Türkiye Aktivitesi
516 ziyaret
1 online
Muharrem Morkoç
Karlofça Antlaşması'ndan beri moralim bozuk. muharrem.morkoc@gmail.com

Türkiye Puanı

2.54 puan turkuaz kalem

Derecesi

44 [Toplam 1549 kişi]

Türkiye
Tümü(6)
Pinledikleri(0)
Muharrem Morkoç yazdı, 57 kez okundu , 20 misafir olmak üzere 22 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
19 Tem 13:00
Ortadoğu'nun Kaderi
a60eccbccf5dbc42ce36a53f0189aebf1500460403

a60eccbccf5dbc42ce36a53f0189aebf1500460403

             Osmanlı yedi düvelde savaşırken en zor cephe Filistin-Hicaz cephesiydi. Arabistanlı Lawrence bölgedeki aşiretleri Osmanlıya karşı kışkırtıyor Büyük Özgür Arabistan vaadini yayıyordu. Ürdün Eski Başbakanı Maruf Bahid çıktığı programlarda tarihi anlatırken Osmanlıda Türk-Arap ayrışmasından devamlı söz ettiğini takip ettim. Yüreğindeki yangını şu şekil dile getirdi: “ Osmanlı Devletinin yıkılışından sonra her şey değişti. Önceleri Osmanlı tüm halkların üzerine İslam şemsiyesini açmıştı. Sonra milletçi akımlar baş gösterdi. Bu dalga Araplara da sirayet etti. Özellikle Sultan İkinci Abdulhamid’ten sonra bölge iyice parçalandı.”

İngiltere ve Fransa Başkanlarının adlarını taşıyan Sky-Picot Antlaşması Osmanlıya hedefleyen gizli bir anlaşmadır. Osmanlı toprakları harita üzerinde İngiltere ve Fransa arasında paylaşıldı. Emir Hüseyin’e para ve silah desteği sağlandı ve Arap ayaklanmaları başladı. Dört ay geçmeden Arap ülkelerinin kralı olduğunu ilan etti.

20.yüzyılın başında Ürdün diye bir ülke yoktu. Bu ülke 100 yıl önce BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) çerçevesinde kuruldu. Sınırları İngiliz cetveli ile çizildi ve Şeria Nehri’nin doğusunda dertlere gark oldu. Bugün Ürdün’de yaşayan 5 milyon kişi Filistinli. Ortadoğu’nun kaderi belki de Ürdün ile belirlendi.

Bir asır önce İngiltere, Osmanlıya karşı Arap aşiretlerini ayaklandırmıştı. Bu bölgelerde sınırları değiştirilmiş ülkeler meydana getirdi resmen. Ayrı sınırlar arasında hapsedilmiş ülkeler ne zaman bir araya gelmeye kalksa aralarına nifak tohumu saçar uzun bacaklılar. Kızılderili atasözü zaten nifak tohumlarını başarılı bir şekilde anlatıyor. “Eğer bir nehirde iki balık kavga ediyorsa, bilin ki oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir”. Zaman değişti ve ikinci dünya savaşından sonra İngiltere’nin yerine Amerika geldi. İlginçtir ki bugün Ürdün, Amerikan’ın Ortadoğu’da en önemli müttefiklerinden biridir. Hatta İsrail ile barış antlaşması sağlamış iki Arap ülkesinden de biri.

Ürdün kraliyet ailesi zaten batıyla kaynaşmış bir aile. Kral Abdullah’ın annesi bir İngiliz. Babası Kral Hüseyin, son eşini ABD’den seçmişti. Batı kuklası demek yanlış olabilir çünkü batının ta kendisiydi. Bir yandan Batı-Suudi sermayesine dayanıyor öteki yandan ise 60 yıldır Filistinli göçmenleri topraklarında barındırıyor. Arap-İsrail sorununu en çok Ürdün halkı yaşıyor desek yanılmayız.

Dünya paylaşım savaşı vilayetlerde devam etti ve çok büyük katliamlar yaşandı ve çağımızda hala devam etmekte. Global sermaye oluşturularak ekonomik savaş ilan ettiler. Bu sefer oyuna iki kişi daha dâhil oldu: Rusya ve Almanya. Ortadoğu’nun kaderi tekrar kanla çizilmeye devam ediyor. Hedeflerinde Siyon Devleti var ve İsrail’e yeni yerler oluşturuluyor. Hedef Türkiye…

19.07.2017

MUHARREM MORKOÇ

Muharrem Morkoç yazdı, 219 kez okundu , 26 misafir olmak üzere 28 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
06 Nis 17:00
Şımarık Jön Kürtler
bfcb961af5fc979a694edbf002b8643a1491483726

bfcb961af5fc979a694edbf002b8643a1491483726

         Ben bir tarihçiyim. Tarih evrelerini, tarihin çağlarını pekâlâ bilebilirim. Fakat öğrendiğim tek şey sadece hakikat olmuştur bu zamana kadar. Samimiyetim ise benim kimliğimdir. "Tarih bilmek, vaka bilmek değildir." derdi bir hocamız. Çok da doğru söylemiş. Tarih, problem bilmektir. O halde tarihin bize sunduğu argümanları teker teker neşretmek lazım. Tarihin içine siyaseti de sıkıştırmak gerek diyelim ve Sultan II. Abdulhamid’in duasıyla giriş yapalım.

" Yâ Sübhan! Şu titrek elleri, Kıyamet gününde sana "Ümmetim, ümmetim!" diye yalvaracak olan Habibinin eteğinde, şimdi "Milletim, milletim!"diye dilenen bu ihtiyarın duasını geri çevirme! Milletimi evvelâ "Ba'sü ba'de'l-mevtsiz" bir ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılar ve sahte kurtuluşlardan kurtar; ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları, gerçek kurtuluşu nasib eyle!

Sultan Abdulaziz Han dönemine götürüyorum şizi şimdi. Yaklaşın bakalım yamacıma. Yazıda hata aramak yerine mantık arayın derim size. Bu yazının kaybedeni çok okuyanı ise müsterih olacaktır Allahın izniyle.

Orduya, donanmaya, yeniliğe ağırlık vermiş bir lider. Osmanlı Devleti'nin 32. Padişahı ve Halife-i Müslimlin. Osmanlı devletine girmeyeceğim sadece siyaseti tarihe karıştıralım dedik ya zülfü yâre değinelim o vakit biraz. Yabancı güçler onun bu hareketinden hoşlanmıyorlardı. Çünkü hasta adam iyi olmamalıydı. Kurulan tezgâh o kadar profesyonel idi ki vatansever diye nitelendirilen nur topu gibi "jön türkler"i doğurdular. Senaryo şöyle idi: Hasta adam tabiri ile Padişah, üzerine düşen görevi yerine getiremiyor ve ordu saflarında çatlaklar meydana geliyor macun metodu ile işe el koyalım. Yıl 1876. Sözüm ona büyük paşalar(!) ile iş birliği yapıp orduyu da kullanarak kanlı bir darbe gerçekleştirdiler. Ve Sultan Abdülaziz’i önce hal edip daha sonra şehit ettiler. Elde edilen başarı vatansever gibi görünen palyaçolar kazandı. Ne kadar basit öyle değil mi? Öyle değil işte. Senaryo basit ama 15 sene çalışılmış bir plan. İçerideki paşalara büyük paralar vererek kendi hırslarını tatmin etmek için cuntacılık faaliyetlerine geçtiler. El altından büyük bir ihtilal yaptılar ve kanlı bir sabaha uyandı âlemi İslam. Evet, kim bu jön Türkler, asıl hedefleri nelerdir ve kime hizmet ediyorlardı? Aslında, üzerinde duracağımız konu Jön Türk değil fakat olayın anlaşılması açısından bunun bilinmesi gerekmektedir. Memleketin kurtuluşunu meşrut-i idarede gören bazı gençler, birleşerek Avrupalıların "Jön Türkler" veya "Genç Osmanlılar" dedikleri, Yeni Osmanlılar Cemiyeti'ni 1866'da kurdular. Yani laik ve demokrasi adına Avrupa menşeini ve hasta adamın iyileşmesini önlemek hatta felç kalması için her türlü melaneti ve propagandayı yapıp kenara çekilen uzun bacaklı İngiliz oyunu. Nitekim Sultan Abdülaziz’in şehit edilmesi ile planları tıkır tıkır işledi. Büyük Hakan Cennet Mekan Sultan Abdulhamit Han bu olayın peşini hiç bırakmadı ve failleri ile tek tek hesaplaştı. Neticede kısmen başarılı olsa da otuz sene fetret devrine soktu demokrasi(!) âşıklarını. Nitekim İttihat ve Terakki Cemiyeti adı altında torunları oldu ve bunun üzerinden Sultan Abdulhamit Han'ı da amcasına yaptıkları gibi yaptılar ve Türkiye'yi Yalta Konferansında olduğu gibi parça parça edip kapıştı leş kargaları. Ben burada neyi anlatmaya çalışıyorum. Misakı Milli sınırlarımız içerisinde nur topu gibi bir oğlumuz daha oldu. Adını da "Jön Kürtler" olarak tarihe yazdık. Yeni Türkiye'deki rolleri Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’daki hatta Kuzey Irak da olsun, bu bölgedeki Kürtleri kışkırtarak (artık bu sefer hangi uzun bacaklı var kestirmek mümkün değil) halkı iktidara kışkırtmak. Senaryo yine çok basit değil mi? Değil maalesef. Büyük Ermeni Devleti'nin kurulması için silahlanma çağrısı veren Hdp Genel Başkanı Selahattin Demirtaş kökü Abdülhamid Han'a dayanan bir davanın intikamını almaya çalışıyorlar. Tarihin intikamı. Sultan 2.Abdülhamit ne yaptı bunlara? Elinin tersi ile böyle bir devlet asla kurulmaz müsaade etmem dedi ve huzurundan kovdu. Şimdi de tarihin intikamını Kürtlerden Kurulu bir örgüt ile kurmaya çalışıyorlar belki de kurdular. Onlar kendilerine barış ve özgürlük askeri desin, ben onlara JÖN KÜRTLER diyorum. Geçtiğimiz aylarda Şanlıurfa ilinin Suruç ilçesinde meydana gelen canlı bomba eseri tam olarak bahsettiğim jön Kürtler tarafından tertip edildi. Senaryo aynen şu: IŞİD Türkiye'de Hükümet destekli propagandalar yapıyor bizler vatansever Kürtler olarak kâfir IŞİD’e ve Hükümete savaş açalım. Tam Adolf Hitler metodu. Kimseden yardım alma kendi ekibini kur, silahlan ve adam topla ve isyan başlasın. Kansız Hitler... IŞİD değil konumuz başka zaman o konu üzerine de mutaala edelim. Konumuza dönecek olursak "Savaşı, zenginler çıkarır ama yoksullar ölür'' prensibi ile hedef Güneydoğu ve Doğu Anadolu da Ermeni devleti kurmak. Eğer tarihimizi biraz karıştırıp bu oyunları hangi senaryoların üzerinden sergilediklerini öğrensek bugünkü oyunun adını ben değil hep birlikte JÖN KÜRTLER i beraber diyecektik.

Çok büyük bir iddiada bulunduğumun farkındayım ispatına da hazırım. Allah’a hamdu senalar olsun. Nice yiğit Türk ve Kürt gördüm. Hepsi Türkiye’den. Jön Kürtlere hayat hakkı tanımıyorlar. Dava şuuru ve imanlarına hayran kaldığım kişileri görüyorum. Cesaretleri beni benden ediyor. Bu yüzden siz kardeşlerime bazen haksızlık ediyor olabilirim. Bu yüzden beni bağışlayın ancak bu sınırlar çizilinceye kadar ve biz büyük Türkiye’yi kurana kadar başta kendimi sonra sizleri suçlamaktan imtina etmeyeceğim. Bunun hesabını da siz bana sorarsınız belki ama unutmayın Allah'ın hesabı daha ağır olacak.

                                                                                                                              Vesselam...

Muharrem Morkoç yazdı, 660 kez okundu , 27 misafir olmak üzere 28 kişi beğendi , 2 yorum yapıldı.
09 Mar 18:00
Her Kuşun Eti Yenmez Beyler!

İslam dünyası yaklaşık 200 yıldır -ve tabii Osmanlı- dış güçlere direnç gösterecek imkân ve kudrete sahipti. Hatta borcun gırtlağa kadar olduğu 19. yüzyılda bile Düvel-i Muazzama statüsü içerisinde yer aldı. Hal böyleyken kudretin artık fitne ve fesat üreten kavimlere karşı direnecek gücü kalmadı. Kıyam gününün bekçileri gün geçtikçe eriyordu. Duygusal olmamaya gayret edeceğim neden ve nasılları başka yazıda dile getireceğim. Nitekim İslam dünyası, kendisini çağın bilimsel gelişmelerine adapte edemediği için mi kısa süre içerisinde dağıldı yoksa batının, ilmi ve bilimi doğudan-İslam’dan- alıp ortalığı Kerbela’ya çevirdiği için mi Hıristiyanlık dünyası karşısında acz içine düşmüştür. Bunun tartışılması dahi yersiz. Bu acz 1850’lerden itibaren yıkıma yüz tutmaya başlamıştır. O tarihten sadece 74 yıl sonra İslam’ın hamisi, koruyucusu adeta babası Osmanlı yıkılmış, İslam sahipsiz kalmış, halkları ve arazileri paylaşılmış, İslam halkları bir daha bir araya gelemeyecek halde mikro devletçiklere bölünmüştür. Şükür ki Cenabı Hakkın da ikramıyla bu topraklar, İslam’ın yurdu kalma azmini sürdü ve sürdürmeye de devam edecektir. Neyi anlatmaya çalışıyorum? İslam âlemi kış ayını yaşıyor. Her yerden saldırıyorlar, her alandan yükleniyorlar. Fakat unuttukları bir şey var: Yok olmaya geliyorlar. Bu millet Devleti'ne et-duvar oldu. Bu yüzden bu milletin her şeyi bilmeye hakkı var. Bu millet her şeyi bilmeli ki arada parazitler üremesin. Millete sırtını dönen Ortadoğu’nun gayrı meşru çocukları artık piyasadan siliniyor. Söz milletin artık!

Sultan Aziz’in şehit edilmesinden, Sultan Hamid’in hal edilmesine kadar hatta hanedanın sürülmesine dahi ses çıkartacak mecali kalmayan bu millet, 15 Temmuzda kan değiştirdi ve kendine geldi adeta. Kılıç kullanmıyorlardı. Zehir kullanmıyorlardı. Akıl ve ilimden başka silahı olmayan batı hegemonyasının fantastik dünyaları ve planları başlarına yıkıldı ve yıkılmaya da devam edecek elbette. “Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” Bizler anladık ki, Allah zalimlerin yaptıklarından habersiz değildir. Ve yine öğrendik ki bu milletin külüne üflesek iman çıkacak. Bir yandan Fetö, bir yandan PKK, bir yandan Daeş, bir yandan Pyd, bunların arkasında duran haçlı zihniyetiyle savaş içindeyiz. Şüphesiz Cumhurbaşkanımız hamaset göstererek bu milletin adam olacağını ve ferasetli olduğunu dünyaya göstererek kalplerini titretti. Zaten dünya beşten büyüktür demesiyle ortalığı ayağa kaldırmıştı.

“Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Sadece Allah onları, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor .” Bana susma yaz diyorlar, yazdıkça geriliyorum, okudukça yanıyorum, gördükçe de kaçasım geliyor. Yerin altında bir tünel olsa kafamı hiç çıkarasım gelmiyor.

15 Temmuz’daki ruhu gördüm ve bu milletin aslında 200 yıldır uyuduğunu sanki ilahi bir emir almışçasına gök kubbeyi parçalarcasına zalimlere fırsat vermediğini gördüm. Büyüklerin gelenek halini almış bir deyimi vardı hatta eskiler demeyeyim içimize kanserli hücre gibi sızdırılmış ‘aman canım devleti sen mi kurtaracaksın?’ cümlesini o gece gördüm. Sahiden devleti biz kurtardık. Meğersem devletin işiyle, milletin durumuyla hiç ilgilenmemiz gerektiğini yıllarca bize öğrettiler hatta kan kusturdular. Ama gördük ki devlet de bizmişiz, hükümet de millet de. Meclis kürsüsünde ‘önce siz adam olun siz!’ diyen rahmetli Erbakan Hoca, meclisin içindeki asalak vekillere parmak sallayarak devrim yaptı adeta. Hoca'mızın Ruhu şad olsun.

Dünyada İsrail'den sonra en çok Yahudi'nin yaşadığı ülkeyi Amerika veya Avrupa'nın herhangi bir ülkesi sananlar yanılıyordu. En çok Yahudi İRAN’DA yaşamaktaydı. Bunu eskiden saklayan, günümüzde ise bunun dillendirilmesinden rahatsızlık duymayan Yahudiler kurdukları ÜÇGEN hat ile Türkiye’yi ortalarına aldı. Şu sıralar Almanya’da bu kervana dâhil oldu. Yok artık öyle yağma, her kuşun eti yenmez beyler artık! Devriniz bitiyor. Abd çalkalanıyor, İngiltere sinsice komşularıyla didişiyor, Avrupa zaten yaşlandı. Şimdi Çin’i aldılar yanlarına. Çin’le geliyorlar ama yok olmaya geliyorlar.

Hatırlar mısınız veya okudunuz mu? Bilemem ama Cumhuriyetin 10. Yılında İstanbul Devlet Matbaası’nda basılmış “ Nasıldık? Nasıl oldu? “ diye safsatalarla dolu, yalanlarla dolu, kin ve nefret içeren hatta bu milletin zekâsıyla dalga geçen rejimle alakalı neşriyat yayınlandı.

Aleni bir şekilde bu milletin değerlerine saldırmak gibi adet edinen bu rejim artık bitti. Hala oligarşi peşindeler hala sözün kendilerinde olduğunu düşünüyorlar. O günler geride kaldı beyler. “Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor? “ , “Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek, ikincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek.” Gibi söylemleri yıllarca bu millete kan kusturmuşçasına söylediler. Harç bitti paydos ziyankâr evlatlar. Foyanız meydana çıktı, yakanız ele geçti bu millet uyandı.

Şimdi hesaplaşma vaktidir. Galiba şafak attı, güneş doğuyor; tahtakuruları nereye?

VES’SELAM…

14 Mar 09:14

eyvallah...

10 Mar 10:57

Misafir

elhamdulillah uyandık. güzel bir yazı

Muharrem Morkoç yazdı, 551 kez okundu , 22 misafir olmak üzere 25 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
24 Ara 22:00
Topumuzun Başını Bir Kılıçla Çıkarmadan [Uçurmadan] Nereye?

Ziyafet bitti, fakat ağzınızı silmeden, elinizi yıkamadan, bir de acı kahvemizi içmeden efendiler nereye?

Yaz başlangıcında sırtı karnına yapışmış, sarı, sıska, cansız birtakım tahtakuruları çıkar, iğne gibi vücudumuza batarlar, derimizi haşlarlar, kanımızı emerler, sonra sabaha karşı etli canlı, iri yarı şuraya buraya kaçarlar... Galiba şafak attı, güneş doğuyor; tahtakuruları nereye?

Kedisiz evlerde fareler vardır; kilerlere girerler, dolapları delerler, şunu, bunu kemirip, sağa sola koşuşup baş köşede gezerler, bir pıtırtı olunca deliklere girerler... Galiba koku aldınız, kedi geliyor; koca fareler nereye?

Dul annelerin haylaz çocukları vardır; sandıkları kırarlar, paraları çalarlar, bohçaları aşırıp Yahudi [eskiciye] satarlar ve sonra korkup sokak sokak kaçarlar... Galiba foyanız meydana çıktı, yakanız ele geçecek, ziyankâr evlatlar nereye?

Vurdular, kırdılar; yaktılar, yıktılar; astılar, kestiler; kastılar, kavurdular; nihayet leşimizi meydanlara sererek yılan gibi kaçtılar; memlekete düşmanları sokarak üzerimizden aştılar...

Eli sopalı, beli palalı, gözü kanlı paşalar damdan dama nereye?

Siz âmir olmadınız, sergerdelik [kabadayılık] ettiniz... Siz valilik yapmadınız, asesbaşılık [polis şefliği] ettiniz... Efelere, taş çıkardınız; zorbalara parmak ısırttınız...

“As” deyince sıra sıra darağaçları kurulur, “yak” deyince alev alev meşaleler tutuşur, “bas!” deyince tabur tabur jandarmalar üşüşürdü... Elinizde zindan anahtarları, belinizde idam ipleri, sırtınızda darağaçları vilâyet vilâyet dolaştınız... Beş senedir her tarafta kargalara insan leşinden öbek öbek ziyafetler çektiniz; akbabaları çocuk ölüsü ile besleyip kartalları artık Âdem etinden tiksindirdiniz.

Muhalif mi? Al aşağı... Muharrir mi? Vur başına... Türk mü? Sür ölüme... Rum mu? İste parasını... Ermeni mi? Kes kafasını... Arap mı? Çek ipe... Kadın mı? Gönder eve... Haydut mu? Buyurun köşeye... Külhanbeyi mi? Gelsin yanıma... Yahudi mi? Sor fikrini... Kalan kimseye at sopayı... Paraları koy cebine... İşte sizin programınız bu!

Palalarla sopalarla işe giriştiniz; sürülerle insanları dağ başlarına götürüp satırlardan geçirdiniz; babaları, evlatları yoktan yere harcayarak Anadolu içerisinde dul kadından, yoksul yetimden başkasını bırakmadınız. Ne oluyordunuz? Bu kanlı işgüzarlıklar, bu canavar akını, bu fitne ve fesat siyaseti ne fayda verecekti? Ne kazanacaktık? Dünyayı mı alacaktık, Mısır’a sultan mı olacak, Hind’e şah mı gidecektik?

Sizin sadrazamlıkla, seraskerlikle, nâzırlıkla gözleriniz doymamıştı, a padişah heveslileri... Şam’da, Halep’te az daha namınıza hutbe okutup, isminize sikke kestirecektiniz. Yiğitlik sizde, kahramanlık sizde, avurt zavurt sizde, caka tavır, hepsi sizdeydi... Şimdi böyle sinsi sansar gibi tavandan tavana nereye?

Evet, nereye gidiyorlar? Mahalle kahvesinden bir adımda sadârete, meyhane peykesinden bir basışta nezârete, tulumbacı koğuşundan bir hamlede vilâyete eren bu türediler nereye gidiyorlar? Kendileri kürklere büründüler, milletin derisini soydular... Anamıza sövdüler, babamızı dövdüler, hulâsa bacağından yakalayıp bu devleti yerden yere vurdular, paçavraya çevirdiler.

İşte milleti artık büsbütün öldürdüklerinden emin olsunlar... kollarımızda bir zerre kuvvet kalmış olsaydı, yakalarından yapışır öcümüzü alırdık... Halbuki kollarını sallıya sallıya, yüzümüze tüküre tüküre gittiler.

Aşkolsun! At da size yaraşır; meydan da. Bizde bu ölü kan, sizde o yaman surat olduktan sonra bir gün olur yine gelirsiniz... Biz size: “Kırk katır mı, kırk satır mı?” diye soramadık; yarın sizin bize:

- "Ölümlerden ölüm beğen!" demek artık hakkınızdır. Lâyıkımız olan paşalar! Topumuzun başını bir kılıçla çıkarmadan [uçurmadan] nereye?

R.H. Karay

14 Oca 17:00

Misafir

BNdmdm

Muharrem Morkoç yazdı, 5453 kez okundu , 45 misafir olmak üzere 47 kişi beğendi , 9 yorum yapıldı.
07 Ara 18:00
57 İslam Ülkesine Şikayet Mektubu

Din düşmanlığı ve ahlak kalpazanlığı insanı öyle bir hale getirmiş ki, Tanzimat’tan beri bunu hep içimize çektik. Renkler bile önümüze cazibeli gelmeye başladı artık. İslam coğrafyasında akan oluk oluk kanın rengi beyaz oldu . Müslümanlar ‘’irticacı ‘’ yaftasıyla fişlenir hale gelip idam için en uygun zemin hazırlamanın derdine düştü. Dertliyiz evet, tesbihin taneleri dağıldı imame koptu. Hangi birine örnek verelim ki? Hukuksuz yargılamayı kendisine adet edinmiş ve uzun süre gözaltında tutulmaları eleştirip terör estirenler, yaklaşık 600 gündür hukuksuz şekilde zindanda tutulan Mısır’ın Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi görmezden gelerek hesabını veremeyecekleri bir insanlık suçu işlemektedir. Cuntacı El-Sisi’ye parmak sallayanın kolu kopuyor. Neler oluyor bize? Osmanlı Devleti’nde ticaret yapmak amacıyla Yavuz Sultan Selim’den izin alan Mısır’a ne oldu da önüne gelenin kolunu,bacağını koparıyor. Muhammed Mursi’yi unutmadık…

İslam’a açıkca hakaret eden kudurmuş köpek gibi saldıran Siyonizm bunu meslek haline getirip ekmek kapısına dönüştüren kimseye ehli cevaplar vermekte,kutsal belde de yapılan şeytan taşlama arasında zaman ve zemin dışında fark yoktur yoktur yoktur… Değerli bir hocamın sohbetine katıdıldığım esnada üzerinde durduğu konu aynen bu yakınmam ile alakalı idi. Neydi o muazzam söz: ‘’ Bu ülkede idam cezası geri gelecek diye bir kanun çıksa yahut devlet erkanından biri bu şekilde açıklama yapsa sırf İslam’da var diye reddedecek ve karşı çıkacak potansiyelde yobaz ve zina yapma yarışına girecek gözü küfür bürümüş ahlaksızlar var.’’ Biz Müslümanlar ne yazık ki bana dokunmayan yılan bin yaşasın safsatasıyla yılarca uyuduk ve uyutulduk. O yılan geldi soktu bizi. Ne melanettir ki zehiri gaflet veriyor bize.

Ey Libya! Üzerine ölü toprağı mı saçıldı? Ömer Muhtar nerede? Ey Felluca ayağa kalk! Ey yetim Filistin kır zincirlerini! Ey elleri böğründe yatan şaşkın Mısır aç gözlerini! Ey Afganistan uyan! Gözümün nuru Mekke haydi haykır! Ey Cezayir kimsesiz değilsin! Amerika koynunda yatan Irak,Suudi Arabistan? İsraile sürekli havlayan İran? Katar ? BAE? Avrupa’nın oyuncağı Mısır…Sahte kahramanlar! Ucuz kahramanlar…Kim bu İsrail? Kuran- Kerim’in ifadesiyle ‘’korkak’’ ,’’zayıf’’ ve ‘’zelil’’ insanlar topluluğudur. Dünya haritasına bakma zahmetine bile girmeyen tembel Müslümanlar, nokta şekline bürümüş jeolojisi bile olmayan sınırlarının Kabil’den beri kanla çizen İtrail’i 57 islam ülkesi birleşse tükürüğünde boğacak. Ama korkuyoruz. Dilim varmıyor ne yazık ki korkutuluyoruz vesselam.

Ey 57 İslam ülkesi! İsrail ,Batı’da iyi yetişmiş,paraya endeksli bir devlet ve paraya hükmeden bir güçlü Yahudilerin kuyruğu değil aynı zaman kalbimize sokulan kanser hücresidir. Uyanın artık! Yeryüzünde küfür tek millet oldu bizimkiler hala birbirini yemekle meşgul. Kürt-Türk, Sunni-Şia çatısması yıllardır kambur oldu sırtımızda. Küfür birleşip kendi terörlerine yardım edip destek çıkarken bizim İslam ülkelerine desteğimiz ve yardımımız ne zaman olacak? Bahreyn, Umman , Kuveyt,Fil Dişi Sahili ve şimdi sıra Yemen.Toprağın her zerresinde hakkı olan İslam ülkeleri artık ayağa kalkın. Ebabiller beklemeyin. Üzerinize düşen iman perdelerini aralayın . Hz. Mehdi (rad) beklentisi ne kazandıracak size? Mehdi geldiğinde yeni bir din mi getirecek ve yahut yeni bir kitap mı? Nedir bu hazıra konuculuk nedir bu tembellik, nedir bu gaflet nedir? Ey Musa bekleyen nankör Müslümanlar ,ey Şam’dan beyaz atlı kurtarıcı bekleyen tembel Müslüman kunbiiznillah(Allah’ın izniyle kalk)! Ey Hz.Peygamberin meth u sena ettiği Fatih’in torunları ecdadınızla gurur duyun ama onlarla kendinizi avutmayın. Silkelenme zamanı geldi. Miadımız doldu. Bu bir intibah çağrısıdır. Rezillikten daha rezil bir şey varsa o da o rezillikten nemalanmaktır yani faydalanmaktır.

Hakikatlerden bahsetmeyen cami imamları! Allah sizlerden de o postun hesabını soracak. Televizyon şaklabanları ve din tüccarları sizlere gelince; sizler İslam dinini kendi kabuğuna çekilmek suretiyle Ümmeti Muhammedi uyuttunuz, şiir okuyup halkı sadece ağlattınız. Allah sizden tek tek hesap soracak. Hud Suresinin varlığına o kadar çok seviniyorum ki o ayetin sıcaklığı ve azabı beni sevindiriyor ‘’Tek tek huzuruma geleceksiniz!’’. Peygamber efendimiz sahabesinin önünde mübarek ellerini birleştirerek ‘müslümanlar bir vucud gibidirler’ hadisini ümmete anlatmadınız. İsmailağa Cemaat Lideri Merhum Şehid Bayram Hoca’nın dediği gibi etrafta adam var diye bizi kandırmayın. Ya bu davanın arısı olacaksın ya da sineği olacaksın. Seçim senin! Arı olup tatlı şeylere konacaksın veya sinek olup necis yerlere konacaksın. Alem i islamı artık kaldırın veya kaldıralım ayağa. Rusya ‘ nın taktığı ‘hasta adam’’ lakabının hesabını soralım.

İçimiz ağlarken sayfalarca yazı yazmak istiyorum ama yazamıyorum. Görüyorum ama anlatamıyorum . Düşünce ve inanç özgürlüğünü peygambere hakaret kabul eden ve ‘’ Türkiye bir İncil ülkesidir ve öyle kalacaktır’’ diye ortadoğunun gayri meşru evlatlarına Türkiye’den neden cevap gelmiyor? Gezi olaylarında zulum 1453’de başladı diyen bu Bizansın kör torunlarına neden siper alınmıyor. Müslümanların otoritesi zayıfladı ve bunu fırsat bilen Siyonizm içimizdeki gaflet içinde olan köstebekleri ve satılmış bir çoklarını kullanarak artık niyetlerinin demokrasi ve insan hakları olmadığını haykırıyor. Öyle duruma geldik ki Kurani icaz ve belağatına iman ettim,ötesi yok! Diyen Arapların büyük şairlerin yanında talebe bile olamayacak durumdaki kimselerin Kuran’da hata vardır gibi söylemleri siyonizmin içimize ne kadar girdiğinin bir delilidir. İlahiyat fakülteleri adına utanç verici bir tablodur.

Sonuç olarak ;

Allahu Teala kalplerimize İslam yolunda zahmeti , meşekkati mihnet ve külfeti sevindirip bunların hepsini göz önüne alabilen dava erlerinden eylesin. Hakkı Hakk bilip zail olan batıla hizmet edenlerden eylemesin.

Ömrünü kula kulluk etmeyen ve yakın zamanda zorba güçler tarafından idam edilen Şehit Abdulkadir Molla’nın sözleriyle bitirmek istiyorum:

‘’SUÇUM ALLAH’TAN BAŞKASINA KULLUK ETMEMEKTİ. BİZE KULLUK EDİN DEDİLER BEN DE ASIN BENİ DEDİM’’

Ves’selam

11 Ara 13:04

Misafir

Bu zamanda kuranı kerim iyi anlamak lazım toplumsal cokuse izin vermemek lazım bence ilk ogretımın ilk yılını okuma yazma ve vatandaşlık dersleri verilmeli

11 Ara 13:00

Misafir

Daha yazılacak cok Şey var ama ama işte önce içimizde ulkemızı düzeltelim herşey para degildir parayla Çok seylerı kapatıyorlar ama nereye kadar uzulmemek eldemı lutfen dogru okuyun dünyayı herşey biline durur saygılar daha cok Çok yazılır ama işte