Türkiye Aktivitesi
82 ziyaret
1 online
Ali İşeri
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

0.33 puan mor kalem

Derecesi

485 [Toplam 1540 kişi]

Türkiye
Tümü(2)
Pinledikleri(0)
Ali İşeri yazdı, 35 kez okundu , 2 misafir beğendi , henüz yorum yapılmadı.
11 May 01:00

Ali İşeri

Puan: 0.33

Hatırlar Mısın ?

Zaman, değer, verim, doyum , gün ışığı , tebessüm eden bir çift göz , kızgın bir yüz ifadesi , dargınlığın simgesi omuz silkmek , farkında olmak,“Haydi yeter artık “nidaları , kana kana içilen su , zenginlik

Bu sözcükler tanıdık geldi mi ? Aslında çokta uzak olmayan anılarımızdaki bir fotoğrafın parçaları. Çocukluğumuzdan, mahallemizde, köy meydanında oynadığımız oyunlardan arkadaşlarımızla geçirdiğimiz vakitlerden bir fotoğrafın parçaları.

Bu parçaları bir arada görmek epey zorlaşmış vaziyette bana göre şu zamanlarda. Tek tük beliriyor bu fotoğraf mahallelerde benim gözüme. Halbuki o kadar çocuk var diyorum kendi kendime. Ama top peşinde koşuşturan,toprakta oynayan , ip atlayan , “Hadi sobelendin cık artık” diyen çocuklar çok az görünüyorlar .Boş sokaklar …

Elbette köylerimizde hala sokaklarda aynı haz ve coşkuyla devam ediyor bu kültür , hala sokakta terliyor çocuklar, ve ne güzeldir ki toprak kokusu duyabiliyorlar hala.Çakıl taşını özleyeceğimi bilsem kızar mıydım hiç ona ayakkabımın içine giriverdiğinde ,yakalamaç oynarken yazlık ayakkabımın ayağımdan çıkmasıyla yakalanmama üzülür müydüm hiç ?Bu duygulardan yoksun büyüyorlar parke taşlarının üstünde oynayan geleceğimiz.

Futbol konusunda bende her erkek kadar hırslıydım çocukken.İki kale kurardık direkleri taş ,başlardık koşuşturmaya.Gol olmasıyla başka bir film başlardı sanki.Gol mu değil mi tartışması daha eğlenceli gelirdi bizi izleyen abi ablalarımıza.Bize göre gol değilse taşın üstünden geçtiğini yahut kalecinin boyunu aştığını anlatmya çalışırdık rakip takım oyuncularına. En etkili sözcük ise “ Ekmek çarpsın gol değil” oluyordu . En çok da ona gülerlerdi seyircilerimiz.Şimdilerde bu tartışmalar hala yaşansa da şanslı sokaklarda ,çoğu yerde gol tartışması şöyle sonuçlanıyor: “Hadi bas ‘start’ a ”.

Ne yapabiliriz ?

Anlatabiliriz onlara , hissettirebiliriz sokakta oynamanın tadını.Belki de oynayamayacaklar yine sokaklarda gezen tehlikeler yüzünden ama hatırlayacaklar oyunlarımızı , unutmayacaklar ,belki bir gün onlar da anlatacak başka çocuklara.Belki bir gün o güvenli ortam sağlanacak ve yeniden şen şakrak olacak sokaklar .

Biz anlatmaya başladık bile


Ali İşeri yazdı, 85 kez okundu , 9 misafir olmak üzere 10 kişi beğendi , 3 yorum yapıldı.
24 Nis 13:00

Ali İşeri

Puan: 0.33

Özlediğimiz Oyun : Saklambaç

En sevdiğiniz oyun neydi neredeyse hiç evde durmayıp sokağa fırladığınız yaşlarda ?

Hadi sayalım ; Yakar top,Körebe , Misket,Dokuztaş ...Oyunlarımızı yazmaya kalksak yöre yöre... Belki sayfalarca sürer. Hele ki anne babalarımızın oyunlarını da dahil edersek varın siz düşünün. Halbuki ne zenginmişiz değil mi ?

İşte bu seferde o oyunlardan biri ile gidiyoruz anılarımıza.Oyunumuzun adı : Saklambaç

Çoğu zaman arkadaşlarımızla toplandığımızda oynadığımız ilk oyunlardandı saklambaç.Başlama ziliydi sanki şu sözler :” Saklambaç oynayan kaleye mum diksin . Saklambaç oynayan kaleye mum diksin.” Bazen iki oyun oluyordu ama saklambaç duyulunca hemen toplanılıyordu.Futbolla yatıp onunla kalkan arkadaşlarımızdan tutunda , oyuncak bebeğine kıyafet diktirmek için tüm gün annesinin peşinden koşuşturan arkadaşlarımıza kadar herkesin ortak oyunuydu saklambaç.Onun adı duyulduğu zaman diğerleri hemen bırakılırdı.

Oyun başlamadan önce bir arkadaşımız kale diye adlandırdığımız yere geçerdi bizlerde peşi sıra tek hiza sıralanırdık arkasına.O arkadaşımız bir sayı söylerdi o sayıya denk gelen arkadaş ebe olurdu . E tabi ilk ve son sıradakiler hep kendileri seçilecekmiş hissine kapılıp diğer arkadaşları ile yer değiştirmeye çalışırdı .Bunu yaparken de büyüklerimiz için seyir zevki yüksek , genelde güreş vari bir mücadele çıkardı ortaya .Kimi zaman kavgaya dönüşse bile çabucak tatlıya bağlanırdı.

Oyunun başlamasıyla büyük heyecan başlardı , herkes kaçışırdı bir köşeye ve bir süre sessizlik .Bizi izleyen büyüklerimiz bile sus pus.Ebe, tüm mahallede tek başına sanki …

Bu sessizlik bir arkadaşımızın : “ Kaleden ayrıııl” diye bağırması ile bozuluyordu .Bazen ebenin bizi bulması kolay olsa da kalanımız sobeleyen arkadaşlarla sobelenenlerin sayısınız eşit olası için çabalıyordu ki ebe tekrardan yumsun . Ebe olmak oyunun sevilmeyen tek tarafıydı bana göre.Bunun için arkadaşımızın hırkasını giyip ebenin görmesini sağlardık . Tüm ekibi kurtarmak için risk alırdık .Yanlış tahminde bulunması için çabalardık.Arkadaşlarımız için onu oyalamaya çalışırdık.Bu o arkadaşımıza değil ebe olmaya karşı yapılmış bir şeydi .Herkes halinden memnundu …

Peki çocukluğumuzun oyunları dedikte oynayamaz mıyız yeniden ? Oynamalıyız bence.

Bu kültür devam etmeli .Çünkü bizim…

“Saklambaç oynayan kaleye mum diksin “

27 Nis 17:44

Ali İşeri

Puan: 0.33

Teşekkür ederim.

26 Nis 14:10

Guzel bir yazı...