Türkiye Aktivitesi
1104 ziyaret
1 online
Ümmügülsüm Önder
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

115 puan Mavi Kalem

Derecesi

93 [Toplam 1641 kişi]

Türkiye
Tümü(3)
Pinledikleri(0)
Ümmügülsüm Önder yazdı, 509 kez açıldı, 2 misafir olmak üzere 10 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
9 Ağu 15 04:00
Süleymani̇ye ve Mi̇mar Si̇nan

Süleymaniye Camii 1550 -1557 yılları arasında Mimar Sinan tarafından, Kanuni Sultan Süleyman adına yapılmış, klasik Osmanlı Mimarisi tarzında yapılan bir camiidir. Eserin, çevresinde; medrese (okul), hastane, hamam, kütüphane, aşevi gibi bir çok yapı bulunuyor. Süleymaniye Camii’nin 4 minaresi bulunuyor. Nedeni ise; Kanuni Sultan Süleyman’ın, İstanbul’un fethinden sonraki 4. Osmanlı Padişahı olması.

Süleymaniye Camii’nin en önemli özelliği akustiği. Büyük Usta Mimar Sinan caminin akustiğinin mükemmel olması ve seslerin caminin her köşesinden duyulması için çok uğraşmış. Bunun için kubbenin etrafına ve caminin çeşitli noktalarına içi boş küpler yerleştirmiş. Mimar Sinan’ın, Süleymaniye Camii’nde yaptığı akustik çalışmaları ile ilgili ilginç bir hikaye de anlatılır:

‘’Mimar Sinan, bu konuya çok vakit harcar ve inşaat beklenenden uzun sürer. Mimar Sinan’ı çekemeyen bazı çevreler, Kanuni Sultan Süleyman’a, Mimar Sinan’ın keyfine baktığını ve hatta caminin içinde nargile tüttürdüğü söylerler. Buna çok sinirlenen ve küplere binen Padişah, hemen camiye gider. Mimar Sinan’ı nargile içerken görür ve hemen bir açıklama ister. Mimar Sinan nargilenin içinde tütün bulunmadığı, yalnızca suyun fokurdama sesinin, camide nasıl duyulduğu anlamak için yaptığı akustik bir çalışma olduğunu açıklar.’’

Süleymaniye Camii’nin iç mekanı estetik açıdan, oldukça ferah ve sade olarak tasarlanmış olmasına rağmen, ihtişamlı bir havası da vardır. Camii’nin içinde hat sanatının en güzel örnekleri sergileniyor. Bu eserler o dönemin en iyi ustalarından olan Ahmet Karahisari ve en az onun kadar başarılı çalışmalar sergileyen yetenekli öğrencisi Hasan Çelebi tarafından yapılmıştır. Kubbede Nur Suresi’ni görüyoruz. Surenin aşağıdan okunacak şekilde büyük harflerle yazılması, yazının güzel sanatsal değerinden ve inceliğinden bir şey kaybettirmemiş.

Süleymaniye Camii’nde kullanılan çiniler, İznik’ten getirilmiş.

Camii’nin camlarında kullanılan vitray desenleri, dönemin en ünlü vitray ustası Sarhoş İbrahim tarafından yapılmış. Süleymaniye Camii ilk yapıldığında iç mekan aydınlatması, yüzlerce kandille sağlanırmış. Bu kandillerden çıkan dumanı ve isi düşünün, normalde, her geçen gün ortamı kirletmesi gerekir. Büyük Usta Mimar Sinan, müthiş mimari zekası ile bu isleri bir noktada toplamayı başarmış ve bundan mürekkep elde ederek kullanılmasını sağlamış.

İs odasında elde edilen, mürekkep ile önemli fermanlar yazılırmış. Çünkü, isten elde edilen mürekkep, normal mürekkebe göre daha dayanıklıymış.

Büyük Usta Mimar Sinan, bu büyüklükte bir caminin örümcek ağlarından korunması için çok doğal bir yöntem kullanmış ve Süleymaniye Camii’nin çeşitli yerlerine yüzlerce devekuşu yumurtası koydurmuş. Devekuşu yumurtasını sevmeyen örümcekler, böcekler ve hatta akrepler camiden uzaklaşırmış.

Süleymaniye Camii yapılırken, ilk önce temeli atılmış. İstanbul’da tarih boyunca bir çok büyük deprem olduğundan, Mimar Sinan temelin 1 sene bekletilerek tam olarak oturmasını istemiş.

Cami inşaatının durdurulduğunu duyan İran Şahı, Osmanlı İmparatorluğu’nun camiyi yaptırırken finansal olarak sıkıntıya düştüğünü düşünmüş ve Kanuni Sultan Süleyman'a hitaben " Süleymaniye Camii'ni bitirmeye gücünüz kalmamış ve inşaatı yarıda bırakmışsınız. Elçimizle birlikte size bir sandık dolusu para ve mücevherat gönderiyoruz. Bu hayırlı işte bizim de katkımız bulunsun." diye bir mektup göndermiş.

Kanuni Sultan Süleyman, buna çok sinirlenmiş ve sandığı mimarbaşı, Büyük Usta Mimar Sinan’a vererek, tamamının caminin temelinde kullanılmasını istemiş. Mimar Sinan bu değerli taşları, Süleymaniye Camii’nin minarelerinden birinde kullanmış.Bu minare bugün Cevher Minaresi olarak biliniyor. 3 şerefeli olan minarelerden, doğuda olan minaredir.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
09 Ağu 18:09

Nur 35. Ayetin mealinin güzelliğini düşünerek ustalardan Ahmet Karahisari'nin işlediğini aktarmış Evliya Çelebi..

09 Ağu 17:06

Neden acaba Nur suresi işlenmiş ?

Ümmügülsüm Önder yazdı, 536 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 10 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
5 Haz 15 04:00
Sezai̇ Karakoç: Çıkış Yolu I

Kitabında okuyucuya ‘’Dert sahibi olmak’’ kavramını aşılayan Sezai Karakoç, tabiri caizse ‘’Müslüman dert sahibi olmalı’’ diyor bizlere. Sezai Karakoç’un ülkemizin geleceği hakkındaki iki konferansından oluşan bu kitapta batılılaşmadan Osmanlı’ya, Amerika’dan Afrika’ya, hatta Musul’a, Kerkük’e ve Anadolu’ya dair birçok konu ele alınmış. İslam medeniyetini yeniden canlandırma konusunda okuyucuya önemli notlar ve ipuçları veren yazar, İslam aleminin durumuna tarihi-sosyolojik perspektiften bakan bir pencere açıyor bizlere.

Siyasal bilimler fakültesi mezunu olan Karakoç tam anlamıyla heyecanlı bir siyasetin içine salıveriyor bizleri kitabında. Avrupa’nın sözde birliğinden, suni sınırlar sayesinde bölünen doğu ve batıdan kesitler aktarıyor. Adeta bir dünya tarihi ve dünya medeniyetini seriyor gözlerimizin önüne. İslam medeniyetinin bir Ortadoğu medeniyeti olduğunu savunan Karakoç, ‘’Ülkemiz deyince önce ne anlıyoruz?’’ ‘’Ülkemiz için ne gibi tehlikeler mevcut?’’ gibi sorularla ışık tutuyor geleceğimize.

İslam medeniyetinin aslında 1918 yılında tahribata uğrayıp günümüzde yeniden dirilebileceğini aktarıyor ‘’Diriliş Partisi’’ adını verdiği partinin konferansında. Bu kitap genç siyasetçilere ve siyaset ile ilgilenenlere ilham olacak bir kitap niteliğinde olup her Müslüman gencin okuması gereken bir kitap olma özelliğini taşıyor.

Kitap Osmanlı döneminden günümüze kadar pek çok siyasi ve kültürel olayı kapsamaktadır. Aynı zamanda yazarın bu konuda ‘’Çıkış Yolu II/Medeniyetimizin Dirilişi’’, ‘’Çıkış Yolu III/ Kutlu Millet Gerçeği’’ adında iki kitabı daha bulunmaktadır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
06 Haz 17:12

Evet, öyle diyebiliriz.. Klasik kitap tanıtımı yazısı da diyebiliriz.

06 Haz 12:52

Kitabınız bir biyografi kitabı değil anladığım kadarıyla. Sezai Karakoç'un konferans ve kitaplarının bir analizi diyebilir miyiz?

Ümmügülsüm Önder yazdı, 481 kez açıldı, 4 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
24 Oca 15 21:00
Eski̇den Si̇mi̇t Satılırdı Bu Yollarda Şi̇mdi̇ İse Şarj Aleti̇

Devrin bize getirdiklerini yaşamak için insanüstü birer çaba harcıyoruz. Çünkü bu getiriler öylesine hızlı geçiyor ki önümüzden, ancak koşarak yakalayabiliyoruz. Adeta ışık hızıyla kovalıyoruz onları. Tamam! Her şey biz insanlar için olabilir ancak o her şeyin de bir sınırı var değil mi?

İşte bu sınırları zorladığımız anda tabiri caizse dananın kuyruğu kopuyor, zurnanın zırt dediği noktaya geliveriyoruz bir anda ve genelde bu noktaya gelen insanüstü varlıklar (onlar gerçekten insanüstü bir çaba harcıyorlar) nereden, ne zaman, nereye düştüklerinin farkında bile olmuyorlar.

Günümüzde bu noktaya ‘’Teknoloji’’ deniyor olsa dahi, bu zavallı insanları iyi bir yere sürüklemediği belli. Bu kişiler adeta hipnoz olmuşçasına teknolojinin peşinden giderken arkalarına bakmıyorlar maalesef. Acı kaybımızda işte bu! Zamanın getirdiklerini yaşayalım derken, daha önceki zamanlara ait olan getirilerin üzerinin çizilmesi, unutulması, kazanılan bazı değerlerin yavaş yavaş kaybolmasını bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde sağlamaları hoş olmayan bir davranış. Misal verecek olursak; topluca vakit geçirilen mekanlarda heyecanlı bir ‘’Garson’’ nidasının ardından garsonun ne sipariş hayalleriyle gittiği masadan sadece mekanın internet şifresini vererek hüsranla ayrılması durumu. Ya da kokusunu içine çeke çeke kitap okumak varken, sırf teknolojiye ayak uyduracağım diye e-kitap okuma eziyetine katlanmak ve iki sene sonra yine son model bir gözlüğe sahip olmak. Yahut otobanda aç karnına ağır ağır seyrederken ‘’Bir simit olsa da yesek’’ diye düşünmek yerine ‘’Of! Telefonumun şarjı bitti, şuralarda şarj aleti satan biri yok mu acaba?’’ diye düşünmek gibi. E tabi sevgili tüccarlarımız bunları duyar da durur mu? Tabi ki yollarda simit satmak yerine şarj aleti satılacak, çünkü insanların buna daha çok ihtiyacı var(!)

Zaman çok kötü insanlar! Uyanmalıyız ey ahali! Sokakta satılan simitlerin, (evet zararlı ancak teknoloji kadar zararlı olduğunu düşünmüyorum) keyifle okunan kitapların, ailece radyo dinleme heyecanın,

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
25 Oca 14:24

Kesinlikle haklısınız, ancak burada değinilen konu teknolojinin tutarsız kullanılması.. Teknolojiyi bilinçli kullanma olgunluğuna erişmemiş kişilerin kullanması. Bence önce bilinçlenip daha sonra faydalanmak gerekir.

25 Oca 10:46

Amerika'da Amish'ler teknoloji kullanmiyor. Teknolojinin zararlarini on plana cikarip teknolojinin nimetlerinden istifade etmeyi birakmamayi samimiyetsizlik olarak goruyorum. Veya teknolojinin bize neyi vaat ettigi tam olarak anlasilmamis demektir.