Türkiye Aktivitesi
564 ziyaret
1 online
Ayşegül Koçar
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Edebiyat Puanı

234 puan Eflatun Kalem

Derecesi

26 [Toplam 182 kişi]

Edebiyat
Tümü(13)
Ayşegül Koçar yazdı, 4 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
23 Haz 16 06:00
Ölüm

Neresinden başlıyoruz hayatın? Elimizdekileri kaybetmekten mi yoksa yeni nefes kazanmaktan mı? Doğru ya da yanlışı nerde aramak gerek? Böyle binlerce soru daha... Bazen anlamlı bazen anlamsız cevaplar eşliğinde sürüp giden bir arayış. Ama bu arayışı durduran ve sorgulamayı sorgulatan bir gerçek, ÖLÜM. Ne zaman tanımak gerekiyor ölümü. Ve hayatın vazgeçilmez, dünyanın insanlar tabiriyle dengesini sağlayan bu gerçeği. Küçük yaşta tanışınca büyüdüğünü zannettiğinde daha mı kolay geliyor? Küçük yaşta tanışmak kolay mı? Nerede ve ne zaman olursa olsun kolayı olmayan ve cümleleri birer birer çıkmaza sokan bu ateş. Sana ait olmayan bir nefesi kaybetme korkusu. Hayatın sorgulamasının sorgulandığı nokta. Bitiş kimine göre başlangıç. Küçük çocukları kandırırcasına gökyüzü ya da. Hani hep öyle derler ya ordan izliyor seni diye. Kim sordu peki o çocuğa izlemesini değil yanında olmasını istediğini? Sorulmaz bazı sorular. Cevabı olmayan sorular da ölüm gibi sorgulanmaz. Kaç günlük ki bu dünya. Ayrılığa değmicek kadar kısa ömür. Ha şu zamana bırak yalanını da bırakın. Zaman ölümü kovalar unutmayın. Hanımlar beyler ölümün olduğu şu dünya bozuntusunda ayrılığa son verin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ayşegül Koçar yazdı, 3 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
3 Haz 16 22:00
Aynı mı?

Belki bir rakı masasında karşılıklı kadehlerimizi tokuştururken karşılaşırız. Sen bana içinden gelen en masum şiiri okuduğunda gözlerimiz el ele verip yürür ufuklara. Belki aynı şarkıyı dinlerken eşlik ederken selam veririz birbirimize. Hiç bilmediğimiz sorulara aynı cevabı verirken aynı yanlışda gireceğiz çıkmazlara. Ellerimiz tutuşurken ruhumuzu aynı denizde yüzdürmek kim bilir ne de güzel olurdu değil mi? Farklı uykularda aynı rüyaları görmek, aynı kedinin başını okşamak kim bilir nasıl bir masaldır. Ne dersin bir gün bakar mıyız aynı gökyüzüne?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ayşegül Koçar yazdı, 8 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
9 Nis 16 06:00
Kahve Hatırlı Kedi

Bak gece sokaklarda yürürken kahveme hatır ol diye demiyorum. Ben değil şair abilerimiz anlatmış zaten. Kimisi "Sus kimseler duymasın, duymasın ölürüm ha" diyerek sustuğu her şeyi anlatmış. Kimisi vurulmuş gökyüzüne "İkimiz birden sevinebiliriz, göğe bakalım" demiş. Bense çok bir şey diyemem ama abilerimize saygı duyarak anlatmaya çalışırım sol tarafımdaki cevahirin bu sokakbaşı hallerini. Eksik parçasını arayan yapboz gibi değil ama dağılınca kaybolmayıp yok olan türden. Ben anlatamam zaten saçmalarım. Mesela bir film sahnesine başrol yaparım bizi, sonra dönüp bize bakarım ulan biz miyiz diye. Tiyatro oynunu alkışlarken avuçlarım acıyana kadar bende olan kendimce bizi alkışlıyor bulurum kendimi. Ben böyle kurmaca bir gerçeklik yaramaya çalışırken tüm yalanların içinde birden dönen dünyada dönen başım oturur padişah tahtına. Rejim değişikliği şart diye yıkar sarayını başına. Sonra mı? Sonrası kahvem soğur ama hatırından ödün vermez. Sonra mı?Sonrası sokaklar benim olur, sokak lambası ışığım. Bak bu kedi hep bu köşede durur. Kimi bekliyor ki sabaha kadar? Bu şehrin en güzel yanıdır bu saatler. Hangi saatler mi? Köşedeki kedinin ben seni anlatırken sessizce beni dinlediği saatler. Sonra o da gidiyor gerçi. Ee saatler ilerliyor malum. Karanlık da kaybetmeye başladı siyahını. Ee güneş de doğuyor yavaş yavaş. Şair abiler de "kalk" dedi.Bu geceki kahve de bitiyor zaten. Ben bi şu kediye bakayım. Sen de bir sonraki hatıra kadar iyi bak kendine.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ayşegül Koçar yazdı, 3 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
30 Mar 16 02:00
Kim Bilir Kadın

Bak ellerine bak! Nasılda yorgun görünüyor. Parmak uçları toprağı gösterecek kadar yorgun. Sanki avuçlarından kayanların hepsi parmak uçlarından idam edilmiş gibi. Boynunu büktüğü gibi bükülü duruyor elleri. Daha fazla kaybetmicek gibi kapanmaya çalışıyor. Ve buruşmuş derisi. O kıvrımların arasında kaç hayatın acısını, kaç hayalin gölgesini taşıyor kim bilir?

O sevgi dolu, yorgun eller kim bilir kaç ruhu sardı, korudu? Ve narin bir çiçeğe dokunur gibi yavaşça silip dokunduğu tuzlu gözyaşı. Gözlerinin etrafındaki kıvrımlarda göllenerek kaç kırık kalp boğuyorlar orda? Yorgunluğun bir başka resmidir o çizgiler. Bir ağacın yaşını gösteren çizgileri gibi yaşanmışlık dikili onlarda. Anıları onlar kadar koruyup saklayan yoktur herhalde. Ahh hele o bakışlar. Yüreklerde kaç devrim yapıp, kaç savaş görmüştür kim bilir? Ha bir de tabi dudak kenarında söylemeyip tuttuğu her isyanını, şiirini saklayan bir kaç kıvrım. Bunlar gelinen yaştan çok sandığı gibi olur kadının. Baktığınızda ayna misali de hayatının özetini yansıtır. Ve kadın ne zaman görse ya da hatırlasa sevdiklerini bu kırışıklıklar bir gösteri yapar ki gözyaşı küçük gölcüklere dolar. Siyah beyaz ya da renkli olmaz bunların gösterileri. Kadın kadar olur. Kadın gibi olur. Yıllar kadar kıymetlidir. Ve kadın bunlardan da kıymetlidir.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
30 Mar 16:42

Teşekkür ederim

30 Mar 02:44

Kaleminize sağlık.

Ayşegül Koçar yazdı, 6 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
9 Mar 16 17:00
Bazen

Bazen bazıları bazen olur.

Bazıları bazen şimdi olur.

Bazıları geçmiş olur.

Bazıları bazen hep olur.

Bazıları bazen hiç olur.

Ben bazen bazıları olurum.

Bende bazen bazıları olur.

Ben hiç olurum.

Bazıları bende hep olur.

Ben hep olurum.

Bazıları bende hiç olur.

Bazen hep hiç olur.

Bazen hiç hep olmaz.

Bazıları olur.

Ben olmam.

Bazen bazenler bir daha hiç olmaz.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
12 Mar 00:17

Teşekkür ederim güzel yorumlarınız için.

10 Mar 17:01

Ksmmr

Kaleminize sağlık çok beğendim.

Ayşegül Koçar yazdı, 3 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
3 Oca 16 05:00
Beklemeyen Zaman

Zaman! Ömrün ayrılmaz yoldaşı. Hatıralarda iyi kötü anı tanecikleri bırakan bir tad. Beklemezmiş sahiden de insanı. Ardından baka kaldığında anlar insan en çok. Ve anladığın her dakika bir anlam daha ifade eder.

Önce çocukluğu tattırır şeker tadında. Büyüdükçe daha da tatlanan bir şeker. Gördükçe gözlerinin dolduğu renkli bilyelerin, anneliğin yalancı tadını veren oyuncak bebeklerin, tahta okul sıraların, renkli boya kalemlerin, peynir kokulu beslenme çantan, yeşil tahtan, beyaz tebeşirin...

Sonra gençlik dönemi en hızlısından. Tıpkı dedikleri gibi kanın damarlarında en deli aktığı çağ. Ne yere ne göğe sığamadığın zamanlar. Aşkların, umutların, hüzünlerin, kırgınlıkların, hayallerin... Ve sonrası dersin sonuna doğru geldiğin ve zili beklediğin yaşlılık. Dünyayı birazda dışardan izleyeyim dediğin anlar. Ve zamanın nasıl aktığını en iyi gördüğün anılarınla olan sırdaşlığın, siyah beyaz fotoğraf albümlerin, gençliğinden kalma müzik kasetlerin...

Zile az kaldığını bilirsin artık ve dünyaya şöyle bir bakıp "güzel zamanlardı zor olacak ayrılmak" dersin. Ne kadar sevdiğini kaybettiğinde anladığın her şey gibi. Terk ederken anlarsın geride kalmanın ne zor olduğunu.

Öyle ya da böyle akar zaman. Dersin biter çıkarsın. Geride öğrendiklerin ve yaşadığın deftere yazdıkların kalır. Ne kadar yaşadığın değil ne kadar öğrendiğindir mühim olan anlarsın. Zaman kendini dahi beklemeden akarken not almayı unutmayın azizim.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
03 Oca 22:36

Çok teşekkür ederim güzel yorumların için elbette bende bunun için çabalıyorum.

03 Oca 20:39

Yazdıklarını hep takip ediyorum canım böyle devam et iyi yazıyorsun

Ayşegül Koçar yazdı, 2 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
26 Ara 15 05:00
Cenaze Töreni

Gökyüzüne döndüm yüzümü bulutlar yağmurunu sakladı benden. Evet bu gece veya herhangi bir sabah ne fark eder. Ölü bir insan için ne önemi var ha pazar olmuş ha pazartesi. Mevsimler karla karışık yaz sıcakları olsa ne yazar. Bir acı varken yürekte hangi şafağı bekler ki insan. Ölmüşlüğüm var bu gecede.

Sabah nasıl bilindiğimi sorcaklar. Hep bir ağızdan sevdik diceksiniz ilk günkü yalanlar gibi. Oysa hep bir ağızdan öldürdünüz beni. Sonra göz yaşları akacak ama hiçbiri benimkinin bir damlası kadar tuzlu olamıcak. Sonra umut verir gibi duamı okucaksınız. Oysa sizdiniz tüm dualarımı umutsuz bırakan. Toprak gelirken üstüme yaşarken nefes almak kadar acıtmıcak canımı. Unutucaksınız beni terk ederken cesedimi bir anda. Hiç hatırlamamış olmanıza benzicek. Sabah olmaya yakın, gün yeniden doğmaya. Oysa ben ölmüştüm gecesinde kırılan tüm hayaller, yıkılan tüm umutlarımla. Şiirlerle yıkayın bedenimi, güzel koksun gökyüzüne. Hem o zaman belki yağmurlarla çiçekler açar ıslak ağaçlarda. Şafak sökmeye yakın. Törenim başlamak üzere. Oynamanıza gerek yok nasılsa kapanmış hayat perdesi, selam da vermeyin. Alkış beklemesin kulaklarınız. Umutları öldüğünde ölür insan. Umarım mekanım yeni umutlarla dolu olur. İyi hayallerim vardı, başım sağolsun.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
26 Ara 17:55

Zaten farklı temalarda yazıların olması çok daha iyi bir şey.Evet benim yazım umutsuzluk üzerine ve kendim hissedip başkalarının da hissettiği şeyler olabileceğini düşündüğüm için yazıldı.yorum için teşekkürler

26 Ara 13:44

Tam yazı paylaşımı için yazmımı kaydedicekken yazınızı okudum.Karamsarlığa yelken açan umutsuzluğun gemisi gibi olmuş yazınız.Yorum yapmamın nedeni de eğer paylaşırlarsa yazımı benim yazımın ana teması sizin yazının ana temasının tam zıttında olması.

Ayşegül Koçar yazdı, 3 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
19 Ara 15 09:00
O İyi İnsanlar

Bir kere olur bazen bazı şeyler. Ahmet Arif bir kere doğar, bir kere sevdalanır ve o dizeler bir kere değer yüreğimize. Cemal Süreya bir kere anlatır kadını bir daha hiç bir şair anlatamaz onun gibi. Nazım'ın bir kere Pirayesi olur ne bir Nazım ne de bir Piraye bir daha olmaz.

Bazen sevebilme ihtimalini bir kez sever insan, başka ihtimal tanımaz. Ahmet Kaya bir kez türkü söyler bazen bir daha hiç bir türkü bu kadar derininize dalmaz. Bir daha hiç kimse Turgut Uyar gibi anlatamaz gökyüzünü. Ve bu insanlar bir kez geçer dünyadan bir daha gelmez böylesi. Gücü yetmez,yüreği yetmez kimsenin bir daha böylesine sevdalanmaya, aşık olmaya, hasret çekmeye.

Güzel olan şeylerin tekrarı az olur bu dünyada. Ama nerde kötülük varsa tekrarı bitmez. Bir dost dediğin defalarca vefasızlık eder, bir insan dediğin defalarca vicdansız davranır. Şu günlerde bir sevgili dediğin defalarca yüreğini yol kenarına atıp gider. Ahh azizim diyorum ki eskiler bu kadar eskimeseydi belki hala uçuyor olurdu kuşlar. Şu zamanına alışmak ne zor dünyanın. Belki de onlarla yaşasak biz de mutlu girebilirdik toprağa. Yağmurlara şiirler yazıp, gökyüzüne doğru çığlık atabilirdik. Belki bu kadar ağlamazdık, üzülmezdik, insanlardan bu kadar uzaklaşmazdık. Ahhh onların bu yürekleri cam sanıp kırmaları, arkadaşı iyi günde arayıp kötü günde yok saymaları...

Yani demem o ki belki de insanları daha iyi tanırdık öyle inanırdık. "O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler, demirin tuncuna insanın piçine kaldık..." derken Yaşar Kemal özetlemiş insanı da dünyayı da. İyisi mi biz şiir okumaya devam edelim bu dünya başka türlü güzelleşmez.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
20 Ara 18:41

Teşekkür ederim arkadaşlar

19 Ara 22:02

Cem

Çok güzel olmuş eline sağlık tebrikler

Ayşegül Koçar yazdı, 3 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
7 Ara 15 05:00
Tutsak Duvarlar

Dört tarafı kapalı bir duvar.Gökyüzü bile gündüz var sadece gece yasak.Başımın üstünde duracak ölü yıldızları özledim.Doyasıya bakmak ne muhteşem olur aya.Güneş söz verdiği gün batımı için doğuyor her sabah.Işıklarını bizim için cebinde biriktirmiş.Sahi biz hiç günbatımı yakalayamadık dimi o da yasaktı.Ne kadar da çok isterdim kuş olabilmeyi.Kanatlarım olunca aşardım bu dünyayı kapatan duvarları.Uçurtma yapabilsem keşke umutlarımdan.Ama duvarlara çarpardım burda.Yemyeşil çayırlarda uçar uçurtmalar.Sahi masallarda ki gibi mi yemyeşil çayırlar. Çiçekler o kadar güzel mi kokuyor.Peki ben kuşların ağzında bir çiçek istesem duvarlar ona da engel olur mu?Yağmurlar yağabiliyor duvarlar ötesine ama ben aşamıyorum bu parmaklıkları.Bir yağmur damlası olmak isterdim.Hem çiçeklerle uyur köklerinden açardım gözümü toprağa.İstersem uçurtmanın ipine takılır,istersem kuşların kanatlarında gezerdim.Rüzgarda olabilirdim mesela.Çok hızlı koşar çıkardım bu parmaklıklardan.O zaman tutamazlardı beni.İnsan nasıl özgür olur etrafı etden duvarlarla örülüyken.Ben duvarların arkasını istiyorum.Doyasıya koşabileceğim özgür çayırları.Tutsak bir şehir değil özgür bir gökyüzü istiyorum ben.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ayşegül Koçar yazdı, 1 misafir olmak üzere 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
5 Ara 15 13:00
Büyüdükçe İnsan

Özler insan.Bazen öyle şeyler olur öyle şeyler yaşar ki nefret ettiğini özler.Geçsin diye çırpındığı zaman gün gelir burnunda tüter.Yanındayken görmediği yürek gün gelir hasreti olur.Ama en çok da çocuk olmayı özler insan.En saf,en masum dönemdir çünkü.Umutlar yemyeşil bir ağaç gibi,hayaller taptaze ve gülüşler fırından yeni çıkan ekmek kadar sıcak,bakışlar gökyüzü kadar maviliktedir.Nasıl özlenmez dünyanın çok saf,insanların sevgi dolu geldiği o zamanlar.Büyümek ister çocukken ama büyüyünce anlar hiç bir halt olmadığını,aslında en güzelinin hep çocuk kalmak olduğunu.Büyüyünce unutursun çünkü çiçeklerin kokusunu,oyunda ki arkadaşların kadar masum olmadığını görürsün insanların.Büyüdükçe nasıl yorgun olduğunu anlarsın,damarlarında dolaşan umutsuzluğu,her gözünü açtığında yüreğini acıtarak batan kırıklarını,karanlık çöktüğünde anlarsın yok olup giden tüm hayalleri.Büyüdükçe affedemez insan.Kırılan umutları,yok olan hayalleri,çekip giden sevdim diyenleri affedemez.Onları affetse onları affetti diye kendini affedemez.Büyüdükçe saçmalar insan.Büyüdükçe öğrenir giden hiç bir geminin geri gelmeyeceğini.Büyüdükçe anlar insan hiç büyümemesi gerektigini.Çocuk gibi umutlarınız,çocuk gibi hayalleriniz olsun.Büyümeyin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ayşegül Koçar yazdı, 2 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
1 Ara 15 13:00
Bazen Alışmayın

Alışmak. Bir taraftan bakıldığında insanı rahatlatan, ruhunu hafifleten bir kelimeyken diğer taraftan bakıldığında tüm yaşanmışlıkları çöp torbasına koyup bir tarafa kaldıran bir hüzün.

Kolay değilmiş alışmak; insana, hayata, geçmişe, şimdiye ya da geleceğe, gökyüzüne, aşka, aldatılmaya, yanlızlığa. Ama en zoru insanın kendisine alışmasıymış. En zoru diğer insanlara alışmasıymış. Her defasında güveni boşa çıkardıkları halde derinden gelen inanma isteği, vefasızlık yaptıkları halde onları affedebilme bunlar hep en zor alışkanlıklardan. Bazen alışmak böyle şeylerle oyundan mola verir insana, dinlenmesi için. Bir de alışmanın zulüm verdiği alışkanlıklar var. Çocukların adaletsizce elinden alınan nefesleri. Onların katliamına,azabına bile alıştı dünya. Nasıl da görmezden gelinir oldu insanların ölümü. Peki ya kadınlar! Alışamadı mı insanlık kadınlara da onları zamanın bir köşesinden diğerine vefasızca savuruyor. Kadının doğurduğu,kadının hayatını elinden çalar olmuş alışmış gözlerin altında. Korkulara, yanlızlığa, aşka, aldatılmaya, güvenin her defasında yanıltmasın, vefasızlıklara, bencilliklere bunlara alışır insan. Acı çeker, kör bir kuyunun dibinde hisseder, gözyaşı döker ama bir şekilde alışır. İnsan bir tek insana alışamıyor şu dünyada. Ama bizler bir tek ölüme alışmasak da yeterli. Ölümün alışkanlığı işlerse hayata zaten dönecek bir dünya, yaşayacak bir hayat kalmamıştır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
20 Ara 18:41

Teşekkürler

01 Ara 21:25

Yüreğine sağlık

Ayşegül Koçar yazdı, 3 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
29 Kas 15 21:00
Pencereden Kalbine

İnsan bir pencere arar hayatta.Dışardan her şeye,kendisine bakabileceği bir pencere.Hayatı sadece nefes alıp vermekten ibaret olmadığını anlatıcak bir açıklık.İnsan kalbine bakabileceği bir boşluk arar tüm dolulukların arasında.Sonra oturup o pencerenin kenarına kalbinden,hayatından gelip geçenlere,geçmeyip cam dibinde oturanlara bakar.Tüm yaraları tek tek acınası bir selam çakar.Kalbiyle hayata bakar insan.Kalbinin ziyaretçilerinden kaçı hayatından tapu aldı diye.Sonrası mı?Sonrası bir kedinin miyavlaması,bir köpeğin havlaması ve bir irkilip kendine gelme.Aslında kimsenin kalmadığını,sadece kimi ziyaretin uzun kimisinin kısa sürdüğünü anlama çabası.Tüm ziyaretçiler gittiğinde kalemin ucu dokunur yüreğine.Kimsenin orda kalmadığını görünce anlar insan,yüreğiyle kendisinin de hayatta kalıcı olmadığını.Pencere kenarından salar umutlarını aşağıya,cam dibinde bekleyenlere ilaç olsun diye.Çiçekli pencerenizi aralayın kalbinize,selam bekleyen yaralarınız var daha.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
30 Kas 13:03

Çok doğru ve güzel bir yorum. Tebrikler ...

Ayşegül Koçar yazdı, 1 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
28 Kas 15 05:00
Cesetlerin Müziği

Şu günlerde sonbaharın tüm sarılarını içine çekerken,birden tüm kırılanlar doluyor insanın ruhuna.Ağaçtan düşen her kuru yaprağa bastığımda çıkan o ses hiç de yabancı değil sanki kulaklarıma.Daha önce defalarca yaşadım ben o sesi.İnsanın kalbi her kırıldığında tüm iç organları duyar o sesin daha da şiddetlisini.Her karanlık çöküp insan kendisi ve gökyüzüyle başbaşa kaldığında bu gürültü tüm ruhunu sağır edecek şekilde dolaşır bedeninde.Ve dünyada ki başka sesler bastıramaz o gürültüyü.Sonra birden yağmur damlalarının sesi başlar.İşte o zaman sesler bir melodi halinde gelir kulaklarınıza.Daha önce belki de hiç bir şarkıda duymadığınız ruhunuzu besleyen bir melodi.Göz kapaklarınızı bile rahatlatan bu büyü tüm dünyaya tıkar kulaklarınızı.Ruhunuzda dans etmeye başlarsa melodinin eşliğinde işte o zaman aşık olursunuz gökyüzüne.Ve dalını terkeden o ölü yapraklara tekrar baktığınızda ruhunuz sarılır ağaca,yeni yapraklar bekler.Anlarsınız ki kaybettiğiniz her yaprak yeni bir yaprağın doğması içinmiş.Yaprak cesetlerinden öğrenecek daha çok dansı var ruhumuzun.Bu arada doğacak her yaprak da bir gün o mezarlık da ki melodiye katılacak.İyisi mi siz ağacınızı terk etmeyin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
28 Kas 12:04

Kalemine Sağlık