Türkiye Aktivitesi
6579 ziyaret
1 online
Kürşat Koyuncu
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

33691 puan Kırmızı Kalem

Derecesi

1 [Toplam 1630 kişi]

Türkiye
Hatıra(1)
Pinledikleri(0)
Kürşat Koyuncu yazdı, 143 misafir olmak üzere 159 kişi beğendi, 43 yorum yapıldı.
8 Ağu 16 18:00

Kürşat Koyuncu

Puan: 33691

Rdm'li Askerler Nasıl Askerlik Yapar?
b619efe84ff8c70f6d1dfc3161f2e7891470667079

b619efe84ff8c70f6d1dfc3161f2e7891470667079

Geçenlerde bir yazı okudum. Başlığı şuydu: “FETÖ ne kadar acımasız olabilir?” Yazıda, bir askeri okul öğrencisinin, okul idaresi tarafından aileye, çocuklarının ağır psikiyatrik hastalığı olduğu ve şizofreni tanısı konduğu ve GATA’da tedaviye başlandığı söylenmesini ve sürecin sonunda o çocuğun askeri okuldan ayrılmasını konu ediniyordu.

Bu yazı bana kendi askerliğim döneminde gördüğüm bazı şeyleri hatırlattı. Hatırladığım şeylerin “FETÖ” ile ilgisi yok; benim hatırladıklarım psikiyatrik rahatsızlıkları olan askerler…

Ben askerliğimi kısa dönem yaptım. Hepimizin malumu, yemin töreninden sonra askerler usta birliğine gönderilir. Usta birliğine gönderildiğiniz bölükte önce RDM kontrolü yapılır: RDM’nin açılımı Rehabilitasyon Danışma Merkezidir. RDM kontrolü ise şöyle yapılır. Vücudunuzun üst kısmındaki kıyafetleri çıkarırsınız, kollarınızı yana açarsınız ve vücudunuzda faça izi, anormal bir iz ya da dövme kontrolü yapılır. Eğer bunlardan herhangi biri varsa siz artık RDM’li askersinizdir. Burada aklınıza “dövme de mi?” sorusu aklınıza gelebilir. Benimle aynı kısa dönem askerlik yapan bir arkadaşın vücudunda dövme vardı ve o da bu sınıfa dahil edildi. Sonraki görüşmede bu sınıftan çıkarıldı. Her neyse, işte benim gittiğim bölükte de RDM’li asker sayısı bir hayli fazlaydı, ayrıca alayın geneli de öyleydi. Birde ekstra bir bilgi vereyim. Bölüğe ilk gittiğimde dikkatimi bölüğün girişindeki panoda yazan yazı çekmişti. Şöyle yazıyordu: “Burada 20 gündür yangın olmadı.”

Daha sonra bölükte görevler dağıtılırken, bana sağlıkla ilgili görev düştü. Hem normal -grip, ishal vs. gibi- hastalıkları olan askerlerle hem de bu RDM’li askerlerle ilgileniyordum. Bu askerlerin RDM uzmanıyla randevuları oluyordu. Randevu dediysem işte ortalama 5-10 dk. süren randevulardı ve genellikle askerin randevu sonucunda askeri hastaneye sevki olurdu. Hastanedeki randevuda işte yukarıdaki süre kadar veya biraz daha fazla sürerdi. Randevu sonucunda da mutlaka birkaç tane ilaç verilirdi ve normal ağrı kesiciye bile mesafeli yaklaşan grip gibi rahatsızlıkları neredeyse ilaç almadan geçiren ben hayatımda ilk kez duyduğum ilaçları askerde öğrendim. Bu ilaçlara geçmeden önce RDM’li askerlerle ilgili bir bilgi daha vereyim. Bunlar bölüğün nöbet listesinde yer almaz ve yine bunlara silah verilmez. İşte geride kalan kaç kişi varsa onlar bütün nöbetleri tutar.

Her neyse, konumuza geri dönüp birkaç asker üzerinden bu ilaçlardan bahsedeyim. İlki Akineton Mustafa olacak. Bölüğe gittiğimde adını duymuştum ama hava değişiminde olduğu için görememiştim. Sonra bölüğe döndü. Bölükteki en bağımlı askerdi. Onun reçetesi de özeldi; yeşil reçete. Bir seferinde; “Abi şu Akinetondan iki tanesini hiçbir rahatsızlığı olmayan birine versem canlı bomba bile olur” demişti. Yine bu Akineton Mustafa, soğuk algınlığı, üşütme vs.de kullanılan a-ferin isimli ilacın bir tabletinde bulunan -hiç kullanmadığım için bilmiyorum- ilaçları bir bardağa doldurup suyla karıştırıp içerdi. Bunu neden yaptığını sonradan öğrendim. a-ferin’in içinde Kodein isimli bir madde varmış, bu eroin bağımlılarının eroin bulamadıklarında kullandıkları bir yöntemmiş. Daha sonra bu Akineton Mustafa çarşı iznine çıktığında bir arkadaşıyla birlikte evde hırsızlık yaparken yakalandı…

Mehmet Ali’yi ilk önce Kayseri’deki komando birliğine göndermişler. Ancak daha sonra refüze edilip benim askerlik yaptığım yere gelmiş. İlk geldiği sıralar nöbet bile tutmuş. Ama sonrasında nöbetten de düşmüş. Mehmet Ali’yi ilk gördüğümde dengesizliğini fark etmiştim, sadece ben değil diğer arkadaşlar da fark etmişler. Bir süre ona da bu ilaçlardan verildi ama daha sonra kurul kararıyla “akli dengesinin yerinde olmadığı”na karar verilip gönderildi…

Zeki askere gelmeden önce bir aile içi kavgaya şahit olmuş ve akrabalarından dördü bu kavgada hayatını kaybetmiş ve hatta kendisi de bu kavgada kafasına bir darbe almış. Zeki bu olaydan kısa bir süre sonra askere gelmiş. Zeki çok efendi bir çocuktu. Bir hafta sonu koğuşa gitmiş ve üzerindeki kıyafetleriyle yatağına uzanmış. Tam o sırada nöbetçi astsubay koğuşları gezerken Zeki’yi görüyor, yanına gidip direkt ayaklarına tekme atarak uyandırmaya çalışıyor ve o sırada Zeki kendini kaybedip astsubaya saldırıyor. Koğuştaki diğer askerler sayesinde astsubay dışarı çıkabilmiş. Ama bu sırada Zeki krize girmiş. Zeki’yi hastaneye götürdük. Bir süre sonra sakinleşti. Ancak bu olaydan sonra Zeki bir daha normale dönmedi. Hatta sabahları uyandırırken bile ellerini ve ayaklarını sıkı sıkı tutup öyle uyandırırdık. Çünkü ilk uyandığında gözlerinden neredeyse alev çıkarır bir vaziyeti olurdu. Bölük komutanına Zeki’nin büyük bir travma yaşadığını söyledim. Zeki’yi hastaneye falan götürdük, ama doğru düzgün bakılmadı ve psikotik ilaçlar verilerek bölüğe gönderildi. Benim askerliğim bittiğinde Zeki hala bölükteydi. Sonrasında ne oldu bilmiyorum…

Ve daha niceleri; bir tanesi yine askere gelmeden önce bir grup tarafından dövülmüş, ona da birkaç ilaç verilip gönderildi. Bir diğeri, bizim bölükte değildi ama aynı alaydaydı, askerde bileklerini ve boğazını kesmişti. Bir süre tedavi edildikten sonra bölüğüne dönmüştü…

İşte bu askerlerle “normal” askerler aynı koğuşlarda kalırdı. Biz kısa dönem olduğumuz için diğerlerine göre biraz daha rahattık ama uzun dönemlerin sıkıntı yaşayanları çoktu. Bunda bir etken de “devrecilik”ti. Üst devreler alt devrelere çok sıkıntı yaşatırdı. Rütbeliler açıkçası bu duruma pek ses çıkarmazdı. Hatta artık askerliğinin sonuna gelmiş bir tanesi şöyle demişti; “Buraya ilk geldiğimizde üst devreler bize ellerimizle pisuvarlardan izmarit toplatmışlardı…”

Yani bana göre bu sıkıntıların yaşanmasının sebebi Askeriyenin biraz kapalı ve denetimden uzak olmasından kaynaklanıyor. Rütbeli personelin donanımlarının da zayıf olması bunu etkiliyor. Bununla ilgili iki örnek vereyim; RDM’li askerlerin randevularında görüştükleri RDM uzmanı Psikolog Teğmen -ki kendisi bir bayandı-, RDM’li askerin yanında beni göstererek; “Ben sizin yerinizde olsam bu kısa dönemlerden nefret ederdim” demişti. Aslında ast-üst mevzularından cevap vermemem gerekiyordu ama dayanamayıp; “Komutanım bu ne demek? Ben bu askerlerle aynı koğuşta kalıyorum.” demiştim. Bir diğer örnek de, bir asker alerji olmuştu. Cumartesi günüydü, nöbetçi astsubaya gidip durumu izah ettiğimde bana; “pöff, hafta sonunu mu beklemiş?” gibi garip bir şey söylemişti.

Kısacası, askerde hayatta bilmediğim, kullananına da denk gelmediğim “Akineton, Seroquel, Cipralex, Norodol, Rivotril” gibi ilaçları öğrendim.

Bana göre bazı askeri okul ve hastanelerin kapatılması doğru olabilir. Ancak yukarıda bahsettiğim sıkıntıların yaşanmaması içinde sistem biraz daha şeffaf hale getirilebilir. Hatta yine bana göre, profesyonel ordunun kurulması ve bu şekilde doğru düzgün psikolojik testlerden geçmiş insanların askerlik yapması sağlanabilir ve böylece her açıdan daha sağlıklı bir ordumuz olabilir…

NOT: Girişte bahsettiğim yazının linki şu:

http://biliyomuydun.com/bir-doktorun-kaleminden/

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
11 Tem 13:10

Ağır, travmatik şeyler yaşamadıysan sıkıntı olmaz diye düşünüyorum. Muhtemelen rütbeli psikologlarla bir görüşme yaparsın, onlar bu görüşmenin üzerine bir değerlendirme yaparlar, ona göre karar verirler.

11 Tem 12:45

Misafir

Abi Ben Sol Kolumu Ergenlik Dönemimde Komple Kestim Ama Şuan Piskolojik Yönden Bi Sıkıntım Olduğunu Düşünmüyorum Askerde Silah Verirler Mi Veya Herhangi Bi Teste Tabi Tutuyorlar Mı