Türkiye Aktivitesi
1567 ziyaret
1 online
Yusuf Esad Öz
Öğrenci, belli özellikleri olmayan, Mübahlara fazla meyilli. https://www.instagram.com/yusufesadoz

Türkiye Puanı

124 puan Mavi Kalem

Derecesi

75 [Toplam 1626 kişi]

Türkiye
Tümü(7)
Pinledikleri(0)
Yusuf Esad Öz yazdı, 4 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
2 Şub 16 05:00
Birkaç Film Tavsiyesi

Meraklısına Birkaç Film Tavsiyesi

not: Filmleri sadece bir izlenceden ibaret olarak göremeli, arka plandaki görseliteyi, felsefeyi, kurguyu görebilmeye çalışmalıyız. Özenle seçilmiş bu filmleri sizlerin istifadesine bırakıyoruz. Son olarak bir tavsiye vermek ister, filmleri yüksek kalitede ve sessiz bir ortamda izlemenizi tavsiye ederim.

ZİNCİRSİZ

Zincirsiz (Django Unchained) western türünde çekilmiş, modern sayılabilecek bir western filmidir. Yönetmenliğini Quentın Tarantino’nun yaptığı aksiyona heyecana doyulan bir görselite. Leonardo Dicaprio, Samuel Jackson gibi tecrübeli oyuncuların rol aldığı Jamie Foxx’un başrolde olduğu yapım, kahramanımız Django’nun köle ticareti sırasında kaybolan eşini aramasını konu edinmektedir. Filmin son derece akıcı olduğunu da eklemek isterim.

LEVİATHAN

Rus yapımı olan film, 67. Cannes Film Festivali'nde en iyi senaryo dalında ödül almış ve 87. Oscar ödüllerinde yabancı dilde en iyi film dalında aday gösterilmiştir.

Dram türündeki film tamirci bir adam olan Kolia’nın, evinin mülkiyetini korumaya çalışmasını konu ediniyor. Filmin görsel açıdan kusursuz olduğunu söylemek mümkün. Sade bir kurgu da işin içine girince mükemmelliği yakaladığını söyleyebiliriz. Eyüp as. İle bağdaştırılmaya çalışılsa da bu konu da pek etkin olduğu söylenemez. Filmin en beğenilen yönünün görsel sadelik ve görsel titizlik olduğunu tekrar vurgulamak istiyorum.

KADER

(Film hakkında bilgi vermeye başlamadan önce izlediğim en iyi filmlerden birisi olduğunu belirtmek istiyorum.)

Kader, (Predestination) Bilim kurgu türündeki film, konu olarak zaman da seyahat edebilen bir ajanı anlatmaktadır. Ajanın görevi New York’ta fiyasko bombacısı olarak bilinen kişiyi bulup saldırıda ölen 11.000 kişinin ölmesini engellemektir. Burada bu kadar anlatmak istiyorum, eğer biraz daha anlatırsam filmin bir esprisi kalmaz çünkü. Filmin muhteşem bir kurguya sahip olması anlaşılmasını bir miktar zorlaştırıyor. Bunu anlamaya çalışırken beyninizden kıvılcımlar çıkması muhtemeldir.

WHİPLASH

Whiplas, benim gibi müzikal filmleri sevmeyen biriyseniz bile sevebileceğinizi garanti edeceğim, nefes kesici harika bir film. Başrol oyuncumuz baterici Andrew’in Shcarffer konservatuarına girmesiyle başlayan hikayemiz caz duayeni Fletcher ile tanışmasıyla kızışmaya başlar. Karakterimiz kariyerini burada sürdürmek için radikal seçimler yapar. Film enteresan sahnelerle de renklendirilir. Filmin en çok dikkat çeken tarafı bateriden gelen sesin, Fletcher’ın el hareketlerinin müzik başlayıp, yine müzikle eş güdümde sona ermesi filmi mükemmel yapan unsur. Görüntünün de hiç fena olmadığını söylemek mümkün. Unutmadan Oscar’da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü alması da gayet yerinde bir ödül olmuş.

   İYİ SEYİRLER   

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Yusuf Esad Öz yazdı, 8 misafir olmak üzere 14 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
31 Tem 15 04:00
Kahveye Dair

Bu yazımda kahveye dair birkaç bir şeyler söylemek istiyorum.

Kahve Osmanlıya ilk geldiğinde "İçilebilir mi? Caiz bir içki midir, değil midir yoksa?" diye tereddüte düşüyorlar, sonra şeyhülİslama danışılıyor ve içilebilir onayı alınıyor, içilmesi meşru hale geliyor.

Türk kahvesindan başka kahve kültürümüzün olmayışı vahim bir durumdur benim açımdan, o özgüven ve bilmişlik ruhumuzdandır bu kanım (bilmediğimiz yolu bile tarif etme hevesimize rağmen). Bize çok da uzak olmayan coğrafyalarda (Arabistan ve Afrikada) yetişmesine karşın yeterli geliştirmeyi sağlayamamışız kahvede.

Batıya baktığımızda ise sömürgecilik parantezi içinde kahveyi müthiş bir inovasyona uğratıyor ve dünyada muazzam bir yankı uyandırıyor. Hem satarak hem de kullanarak inanılmaz pragmatist bir tavır sergiliyor.

Günümüzde Avrupa'da sabahları bizim çay tükettiğimiz gibi kahve tüketiyorlar. Her insan proleterya'da zinde ve uyanık olmalıdır en nihayetinde.

Kahve'nin günümüzde çok fazla kombinasyonu var.

Bu çeşitliliğin temel sebebi yetiştiği yöreye özgün bir aroması ve kıvamı olması. İkinci aşamada ise filtre kahve, sütlü kahve ve ilave aromalı kahveler yer alıyor (damla sakızlı cikolatalı vs). Son olarak da kahvenin hazırlanış biçimi yer alıyor ki bu modern çağın en büyük getirisidir. Aynı kahveyi kullanarak, farklı farklı yöntemlere tabii tutarak farklı tatlar elde edebiliyorsunuz.

Yeri gelmişken; kahve petrolden sonra en büyük ticaret alanına sahip üründür, ki batı bunu çok güzel değerlendiriyor sadece Starbucks gibi bir kafe zincirini ele alırsak:

-dünyanın dörtbir yanında yüzlerce bayii

-onlarca kahve çeşidi (kahvelerin fiyat aralığı 7 ile 15 tl arası olması gerek)

-elemanlarda güler yüz ve nezaket.

-çok sağlam bir kahve ekipmanı (makinelerinden tutun kullanılan kahvelere kadar).

İşte böyle bir sistemin para kazanmamasını beklemek enayilik olurdu sanırım. Bu arada böyle bir kahve mağazası açmak isterseniz çok yüksek meblada bir marka parası ödemeniz gerekir. Zaten herkese de bayilik vermiyorlar, ki kalitede sapma olmasın! Konuyu toparlıyayım artık; "bir marka, dünyanın heryerinde, kalite ve kapitalizim". Money, money, money...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
31 Tem 15:34

ilk zamanlar adı "kihva"dır.avrupalılar "islamın şarabı" derler. yemenli alim "şazeli" tarafından keşfedildiğine inanılır. "aşk gibi değil ölüm gibi acı olmalıdır" der araplar kahve hakkında. geleneksel araplar hemmame diye bir acı tohum ile yaparlar

Yusuf Esad Öz yazdı, 1 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, 12 yorum yapıldı.
27 Tem 15 16:00
Gündeme Biraz Ara

Geniş alın teoremi:

Bu teorime göre insanların zeka düzeyler (kapasiteleri) alınlarına bakarak belirlenebiliyor. Dar ve küçük alınlı insanlar basit ve sıradan fikirlere sahip hayatta küçük çapta (ev-iş-aile-kişisel problemler) ile mücadele veren insanlar iken, geniş ve büyük alınlı insanlar daha derinlemesine düşünen, analizleri kuvvetli ve zeki, olayların arka planlarını düşünebilen insanlardır (daha genel çerçeveden bakabilen, toplumsal yada evrensel sorunlarla ilgilenen). Bu teorem daha kanıtlanmadı, ortaya sunan olarak gerek çevremdeki insanlardan; gerek bilim, felsefe, edebiyat, siyaset vesaire gibi alanlardan deliller bulabiliyorum. (Einstain, Kant, Nietzsche Schopenhauer, Wittgeinstein, J.J. Rousseau, Tolstoy, Dostoyevski Erdoğan Erbakan, Y.kaplan, N.Topcu, Cemil Meriç, ve birçok öğretmenim & tanıdığım... -kullanıp kullanmamak başka bir mesele- ) Buna benzer bir teoriyi Franz Joseph Gall ortaya atmış, o da şöyle atmış: "Gall, İnsan zihninin psişik yetilerinin yerinin beyin olduğunu ileri sürmekte, bu yetilerin boyutlarının KAFATASI'NIN BİÇİMİNE göre belirlenebileceğini düşünmektedir." schoperhauer ise Gall'ın ahlaki yetilerinde beyinde gerçekleştiğini eleştirmiştir, ve buna kaynak olarak "İrade" yi göstermiştir. Benim de ayrıştığım noktalardan biride bu zaten. 1- İrade ve dirayet, gibi konular herkesin vicdanına, (iradesine) bağlıdır. 2- Kafatasının biçimine göre değil alnın biçimine göre birisinin kapasitesi belirleniyor. Anatomik olarak bir araştırma yapmadığımı belirterek, beynin büyüklüğünün yada kullanımının alınla muhakkak bir ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Elbette bu teoriye istisna insanlar çıkacaktır. Ama siz yinede çevrenizde ki zeki dediğiniz insanlara bir bakın, alınlarının büyük olduğunu fark edeceksiniz.

Bir not: Gündemden uzaklaştırmak için paylaşmayı uygun buldum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
30 Tem 01:21

Katkıda bulunan herkese teşekkür ederim.

28 Tem 20:57

Akıl ve kafa büyüklüğü oranı, bazı Tıp kitaplarındaki bilgilerle de desteklenir.Yukarıya doğru büyüyen başlara"cerebral tip" beyinsel tip denir.

Yusuf Esad Öz yazdı, 3 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
28 Mar 15 21:00
Bitmeyen İsteklerimiz

Dünya'nın en zengin insanlarından birisi sizsiniz, yaşınız 26 civarı, her türlü zevkleri tadıyorsunuz, paranızla servetinize katmadığınız araba, villa, yat, jet, özel kıyafet, saat, ayakkabı, şirket, markalar, holdingler, yok yok. İşin egoist kısmı size ve sisteme malup düşmüş köleleriniz... Dahası çılgın hobileriniz ve fikirleriniz var. Dünya'nın orasından orasına geziyorsunuz, skateboardlar bungee jumpingler dağ tırmanışlar ve daha nice uç sporlar. Alkol uyuşturucu fuhşiyat hepsi elinizde. Silah tüccarlığında önemli bir yere sahipsiniz. Dünyadaki o servetinize yeni servetler eklemeye çalışıyorsunuz. Alanınızda da dünyada en iyisi sizsiniz.

İşte böyle bir hayatınız var, din namına en ufak bir korkunuz yok, Marks tan etkilenmiş ve benzeri ideolojileri benimsemişsiniz.

Peki bundan on sene sonrasını düşünelim şimdi de, o dünyalar kadar mala mülke sahip oldunuz, tadabileceğiniz hatta tadamayacağınız zevkleri taddınız. Ve artık köşkünüze çekildiniz, bitmiş karaciğerlerinizin yanında tükenmiş bedeniniz tap taze duruyor, dünyadan soğumuşsunuz, önünüze iki seçenek çıkmış; birincisi az da olsa aklını kullananınki, maddi, fiziki zevklerin bir yere kadar olduğunu anlayıp kendini ilme kitaplara fikirlere verip ölümden tırsarak ve korkarak yaşayanınki. İkinci olarak da gaflette son noktaya geleninki, bir patlama, bang... o kurşun. tadmadığınız tek şeyi de taddınız artık. Lafı daha fazla gevelemeyeceğim. Sözü söylemek istediklerime getirmek istiyorum, maddi ve fiziki zevklerin bizleri bir süre sonra ciddi mâna yıpratacağını, dünyanin fâni oluşunu, sonu bitimi olmayan şeyin ilim olduğunu, en ama en önemlisi ölümden kormadan yaşamayı. Bunu biraz daha açmam gerekecek, yani zevklerin sonu olmayan, zamanın sonu olmayan ebedi aleme hazırlıklı olarak yaşamayı dile getirmek istiyorum. Bu dünya için değmeyecek fesatlıklara çirkefliğe lüzumsuzluğa yolsuzluğa ve nice günahlara girmeyelim. Tadılabilecek en iyi zevk bile taddıktan sonra sıkıcı gelecektir. Fiiliyatlarımızı tekrar bir gözden geçirmeli ve tövbe-i nasuh ile tertemiz bir sayfa açmalıyız. Nefsimizin her zaman daha fazlasını istediğini unutmamalı ve bir müslüman bilincinde olmalıyız.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Yusuf Esad Öz yazdı, 2 misafir beğendi, 7 yorum yapıldı.
25 Mar 15 03:00
Felsefe ve Islam

Felsefe ve islam.

(hatalı kısımlar olduğunun farkındayım yinede paylaşmak istedim. yorumlara açık bir metin.)

Felsefe düşünme sanatıdır. İslam ise bir yaşam tarzı ve yaşamdan sonrasıdır. Felsefe sorgulama sanatıdır İslam ise itaatdir.

İlk bakışta ikiside birbirine zıt alanlardır.bunu niçin söyledim? , cünkü islam mantık dini değildir (ibadetler). Felsefe ise herşeyde mantık arar.

Cahiliye çağını yıkan ne oldu ? Kısmi anarşistlik. Allah cc. dışında her tanrıya karşı retti. Bu olması gereken bir anarşistlik ve devrimcilikti.

Bu sayede hakkı buldular.

Yazarın bir lafı vardı; "Kapalı kızlarımız felsefe okumalıdır." diye, senelerdir bizlere felsefeyi sanki bir ateist zihniyeti & düşünce sistemi olarak gösterdiler. Bazı ilahiyatlı ! abilerimizin dediği gibi kadercilik yapmak ile olmuyor bu işler, Kur'an dan ve sünnetten tam olarak araştırmadan "allah böyle yazmış" demeleri gibi yobaz cümleler doğuyor ortaya.

Mevzuların araştırırken herşeyi koşulsuz yoklayabilmeye felsefi araştırma denir. Felsefi araştırmada mantık devreye girer, İslamda ise Allahu teala insan beyninin bazı şeyleri tam olarak algılayamayacağını söylemiştir.( zaman kavramı, kader kavramı, tanrı kavramı vb. ) bu yüzden tam mâna sı ile çözemeyiz bazı şeyleri. Allahu tealanın bize "tam mânası ile kavrayamayacağınız" dediği şeylerden ziyade insan zihninin kavrayabileceği şeyleri araştırmalıyız. İnsan aklı ne kadar muazzam da olsa bir sınırı vardır, müslümanlar olarak batı felsefesinin tekniğini almalı içeriğini onlara bırakmalıyız. Yani yüzde yüz doğru olan tek bilgi Kur-an'ın bizlere söylediği bilgilerdir. Batının bize söylediklerinden Kuran ile uyuşan bilgileri almalı ters düşenleri ise onlara bırakmalıyız ki gerçekten işe yarayan bilgiler elde edebilelim, kuranı doğru bir şekilde yorumlayabilelim. Mesela insan oğlunun Hz. Ademden geldiği Kur'an da apaçık yazar. Bilim insanları farklı teoriler atarlar ortaya, bunlardan Kur'ana uyanı araştırmalı, incelemeli, yanlışları ayıklamalı ve duru bir halde almalıyız.

"felsefe soru sorma sanatıdır." derdi hocam, bizde kur'an a felsefe yapmalıyız, yani kur'anı farklı açılarıylada incelemeliyiz. Bir nevi kurandaki bir ayeti düşünürken, sadece açık anlamıyla değil, başka neler kastedmek istediğiylede ilgili düşünmeliyiz. böylece kurandan da daha fazla istifade edebilelim.

Felsefe islam ışığı altında yapıldığı zaman gerçekten çok faydalı olacağını savunurum her zaman. Çünkü Hakkın bize gönderdiği kitap ve Rasul ile ancak hakikate ulaşabiliriz. Her bilim ve ilim alanında da aynı şeyi savunmuşumdur. Gerçekten doğru ve yararlı bilgiye ancak böyle ulaşılabilir; hakkın dedikleri, ve bilmin dedikleri ile kuşun iki kanadı dengede olur.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
26 May 23:06

akıl ve mantık ile hakikat ve hak.. bunlar araç ve gereç gibi bir de aklın nazari ve idraki olanı ya da ameli ve iradi olanı var.. Gazali akıl ve kalb gözü Kant teorik ve pratik İmamı Nursi nazar ve niyet olarak ayırmış İMAN ise hepsi kuşatır

29 Mar 22:27

yani "ikindi namazının farzı niye dört rekat, veya niye günde beş vakit" diye mantık aranmaz.