Türkiye Aktivitesi
858 ziyaret
1 online
Suleyman Samet Polat
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

93 puan Mavi Kalem

Derecesi

90 [Toplam 1625 kişi]

Türkiye
Tümü(3)
Pinledikleri(0)
Suleyman Samet Polat yazdı, 1 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
9 Eyl 15 10:00
Kaynayan Kazan Sosyal Medya

Âh sosyal medya âh oysa ne ümitlerle gelmiştim sana.

Facebook’u liseye başladığım yıl bir gazete köşesinden görmüştüm, ecnebilerin ilkokul arkadaşlarını bulduklarına dair bir haberdi. Heveslendim bende, internet kafeye gittiğimde ilk işim facebook hesabı açmak oldu. İngilizce olan site de zor da olsa bir hesap açmayı başarmıştım ancak ilkokul arkadaşlarımı bulmak için değil tabi ki, ecnebilerle iletişim kurmak için ve yabancı kültürleri merak etmemden dolayı.

Twitter’ı Facebook’u açtıktan bi kaç sene sonra gördüm. Spor haberlerinde Liverpool’da oynayan Ryan Babel’in maçtan sonra hakem aleyhinde olumsuz twitler attığı için para cezası aldığı gösteriliyordu. Velhasılıkelam ünlü isimlerle iletişime geçebilme ihtimali beni heyecanlandırmıştı twitter hesabı da açmıştım. Aslında kimseye bir şey yazacağımdan değil, zaten yazmadım da yönlendirmelerin etkisi işte.

Gelelim bugüne

Sosyal medyanın her ne kadar bazı faydaları olsa da ruha ve bedene zararlı olduğuna kanaat getirdim ve mümkün olduğunca kullanmamaya çalışıyorum ancak önemli hadiselerde neler konuşuluyor diye girip bakmaktan da kendimi alamıyorum.

Hal böyleyken son iki gündür yaşanan terör olaylarını televizyondan öğrendim, istemeyerek de olsa sosyal medyaya girdim, çünkü biliyorum ki haberin aslı orda, girmemle başımdan aşağı kaynar suların dökülmesi bir oldu zira çok elem verici görüntüler paylaşılmıştı, teşhir etmek istemiyorum, menfur saldırının iki ayrı görüntüsü vardı. İzlerken aklıma gelen ilk şey bu görüntüleri gören şehitlerimizin yakınlarının yaşayacağı travma oldu. Zor gerçekten çok zor Allah yardımcıları olsun.

Sosyal medyaya devam edelim, kırk ayrı ağızdan kırk ayrı yalan uyduruluyor, dezenformasyon yapılıyor ve buna bir çok insan inanıp destekliyor, karşı söyleme kapalı, apaçık fitne peşinde olan ve ateşe körükle giden bu insanları görüp bir şey yapamamak direncimi kırıyor ve ümitsizliğe sevk ediyor.

Tahminim o ki, bundan iki - üç yüz yıl evvel yaşasak hayatımız boyunca tesadüfen dinleyeceğimiz sükuta ve tefekküre vesile olacak, enteresan, talihsiz, üzüntü verici, ilginç olayları, bi akşam haber izlesek yahut bir saat internet kullansak öğrenmiş oluyoruz. Bu çok yoğun bombardımana haliyle alışıyoruz, ancak haberlere üzülmemek elde değil. Web sitesini açtığında Aylan Kurdi’nin haberi karşılıyor, mouseyi oynatıyorsun, “bomba transfer haberi”, “malum kahvecide kahve içiyor” gibi bin bir çeşit haber. Üzerine ağıt yakılacak, iki üç nesile anlatılacak hikayeleri bir hareketle geçiyoruz ancak bu üzülmediğimiz anlamına da gelmiyor. Bu modern hastalıkla başa çıkmamız gerek ancak asıl önemlisi her gün bizi karşılayan yüreklerimizi yakan olayların son bulması.

Rabbim yardımcımız olsun…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Suleyman Samet Polat yazdı, 8 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
23 Ağu 15 22:00
Suriye-Li-Ler

Hepimizin bildiği gibi pek çok Suriyeli, ülkelerinde çıkan iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığındı. Resmi olmayan rakamlara göre Türkiye’de 2 milyonun üzerinde Suriyeli yaşamaktadır, bunların %85’i sığınmacılar için inşa edilen çadır kentlerin dışında farklı şehirlere dağılmış durumda.

Bu insanların Türkiye’ye kabulü ile birlikte, sosyal, siyasal ve ticari anlamda uyum sağlama süreçleri de başlamış oldu. Ancak gerek Suriyelilerin toplum da “zenci” muamelesi görmesi, gerek Suriyelilerden kaynaklanan sorunlar nedeniyle süreç ağır aksak devam etmektedir ve uzun vadede kalıcı olacak gibi gözüken Suriyelilerin, ülkemize entegre olabilmesi için planlı ve ciddi bir çalışma yürütmek gerektiği aşikardır.

Toplumda şu an var olan ve bir nebze de olsa idare edilebilir görünen sorunlar, eğer ilgilenilmezse ilerde çığ gibi büyüyecek ve önü alınması imkânsız hale gelecektir. Mesela kira fiyatları nedeniyle kenar mahallelere yerleşen, üstelik bir evde birkaç aile birlikte ikamet eden Suriyeliler, çarpık kentleşmeye ve düzensizliğe neden olmakta, eğitim ve iş fırsatlarının yetersiz olması bu insanların uzun vadede suça yönelmesini ve yaşadıkları muhitleri de suç bataklığına çevirmelerini adeta kaçınılmaz kılmaktadır. Asıl tehlikeli olan ise, yerli halkın uyum sorunu yaşadığı Suriyelilere tepkisini kitle olarak, şiddet içeren bir şekilde göstermesi olacaktır.

Ayrıca bu göç dalgası ile beraber, yerel halk arasında çok eşlilik ve boşanmalar yaygınlaşmış, tecavüz ve çocuk istismarında artış olmuş, ev kiralarının hemen hemen iki katına çıkması gibi neticeler meydana gelmiştir. Bunlara ek olarak Suriyeliler bazı işverenler tarafından kaçak olarak çalıştırılmaya başlanmıştır. Yerel halk, iş fırsatlarının ellerinden alındığına inansa da bu kısmen doğrudur zira Suriyeliler ülke halkının çalışmak istemediği işlerde çalışmakta, buna rağmen normal şartlarda işsiz kalacak insanlar da işsiz olmalarını Suriyelilere bağlamaktadır. Buna ek olarak, sınıra yakın olan şehirlerde, eğitim, sağlık, temizlik gibi temel hizmetler de aksamaya başlamıştır.

Suriyelilerin asayişi bozdukları şeklinde bir algı oluşmuş olsa da halkın huzurunu bozacak seviyede değildir, nitekim EGM asayiş daire başkanlığına göre Suriyelilerin suça karışma oranı on binde otuz üç. Suriyelilerin karıştıkları adli vakalarda genelde davalı değil davacı pozisyonunda olmaları da göz önünde bulundurulmalı, Geçenlerde sur içinde Suriyeli bir aileye işkence yapıldığı ve kocasının önünde kadına tecavüz edildiği haberi basına yansımıştı. Bunun gibi basına yansımayan daha nice olayların var olması ihtimalini insan düşünmek dahi istemiyor.

Çözüme ise öncelikle bu tür insanlık dışı hadiselerin önüne geçerek ve Suriyeli göçmenlerin, ikinci hatta üçüncü sınıf insan muamelesi görmelerine bir son vererek başlamak gerekiyor.

Zor ve karmaşık sorunlar yumağı olan göçmenlerin durumu için uzun vadeli, insanca yaşam ve çözüm öngören politikalar gerekmekte, ancak bu konuda yetkili olan kurum ve kuruluşların dişe dokunur bir çalışmasından söz etmek zor.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Suleyman Samet Polat yazdı, 8 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
12 Ağu 15 22:00
What Can I Do Sometimes

Öyle bir sektör düşünün ki her geçen gün ülkeye verdiği zarar büyürken ekonomik hacmi ve popularitesi artsın. ”Futbol asla sadece futbol değildir” kesinlikle doğru bir söz.

Mesela Fransa'da şu anda yıllık 500,000 Euro’dan daha fazla kazanan futbolcular yüzde 49 vergi ödemek zorunda. Ayrıca yıllık 1 milyon Euro’nun üzerinde kazancı olan futbolcuların ödediği oran yüzde 75, Avrupa’nın diğer ülkelerinde de durum bundan pek farklı değil. Almanya'da yüzde 45, İspanya ve İtalya'da yüzde 43 vergi alınıyor.

Türkiye’de ise milyonlarca dolar geliri olan futbolcuların ödediği vergi oranı sadece yüzde 15. Bitmedi, esas fecaat kulüplerin ödediği vergiler; futbol kulüpler muaf olduğu için digitürk geliri, saha reklamı, forma reklamı, maç bileti satışları, kombine biletleri, futbolcu satışı gelirleri gibi birçok kazanç için yüzde 20 oranındaki kurumlar vergisini ödemiyorlar. Bunlara rağmen birçok kulübün muazzam miktarda vergi borçları bulunmakta. Sporcu yetiştirme ve tesisleşme konusunda sınıfta kalan kulüplerimize, belediyeler yahut devlet ayrıca bir de stat yapımı konusunda destek olmaktadırlar.

Ülke ekonomisinde har vurup harman savuran, zengin ailenin şımarık çocuğu rolündeki kulüplere verilen bu gibi imtiyazlar artık ciddi anlamda sorgulanmaya başlanması gerekiyor. Ülkemizde spordan ziyade insanların hayatlarını anlamlandırma girişimi, fanatizm ve holiganlık aracı konumuna gelen futbol, çoktandır asıl amacından sapmış durumda. Dolayısı ile ülkemiz ekonomisi ve insanına hiçbir faydası olmayan, aksine sürekli zarar veren Türk futboluna acilen büyük reformlar yapılıp sporun ruhuna uygun biçimde yeniden inşa edilmeye ihtiyaç duymaktadır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
12 Ağu 22:35

mustafa abi çok sağol ilk yazımı senin beğenmen ayrıca sevindirdi beni. Bakalım abi bu işin sonu nereye varacak

12 Ağu 22:25

Futbol kapitalizmin forvetidir. %80 vergi alınsın. Eline sağlık Türkiye futbolu eğlenceden çok rant para devşirme, ihale fesatciligina dönmüş hatta son günlerde tetikçilige kaydığını bile görüyoruz. İlerde bunlardan bahsederken seviniriz