383 kez açıldı, 1 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
23 Şub 16 05:00

Gökhan Alkan

Puan: 101

Kokulu Menekşe'm

Geceler tırmanıyor sanki perdelerine gözümün, sanki anlık ama aşıkmışım da yanımda değilmiş gibi bir acı var içimde. Ama artık ne aşığım ne de senden bahsetmeyi öyle istiyorum ki. Ben seni sadece sevdim yahu başka ne yaptım diye soruyorum kendi kendime. Bir de daha fazla ne yapabilirim diye. Sana lise son sınıfında okuyan, okul birinciliğine oynayan bir çocuk, onun için o kadar önemli olduğunu sandığı bir dönemde sana hep istemeni beklediği ve sonunda istediğin o değeri verdi. Ne değer ama be sportif denen beni, sen bu hale getirdin yahu. Ben sayende her türlü duygunun karşılığını koşmada buldum. Hani ağlamaya yüreğin yetmez de son nefesine dek koşarsın ya gözünden yaş gelene kadar ama, o kadar koştuktan sonra bir yere yığılıp kalıp ağlamaya başlıyorum. Çünkü başka türlü ağlamaya yüreğim yetmez oldu. Benim bu kadar seni sevmemin karşılığı mı;

-BEN SENİ SEVEMEDİM...

hayır ben senin için; en azından beni düşünüyor, sanki herkesi düşünecek, kimseyi üzmeyecek derecede yüreği var derdim. Bari bu kadar önemli olan senenin bitmesini bekleseydin. En azından beni bir bu kadar düşünseydin. Yahu en azından bu kadar heveslendirmeseydin beni yahu, sana sonsuz güveniyorum demeseydin. Ben seni izleyerek aşkın tanımını yaptım usul usul haykırarak. Sonucu bize öğretileni deldi geçti. Noldu mahallemin aşktan sorumlu bakanı. Diyordun ya hani seversen mutlu olursun, asıl sevmeye başladığında hayata başlardık. Bir ara cidden morgdan sorumlu bakanı mı dinleseydim diye düşünmedim değil aslında. Aşk ve sevgi planlama kurulundan geçmemiş benim sevgim sanırım. Orada torpil yapılmış, birileri geçirtmemiş, yapmamış. Buradan devlet büyüklerine sesleniyorum. Hemen bu gece bir yasa daha çıksın. Bir çiftten biri diğerine acı çektiriyorsa, aşktan hemen şimdi müebbet yesin. Şimdi şimdi, hemen şimdi..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.