Sali̇eri̇ Alt Ti̇re
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

1824 puan Yeşil Kalem

Derecesi

14 [Toplam 1641 kişi]

Türkiye
Sali̇eri̇ Alt Ti̇re yazdı, 10 kez açıldı, 7 kişi beğendi, 9 yorum yapıldı.
21 Nis 15 22:00
1915

Soykırım (Genocide), Yale Üniversitesi Hukuk Profesörü Raphael Lemkin’in Yunanca “Genos" ve Latince “cidere" kelimelerinin birleşmesinden türettiği bir kelime. Yine aynı kişinin büyük çabaları ile BM gündemine gelmiştir.

Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Aralık 1948'de Genel Kurul tarafından kabul edilmiş ve bundan iki yıl sonra Türkiye de bu sözleşmeyi imzalamış.

Soykırım suçunun işlenmesi için öyle genel olarak sanıldığı gibi tümden bir yok etme olması gerekmiyor; sözleşmede “ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle girişilen şu hareketlerden herhangi biridir: grubun üyelerinin öldürülmesi; grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi; grubun yaşam koşullarının bunun grubun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması; grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması; [ve] çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi.” şeklinde tanımlanmış.

Karar sonrası Lemkin ile yapılan TV programında, bu mücadeleye nasıl başladığı ile ilgili soruya “soykırım suçu çok işlenen bir suç, ilk önce Ermeniler bu suçun kurbanı oldu. Fransa’daki barış görüşmelerinde bu suçu işleyenler cezalandırılmadı.” diye cevap veriyor.

1915’te Anadolu’da olanlar sadece Lemkin’e mücadele için sebep olmuyor. Hitler de dünya tarihinin en büyük suçlarından birini işlemeye başlarken referans olarak gösteriyor; 22 Ağustos 1939 yılında, Polonya’ya saldırmadan birkaç gün önce Wehrmacht’ın üst düzey komutanlarına, “Erkek, kadın, çocuk, acımadan Polonyalılar yok edilmeli. Günümüzde kimse Ermenilere yapılanları konuşmuyor” diyor.

Sadece, anılar, konuşmalar değil birçok resmi evrak da 1915 yılında nelerin olduğunu belgeliyor. O yıllarda Anadolu’da görevli birçok ABD’li, Avrupalı diplomat, doktor, misyoner de yine ülkelerine geçtikleri raporlarda yaşananları açıkça yazıyor. Yolların parçalanmış cesetlerle dolu olduğu, göçün sürekli çetelerin saldırılarına uğradığı en küçük ayrıntısına kadar anlatılıyor. Epey bir fotoğraf da arşivlerde bulunuyor. Tabii bunlar yola çıkabilmiş olanlarla ilgili, bir de hiç ayrılamamış olanlar var.

Osmanlı’nın I. Dünya Savaşı’ndaki müttefiki Almanya’nın arşivi de benzer belgelerle dolu. Türkiye’nin “tarihçilere bırakalım” stratejisi kabul edilse bile farklı bir sonuç çıkacakmış gibi görünmüyor.

Aslında yabancıların raporlarına da gerek yok. Belli bir yaşın üstündeki insanlar o yıllarda neler olduğunu kendi şahitlikleri ile anlatıyorlar. Belki şimdi çok fazla hayatta olan yoktur ama bundan 20-20 yıl önce baya bir anılarını anlatan insan vardı ve o anıları büyüklerinden birebir dinleyen bir sürü insan da hayatta. Komşu Ermeni köyün nasıl sürüldüğünü, bu hemen yakınlarda bulunan “harabe köyü”nde yaşayan insanlara ne olduğunu dinlemek mümkün. O “harabe köy”leri şimdi bile görmek mümkün.

Babaannesi, anneannesi Ermeni olan bir sürü insan da var aramızda. Nedense bunların kendi ermeni akrabaları hiç yok ortalıkta. Çoğu o günlerde yetim kalmış ermeni çocuklar bunlar.

Ermeni çetelerin işledikleri suçlar kadın, çocuk insanların çöle yürütülmesi, ilk gönderilenlerin akıbeti belliyken üstelik, tekrar tekrar gönderilmelerini mazur gösterecek gerekçe değil. Erzurum'da Rus ile işbirliği yapmış Ermeni çetecinin hesabını Diyarbakır'da, Sivas'ta masum insanlardan sormak, acısını onlardan çıkarmak suçtur.

Bütün bunlar yalan ise, Ermenistan'ın siyasi amaçları için uydurduğu iddialar ise, bize, çocuklarımıza doğrusunu anlatın. Öyle Ermeniler yollarda öldürülmediyse, "Harabe köyün orada derin bir kuyu var hala kokuyor" diye anlatılan o kuyular niye kokuyor? İki yıldır iki Başbakan hangi yaşananlar için üzgün olduklarını söylüyorlar, kimin torunlarının acısını paylaşıyorlar?

Dünyada her şey siyaset, diplomasi değil. En azından vicdan sahibi, dürüst insanlar için değil. Büyüklerin siyasetine kurban giden çocukları unutmamalıyız.

Bu dünyada adalet yoksa elbet ilahi bir adalet vardır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

24 Nis 16:05

Bana güvenmeyin demiştim :))

CEVAPLA
24 Nis 15:59

Salieri Bey Ermeni tezlerinin savunucusu mu acaba? Biz onu devletci bir liberal olarak bilirdik. :)

CEVAPLA
22 Nis 15:00

Kuşatıcılıktan uzak dar bir perspektifle kaleme alınmış bir yazı. Fakat konuyu tartışma zeminine çektiği için faideli. Ama mevzu daha geniş bir perspektiften ele alınmalıdır.

CEVAPLA