Türkiye Aktivitesi
724 ziyaret
1 online
Abdulhamid Osmanoğlu
Er Ya da Geç Geri döneceğim! Yıldız Sarayı Size Tekrar Kabus olacak!

Türkiye Puanı

1634 puan Sarı Kalem

Derecesi

6 [Toplam 1578 kişi]

Türkiye
Tümü(22)
Pinledikleri(0)
Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 2 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
7 Ara 17 13:00
Kudüs Tüm Müslümanların Namusudur!
7d9c04f626ef7dc76baf14f8cb54f0cf1512640214

7d9c04f626ef7dc76baf14f8cb54f0cf1512640214

Kadim şehrimiz Kudüs üzerinden yine fitne fitilini ateşlediler... Bağdat’ı ve Şam’ı talan edenler, şimdi de gözlerini Kudüs'e diktiler...

İstanbul ise hala iştahlarını kabartıyor... Aradan geçen 500 yıllık zaman dilimi Haçlıların hararetini söndürebilmiş değil...

Trump’ın korsan Kudüs kararına kim nasıl tepki vermiş diye baktığımızda enteresan bir tablo karşılıyor bizi:

Suudi arabistan, mısır ve diğer arap ülkeleri yarım ağız ile bu işi kabullemeyeceklerini söylediler...

İran ise abd ve israilin adını anmadan kudüs ile alakalı iki cümle kurduktan sonra Trump’ın çektiği kudüs bombasını arap yöneticilerin üzerine atıyor...

Yıllardır kudüs edebiyatı yapan iran, kimi hain ve aciz arap yöneticilerin kudüs karşısında yaşayacakları zilleti ileriki yıllarda kullanmak için sabırsızlanıyor...

Evet, Türkiye...

Kudüsün ve mescidi aksanın ne zaman başına birşey gelse, o kutsal beldeye ilk uzanan elin adı oldu... Bu korsan kararı ilk olarak tanımayan, diğer Ülke liderlerini bu karar aleyhinde örgütleyen ve en sert şekilde muhalefet eden ülkenin adıydı Türkiye...

Türkiye, Kudüs için islam işbirliği teşkilatını İstanbul’da toplayacak... Bu teşkilattan bir beklentimiz olmasada, Türkiye bu teşkilatı bir baskı aracı olarak kullanmak istiyor. Hem arap liderlerin! Hemde israil ve abd’nin Canını sıkmak istiyor bu hamlesi ile...

Kudüs bir turnusol kağıdı vazifeside görecek:

Bu coğrafyada kimin kimle ne iş tuttuğu... İslamı ve müslümanları kimin dert ettği ve en önemlisi bu kadim coğrafya’yı en iyi anlamda hangi anlayış ve siyasetin yönetebileceğine şahitlik edeceğiz bu vesile ile...

Kudüs bize;

Hz Peygamber Efendimizin bir vasiyeti..

Hz Ömer Efendimizin emaneti...

Selahaddini Eyyubinin Mücadelesi...

Yavuz sultan selimin zaferi..

Abdulhamid Han’ın devrilme sebebidir..

Kudüs İnşaallah Ümmeti Muhammedin'de uyanma sebebi olacaktır...

Erdoğan'ın Kudüs ile alakalı tarihi sözleri ile bitirelim:

Kudüs Tüm Müslümanların Namusudur!

Sizce bu yazı dergimizin Ocak sayısında yayınlansın mı?
Mutlaka yayınlansın.
Yayınlansın.
Fark etmez.
Yayınlanmasın.
Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 13 misafir beğendi, 6 yorum yapıldı.
13 Eki 17 17:00
Hizb-Ut Tahrik! Partisi
203225f5f6305a9a8f3519c6e6df04dd1507905446

203225f5f6305a9a8f3519c6e6df04dd1507905446

Hizb-ut Tahrir partisi (İslam Kurtuluş Partisi) 1953'te Filistinli Takiyyuddin en Nebhani tarafından Kudüs'te kuruluyor...

Hizb-ut Tahrir Partisinin şöyle bir amacı varmış: Tüm Müslümanları birleştirerek şeriat kurallarıyla yönetilecek İslami hilafet devleti kurmak...

Bir çok ülkede ofisi bulunuyor bu partinin...

Hizb-ut Tahrir Partisinin Diğer ülkelerde nasıl bir faliyet yürüttüğünü bilmiyorum ama Türkiye’deki Hizb-ut Tahrir sorumlularının baya bir sorumsuz oldukları ortada.

İşleri güçleri Müslümanlarla uğraşmak... Erdoğan ve onun izlediği siyaseti ihanet ile suçlamak...

Erdoğan’ın ihanet içerisinde olduğunu, yaptığı siyasetin ise münafıkların siyaset ve yöntemi (mescidi Dırar) olduğunu bangır bangır bağırıyorlar...

Tüm vahşilik ve terörüne rağmen Daiş Hizb-ut Tahrir için sadece hataları olan Müslümanlarmış! Daiş’in Ümmeti muhammede verdiği zarar ortayken, suriye cihadını baltalakları ve akamete uğrattıkları sabit iken “Ama onlar Müslüman” diyerek tebriye edilmeye çalışılıyor Hizb-ut Tahrir Türkiye medya sorumlusu Mahmud kar tarafından....

Erdoğan ise tüm artı ve doğrularına rağmen (eksiği, hatası, günahı, yanlışı olacaktır), Hain ve mescidi dırarın işlevini gören ihanet içerisinde ki bir işbirlikçi!

Mesele Erdoğan değil. Asıl mesele bu yapının müslümanların değer ve ideali olan “Ümmet olma, Hilafet ile yönetilme ve islam devleti.” idaallerini baltalaması ve sulandırmasıdır...

Erdoğan’ın ümmetçi siyaseti ve icraatları ortada olmasına rağmen, Hizb-ut Tahrir onu neden ihanet içerisinde görüyor?

Bu ülkeyi Hizb-ut tahrir partisi yönetseydi eğer, RUSYA, ABD ve AB Birliği ile ilişki halinde olmayacak mıydı? Siz kafirsiniz, sizle ne işbirliği nede diyalog olmaz diyerek onlara savaşmı ilan edecekti?

Hizb-ut Tahrir Hangi mazluma sahip çıkabilecekti? Bırakın mazlumları, yönettiği Türkiyeyi bu müstekbirlerden (rusya, abd, çin, Ab birliği) koruyabilecek miydi?

Türkiye’yi yönetmek, Beyazıt meydanında nutuk atmaya benzemez!

Dünyada ki tüm mazlumalara yardım etmek, kuru kuruya yapılan hilafet mitinglerine benzemez!

Türkiye'de ki tüm kesimleri idare etmek, kullandıkları tekfir diliyle yapılacak bir şey hiç değil!

Bir parti olarak kurulmuş olmasına rağmen: "Seçimlerinde Oy Kullanmak Şer'an Haram ve Laik Rejimin Bekasına Hizmettir" demek sadece paradoks değil, tutarsızlıktır da...

Türki'ye'yi Hilafetin bir vilayeti olarak görmek ve hilafetin arap ülkelerinde olması gerektiğini savunmak ırkçılık değil mi? (Burada kureyş hadisi mesned olarak gösterilemez) Osmanlı islam devleti edebiyatı yapan Hizb-ut Tahrir, osmanlı'nın hilafetini kabul etmiyor mu yoksa?

Kendilerini ciddi bir şekilde çek etmeleri gerekiyor...

Tekfir dilini bir kenara bırakıp, Ümmetçi olmaları gerekiyor...

Vel hasıl Hizb-ut Tahrir’in ne bu ülke’ye nede başka ülkelere bu kafayla bir hayrı dokunmaz...

Kadir Mısıroğlunun sözleriyle yazımızı şimdilik hitama erdirelim: Hizb-ut Tahrir denilen yapı, hem Esas'tan hemde Usulden İslami değildir! Ya ahmaklık mahsulüdür, yada Hainlik!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
19 Eki 12:23

Misafir

-Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.(Hucurat.6)

17 Eki 09:17

Misafir

Hak ve gerçeğiortaya koymadan ziyade vakadan uzak,duygusal ve ön yargı ile yazılmış. Oysaki gerçek bulmak isteyene çok uzak değil. Yeterki ön yargıdan uzak ve hakkı elde etmek isteyin. Heleki günümüz teknoloji cağında. Www.hizb-ut-tahrir.info

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 23 misafir beğendi, 2 yorum yapıldı.
28 Eyl 17 21:00
Erdoğan 2019'u Görebilecek mi?
a69107a50307568e0342a78874176ced1506622618

a69107a50307568e0342a78874176ced1506622618

Yapılan son referandumla yasalaşan %50 + 1 oy barajı, artık kimsenin kolay bir şekilde iktidara gelemeyeceğini ortaya koymuş oldu.

Peki, 16 yıllık Ak parti iktidarı 2019 seçimlerine nasıl hazırlanacak, şimdiden ne yapması lazım, nelere dikkat etmesi lazım?

Başta Erdoğan olmak üzere: “ şu kadar yol yaptık, şu kadar köprü yaptık, şu kadar okul açtık” retoriğine artık ya son verilmeli yada hafifletilmeli...

İnsanlar artık hizmete doydu. En Mega projeler bile insanımızı heyacanlandırmıyor...

Ben burada Ak Parti’nin yapması ve yapmaması gereken en elzem şeyleri yazmak istiyorum. Çünkü Erdoğanın “hatırı ve muhabbeti” 2019 seçimlerinin galibi olmaya yetmeyebilir!

• Rüşvet çarkı hala durdurulabilmiş değil. Tüm hızıyla devam ediyor. önlenemedi...

• Adam kayırmacılık had safada. hala devam ediyor...

• Başta Belediyeler olmak üzere ; Akraba, eş dost denilerek işçi alımları yapılıyor... Bu yanlıştan hala vazgeçilmedi...

• “Devlet içerisinde tanıdığın varsa işini yaptırabilirsin” anlayışı malasef daha da güçlendi...

• Ak parti içerisinden olsun veya Bürokrasi’den olsun Erdoğan’ın Şahsını istismar edip işini halletme kurnazlığının önüne geçilmeli...

• AK parti içerisindeki AKP’lilerin acilen temizlenmesi lazım...

• Ak Parti içerisindeki Bazı Millet Vekili, Belediye Başkanı veya Parti yöneticilerinin yaşamış olduğu Güç zehirlenmesi (istediğimiz herşeyi yaparız bize kimse karşı çıkamaz diyenler) tespit edilmeli ve ayar verilmeli. Fetö’nün yıkılışı güçsüz olduğundan ötütürü değil, yaşadığı Güç zehirlenmesindendi. Bu akıldan çıkarılmamalı...

• Fetö’nün yenilme sebeplerine baktığımızda, ilk sırayı ne Ak parti nede tek başına kalan Erdoğanın Fetö ile mücadelesi geliyor, asıl sebebin Fetö’nün yıllardır milletten almış olduğu Bedduların etkili olduğu görülecektir.

• Özellikle büyük şehirlerde artan içki tüketimi ve yaygınlaşan fuhuş toplumun dini hassasiyetine ve ahlak yapısına büyük zararlar verdi... Ak parti bu konuda önlem almadı hatta kayıtsız kaldı.. Ak Partiye en büyük darbeyi, bu ahlaksızlık ortamının oluşturduğu sosyal doku verecek...

Daha fazla şeylerde yazılabilir ama bunlar ayyukaya çıkmış olan meseleler...

Ak Parti ve Erdoğan 2019’u gerçekten zaferle nihayete erdirmek istiyorsa bu sıkıntılı ve can sıkan meselelere artık el atmalı düzeltmeli..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
29 Eyl 20:57

Misafir

sahici dost yapıcı eleştiri yapandır.

28 Eyl 22:53

Misafir

Özellikle içki ve diğer münasebetsiz şeyler için kesin önlem alınmalı

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 5 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
4 Ağu 17 21:00
" İman ve İmkan Meselesi "
7b816ddd4d1b9dc6e5230ca7324408231501867618

7b816ddd4d1b9dc6e5230ca7324408231501867618

Erdoğan Mescidi Aksanın önemini anlatmak için körfez ülkelerini gezdi..

Erdoğan Aradığı neticeyi bulamamış olacak ki:

“Müslümanlar İçin Mübarek Beldelerimizi Korumak İmkân Değil, İman Meselesidir” dedi.

Çünkü Körfez ülkelerinde ki Arap yöneticiler, olayın vahametini ya anlamıyorlar yada ısrarla anlamak istemiyorlar...

Erdoğanın mescdi aksa konusunda desteksiz kalması, şımarık siyonistleri dahada cüretlendirip, cesaretlendiryor.

ve olan oluyor: Mescidi aksa siyonist yahudiler tarafından bir gece ansızın işgal ediliyor...

şimdilik bu zilleti anlımızda ve boynumuzda taşıyoruz!

Ama yarınlarda sadece Mescidi aksa değil Kudus'te özgürlüğüne kavuşacak..

Bu bir hayal değil hakkattir...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 10 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
30 Haz 17 21:00
Adalet İçin Yürümüyorsunuz Adil Olun!

Mit tırları ihaneti davasında, CHP millet vekili Enis Berberoğluna 25 yıl hapis cezası verildi.

Can dündara sızdırılan bilgiler Berberoğlundan gelmişti..

Can dündar korkak bir İT gibi ülkeyi terk etti ve Şimdilik ceza almaktan kurtulmuş oldu…

“CHP ve Adalet” kelimeleri yan yana geldiğinde nasıl bir zulüm işlendiği herkesin malumu…

CHP bu yürüyüşle neyi amaçlıyor?

Kaos mu? Veya İstikrarsızlık mı?

Zayıfta olsa bir karşı devrim derdindeler diye kanaat ediyorum.

Nasıl mı?

Mısırın Tahrir Meydanında sisi yandaşlarının yaptığı karşı devrim gibi bir devrimin peşindeler...

Kemalin bu yürüyüşünden bir Tahrir çıkar mı bilmem ama 15 Temmuzda darbecileri durduran bu millet kemali'de, yapacağı fitneleride durdurmasını bilir!

Evet, derdiniz Adalet değil!

Evet zalimsiniz!

Yürüdüğünüzle kalacaksınız!

Bu milletin Kadim yürüşünü ise asla durduramayacaksınız!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 27 misafir beğendi, 1 yorum yapıldı.
23 Haz 17 17:00
Ayasofya Camii Açılıyor Savaşa Hazır Olun!

Ayasofya Cami, Kadir Gecesinde; “Namazı sonra kılınmak üzere” muhteşem bir ezan sesi ile İslam alemini selamladı…

Müminler neşeli ve huzurlu…

Fatih sultan Mehmet Hanın biraz olsa hiddeti dinmiş gibi…

Avrupa, Yunanistan üzerinden bağırıp çağırıyor…

AİHM, 2014 yılında Türkiye’ye kestiği “inanç özgürlüğünün ihlalinin” faturasını nedense Ayasofya caminde okunan ezandan hemen sonra veriyor....

UNESCO Hristiyan alemini harlamaya ve kışkırtmaya çalışıyor: “Bu ilk kez olmuyor, Türk hükümetine Ayasofya’nın dünya mirası olarak kalması gerektiğini daha önce de söyledik, bunu tekrarlayacağız” Bu mesaj Türkiye’ye değil Hristiyanlara....

Evet, küfür tek millettir!

Ayasofya Cami tekrardan Müslümanlara ibadete açılacaktır bunda bir şüphemiz yok…

İçimizdeki adı: Ahmet, Mehmet olan kripto Hristiyan ve Yahudilerin hoşuna gitmese de!

Her secdemiz bir mühür olacak...

Sultan Ahmet Cami hazırlan, Refik'in geliyor...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
25 Haz 07:16

Misafir

Ayasofya cami ile ilgili bu yazınız çok güzel olmuş kaleminize ve yüreğinize sağlık...

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 6 misafir beğendi, 5 yorum yapıldı.
24 May 17 13:00
Mesele Mehmet Görmez Değil Hala Anlamadın mı?
3010517061824dc17b43f20f7c7446a01495624251

3010517061824dc17b43f20f7c7446a01495624251

Ne oldu da Mehmet görmeze ait olduğu iddia edilen bir mektup haber piyasalarına bir anda ve ivedilikle sürüldü?

Bu "mektup Haberini" neden TGRT ve Solcu  Haber siteleri dışında hiç bir muhafazakar ve Hükümete yakın kanallar ve haber siteleri haber yapmadı?

Mehmet görmezin;

"Hilali gözetleyen Müslümanlar hakkında "bedevi" benzetmesi..."

"Hz. Mehdi inancı ile ilgili: “Mehdilik konusu Kur'an-ı Kerim'de hiçbir ayette yer almaz. En temel hadis kitaplarımızda da bu kavram yoktur.” diyerek devirdiği çamlar..."

"Hadisleri ayıklama girişimi ile ilgili yanlış işleri..."

"İran ziyareti ve bir Şii mollanın arkasında namaz için saf tutması..."

Ve daha başka meselelerdeki yanlış ve hatalarını savunacak değiliz...

Ancak mesele başka...

Başbakan binali yıldırımın fetö ile mücadele tarihi olarak verdiği 17/25 Aralık 2013 tarihinden 6 ay önce yazılmış bir mektup ile hangi gizli emel ve arzular perdeleniyor?

TGRT'te yayın yapan Cem Küçük'ün 17/25 aralık operasyonlarından sonra (dikkat edin önce değil sonra) fetö ve hoca efendeye! methiyeler dizdiği ortadayken, Görmeze fetö'cü yaftası vurma pişkinliğini doğrusu anlamak pek mümkün değil!

Bu itibarsızlaştırma ve ardından görevden uzaklaştırma kumpasları, Fetö'nun en iyi yaptığı "alan açma" hareketiydi...

Peki bu itibarsızlaştırma operasyonu kim ne niçin yapıyor?

Kanaatim şu:

Bugüne kadar Diyanet'te fetö'den temizlenen en üst düzey insanlara baktığımızda 1 il müftüsü ve 5 ilçe müftüsü karşımıza çıkıyor...

Henüz Diyanet'te kapsamlı bir fetö temizliği başlatılm(a)dı.

Bu operasyonu gören ihlas / Hakikat taifesi Diyanetin üst düzey kadrolarında kendine alan açıyor kanaatindeyim...

ve Bu mektup ile Mehmet Görmeze Baskı ve şantaj yapıyorlar...

Mehmet görmezin şahsında Diyanet teşkilatına çekilen bu operasyon, Erdoğan'ın bir seyahat veya açılış toplantısında Mehmet Görmezi ön taraflara oturtması ile sona erecek...

Bu tablo karşısında Günlerce Mehmet Görmeze hain diyenler hem mektubu hemde haini unutacaklar!

Hamiş: Bu operasyona tarihçi Ahmet Şimşirgil'in katılması beni üzdü. Kendisini severim sayarım.

Bununla birlikte Diyanetin ehli sünnete ters ve muhalif söylemler geliştiren müftü, vaiz, prof ve Hoca'ların  faaliyetlerine acilen neşter vurulmalı...

Bu yazının asıl maksadı Diyanet Teşkilatını tebriye ve tezkiye etmek değil, siyasi bir operasyona dikkat çekmektir...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
30 May 06:34

Misafir

Kanaatinizle ilgili gerçek ve sağlam veriler ortaya koysaydınız da bizler de keşke katılsaydık. "Operasyon çekiliyor" mantığıyla her yanlışı savunur olduk.

24 May 20:30

Misafir

Dinimiz hurafelerden arınmalı, kur'ana uygun Peygamberimiz nasıl yaşamış ise bu din o şekilde yaşanmalı. Tarıkatçılar tarafından birtakım beşeri kaynakların bizlere din diye yutturmaları engellenmeli. Diyanet gibi gözümüz gibi koruduğumuz kurum yıpra

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 9 misafir olmak üzere 10 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
5 May 17 17:00
Türkiye Son Kale Ahlaksızlığa Teslim Etmeyelim!
09faeaf9caeeaec6c347a35ad7b3114c1493998471

09faeaf9caeeaec6c347a35ad7b3114c1493998471

Modernleştikçe aslımız'dan, köklerimiz'den kopuyoruz!

Memleketimizde yaşanan bu Âhlaki erozyona kim set çekecek?

Diyanet mi? Cemaatler mi? Tarikatler mi? veya Sivil toplum kuruluşları mı?

Çok manidar bir durumla karşı karşıyayız. önceden Devlet dindarlarla uğraşır ve dindarlara baskı yapardı.

Milletimizi dinini güzel yaşaması noktasında önüne engeller koyardı. Buna rağmen milletimizin dindarlığında pek fazla bir gevşeme olmazdı.

Son 10 yıldır dindar Müslümanların üzerindeki baskılar azaldı. Hatta Devletin üzerine giydiği islam'la mücadele elbisesi dahi yırtıldı atıldı.

Zor bir soru olacak: Acaba dindarlığımız "Etki / Tepki" üzerine mi kurulmuştu?

Sahi Erdoğan'ın "Dindar Nesil Yetiştireceğiz" projesine ne oldu?

imam hatipler mi yoksa ilahiyat fakülteleri mi yetiştirecek bu dindar nesli?

Kendimizi kandırmayalım, bu iki kurumda dindar nesil yetiştirme üzerine kurulmadı.

imam hatip ve ilahiyatlarda güzel ve gayretli hocalar olabilir. Bir kısım yetişen güzel öğrencilerde olabilir. Ancak mevcut halimize baktığımızda bu kurumların yetersiz olduğu anlaşılıyor.

Memleketimizin önde gelen Alim ve hocaları, kanaat önderleri, şeyh ve mollaları başta olmak üzere kim varsa yeni bir fütuhat başlatmalılar.

Diyanet artık 14 asırlık müktesebata 4 elle sarılmalı ve bunu da çalışmalarıyla göstermeli...

Tecavüzler, aile faciaları, boşanmalar, faiz, kumar, içki, zina ve maalesef pedefoli rezaleti ile  istatistiklerde yüksel memeliydi!

Türkiye madem son kale, bu kaleyi sağlam surlarla (ahlakı Muhammedi) çevirmek, korumak zorundayız...

Başka kurtuluş yok!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 16 misafir beğendi, 3 yorum yapıldı.
8 Nis 17 13:00
Küresel Güçlerin Yeni Tiyatrosu!

Yeni bir tiyatro ile karşı karşıyayız...

6 yıldır 1 milyona yakın insanın öldürüldüğü suriyeyi görmeyen ve kayıtsız kalan ABD bir anda Suriyenin Şayrat Hava üssünü bombaladı.

Tabi ilk başta müttefiki Rusyaya haber verdi Amerika.

Esed oradaki askeri birliklerini çektikten sonra   malum Hava üssü bombalanabildi..

Neden Amerika bir anda müdahalede bulundu. Bundan öncede onlarca kez "kırmızı çizgimiz" dedikleri kimyasal silahlar kullanıldı Ve binlerce insan bu şekilde şehid oldu.

Amerikanın onca cürmü ortada iken dünyaya kendini bir kurtarıcı olarak pazarlayamayamayacağı ise kesin. Öyleyse neden?

Zihnimde 2 ihtimal beliriyor:

1) Obama kötü politikasıyla Suriye'nin elden çıkıp,  Rusya'nın kucağına düşmesine sebebiyet verdi...

Amerika'nın Suriyede ki hakimiyeti sarsıldı.

Tramp obamanın pisliklerini temizleyip yeniden  Suriyede hakimiyet kurma derdinde olabilir....

Yada Suriye toprakları, emperyalistler arasında hâlâ paylaşılamadığı için yaşanıyor tüm bu hırlaşmalar..

2) yapılan bu saldırı  ve amerikanin verdigi mizansen cevapla (size biraz garip gelebilir ama) 16 nisan referandumu ya sabote edilebilir yada gölgelenebilir küresel zorbalar tarafindan...

Nedeni ise Türkiye her yönü ile Suriyeden daha önemli bir ülkedir... Hem amerika hemde rusya başkanlık sistemi ile ilgili bir şey söylemeselerde istemedikleri kesin.

Referanduma 10 gün kala ortadoğudaki tansiyon artırılarak Turkiyenin dahil edileceği suni bir savaş veya kargaşaya taraf edilip Türkiyenin muvazensi bozulmaya çalışılabilir...

Sokaklarımız "savaşa hayır" adı altında ülkeyi karıştıracak sokak hareketlerine teslim edilebilir. ..

İran Suriyede ki bu sıcak gelişmeye kendisini dahil edebilir...

Idlipi vuran rejim güçleri sadece idlibi vurmadı... Türkiye ile de ilgisi var bu kimyasal saldırının...

Yoksa konvansiyonel silahlarla öldürülseydi o masum insanlar, kimsenin sesi çıkmayacaktı.

Allah hain ve zalimlerin tuzaklarını başlarına geçirsin...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
09 Nis 15:15

Merhum Erbakana Allahtan rahmet diliyoruz... mekanı cennet makam-ı ali olsun

08 Nis 22:19

Misafir

Yazının altına da merhum erbakanın "bir gün mesele suriye olursa bilin ki hedef türkiyedir" yazısı yazılabilir

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 12 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
3 Nis 17 09:00
Avrupa Yaşlı Bir Acûzedir!
e406098a301f7160c4e931ddd7519c251491207621

e406098a301f7160c4e931ddd7519c251491207621

Avrupa gemileri yaktı...

Artık müslümanlar üzerindeki emel ve projelerini gizlemiyor...

Bir yandan destekleyebildiği kadar çeşitli terör örgütlerini destekliyor, diğer yandan fiili savaş halinde olduğu bölgeleri sömürmeye devam ediyor....

Ama bir türlü isteği sonuçları alamıyor...

Evet Avrupa artık yaşlı bir Acuze! Yüzündeki boyaların silinmesinden sonra ise iğrenç yüzü daha da belirginleşti..

Gelelim 16 Nisan'a.....

16 Nisan'dan sonra Avrupa ile ilişkiler hangi seviyede seyr edecek?

Gerçi bu seyri,  Referandumdan çıkan karar belirleyecek...

16 Nisan seçimleri, içerdeki Hayırcılardan daha çok Avrupayı ilgilendiriyor gibi...

16 Nisan sonrası Türkiye'deki Alman vakıflarına nasıl bir operasyon yapılacak?

Hollanda krizinin faturasını da 16 Nisanın rengi belirleyecek...

Yerlerde sürüklenip, köpeklerin saldırısına uğrayan Türklerin hesabı hâlâ tazeliğini koruyor...

Avrupanın asıl korkusu,  kurdukları "mutkak sömürü duzenine" Erdoğanın çomak sokma gayretlerinde mesâfe almış olmasıdır...

AB-D'nin tertiplediği 15 Temmuz darbesinin başarısız olması, Avrupa'nın tüm hesaplarını bozdu...

Hiç ummadığımız yerlerden saldıracaklar.

Örneğin Ülker üzerinden milleti tedirgin ettiler.

Bu arada Ülker'in kumpasa falan geldiği  yok. Bilinçli bir reklamdı ve istenen mesaj verildi.

Ülker müslümanların hassasiyetini istismar yada iyi kullanarak zengin oldu.

TSK'nın Ülker'i askeriye'ye sokmaması Müslümanlarda Ülker'in dindar bir firma olduğu kanaatini oluşturdu. Ülker'de bu ve benzeri olayları "ürünlerimizde domuz katkı maddesi yoktur" yazısıyla taçlandırdı.

Ülker'in yapmış olduğu bu algı sanki Eti'de domuz katkı maddesi varmış gibi bir algı oluşturdu ve Ülker büyüdükçe büyüdü...

Vs. Vs. Vs.

Ülkerin hükümet içerisinde çok kuvvetli olduğunu da biliyoruz.

Ama tüm bu denge kuvvetlerini Erdoğanın bozabileceğinide gayet iyi biliyoruz.

Görelim Mevlam Neyler. Neylerse Güzel eyler...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 10 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
8 Mar 17 18:00
Üsküdarın "Muhâfızı Aziz Mahmud Hüdai" Hazretleri
e44b52c1826a74d5f9453381661c91e11488973394

e44b52c1826a74d5f9453381661c91e11488973394

Çocukları oyun parkına götürmek için niyet ettik ama soluğu “Aziz Mahmud Hüdai Hazretlerinin kabrinin” başında aldık....

Tüm hazırlıklar tamam. Çekirdekler, gofretler, bisküviler... Yol tarifi için aradığım arkadaşım, gideceğimiz yerin kapalı olduğunu söyledi. Nereye gideceğimizin kargaşasını yaşarken, nedense ilk başta aklımıza Üsküdar, daha sonrada Üsküdar'ın muhafızı Aziz Mahmud Hudai geldi...

Vapurdan indikten sonra sizi bir karmaşa karşılıyor, insan kalabalıkları, milim milim ilerleyen trafik... Neyse ki yolun hemen karşısında duran “Mihrimah Sultan Cami” sizi bu karmaşadan birazda olsa kurtarıyor...

1c1ff584ed61f866d75555f1ba20b1191488973566

Aziz Mahmut Hudai hazretlerini görmek için Üsküdar'ın cadde ve sokakları arasından süzülmeye başladık...

Modern Cafeler, büyük marketler ve Alış veriş merkezlerini geçerken, nedense Beyoğlu caddesinde yürür gibi bir his uyandı içimde...

Yolun sağına ve soluna bir mühür gibi vurulmuş Camiler, birer süs misali dizilmiş Türbe ve çeşmeler bize yürümüş olduğumuz bu cadde ve sokakların hâla Üsküdar olduğunu anlatmaya çalışıyor...

Ara sokaklar, sükuneti üzerinde barındıran şirin mahalleler ve dik yokuşlar aşıldıktan sonra Aziz Mahmut Hudai Hazretlerine ulaşıyoruz...

Önce uzunca bir kuyruk karşılıyor bizi. Milim milim ilerliyoruz. En sonunda Aziz Mahmud Hüdai Hazretlerinin dergâhına (türbesine) giriş yapıyor, dizinin dibine oturuyoruz.

86d9888688a7055ca012be9c254f5f431488973950

Kur’anı Kerim okuyanlar, Kendinden geçercesine dua edenler, gizli gizli ağlayanlar, kıpır kıpır dua edenler ve bir müzeyi ziyaret eder gibi ziyarete gelmiş olanlar...

Aziz Mahmud Hüdai Hazretlerini Dua’larımızın kabulü için vesile kıldık. Kendisine de dua ettik, çünkü O’da bizden dua bekliyor...

Aziz Mahmud Hüdai Hazretlerin’den müsâde istedik ve dergahının (türbesinin) hemen üstünde bulunan ve kendi ismi verilmiş olan Cami’de teberrüken 2 rekat namaz kıldık...

Cami'nin manevi atmosferi bizi çok bağlamış olacak ki, ikindi namazına 1 saat olmasına rağmen namazı bekledik...

0a22815a101d6db4ef0d2c20af8c67ad1488974222

İkindi namazında Cami doldu taştı, yer bulmakta zorlananlar erkekler oldu. Hatta Bayanların namaz kıldıkları mahfilde yer bulamayan bazı Bayanlar merdivenlerde namaz kılma durumunda kalmış diye haberler geldi...

Giydiği Kılık kıyafetin Türbe ve Cami içerisinde kendisini zor durumda bıraktığı, çantasında getirmiş olduğu beyaz tülbentle mevcut durumunu örtmeye / perdelemeye çalışan bayan kardeşlerimizin hali ise bizi hem düşündürdü hemde üzdü....

Aziz Mahmud Hüdai Hazretlerine veda vakti geldi... Allah c.c bizi bu zatların Şefaatine mazhar kılsın... Kendisine ait olduğu iddaa edilen Dua’sına amin diyerek ziyaretimizi bitirdik:

“Yâ Rabbî! Kıyâmete kadar bizim yolumuzda bulunanlar, bizi sevenler ve ömründe bir kere türbemize gelip rûhumuza Fâtiha okuyanlar bizimdir… Bize mensub olanlar, denizde boğulmasınlar; âhir ömürlerinde fakirlik görmesinler; îmanlarını kurtarmadıkça ölmesinler; öleceklerini bilsinler ve haber versinler ve de ölümleri denizde boğularak olmasın!..”  (amin,amin, amin)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
09 Mar 22:58

Misafir

Muhafız tespitiniz, sizi şirke kadar götürebilir. Herşeyin muhafızı Yüce ALLAH dır.Ya Hafız (c.c.)

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 12 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
17 Şub 17 22:00
Bir Hayvan Başörtülü Bir Bayana Saldırdı!
6575ba97cf0b2d7aac1b572cca37c9871487341831

6575ba97cf0b2d7aac1b572cca37c9871487341831

Başörtülü bir kız kardeşimiz, bir hayvan tarafından hem darp ediliyor hem de başörtüsü başından çekiliyor! Hakarete uğruyor, aşağılanıyor ve tehdit ediliyor!

“Siz teröristsiniz, sizin yüzünüzden herkes ölüyor. Sen başın kapalı okuyamazsın. Siz ölmelisiniz” diye bar bar bağırıyor, 2 ayaklı bu hayvan!

Yaşadığımız Ülke de bu 2 ayaklı hayvanlardan çok olduğunu iyi biliyoruz ve herkesin bunu bilmesi lazım!

Sözü çok uzatmayacağım.

Müslüman bir bayanın tesettürüne el uzatıldı diye “Beni Kaynuka Yahudilerini” Medine’den süren ve kovan Son Peygamber…

Kahraman Maraş’ta Müslüman bir bayanın peçesine el uzattığı için, fransız ve ermeni 3 askeri geberten Sütçü İmam’ın kıyamı ve direnişi…

Hiçbir din düşmanı, gizli Yahudi ve sabetay bizim sinir uçlarımızla oynamasın!

Ensemizde boza pişirme dönemleriniz artık bitti beyler!

Ne demişti merhum Akif:

"Kızımın örtüsü batmakta rezilin gözüne Acırım tükrüğe billahi tükürsem yüzüne!”

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 20 misafir olmak üzere 22 kişi beğendi, 5 yorum yapıldı.
4 Şub 17 02:00
Ölü Köpeğin Dişleri ve Kişisel Gelişim Zırvası!

Hz. Peygamber ashabıyla beraber yürürken yol kenarında bir köpek ölüsüne denk gelirler. Sahabe’lerden bazıları manzara karşısında "Bu leş ne kadar da pis kokuyor" demekten kendilerini alamazlar.

Bu durum karşısında Allah Rasûlü’nün tepkisi ise hayli farklı olmuştur: "Köpeğin ne güzel dişleri var!”

Bu anlatılan olay Taşkın Tuna isimli bir yazarın “ölü köpeğin dişleri” adlı kitabında anlatılıyor.

Peygamberimize atfedilen bu hâdise ve olayın kaynağını bulmaya çalıştım ancak bulamadım (bulamadığım yok anlamına gelmiyor).

Gerçekten böyle bir olay yaşandı mı bilemiyoruz.

Bir haberin, ilmi bir hüviyete bürünebilmesi, amel edilebilecek seviyeye gelmesi, ancak rivayet edilen haberin veya bilginin doğru / sahih bir senedinin olmasıyla mümkündür. Tüm İslami ilimler için bu kural geçerlidir…

Bahse konu bu olayı (en azından şimdilik) ihtiyat ile karşılayıp, bir hadisi şerif haberi olarak değil de, bir kıssa olarak ele alıp, nasıl bir hisse alabiliriz diye kafa yoracağız…

Bir döneme damgasını vuran, çok popüler bir gündem ve söylem vardı: “Kişisel Gelişim”…

Bu programın amacı neydi? Kendi gelişimini tamamlayamayan bireyleri (nedense zihnime Darwin geldi), motive ederek mutlu ve başarılı olmalarını sağlamak…

Bu amaca matuf, kişisel gelişimimizi! Tamamlamak için, tüketim çarkı döndürüldü ve karşımıza:

“Kişisel Gelişim Kitapları”

“Kişisel Gelişim Seminerleri”

“Kişisel Gelişim CD’leri”

“Kişisel Gelişim Programları”

“Kişisel Gelişim Kursları” diye devâsa bir sektör çıktı…

Kişisel Gelişim meselesi bize ait bir şey değildi aslında. Batı dünyası, sömürdüğü ve aç bıraktığı coğrafyalara tepeden baktıktan sonra (ki sömürdüğü coğrafyalar üzerinde yükselmişti), kendisini çok gelişmiş ve ilerlemiş bir şekilde görür, daha sonra biz Müslümanlara bakıp “az gelişmişliğimize” acır.

Bizim de gelişebileceğimize inanır ve bize birçok program çizer. Bu sihirli programlardan sadece bir tanesidir “Kişisel Gelişim” hikâyesi!

Batı’nın bizi adam! etmek için daha birçok metodu vardır. Mesela “İlerleme” ve “Demokratikleşme” bunların en “eskisi ve etkili” olanıdır!

İlerleme ve demokratikleşme zırvası ile adam edemediklerini “Kişisel Gelişim” programları ile tekrar programlamaya çalıştılar!

İlk başta piyasaya kitaplar sürüldü. İçimizde bir dev varmışta, uyandırılacakmış! (kitap: İçindeki devi uyandır Anthony Robbins).

Evet, içimizde bir dev vardı, ama O’da nefsimizdi! Bu amaca matuf ne kadar şey varsa hepsi bu Devi / Nefsi uyandırmak içindi!

“En iyi işe sen sahip ol"

"En iyi kadın veya erkekle sen evlen"

"En güzel Ev ve arabalara sadece sen bin"

"Mutlu ol, karamsar olma" Gibi zırvalar!

İnsan, sanki sadece dünya için yaratılmış bir varlıkmış gibi yapılan bu boş motivasyonlar, aslında psikiyatrik hap işlevi görmekten başka bir işe yaramadı, yaramıyor!

Batı modernizmi, ilk başta insanların yaşadıkları hayatı çekilmez ve anlamsız kıldı, daha sonra ise hastalarını veya müşterilerini “Kişisel Gelişim” programları ile rehabilite etmeye çalıştı!

Özellikle bir Müslümanın, “kişisel gelişim” diye ne bir derdi, nede ihtiyacı olabilir. Ahiret merkezli yaşayan bir mümine “kişisel gelişim” programları mâlâyâniden başka bir şey değildir!

Bir Müslümanın “kişisel gelişim zırvasına” olan ilgisizliği, dünya hayatına olan kayıtsızlığından ötürü değil, dünya hayatını olması gereken yere oturtulması ile ilgili bir husustur.

Peygamberimiz a.s) şöyle buyurmuştur: “Benim dünya ile ilgim, bir ağaç altında dinlendikten sonra, yoluna devam eden yolcu gibidir.”

Dünya ile ilişkisini, Son Peygamberin çizdiği sınırlar içerisinde muhafaza eden bir Müslümanın “Kişisel Gelişim” tarzı boş motivasyonlara ihtiyacı olmasa gerek…

Aslında tüm mesele “Köpeğin ölü dişlerinde” gizliydi!

Anlatılan kıssadaki yetim Peygamberin, iyi ve güzel olanı arayan gözlerine sahip olabilmekteydi tüm mesele!

Ölü köpeğin dişlerine bakarak güzelliği seyredebilen Yetim bir Peygamberin ümmetine sunulacak her bir "Kişisel Gelişim" zırvası, bu ümmet için vakit israfıdır!

Dünya merkezli yaşamayan, Nefsine ram olmayan ve yarın ölecekmiş gibi yaşayan bir kişi “mutmain” bir kişidir.

Mütevekkildir başına gelen her türlü musibet ve belalara karşı sabredebilen birisidir.

Dünyaya olan ilgimiz Ölü bir köpeğe olan ilgimiz kadarsa eğer, hangi olumsuzluk bizim psikolojimizi bozabilir ki?

Ölü köpeğin dişlerini Seyr eden O güzel Gözlere sahip olma duasıyla...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
06 Şub 14:04

Her hangi bir hafifleme yok. zaten ağırlığı olmayan bir konudur "Gelişim" meselesi..."kişisel gelişim" zırvasının hedefi ve iddaası sadece zihin değil. Ruha, benliğe ve akla hitap ettiği iddasındadır.

05 Şub 22:56

Misafir

Kişisel gelişimi biraz hafife almışsınız. Nefs gibi zihinle de mücadele etmek gerekebilir.

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 11 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
21 Oca 17 18:00
Durun Kalabalıklar Bu Cadde Çıkmaz Sokak!

Yaşadığımız Modern çağın en popüler söylemi, eylemi, krizi veyahut problemi nedir sizce?

1) Hadisi Şerifleri, bilgi kaynağı olarak görmeyen İslam Modernistleri mi?

2) Müslümanları çok rahat bir şekilde Tekfir eden, tekfirci Selefilik mi?

3) Bid’at Mezhebini ümmeti Muhammed’e dayatan Şii’lik mi?

4) Kul olarak yaratıldığı halde özgürlüğü mutlaklaştıran, Batı’nın İslam âlemini sömürmek için kullandığı çok amaçlı Demokrasi adlı sömürge sistemini, bilerek veya bilmeyerek benimseyen demokrat Müslümanların garip çabaları mı?

5) Her hangi bir ırk veya milleti, yaptığı güzel işlerden hareketle, İslam dini ile eşitleyen çarpık zihniyet mi?

6) Kimi tarikat ve Cemaatlerin, kendi çizgisine ve meşrebine uymayan kişi veya kurumları, “Ehli Sünnet” dairesinin dışına atan tekelci refleksi mi?

Tehlike dereceleri birbirinden farklı olan bu hareket ve yapıların açmış olduğu arızalara bulaşan Müslümanlar, soluğu hangi mecralarda alıyorlar sizce?

Evet, öyle yâda böyle kendi evlatlarımızın aklını çelen kimi çizgiler ve yollar veyahut ara sıra Error / hata veren Kimi tarikat ve Cemaatler, Müslümanların kahir ekseriyetinin üzerinde bulunduğu, istikametini belirlediği “Ehl-i Sünnet Vel Cemaatin” varlık zeminine ve dokusuna zarar veriyor!

Yukarıda sıraladığımız maddeleri biraz açarsak eğer:

1. Maddede adını zikrettiğimiz “İslam Modernistleri’nin” Hadisi şeriflere olan alerji ve inkârlarının başlıca sebebi: Modern değerler ve kabuller ile çatışma arz eden ve Allah’ın emri ile Hz. Peygamber a.s) tarafından sınırları çizilen İslam dininin, aklı ve nefsi mutlaklaştıran bu kesime artık dar gelmesiydi…

İslam Modernistleri’nin, tarihte “Bid’at bir mezhep” olarak ortaya çıkmış olan “Mutezile” ile hiçbir alakaları kalmamıştır!

Mutezilenin yanlışta olsa bir “usulü ve metodu” vardı. Aklı vahye karşı önceleseler de mutlaklaştırmadılar! Hadisi şerifleri ayıklasalar da, bilgi kaynağı olarak reddetmediler!

2. Ayeti Kerimeleri ve Hadisi Şerifleri Müslümanlara karşı bir silah olarak kullanan bu söylem, ya Müslümanların kanını döküyor yâda ümmetin birliğini bozuyor!

3. Şii’lik dendiğinde artık aklımıza, fikrimize ve kalbimize şu kavramlar üşüşüyor maalesef: İhanet… Takiyye… Kâfirlerin değil Müslümanların kanını akıtan zalim bir mezhep… Tarih boyunca ümmeti Muhammed’e ayak bağı olmuş heretik / sapkın bir hareket...

1979 yılında yapılan “mezhep” devrimini, “İslam” devrimi diye bize pazarlayan sadece iran değildi.

Hristiyan Batı dünyasının oluşturmuş olduğu algı ve yaptığı haberler de, İran’ın bir islam devleti ilan ettiği yanılgısını muhkemleştirdi.

İstisnalar olsada genel olarak Şii’ler zayıf olduklarında ümmetçi, güçlü olduklarında safevidirler!

4. Hristiyan Batı dünyasının islam topraklarını işgal etmek ve sömürmek için kullandığı en iyi silahlardan bir tanesi de “Demokrasi” silahıdır...

Başta Afganistan ve Irak olmak üzere bir çok islam beldesi bu silah bahanesi ile işgal edildi.

Bu ve birçok sebepten ötürü Hiçbir Müslüman bile isteye demokrat ol(a)maz.

Bununla birlikte demokratik yöntemlerle iş başına gelen Müslümanları tekfir eden, hatta hızını alamayıp onlara oy atan Müslümanları şirk ile damgalamak , dangalaklıktır!

Kimi selefi ve tekfirci grupların, firavun ve benzerleri için kullanılan “tağut” kavramını, ısrarla demokratik seçimlerle iş başına gelmiş Müslümanlar için tedavüle sokakları, sadece cahillik değil ayni zamanda cinayettir!

5. Evet, hiç bir ırk, kavim veya ülke, İslam dini ile eşitlenemez. “Türk İslam’ı, Arap İslam’ı, Kürt İslam’ı” gibi kavramlar, şu anki hali ile ümmetin birliğine zarar vermekten başka bir şey yapmaz.

Osmanlı Devletinde olduğu gibi islam dinini temsiliyet, savunma, yaşama gibi hususlarda zirve olabilecek seviyeye geldiğimizde ise biz değil ama düşmanlarımız bizi tanımlarken Müslüman kelimesi yerine kullanacağı “Türkler” “Kürtler” veyahut “Araplar” tanımı, ismi zikredilen milletlerin İslam’a yaptığı hizmetin bir nişanesi hükmünde olacaktır.

6. Son olarak bazı cemaat veya tarikat mensubu kimselerin kendi “meşrep ve çizgilerine” uymayan bir söylem ile karşılaştıklarında, muhataplarını itibarsızlaştırmak adına onları “Ehli Sünnet vel Cemaat” dairesi dışına itmeleri, mensup oldukları yapıya taassup derecelerini ve hakikati kendi tekellerine bilerek veya bilmeyerek almaları, oldukça ibretli bir hadisedir...

Modern çağın bu baş döndürücü atmosferinde, birbirinden farklı ve tehlikeli onca bidat grup ve hizip arasında, rotasını “ Ehli Sünnet vel Cemaat” üzerine sabitleyip, istikametini bozmayanlara ne mutlu...

(Not: Yazının başlığı merhum Necip Fazıl kısakürek’in “Destan” adlı 1947 yılında yayınladığı şiirinden alındı. Allah tekrardan merhuma merhameti ile muamele buyursun inşallah)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
26 Oca 00:49

Misafir

AKLI,nesli,malı,nefsi dini muhafaza. Çalışalım kardaşlar.

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 30 misafir olmak üzere 33 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
13 Oca 17 14:00
Yeni Nesil Kitle İmha Silahı: "Yaşam Tarzı"
9265dcedf92081d645c809266f7f03a91484289849

9265dcedf92081d645c809266f7f03a91484289849

Reina'da ki terör saldırısından sonra, yeni bir terör söylemi ile daha karşı karşıya kaldık. Bu terör dalgası aslında yeni değildi. Kendisini sadece yenilemişti…

Dedelerimizi ve babalarımızı “Gericilik ve Laiklik” söylemleri ile bombalayan bu derin örgüt / yapı, yeni geliştirdikleri “Yaşam Tarzı” silahı ile bizi tekrardan yaylım ateşine alıp, inançlarımıza ve kültürümüze saldırıyorlar!

Ne Gaziantep'te Daiş tarafından bir düğün de katledilen 51 kişi, nede Beşiktaş ve Kayseri’de PKK tarafından öldürülen 53 kişi, “Yaşam Tarzı” silahını üzerimize doğrultanları ilgilendirmişti!

Aslında Reina’da ki terör saldırısında öldürülen 39 kişi de “Yaşam Tarzı” örgütünü ilgilendirmiyor. Katledilen bu 39 kişi, “Yaşam Tarzı” silahının daha uzak mesafelere atış yapabilmesi için, namluya takılan mermilerden öte bir şey değildi zaten…

“Yaşam Tarzımız” tehdit altında diyen bu seçkin zümre, kendi yaşantısı ve inancı dışındaki insanlara ne kadar saygılı ve anlayışlıydı sizce?

Mesela, Şehid olmuş oğlunun merasim törenine Sırf Tesettürlü oluğu için Askeri alana sokulmayan Bir Annenin "Yaşam Tarzı" veya inancı, “Yaşamlarını Tarza dönüştürenleri” ne kadar ilgilendiriyordu?

Vatan için kendinden bir parçasını feda etmiş bir anneye reva görülen bu muamele, “Yaşam tarzı” sahiplerinin hayatında ne kadar yer tutmuştu doğrusu merak ediyorum?

45159acbc75e8356590c67d2b47838291484289879

Yâda üniversite okumak isteyen tesettürlü bir bayana Yıllarca yapılan zulüm ve baskılar, "Yaşam Tarzı" sahiplerini ne kadar ilgilendirdi?

Kararlı bir şekilde sürdürmüş olduğunuz bu sessizlik ve kayıtsızlık, mutlu bir şekilde yaşadığınız "Yaşam Tarzının” size kazandırdığı yeni bir Tarz mıydı?

041b72d0ac58a812307eecbceab8df841484289931

Kimse kimseyi kandırmasın! Neredeyse tam 1 asırdır ensemizde boza pişiren, bırakın özgürce Yaşamayı, inançlarımızı yaşamamıza dahi tahammül edemeyen bu güruh, sosyal medyada oluşturmuş olduğu suni / yapay algılarla bize baskı kurmaya çalışıyor!

Kendinizi hiç boşuna yormayın, sizi kimse duymayacak!

Bu geliştirmiş olduğunuz yeni silahın da mermileri biter yakında!

Son sözümüzü bir öneri ile bitirelim:

“Yaşam Tarzı” sahipleri kendileri dışındaki insanlara saygı duymaya başladığında, ne yeni bir silah geliştirmek zorunda kalacak, nede bu silahlar için mermi arayacak!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 27 misafir olmak üzere 28 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
4 Oca 17 22:00
Küresel Terör Türkiye'ye Diz Çökecek mi?
30b5396f96a86332449af2361322cf6b1483544242

30b5396f96a86332449af2361322cf6b1483544242

2017 yılının ilk saatlerinde bir gece kulübünde gerçekleştirilen katliam, sadece bir terör eylemi değil, aynı zamanda milletin mukavemetini kırmaya dönük psikolojik bir eylemdir de…

2005 yılından bu yana sistematik olarak ülkemizde patlayan bombalar ve terör eylemleri ile karşı karşıyayız…

Çeşitli terör örgütleri tarafından, 2016 yılında 20 den fazla bombalı terör eylemi düzenlendi. Sadece 2016’da Katledilen insanların sayısı 500’ü geçti…

Türkiye resmen birçok farklı terör örgütü tarafından (Pkk,Pyd…Dhkp-c…Ergenekon…Fetö…Daiş) terbiye veya hizaya getirilmeye çalışıldı ve halâ çalışılıyor…

Türkiye, eğer bu terör örgütlerine diz çöktürebilirse, en azından küresel terör sisteminin Türkiye ayağı da çökmüş olacak!

Reina’ya yapılan saldırıyı ivedi bir şekilde Daiş üstlendi.

Ama hangi Daiş bu saldırıyı üstlendi?

ABD ve Avrupa’nın güdümünde olan Daiş mi?

Yoksa Rusya ve iran’ın manipüle ettiği Daiş mi?

Daiş 2017 yılının tüm mesaisini Türkiye’ye harcamayı düşünüyor anlaşılan. Yeni yayınladığı bazı fotoğraflarda İstanbul üniversitesi ve köprüler hedef gösteriliyor.

Daiş’i besleyen Harici / Tekfirci düşünce ile de mücadele edilmediği takdirde, Daiş ile yapılacak askeri mücadelenin başarı oranı hiç şüphesiz düşük olacaktır…

Osmanlı bakiyesi bu güzel vatanımız ’da “Ehli Sünnet” anlayışını, inancını, itikâdını, amelini, siyasetini ve ahlakını kökleştiremediğimiz müddetçe, birçok farklı terör örgütleri ile mücadele etmek durumunda kalacağız…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
10 Oca 01:13

Misafir

İşte bu yorum gerçekten de çok komikti... "Padişah Kaçtı"... Hala bu ilkokul hikayesine inananlar varmış... Birkaç yorum daha yazsan da ilkokul günlerimize gidip bok bol gülsek.

07 Oca 02:59

Misafir

Osmanlı Bakiyesi mi?vatana bakış açınız bu mu?..Bu vatana hakarettir..Osmanlı silinip süpürüldü,yokoldu.Padişah kaçtı.Cumhuriyet Evlatları kurdu bu vatanı...Bizim mabedimiz Anamız,babamız bu vatan,siz neyin bakiyesisiniz?

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 33 misafir olmak üzere 36 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
29 Ara 16 06:00
Yılbaşı Geceside Milli Olsun!

Sözün kâr etmediği bir çağdayız. Kimse kimseyi dinlemiyor, Konuşmak için adeta sırasını bekliyor...

Malum, yılbaşına sayılı günler kaldı. Bir yanda kimi cemaat ve STK’ların hararetle yılbaşından sakındıran vaaz ve ikazları, diğer yanda Diyanetin ürkek ve yarım bir ağızla yılbaşına “Tu kaka” demesi...

Peki, kimse kimseyi vaz geçirebiliyor mu?

Dedik ya sözün kâr etmediği bir zamandayız...

Türkiye 85 yıldır bu adeti devam ettiriyor...

1929’lar da Devlet ricalinin başlattığı yılbaşı kutlamaları, halk tarafından ilk başta evlerde kutlanmaya başlar ve zamanla eğlence mekanlarının vaz geçilmez kutlamaları halini alır..

Yılbaşına paralel bir mesele olarak “milli olmayan” bir de piyango meselemiz var tabi...

Sözde milli bir içecek olarak bize rakıyı nasıl yutturdularsa, piyangoyu da aynı şekilde yutturuyorlar!

Hem içkiyi hemde kumarı meşrulaştırmak için bu iki haramı millileştirdiler!

Peki, neden yılbaşı geceside millileşmiyor?

"Milli Yılbaşı"

Hem bu geceyi daha rahat kutlarız toplum olarak!

Bir yanda mazlumlara sahip çıkan ve dindarların daha rahat dinlerini yaşamalarını sağlayan bir Türkiye, diğer yandan içkinin, kumarın, Fuhuş ve zinanın zirve yaptığı bir başka bir Türkiye...

15 Temmuz darbe girişimi ile yıkılmayan Türkiye, bunca ahlaksızlığa ne kadar dayanır bilinmez...

Allah akıbetimizi hayr etsin....

Bize hem Devlet hemde millet olarak, tekrardan şanlı tarihimizin izinden gitmeyi nasip etsin...

Sözü merhum Akif’e atfedilen Şu güzel şiir ile bitirelim:

Ya Rab! Böyle mi olacaktı, benim cennet yurdum?

Baktım da etrafıma yalnızım, ağladım durdum.

Bir mânâ veremedim, şu Milâdî yıl başına!

Şaştım da kaldım, Müslümanların vah telaşına!

Çevirdim başımı, nereye ettimse bir nazar.

Gördüm ki, noel için hazır, yer-yer çarşı-pazar.

Haykırmak gelmişti içimden, seslendim millete.

Heyhat! Duyuramadım, ne Âhmed'e ne Mehmed'e.

Ey Âlem-i İslâm'ın baş tacı, büyük Türkiye!

Mukaddesatı unuttun, Avrupa diye diye!

(Fotoğraf:Mustafa Kemal Atatük, Hariciye Köşkü’nde yılbaşı balosunda, 31 Aralık 1929)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
29 Ara 17:30

Misafir

Milletimizin bu kötü hasletlerden kurtulmasi duasiyla. Yazi içinde teşekkürler

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 21 misafir beğendi, 7 yorum yapıldı.
24 Ara 16 18:00
Türkiye Batı'ya Olan Bey'atını Bozdu mu?

Osmanlı İslam Devleti bakiyesi üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1923 yılında yeni kurulacak olan devletini ilan ederken, her şeyi ile Batıya Bey’at edeceğinin garantisini Lozan antlaşmasında vermiş bulunuyordu...

Viyana kapılarını zorlamış olan Osmanlı İslam Devletinin korkusu, Hristiyan Batı âlemini çok korkutmuş ve Osmanlının yıkılması için yüz yıllar boyunca her türlü fitne ve desiseye başvurmaktan geri durmamışlardır...

Batı dünyası, yüz yıllardır süren “Osmanlı ile nasıl mücadele edebilirim” kaygı ve korkularını artık geride bırakmış ve 20. yy’la “Osmanlı Devletinin yıkılmış veya durdurulmuş” halini görerek, yeni işgal edeceği coğrafyaların hesabı ile meşgul olmaya başlamıştır...

Seküler bir zemin üzerine kurulmasına müsaade edilen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, bir daha başlarına yeni bir Osmanlı tecrübesi açmaması için her türlü şey düşünülmüş ve hayata geçirilmişti...

Hristiyan Batı, Cumhuriyet rejiminin yeni kadrolarından Lozan’da verilen Bey’at’larının gereğini yerine getirmelerini bekler ve çok geçmeden kanlı inkılap ve devrimler yaşanmaya başlar...

Saltanat kaldırılır, Hilafet ilga edilir, medreseler, türbeler, tekke ve zaviyeler kapatılır, harf inkılabı yapılır, Şer’i hukuk kaldırılır yerine Hristiyan Batı hukuku getirilir, İbadet dili değiştirilir, Camiler hızlı bir şekilde kapatılır veya yıkılır, Laiklik anayasaya bir yaşam tarzı olarak geçirilir v.s. v.s

Yapılan her devrim, Batı’ya verilmiş olan Bey’at’in adeta bir taahhüdü gibiydi!

Batı, Lozan’ın çocukları üzerinden, Hira’nın evlatlarından yüz yılların intikamını almak istiyordu...

1923 – 1950 yılları arası, Osmanlı tebaasının her alanda tam bir travma geçirdiği Dönemin adıydı artık...

Demokrat partinin 10 yıllık iktidarı ve icraatları, Lozan antlaşmasında verilen taahhütleri zorlamamasına ve ihlal etmemesine rağmen, 1960 darbesi gerçekleşti...

1960 darbesinin gerekçesi ne 18 yıl aradan sonra okunan Arapça ezânlar, nede bir kaç camiinin açılması, Lozan’ı ihlal eden hususlar değildi...

Ama bu ve benzeri şeyler Olimpusun çocuklularını tedirgin etti. 1960 darbesi ile en ufak sapmalara dahi balans ayarı verildi...

İslam’ın siyasi alanda etkisini hissettirmesi, 1980 ve 1997 de gerçekleşen 28 Şubat darbesini hazırladı...

Her darbe, aşınan Lozan antlaşmasının tazelenmesi anlamını taşıyordu...

2003 yılında iktidara gelen Ak Parti iktidarının da aslında ne Batı ile nede Lozan ile bir problemi vardı...

Batı ile gayet uyumlu, Avrupa Birliğine girmek için canhıraş bir şekilde çalışan, batılılaşma eğilimi ve Temâyülünün zirve yaptığı dönemlerdir 2003 ila 2009 yılları arası...

•İlk ciddi ihlal...

Davos’ta ki “wan minute” çıkışı ile, istemeden de olsa Lozan antlaşmasını ihlal ediyoruz!

Ülke üzerindeki dini baskıların tedricen ber taraf edilmesi, Üniversitedeki Başörtüsü yasağının kaldırılması, olimpus dağının çocuklarını artık ciddi bir şekilde tedirgin ediyordu!

Türkiye’yi ulus devlet yalanları ve masalları ile büyüten Batı’nın, Türkiye’nin verdiği ümmetçi reaksiyonlar ve faaliyetler, Batı’ya artık asırlık düşmanı Osmanlıyı hatırlatıyor!

Artık Türkiye haddini aşmış ve Lozan antlaşmasının sınırlarını fazlası ile ihlal etmişti!

17/25 aralık polis ve yargı darbesi ile, tereyağından kıl çeker gibi bu defteri kapatmak istediler ama olmadı!

Batı’nın âleni bir şekilde destek verdiği “Gezi Ayaklanması” da bir işe yaramadı. Nede çok umutlanmışlardı!

Çatı aday Ekmeleddin ihsanoğlu ise tam bir hayal kırıklığı olmuştu!

•Fiili işgal...

Kimsenin beklemediği bir şey oldu ve 15 temmuz darbe girişimi gerçekleşti!

Darbe, milletin mukavemeti ile akâmete uğratıldı...

Böylece 15 temmuz darbe girişimi ile, Olimpusun çocukluları Hira’nın evlatlarına karşı ilk büyük yenilgilerini tatmış oldular!

15 Temmuz 2016 tarihi, Lozan’ın fiili olarak çatırdadığı tarihin adı oldu!

Yazımızı, Reisi Cumhurun 15 temmuz darbe girişiminden 2 ay sonra, Lozan ile ilgili sarf ettiği tarihi bir meydan okuma ile bitirelim...

Reisi Cumhur: “1923'te Lozan'a razı ettiler. Birileri bize Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştılar. Şöyle bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan’la verdik.”

Yaklaşıyor yaklaşmakta olan...

Yaklaşıyor yaklaşmakta olan...

(Resim, ismet İnönü’nün Lozan antlaşmasını haber yapan bir gazeteye ait)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
15 Oca 12:37

Cehaletin ilacı yoktur. Okumakla da geçmez

15 Oca 08:07

Nötrinov

Puan: 39

Abdülhamitten ne beklenir ki.Sorsan Habeşistan diye bir ülkenin hala olduğunu sanar.Kardeş dünya değiiyor dünya ileriye gidiyor.Süreki batı batı tutturmuşsun senin batı dediğini 2.Dünya savaşınad Ruslar dümdüz etti.Klasik Osmanlı kafası.

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 18 misafir olmak üzere 21 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
19 Ara 16 06:00
Halep İçin Yola Çıktık!

Halep’te mahsur kalmış 100 binlerce insan için Cilvegözü sınır kapısına yürüdük...

Binlerceydik, gelmek isteyipte gelemeyen milyonlarca Müslüman adına, tekbirler getirdik!

Kundaktaki bebeler ve küçücük çocuklar bile gelmişti, Allah indinde dualarımızın kabulü için!

Öfkeliydik hemde çok öfkeli!

Taifte Hz. Peygamber’e gelen ve Taif’i helak etmek isteyen melekleri bekledik nedense!

Nuh a.s)’ın “EY Rabbim, yer yüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma!” bedduası, dualarımıza girmek için kalbimizi yokladı!

Halep’te öldürülen her bebeği görünce, tekrardan Nuh a.s)’ın dizinin dibinde buluyoruz kendimizi ve onun gibi yalvarıyoruz Rabbimize:

“Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et”

Öfkemizi dindirmek için namaza, infaka ve duaya sarılıyoruz..

Emperyalistler tarafından çizilen Hatay’ın suni sınırlarını zorluyoruz...

Halep ne kadarda yakınmış meğer!

Halep’i ve diğer mazlum coğrafyaları unutmamız için, Kayseri’de askerlerimizi tekrardan hedef alıyorlar!

Artık kimse bizle yüz yüze savaşmak istemiyor, kahpe ve korkak köpeklerine hazırlattıkları bomba yüklü ölüm makinaları ile saldırıyorlar bize!

“Kahrolsun İran” haykırışlarına, “Rusya Suriye’den defol” sesleri eşlik ediyor!

Müslüman Türker’in iki kâdim düşmanı: Ruslar ve Safeviler!

Bize olan kin ve nefretleri hâlâ bitmemiş!

Yüz yıllardır nesilden nesile aktardıkları düşmanlıkları kararlı bir şekilde devam ediyor!

Arap devletlerin suskunluğu ve korkağı, bizi tekrardan tarih yazmaya sevk ediyor!

Türkiye, mazlumlara sahip çıktığı için, kıskanç Kardeşleri tarafından kuyuya atılan Yusuf a.s) gibi âdeme (yokluğa) mahkum ediliyor!

Mazlumların üzerinde tepinen Ebrehenin filleri, Ebâbil Kuşlarının gelmesini hızlandırıyor!

1. Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?

2. Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı?

3. Onların üstüne sürü sürü kuşlar gönderdi.

4. O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

5. Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
20 Ara 23:36

Misafir

15TEMMUZ da bu millet

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 50 misafir olmak üzere 52 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
13 Ara 16 22:00
Halep'in Sahibi Hâlâ Biziz!
4e9d16f3533f2cc32effaa3fd08ea1a51481636748

4e9d16f3533f2cc32effaa3fd08ea1a51481636748

Mısırda darbe olduğunda, Türkiye’de Gezi kalkışması vardı. Muhammed Mursi ile birlikte Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmeye çalıştılar. Mısırda başarılı olan Ehli küfür / Üst akıl, Türkiye’de başarısız oldu!

17/25 Aralık darbe girişimi, hem biriken birçok hesabın kapatılmaya çalışması, hem de Başbakan Recep Tayyib Erdoğan’ın aynı yıl içerisinde Gazze’ye yapılan saldırılardan sonra sarf etmiş olduğu:” İsrail bir terör devletidir” sözünün bedelinin ödetilme çabasıydı!

15 Temmuz öncesi Halep şehrine yine büyük saldırılar olmuştu. 15 Temmuz darbe girişimi yaşandığında ise Halep Şehri düşmüştü! Ertesi gün darbecileri yendiğimizde ise Halep Şehri tekrardan kurtulmuştu!

Peki, niye anlattım bu kadar şeyi?

Mısır, Suriye, Filistin veyahut başka memleketler bizim bakiyemiz, mirasımız ve bizden kopan bir parçadır da ondan…

Ehli Küfür, bu mazlum memleketlere her saldırdığında aslında bize saldırmış oluyor!

Evet, Halep tekrar düşerken, İstanbul’da bombalar Patlıyor ve 44 insanımızı ebediyete uğurluyoruz!

Sanki Halep’in intikamını, mücahitlerden ve muhaliflerden değil, bizden (Türkiye’den) almak istiyorlar!

Çünkü Halep’in sahibi hâlâ biziz! Bugün orayı koruyup muhafaza edemesekte biziz! Bunu ehli küfür bizden çok daha iyi biliyor!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
15 Ara 03:09

Misafir

Yanlı..israil ile işbirliği ve mavi marmara ve israile ihtiyacımız vs.açıklamalar nerede.ortada bir yangın var ve yazıkki Türkiye de savruluyor bazen amerikancı bazen rusçu oluyor.konuşmak sadece konuşmak dışında RTE birşey yapmıyor